Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nijerya'da kabile yaşamında yetişen yazar, kitabın ilk bölümünde kabile kültürünü, geleneklerini, din ve mistik yaşamı sade bir dille ve güzel şekilde işlemiş. Fakat kitabın sonraki iki bölümünde, Okonkwo'nun sürgün edilişi ve misyonerlerin gelişi son derece hızlı geçilmiş.

Yazar, çocukluğunun geçtiği toplumu çok iyi gözlemiş ve bunu tüm detaylarıyla romanında okura aktarmış. Özellikle sömürge dönemi öncesi Afrika kültürlerini okumak isteyen okurlar için kitap, bulunmaz bir nimet diyebiliriz. Kitaba dair bir olumlu unsur da baba-oğul çatışmasının son derece abartısız bir şekilde güzelce işlenmesi. Kitabın temel anlatmak istediği konulardan biri olan misyonerlik ve sömürgecilik faaliyetleri belki yeterince iyi işlenememiş ama baba-oğul çatışması da roman boyunca bir o kadar kuvvetli bir şekilde ifade edilmiş.

Edebi açıdan pek lezzetli bir kitap olmasa da Afrika Üçlemesinin ilk kitabı Parçalanma, Afrika kültürünü ve kabile hayatını tanıma adına son derece başarılı bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Merhabalar sevgili kârî,

Bugün sizlere Selçuk Özyurt kaleminden çıkan Zalambula Zamanı romanıyla geldim.

Karadenizin hırçın dalgalarına inat, köyünde sessizliğe alışmış Fatih'in, satır aralarına gizlediği geçmiş ve gelecek arasında köprü olmaya çalışan hayatı bana çok yabancı gelmedi. Bir Trabzonlu olarak yaşanan şeylere, anlatılan duygulara aşinayım... Bizler Fatih gibi yapamayıp büyüklerin ahirete göç etmesiyle biz de farklı şehirlere göç etmişiz... Anlatılan hikayeler bu bölgelerde normal karşılanıyor. Cinlerle karşılaşılan patika yollar Karadenizin köylerinde çokça duyulacak hikayelerden Küçükken köye geldiğimizde belli saatlerde dışarıya tek çıkarılmazdık, 'dışarlışeri' diye bir şey olduğunu söylerlerdi o korkutulmuşluk Fatih'in ruhunda açılan yaralar bu yüzden tanıdık. Bütün bunlara rağmen köyüne olan bağlılığı, annesine olan düşkünlüğü ve sevdiği şeylerden vazgeçmeyip direnişi kitabı sevme sebeplerimden

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tanieli Kukkonen, Hay bin Yakzân’ı yalnızca felsefî bir hikâye olmasının ötesinde İbn Tufeyl’in yaşadığı entelektüel dünyanın bir ürünü olarak okumayı öneriyor. İbn Tufeyl’in hayatından döneminin tıp, felsefe, tasavvuf ve din anlayışına; Hay’ın doğayla, ruhla ve nihayet Tanrı’yla kurduğu ilişkiden eserin Batı’daki yankılarına kadar uzanan kitap, oldukça geniş bir çerçeve çiziyor.

Kukkonen’in özellikle ilginç tarafı, İbn Tufeyl’i bugünün kavramlarıyla açıklamaya çalışırken anakronizme düşmemeye dikkat etmesi. İbn Tufeyl’i “empirist”, “Aydınlanmacı” ya da başka bir modern düşüncenin öncüsü olarak görmek yerine, kendi çağının entelektüel bağlamı içerisinde anlamaya çalışıyor. Böylece Hay bin Yakzân’ın arkasındaki düşünsel yapıyı daha görünür kılıyor kanımca.

Zeliha Yılmazer’in çevirisi de bu yoğun içeriğin rahat okunmasını sağlıyor. Felsefî ve tarihî terminolojiye rağmen Türkçenin akıcılığını koruyan, yer yer oldukça zarif bir çeviri.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı okurken en çok hoşuma giden şey aşkı sadece güzel ve mutlu tarafıyla anlatmaması oldu. İçinde biraz özlem biraz kırgınlık biraz da insanın kendi içinde yaşadığı o karmaşık duygular var. Kitap boyunca sevmenin, beklemenin, vazgeçememenin ve bazen de insanın kendi duygularıyla baş başa kalmasının ne demek olduğunu hissediyorsunuz. Bazı cümleleri okurken insan ister istemez kendi yaşadıklarını düşünüyor. Hani bir kitabı okursunuz da bazı yerlerinde bunu sanki benim için yazmış dersiniz ya bende biraz öyle bir his bıraktı. Dili de ağır değil aksine oldukça akıcı. Ama basit de değil bazı cümlelerin üzerinde durup tekrar okuma isteği uyandırıyor. Özellikle duygusal ve biraz da hüzünlü kitapları seviyorsanız bence kesinlikle şans vermelisiniz. Okuyup bitirdikten sonra da bazı cümleleri akılda kalmaya devam ediyor
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı gerçekten çok sevdim. Başta biraz klasik bir çocuk kitabı gibi düşünmüştüm ama okudukça düşündüğümden çok daha güzel ve derin bir hikayesi olduğunu fark ettim. Ben en çok kitabın verdiği o sakin ve masalsı hissi sevdim. Bahçenin yavaş yavaş canlanmasını okumak bile başlı başına çok güzeldi. Bir yandan merak ettiriyor bir yandan da insanın içini garip bir şekilde huzurla dolduruyor. İnsanların özellikle de çocukların sevgiyle dostlukla ve doğayla nasıl değişebileceğini çok güzel anlatıyor. Sıcacık, biraz gizemli ve okurken kendinizi o konağın içinde hissedeceğiniz bir kitap arıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Ciltli baskısı da ayrıca çok güzel kitaplığımda görünce bile mutlu olduğum kitaplardan biri.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aziz Nesin’in Seyyahatnâme’si klasik bir gezi kitabı değil; Evliya Çelebi’ye mizahi bir selam çakarak 1970’lerin Türkiye’sini ve İstanbul’unu masaya yatıran şahane bir kara mizah örneği.

Kitap, Amerikalı bir turiste şehri gezdirmeye çalışan dört kişinin gözünden ilerliyor. Bir yandan altyapısızlıktan bürokrasiye dönemin tüm aksaklıklarına tanık olurken; diğer yandan "yabancıya rezil olmama" çabamızın incelikle tiye alınışını okuyoruz. Aziz Nesin’in o ağlanacak halimize güldüren keskin zekası ve toplumsal tespitleri tazeliğini koruyor. Okurken aradan geçen yıllara rağmen sorunların ne kadar az değiştiğini hayretle fark ediyorsunuz.

5 değil de 4 yıldız vermemin nedeni, hikayenin yer yer tekdüzeleşmesi ve durum mizahının bir noktadan sonra benzer sarmallara girmesi. Yine de Aziz Nesin'in duru Türkçesi ve ülkenin sosyolojik yapısına tuttuğu o tarafsız ayna için kesinlikle okunması gereken, düşündürürken tebessüm ettiren çok keyifli bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kadın akademisyen yazar dilinden, uzun cümleler, spesifik detaylar, eski fotoğraf tasvirleri, siyasi ve sosyal tarihe ışık tutan toplumsal tarih ve kolektif bellek anlatısı olan bu romanı çok akıcı buldum.

Uyurgezerlik anında su yüzüne çıkan gerçekler üzerinden devamı merak edilen akıcı bir kurgu var. Bir yandan da dört nesil kadın hikayeleriyle Türkiye tarihine siyasi ve sosyolojik anlamda tanıklık etme durumu söz konusu. Bunları aynı potada eritmek elbette büyük başarı.

Anlatıcı Şehnaz, evli hocasıyla ilişki yaşayan, bunu içine sindirebilen ve otuz yıl devam ettirebilen bir kadın akademisyen. Bu ilişkisini kendi kendine de eleştirebilmesi güzel. Toplum tarafından günah keçisi olabilecek bir karakteri birinci anlatıcı yapmak bence cesaret işi. Onun anlatımıyla akademideki geçmişten bugüne değişimi ve çürümeyi izliyoruz. Ayrıca toplumsal, ekonomik çöküşe, adalet ve liyakatin yitmesine, servet transferine değinmesi de takdire şayan.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sultan 2. Murad’ın genç oğlu ve geleceğin cihan fatihi Şehzade Mehmed’e altın değerindeki tavsiyelerinden oluşan bu eser, Fatih Sultan Mehmed’in nasıl bir ahlak ve terbiye ile yetiştirildiğini gözler önüne seren son derece özgün bir metin.
Eserde dünya hayatındaki başarının hemen yanı başında ahiret kaygısı yer alıyor hatta öteki dünya düşüncesi yer yer daha ağır basıyor. Baba ile oğul arasındaki bu bizzat yaşanmış diyalogların üçüncü bir anlatıcı ağzından, bir çocuğun rahatça anlayabileceği sadelikte sunulması ise anlatımı çok daha etkileyici kılıyor.
Bir babanın evladına vermesi gereken ideal öğütleri en güzel şekilde özetleyen bu değerli metni, BüyüyenAy Yayınları harika bir sadeleştirme ve nitelikli bir baskıyla okura sunmuş. 80 sayfalık hacmiyle tek oturuşta okunacak, kitaplıkta mutlaka bulunması gereken bir eser. Kesinlikle tekrar okunması gereken bir eserdir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Freida McFadden'in okuduğum ilk kitabı ve oldukça başarılı buldum. Kısa bölümler, hızlı tempo ve merak duygusu ile sayfaları hızla çevirmenizi sağlıyor. Özellikle “Acaba katil kim?” sorusu kitabın büyük bölümünde zihninizi meşgul ediyor. Nora'nın çocukluğunda yaşadıkları ve babasının karanlık geçmişinin onun hayatındaki etkisi hikâyeye psikolojik bir boyut katıyor. Finale doğru gelen ters köşeler ise kitabın en güçlü taraflarından. Valla ben de sonuna kadar bilemedim McFadden'ın anlatımı oldukça akıcı olsa da karakterlerin psikolojik tarafını daha fazla görmek isterdim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rahmetli Yavuz Bülent Bakiler'in kaleminden bu defa soyadının hakkını fazlasıyla vermiş Osman Yüksel Serdengeçti'ye ve onun şahsında dönemine ışık tutan bir hatıra/biyografi. Serdengeçti ile daha tanışmadan yazılarını ezberleyen üniversite öğrencisi Yavuz Bülent Bakiler ile Osman Yüksel Serdengeçti arasında Ankara'da başlayan dostluk Serdengeçti'nin vefatına kadar devam etmiş. Abi-kardeş ilişkisi sıcaklığı ve derinliği mektuplaşmalar ile devam etmiş. Bu mektuplardan bazıları kitapta yer alıyor.
Dönemin siyasi atmosferini de yakından soluduğunuz kitap sizi kısa bir yakın Türkiye tarihine çıkarıyor.
İnsanları büyük yapanın inanmışlıkları, köklerine bağlılıkları ve mücadele azmi olduğunu Serdengeçti'nin hayatından anlıyorsunuz.
Bu dünyaya çelimsiz cüssesine inat soyadının hakkını vermek, mücadele etmek, vazgeçmemek ve yazmak için gelen bir Hak aşığını, Anadolu sevdalısını yakından tanımak için.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir