Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Olayları bir -aynı zamanda hikayelerin kahramanı da olan- yazarımızın gözünden görüyoruz, bir de Onun hayatında yer etmiş insanların gözünden… Bu ikili bakış bizim, yazarın çizdiği portrenin her yönünü görmemizi sağlıyor. Annesine olan düşkünlüğünü de kitaplarında sık sık işleyen yazar, bu kitapta bu düşkünlüğün sebebini de anlatıyor. Kadınlar söz konusu olunca nasıl bu kadar ince düşünebildiğini de bu yolla kavramış oluyoruz.

Benim Matt Haig’in Türk versiyonu olarak gördüğüm Tarık Tufan’ın, büyük bir cesaretle bizi iç dünyasına kabul ettiği Ve Sen Kuş Olur Gidersin kitabı, kendi gerçekliğimizi ve hayatımızı gözden geçirmemiz için güzel bir uyarıcı. Tufan bu kitapta acemiliğini üzerinden atmış ve şiirsel dilini iyice benimsemiş, daha öznel yaklaşımlarla hikayesini yazan bir yazar olarak karşımıza çıkıyor. Duygu yoğunluğu yüksek, romantik bir kitap okumak için tercih edilebilecek farklı bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osamu Dazai’nin intihar etmeden kısa bir süre önce yazdığı ‘’İnsanlığımı Yitirirken’’ kurgusal kısımları olsa da yarı biyografik bir kitap. Dazai’nin kendi hayat hikayesindeki dönüm noktaları ile harmanladığı kitap, yoğun bir kasvet içeriyor.
Daha çocukluk yıllarından başlayan hikaye, Japon toplumunun kültür yapısını da daha yakından görmemizi sağlıyor. Kitapta, baba figürü ve çevre baskısı gibi etmenlerle, toplum normlarına getirilen ciddi bir eleştirel bakış da mevcut.

Mutlu olmaktan ölesiye korkan bu yitik ruhun, esasında insanlığını kendi bahsettiği yerden çok önce kaybettiğini düşünüyorum.İntiharın eşiğindeki bir adamın hezeyanlarını iç sıkıntısıyla okurken iki çeşit ruh hali içine girebilirsiniz: ya depresif bir hüzün bulutuyla gezmeye başlarsınız, ya da elinizde olanlara daha sıkı sarılırsınız. 
Edebi olarak çok güçlü bir anlatıma sahip olan bu kitabı, çökmüş bir psikolojinin ürünü olduğunu unutmadan okumalı…
Yanıtla
21
2
Destekliyorum  33
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir ev düşünün, ailedeki herkes bir köşede telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar ile birbirinden uzakta bir zaman geçiriyor. Ama babaanne Minnoş'un eve gelmesiyle ve bu kopuk aile hayatındaki teknolojik aletlere ufacık bir el atmasıyla işler tersine dönüyor.
Çağımızın en büyük hastalığı teknoloji bağımlılığı. Çocukları korumaya çalışırken maalesef biz yetişkinlerin de bu bağımlılığa kapıldığını hepimiz görüyoruz. Aslında elimizden bir bırakabilsek ya da daha planlı kullanabilsek ne mükemmel bir aile hayatımız olacak değil mi? İşte tam da bu mesajı harika bir kurgu ile bizlere aktarıyor yazar.
Müslüm Tekin öğretmenimizden yine harika bir macera... Önce ebeveynler olarak okuyalım, kendimize bir ders çıkaralım ve sonra her çocuğa mutlaka okutalım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“İyi kitaplar yabancı dilde yazılmıştır” (Proust). Şanslıyız ki bu kitap Türkçe.️ Kitabın ismi farklı geliyor görenlere… bakan bir daha bakıyor… kitaba ismini veren kısmı okuduğumda gerçekten hayret ettim. Böyle bir hikâyesi olabileceği asla aklıma gelmezdi. Bilmediğim ne kadar çok kelime olduğunu daha doğrusu söz varlığımın bu kadar kitap okumama rağmen hâlâ ne kadar zayıf olduğunu acı acı yüzüme çarptı bu kitap. Bu benim için bir yerde kazanç.️ Farkına vardım. Bir sürü yeni şey öğrendim sadece söz varlığı açısından değil kurmaca metinler açısından da farkındalığım oldukça arttı. Edebiyata ilgisi olan herkes okusun, okuttursun. Kitapla kalın.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat mottosu olacak bir soru örneğiyle geldim, çok da beğendim. “Soru hiçbir zaman ‘yapmak zorunda mıyız?’ değil ‘Nasıl yaparız?’ dı.” İstediğimiz bir amaç uğruna tüm yıkıcı bahaneleri yok eden kalıp bu işte. OMK’nin temel üç stratejisi var: Kavrayın, Konuşun ve Karşılıklı Yapın. Bazı kelimeler veya soru kalıpları çocuklarla iletişimi sınırlandırırken bazıları iletişimin yolunu açıyor. Örneğin; karşılıklı yapmanın etkisini “ne” sorusu veya “evet, hayır” cevaplı sorular sınırlandırıyor. Kelime dağarcığını geliştirmiyor. Bunun aksine ilerlemenin yolu açık uçlu sorulardan geçiyor. “nasıl, neden” gibi sorular iletişimin önünü açıyor, çocuğu konuşmaya teşvik ediyor. 0-3 yaş arasında çocuğu olan birine iyilik yapmak istiyorsanız onları bu kitapla tanıştırın.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Çok fazla kitap okuduğum zaman dönüştüğüm kişiyi seviyorum. Sosyal medyada çok fazla vakit geçirdiğimde dönüştüğüm kişiyi sevmiyorum.” Uzun zamandır bu kadar etkileyici bir kitap okumadım. Okuduklarım karşısında hayrete düştüm. Bu kadar içinde olup da nasıl bu kadar yabancılaşmıştık yaşamlarımıza!.. Sosyal medyanın olumsuz etkilerini az buçuk hepimiz biliyoruzdur ama bir de bu kitaptan okuyun, derim. Algoritmaların çeşitli oyunlarına kapılıp farkında olmadan kaçırdığımız (ve asla geri gelmeyecek olan onca güzelim) zaman bir de gittikçe o zamana gömülen dikkat becerimiz… yerinde duramayan hiçbir şeye odaklanamayan kıpır kıpır çocukların yanı sıra bir de bizim hiçbir şeye eskisi gibi odaklanamamamız var ne yazık ki… bir şeye odaklanma süremiz o kadar düşmüş ki tek tek rakam verip istatistiklere boğmak istemiyorum. Sanırım şu an istediğim tek bir şey var: Farkındalığımızın artması adına okuyalım bu kitabı, okutalım… Kitapla kalın…
Yanıtla
17
1
Destekliyorum  21
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hiç beklemeden sıcağı sıcağına paylaşmak istiyorum bu kitabı. Mükemmeldi. Çocuk edebiyatında “ötekileştirme” kavramını öylesine güzel işlemiş ki… üstelik bunu yaparken akran zorbalığını da ele almış. Yani karşılıklı duyguları ele alarak üstüne bir de empati yaptırmış. Franz isimli kahramanımızın gözüne “Ambliyopi” teşhisi konulduktan sonra hayatı ve hayata bakış açısı tamamen değişiyor. Aslında tedavisi hiç de zor olmayan bir göz tembelliği… ancak tedavi için gözüne takması gereken bantla bir anda arkadaşları tarafından normal olmaktan çıkarılıp “öteki” sınıflandırmasıyla etiketleniyor. Ne oluyor peki sonra?.. pes mi ediyor?.. ezilip kendini gerçekleştiremeden yok olup mu gidiyor?.. Bir ipucu vereyim: Kitap bana göre çok güzel bitiyor. Tüm veliler, tüm öğretmenler kesinlikle okumalı. Sınıfta da parça parça bölümler öğrencilere okunup empatinin geliştirilmesi adına düşünme etkinlikleri yapılabilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“‘Bize benzemeyeni neden sevmiyoruz?’ diye sordu sonra. ‘Çünkü dünyanın sadece bize ait olmadığını hatırlatıyor. Onun yüzüne baktığımızda, bizde olmayan bir şey görüyoruz. Sandığımız gibi mükemmel değil de eksik olduğumuzu anlayınca, kendimizi zayıf ve çaresiz hissediyoruz. Zorbalar da böyle ortaya çıkıyor. Kendilerine benzemeyeni bunun için yok etmek istiyorlar. Eksik olduklarını unutabilmek için.’” Yazarın günümüzdeki çocukların problemlerine değinme biçimi çok güzeldi. Bir karga (Roko) ve bir kız çocuğu (Nisa) üzerinden küçük yaş grubunun aklını karıştırabilecek sorular dizisine cevaplar bulunmuş. Paylaştığım alıntı cümlesini sınıfta okumuştum. Öğrencilerim hemen: “Irk ayrımına mı dikkat çekmek istemiş hocam?” diye sordular. Hayranlıkla bakakaldım. Ayrıca kitapta tek dikkat çekilen konu farklılıklar değil; korkularımız, bizi biz yapan şeyler, “öz”müzün güzelliği, değişimin kaçınılmazlığı, zorbalıklar… daha ne olsun?..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Hayatı küçüktü, dardı ama kendi elindeydi.
İçli dışlı olunca insanlar hayatını elinden alıyorlardı. O zamandan beri uzak durmaya çalışıyordu insanlardan.” Yine yeni yeniden Ayfer Tunç. Kuru kız, hem evde kalmış kız kurusu hem de sıska cılız… nereden baksan “Kuru Kız” insanların gözünde!.. hayatını tüm aile bireylerine sırasıyla adamış bir kız… ismi yok, olmasına gerek de yok. Toplum tarafından ona zaten bir isim yakıştırılmış. Hayatta iyi hiçbir şeye layık görülmemiş. Marketten yaptığı alışveriş bile biraz lükse kaçınca başkasının alışverişini yapıyormuş gibi bir role bürünmek zorunda bırakılmış… kalbi o kadar kararmış insan var ki gerçekten bu dünya bazen yaşanılması çok zor bir yer hâline geliyor. Ayfer Tunç’un kalemine tekrar dönecek olursam yine enfesti. Yalın ama derin. Aynı anda. “Dönmek için dönüşünü bekleyecek biri gerekliydi insana, bir canlı, bir kedi bile olabilirdi, bir kanarya ya da hoş geldin diyecek bir muhabbetkuşu. Onun yoktu.” Kitapla kalın.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  14
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“‘Bunca eşya!’ Sofanın ucundaki ahşap basamakları tırmanarak Mücellâ teyzenin yatak odasına girdiğimizde eşyanın, sahibinden geri kaldığında nasıl bir yüke dönüştüğünü ilk kez anladım.” Mücellâ… Kitap bitti, kelimeler koca bir düğüm olarak geldi boğazıma oturdu. Ne kadar hüzün ne çok yaşanmışlık… yaşlanmışlığın içinde eriyen umutlar… Kitap gerçekten çok hüzünlüydü. Konu olarak yakın zamanda bitirdiğim Ayfer Tunç’un “Kuru Kız”ı ile neredeyse aynıydı. Bu tarz benzer konuları işleyen kitapları arka arkaya okuyunca üslup farkını karşılaştırma imkânı da doğuyor. İkisini de çok beğendim. Nazan Bekiroğlu’nun kaleminin ne kadar kuvvetli olduğunu söylememe gerek yoktur herhâlde. Kitapla kalın. “Her şeyi ciddiye almaya yazgılı, yalnız ve mutsuz ama mutsuzluğunun farkında bile değil, kendi içinde bir nabız gibi atarak çoğalıp duran bir kız çocuğu ile kuruyup gitmiş yaşlı bir kız arasında yaşanması her zaman için olası bir sahneydi bu. Tek farkla: Gerçek oldu.”
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir