Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta ağır depresyondaki birinin hayatına tanıklık ediyoruz. Psikologla yapılan görüşmeler bilişsel davranışçı terapiden örnekler gibi. Karakterin her şeyi en uç noktaya taşıyarak değerlendirmesi, bunu her görüşmede tekrar ediyor olması biraz tekdüze bir hikayenin içindeymişiz gibi hissettiriyor, hatta yazara sempati duymamıza engel olabiliyor. Sanırım kültür farkının da bunda payı var. Ama sonuçta bu bir edebiyat kitabı değil. Psikoloji kitabı hiç değil. Cümlelerin yapısı da okumayı zorlaştırmış gibi duruyor, açıkçası çok da severek okumadım. Yine de kişisel duygu ve düşüncelerin dürüst bir ifadesi olarak okunduğunda, dünyanın neresinde olursak olalım -bu boyutlarda olmasa da- benzer kaygıların hepimizin yaşamının bir parçası olduğunu görüp yazarın açık sözlülüğünü takdir etmek mümkün.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Charles Darwin'in kaleme aldığı Köken'i okumak isteyenlere naçizane birkaç öneri ile incelememi açmak istiyorum. Öncelikle evrimin - farklı bir kavram olan evrim teorisinin de- ele alınması noktasında felsefi, teolojik ve tabii olarak biyolojik(doğa bilimleri) ekseninde ve daha bir çok alt alanda kavrayışlar mevcuttur. Bu kitap ise çoğunlukla doğa bilimleri(biyoloji) ekseninde ilerlemekte. Özetle giriş seviyede biyoloji, evrimsel kuram, jeoloji ve coğrafya bilginiz olması temeldir. Aksi takdirde kitabı okumakta zorlanabilirsiniz. Zira bu eser Darwin tarafından popüler bir kültür kitabı olarak halk için değil kapsamlı bir araştırma olarak doğa bilimleri alanında ihtisas yapan bilim insanlarına yönelikti.
Populasyonun, kalıtımın ve çeşitliliğin olduğu her yerde evrim yasası işlemektedir. Gözleme, deneye dayanan ve üzerinden geçen yıllarda modern sentezler, genom projesi ve dna tahlileri vb. ile sayısız kez teyit edilen bu yaşam görüşünde "ihtişam" var.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Reşad Ekrem Koçu’nun bu eseri, tarihin sadece savaşlardan ibaret olmadığını kanıtlıyor. Kitabı elime almamla bitirmem bir oldu; yaklaşık 1 saat gibi kısa bir sürede, adeta bir solukta okuyup bitirdim. Yazarın o meşhur "tarih yazıcılığı" tarzı, insanı sıkıcı bilgilerle boğmak yerine 17. yüzyıl İstanbul’unun en gizemli köşelerine davet ediyor.
Kitapta anlatılan hikâyelerin gerçek karakterlere dayanması etkileyiciliği artırıyor. Özellikle Kızlarağası Sünbül Ağa’nın evlatlığı Osman üzerinden dönemin toplumsal yapısını ve saray hayatını izlemek çok keyifliydi. Koçu’nun masalsı üslubu sayesinde kendimi eski İstanbul sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettim. Sonundaki sözlük bölümü ise harika bir ayrıntı olmuş. Tarihi akademik dilden uzak, edebi bir tatla öğrenmek isteyen herkese tavsiye ederim. Bir çırpıda bitecek ama etkisi uzun sürecek bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sıradan, huzursuz ve kırılgan bir birey; belki de biraz tutunamayan. Herkese her şeye karşı mesafeli, eyleme geçmekte zorlanan ama eyleme geçerken hesaplı.

Hayata dair öyle büyük emelleri olmayan, sanki hayata yetenekli (çünkü insanlar ondan bir şeyler beklemekten vazgeçemiyor) ama tembel ve kabullenici…

Genazio’nun o soğuk anlatımı her cümlede kendini hissettiriyor.

Daha önce okuduğum kitaplarında bulunan o karşı çıkış dili bu kitapta daha bir kabulleniş halini almış sanki kitabın isminin metaforik göstergesi de bunu vurguluyor.

Kitapta ısrarla süren bir ceket fırlatma eylemi var, acaba Genazio neyi işaretlemek istemiş hayat ile ilgili ben az buçuk kendimce zihnimde oturttum ama size de bir soru kalsın.

Kitapta ayrıntılara dikkat etmek gerekiyor. Usul usul akıp giderken öyle bir depara kalkıyor ki anlatım şaşıp kalacaksınız.

Selametle.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Masumiyetin içinden doğan bir direniş.
Ferenc Molnár’ın Pal Sokağı Çocukları adlı eseri, ilk bakışta çocuklar arasında geçen basit bir oyun mücadelesini anlatıyor gibi görünse de, derinlerinde insanın aidiyet ihtiyacını, adalet arayışını ve fedakarlığın sessiz gücünü ele alan güçlü bir romandır. Molnár, çocuk dünyasının masum sınırları içinde yetişkin dünyasına ait çatışmaları ustalıkla gösterir. Romanın merkezinde yer alan boş arsa, çocuklar için yalnızca bir oyun alanı değildir. Burası, onların kendilerini güçlü, değerli ve “bir yere ait” hissettikleri tek alandır. Bu nedenle verilen mücadele, bir toprağı değil, kimliklerini koruma mücadelesini temsil ediyor. Molnár, çocukların bu arsaya yüklediği anlam üzerinden, insanın sahip olduğu değerleri kaybetme korkusunu sade ama etkili bir dille anlatır.

Karakterler net iyi–kötü ayrımından çok, insani zaaflarıyla ele alınır. Boka’nın liderliği; otorite kurmaktan ziyade sorumluluk almayı temsil ederken, Nemecsek karakteri romanın vicdanını oluşturur. Fiziksel olarak zayıf, sosyal olarak arka planda kalan Nemecsek’in cesareti, güç kavramını ters yüz eder. Onun fedakarlığı, gerçek kahramanlığın görünürlükle değil, sessiz bir sadakatle var olduğunu gösterir.

Molnár’ın anlatımı duygusaldır ancak abartıya kaçmaz. Olaylar dramatik bir yapı sunsa da, anlatımın yalınlığı romanın samimiyetini artırır. Özellikle çocukların kendi aralarında kurdukları düzen, yasalar ve rütbeler; yetişkin dünyasının küçük bir yansıması gibidir. Bu durum, okura şu soruyu düşündürür: İnsan büyüdükçe mi sertleşir, yoksa bu sertlik en başından mı vardı? Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, adaletin her zaman kazanan tarafta yer almamasıdır. Hikaye, okuyanlara mutlu bir zaferden çok, hayatın gerçeklerine yakın bir yüzleşme sunar. Bu yönüyle Pal Sokağı Çocukları, çocuk edebiyatının sınırlarını aşarak her yaşa hitap eden evrensel bir anlatıya dönüşür.

Sonuç olarak Pal Sokağı Çocukları, yalnızca geçmişte kalan bir çocukluk hikayesi değil; bugün hâlâ geçerliliğini koruyan dostluk, sadakat ve bedel ödeme kavramları üzerine düşünmeye davet eden zamansız bir romandır. Okur, kitabı bitirdiğinde sadece bir hikâye okumamış; aynı zamanda kendi değerleriyle sessiz bir hesaplaşma yaşamış olur. Pal Sokağı Çocukları, çocukluğun sadece oyunlardan ibaret olmadığını; kaybetmenin, susmanın ve vazgeçmeden direnmenin de bu dünyaya ait olduğunu hatırlatır. Sayfalar ilerledikçe, bir arsayı savunan çocuklardan çok, değerlerini korumaya çalışan insanları görürsünüz. Roman bittiğinde geriye kalan şey zaferin sevinci değil; sessiz bir hüzün ve “gerçek cesaret nedir?” sorusudur. Belki de bu yüzden Pal Sokağı, yalnızca bir sokak değil, insanın kalbinde ömür boyu sakladığı bir çocukluk köşesidir.

Pal Sokağı Çocukları, yaş farkı gözetmeden herkese dokunabilen nadir eserlerden biridir. Dostluğun, sadakatin ve sessiz fedakârlığın ne anlama geldiğini hatırlatır. Hayatın her döneminde yeniden okunabilecek bu roman, insana kaybettiklerini değil, aslında neyi koruması gerektiğini gösterir. Bu yüzden bence Pal Sokağı Çocukları sadece okunacak bir kitap değil, mutlaka okunması gereken bir hikayedir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sözler çok iyiydi.
Bazı kitapların üzerinde "aforizma" yazmasına rağmen içindeki birtakım sözler aforizmadan ziyade bir şiir kitabından hatayla oraya girmiş bir/iki dize gibi hissettiriyor. Elbette şiiri de severim ancak "aforizma" kitabında aforizma/vecize okumak isterim.

İşte bu kitap, bu açıdan beklentilerimi hakkıyla karşıladı. Her sayfada bir "aforizma" ve toplam 100 aforizma... Gerçekten güzel bir kitap, başarılı bir çalışma.

Aforizma/vecize/özdeyiş seven insanlar severek okuyacaklar.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  14
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanı dönüştüren ve bilinçlendiren bir deneyim olarak ele alan derinlikli bir kitap olmuş.

Kitapta acı, kaçınılması gereken bir durumdan ziyade, insanın kendini ve dünyayı yeniden anlamlandırmasına imkân tanıyan bir eşik olarak sunulmuş. Yazarın dili yer yer şiirsel, yer yer sert; bu da anlatılan duyguların bizde daha güçlü bir etki bırakmasını sağlıyor. Kitap boyunca umut ile umutsuzluk, direniş ile kabulleniş iç içe ilerliyor.

Acının Ütopyası, kolay okunan bir metin olmaktan çok, sindirilerek okunması gereken bir kitap. Beni rahatsız eden ama aynı zamanda düşündüren sorular sordu.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mizahi hicivli türünde realist ve toplumcu bir romana yorumum: Hayatlarını ipek iplik eğirerek geçindiren iki Ermeni gencin sihir,tılsım,büyü,muska gibi işlerle uğraşan Ebulfazl Enveri Efendi ile aralarında geçen olayların mizahi ders niteliğindeki anlatımını, beğenerek gülerek düşünerek zevkle okudum ve anlatılan bu hurafelere hala inananları gördüm.Kitapta Efsuncu Baba doğaüstü güçlere sahip biri olmaktan çok insanların inanma ihtiyacını kullanan fırsatçı olarak anlatılıyor,ancak asıl eleştirilmesi gereken O değil, sorgulamadan O’na teslim olan toplum.Bu nedenle roman bireysel akıldan çok toplumsal bir eleştiri oluyor.Yazarın dili akıcı sade ve yer yer alaycı;özellikle diyalogların halk ağzıyla olması karakterleri gerçekçi gösteriyor.Bende bıraktığı en güçlü etki ise “Cehalet sadece bilgisizlik değil, sorgulamayı reddetmektir.” oldu.Eğlenceli görünmesine rağmen oldukça ciddi mesajlar veren;batıl inanç,din istismarı ve akılcılık konularında düşündüren bu roman.Tavsiyemdir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nev-i şahsına münhasır, aykırı bir tip var kitapta, Lübnan'lı bir kadın. Onun hayatını dinliyoruz kendisinden. Kadın çocukluğundan itibaren aile, toplum tarafından nasıl sindirilip silikleştirildiğini anlatıyor. Sürekli nesneleştirilmek ve hayatın kenarına itilmek: erken yaşta bunun farkındalığında Aliye.Kitapçıda çalışıyor, üç ayrı dilde çok kitap okuyor, her yıl bir kitap çevirmeyi kendine âdet ediniyor. Bir özne olarak dışlandığı gerçeklikten, edebiyatla dolu bir sanal aleme sığınıyor. Elbette Lübnan'da uzun süren iç savaş yılları, böyle bir coğrafyada boşanmış bir dul olmak da onu bu noktaya itiyor. Eliyle kurduğu bu hayata sahip çıkıyor. Mavi saçlarıyla Aliye evine, kitaplarına gömülü, insanlarla etkileşimden kaçınarak var oluyor. Olay ve olguları ancak kitaplardaki hikayeler, kahramanlar, yazar cümleleriyle karşılaştırarak anlamlandırıyor. Biraz varoluşçu;dini, siyasi, toplumsal eleştiri ağırlıklı. Bol kitap adı, müzik parçası not alacağınız bir kitap.
Yanıtla
3
2
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sessiz Bir Medeniyetin Hatırası
İbrahim Efendi Konağı’nı okurken sadece bir ailenin değil, yavaş yavaş değişen bir medeniyetin hikâyesine tanıklık ettiğimi hissettim. Samiha Ayverdi, bu romanda bir konağı merkez alarak geçmişin değerlerini, insan ilişkilerini ve kaybolan bir yaşam biçimini büyük bir incelikle anlatıyor. Okur olarak ben, satır aralarında hem bir hüzün hem de derin bir sükûnet buldum.
Kitap, kuşaklar arası çatışmaları, gelenekle modern hayat arasındaki kırılmayı sakin ama etkileyici bir dille ele alıyor. Karakterler, sadece bir dönemin insanları değil; aynı zamanda bir anlayışın, bir ahlakın ve bir bakış açısının temsilcileri gibi.
Samiha Ayverdi’nin edebi kimliği, bu romanda açıkça hissediliyor. Dili ağır ama samimi, anlatımı öğretici olmadan derin. Okuru yormayan fakat düşünmeye davet eden bir üslubu var. İbrahim Efendi Konağı, geçmişle bağ kurmak, kökleri anlamak ve edebiyatın dingin gücünü hissetmek isteyenler için gönülden tavsiye edeceğim bir eser.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir