Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Katillerden, tecavüzcülerden, dayakçılardan kısacası içlerine kötülük işlemiş bütün insanlardan nefret ediyorum.” (sayfa 133)

Özellikle şu günlerde yani 2024’ün sonlarında maalesef daha da gündemde olan konular. Haberlerde gördüğümüz şiddet olayları, cinayetler, giderek artan tüm suç olayları… İnsanların içindeki kötülüğün artması.

Ve yüzyıllardan beri sorulan sorulardan biridir belki de kötüleri cezalandıran da kötü mü olur? Başka bir deyişle “Katilleri öldürsek, katiller eksilmez ki!”

Bu konular çerçevesinde Türkan Ani’nin macerasına tanık olduğumuz roman. Yazarın ilk kitabı olmasına karşın oldukça başarılı bir anlatım, sürükleyici bir dile sahip. Konusu da adından da belli olacağı gibi farklı.

Yer yer kendini tekrar eden bölümler olsa da kesinlikle okunmaya değer bir kitap, şans verilmeyi hak eden ve ismi daha çok duyulması gereken bir yazar…
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şahane bir kitap. Cemal Bali Akal ilk kez okuduğum bir yazar. Spinoza nezdinde Hollanda resim sanatının derinlerine dalıyor. 17. yüzyılın bilinen o usta ressamları Rembrandt, Vermeer'la giriş yaptıktan sonra adlarını usta erkek yazarlar kadar duymadığımız kadın ressamlara - Judit Leyster, Wallerant Vaillant, Artemisia Gentileschi, Elisabetta Sirani- ayırdığı enfes bir bölüm var. Daha sonra günlük yaşam resimlerini ortaya çıkardığı için başlı başına bir janr oluşturmuş Hollanda resim sanatında günlük hayatın işleyişine dair bir başka bölüm yer alıyor. Romantikler, Gerçeküstücüler'in resimlerine de Spinoza büyüteciyle bakan yazar son bölümde edebiyat, sanat ilişkisine değiniyor
kuşe kağıda basılı, sert kapaklı bol resimli bir kitap. Sanata ve felsefeye, özellikle Spinoza 'ya ve Hollanda resim sanatına ilgisi olanların sevebileceği bir kitap bence (:
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gelmiş geçmiş en önemli UYANIŞ kitaplarından birisi olan Ezilenlerin Pedagojisi’ni yazan Paulo Freire’nin Harvard üniversitesindeki özgürlük pedagojisi dersi için hazırladığı ders notlarıdır bu kitap. Mevcut postkapitalist sömürücü dünya sisteminin değiştirilebilmesi ve yerine insan odaklı, şerefli ve adil bir sistem yaratılması için en kritik adım olan özgürlüğün öncüllendiği bir eğitim sistemindeki en önemli aktörler olan öğretmenlerin görev aşkı, bu aşka eşlik eden nitelikler ve sonucu olan yaklaşım tarzları anlatılmıştır. Bir öğretmen yetiştirme müfredatından çok ötedir söyledikleri, adeta bir SORUMLULUK ANDI’dır, herkese ve her işe uygulanması gerekir. “Ya öğretmen olurum, ya da herkesin ve her şeyin lehinde olurum” der Freire, ben öğretmen yerine “insan”ı koyarak okudum. Bu notlardan sonra vefat eden Freire’ye Allah rahmet eylesin. Hemen bugün, bir çocuğa/gence dokunmakla işe başlamak için bütün akil ve erdemli insanlara, öğretmenlere ve ebeveynlere tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
İncigül Akın
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap Gürcü bir kadının yaşadıklarını,psikolojik tahlillerini,toplumun kadın ve yabancı bir kadına bakış açışını anlatıyor.Gürcü bir kadın olan Tamara memleketinde yaşadıkları sonunda İst.a gelip zengin çocuklu bir kadının yanında işe başlıyor bu süreçte yaşananları hep patron hem de ev yardımcısı Tamara’nın gözünden okuyoruz.Kitap genel olarak huzursuz bir bakış açısıyla işlenmiş diğer kitabınıda okuyup beğendiğim için aldım.Sürekli ani bir olay bekledim kitapda.Evin sahibi pilot Devinin Tamara’ya karşı güvensizliği,huzursuzluğu iş beğenmemesi güzel işlenmiş.Devin kendi bakış açısından bakarken onun çocukluğuna inilip tahlil yapılmasıda çok hoşuma gitti.Kitabın sonundaki sürprizde hoşuma gitti fakat ben daha farklı bir son beklerdim.Çerezlik kafa dağıtmalık fakat tahlilleri derin bir kitap ararsanız iki kitap da tavsiyemdir.Yazar kendiside eleman istihdam ettiği için yeni kitaplarında farklı Gürcü kadın hikayelerini bekliyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zeynep Hanım'ın cesur ve özgün ruhu, bu kitabı okurken beni derinden etkiledi. O dönemde bir kadının tek başına Avrupa'yı gezmesi ve gözlemlerini bu kadar açık sözlü bir şekilde paylaşması, gerçekten takdire şayan. Zeynep Hanım, sadece bir gezgin değil, aynı zamanda bir düşünür, bir yazar ve bir sanatçıydı. Mektuplarında, Avrupa'daki farklı kültürleri, sanat eserlerini ve sosyal yaşamı kendi özgün bakış açısıyla yorumluyor.
Kitap, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa'ya dair eşsiz bir pencere açıyor. Zeynep Hanım'ın gözlemleri sayesinde, o dönemde Avrupa'da yaşanan değişimleri, farklı toplumların yaşam tarzlarını ve düşünce yapılarını daha yakından tanıyoruz. Özellikle kadınların toplumsal konumu ve hakları konusundaki görüşleri, günümüzde bile hala güncelliğini koruyan önemli sorulara ışık tutuyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sonlara doğru akmaya başlayan bir kitaptı. Ele aldığı gelecek beni düşünmeye sevk etti. Kadınlar doğum yapmazsa geleceğin olmayacağını ve bu durumun sadece geleceği değil şimdiki zamanı da etkilediğini fark ettim. Kitaptaki insanlar çocukların yokluğundan ve yeni bir dünyanın yeşermeyeceğini bildiklerinden dolayı depresiftiler. Genç nüfusun giderek yaşlı nüfusa kaymasıyla devletlerin ne kadar zor duruma düştüğünü de kitap ele alıyordu. Bizim dünyamızda doğum oranlarının düşüyor olması acaba kitaptaki dünyadaki gibi bir duruma düşer miyiz diye düşünmeme yol açtı. Belki de bizim geleceğimize çok yakın bir kitap ama farkında değiliz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her kitabını bitirdiğimde neden bu yazarla bu kadar geç tanıştığımı kendi kendime sürekli soruyorum. Kar, yazarın bitirdiğim 4. kitabı olmakla beraber en hızlı da okuduğum kitabı oldu. Orhan PAMUK kitaplarına başlayacak olanlar için ilk tercih olabilir. Ayrıca kitabın kurgusunu da çok beğendim.
Kitapta; tarafsız olarak dönemin siyası görüşlerini, Şair Ka’nın dünyasını ve saplantılarını, Kars’ın mimarı ve sosyal yapısını çok doyurucu bir şekilde yazar bize anlatmış. Yazar kitaba anlatıcı olmayan Orhan’ı da eklemiş ve sonsöz bölümde hikâyenin nasıl oluştuğu ile ilgili doyurucu bilgiler de vermiştir. Kitabı okuyorken sürekli Ka’ya ait bir şiir ile karşılaşmayı beklemedim ama maalesef umduğumu bulamadım. Ayrıca Masumiyet Müzesi’ndeki Kemal ile Şair Ka’yı birbirlerine çok yakın buldum. Kitabı okuduktan sonra Kars’a gidip kitapta geçen mekânları, caddeleri, tarihi binaları gezme isteği uyandı bende.
Genel olarak kitabı çok beğendim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üç kitaplık serinin Korku Avcısı 2. kitabı sonra Kanlı Selfi geliyor. Bu kitaba gelirsek ; Bir kilise sunağında bulunan, göğsünde 3 yazan bir ölü rahip. Satılık bir villada korkunç bir şekilde öldürülmüş emlak satıcısı (sırtında 4 yazıyor) diğer vakaları ve aralarında bağı bulmaksa Dedektif Robert Hunter'a kalıyor. Konusu, kurgusu, olay örgüsü muhteşem .Yazarın değişik bir tarzı var. İlk kitapta anlayamamıştım. Ama bu kitapta anladım. Kanlı Selfi' de teyit etmiş oldu. Birbirine paralel iki olay var ön planda olan daha çarpıcı arka planda olansa bonus gibi bişey. Bu değişik tarz nedeniyle daha da keyif aldım. Benim için üst düzeyde bir kitaptı.(Not: Yazarın kitaplarında şiddet dozu çok yüksek. Bu seriyi okurken bilmekte fayda var diye düşünüyorum.) Yazarın başka kitapları varsa mutlaka çevrilmeli.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  9
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şehirlerin, şiirlerin ve çiçeklerin en güzeli İstanbul ve Lale.

Sultanların, şehzadelerin, vezirlerin ve daha nicesinin, bir devre ismini vermiş Türk’ün çiçeği lalenin altmışaltı ilmekli hikayesi. Hem de bu devrin sonunu getirecek isyanın eşiğinde.

İskender Pala’nın su gibi akan dili, Lale devrinin son dönemini aşk, özlem, hüzün ve ölüm gibi duygularla yansıtıyor. Bitmesini istemeyeceğiniz bir serüvende güzelim beyitlerin tadı damaklarda kalacak, biriken sorulara bir katre olsun cevap bulmak için sayfalar akıp gidecek.

İyi okumalar.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cumhuriyet Dönemi en önemli inkılaplarından birisi harf devrimidir. bu konu hakkında malesef kapsamlı bir bilimsel çalışma yapılmamıştır. Bu yüzden temkinli yaklaşmak çapraz okuma yapmak kaidesiyle dönemin hatıratları önemli bir yere sahiptir. Abdülkadir İnan hatıraları da o dönemde yaşananlar hakkında önemli bilgiler vermektedir. Eser, genel olarak o dönemde kurululan Türk Dil Komisyonunun çalışmaları, yabancı sefirler ve yaptıkları çalışmalar, dilimizin sadeleşmesi ve dilimize kazandırılacak sözcüklerin seçimi, tren yolculuğu, yemek masalarında geçen ilginç olaylara kadar birçok hadise anlatılmakla beraber dönemin aydınları da konu hakkında hem fikir olamamışlardır. Örnek vermek gerekirse Falih Rıfkı Atay, değişimin "uydurma" sonucu Türkçenin 20 yılda anlaşılamayacak kadar felakete uğrayacağını beyan etmiş. Nurullah Ataç ise dil devriminin büyük bir kazanç olarak görmektedir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir