Onaylı Yorumlar

Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Yaşamak” Nedir? Ne Anlatır?
1940'ta Ankara' da dünyaya gelen yazarımızın tam ismi Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’ dur (Bazı mecralarda ACZ olarak da görebilirsiniz). En çok bilinen eserleri “Yaşamak” ve “Yedi Güzel Adam” olmakla birlikte yazarımız, Şiir, Deneme, Hikaye, Roman tarzında pek çok eser bırakmıştır. 1987 yılında henüz 47 yaşında iken pankreas kanseri neticesinde yaşama veda etmiştir.

Zarifoğlu'nun “Yaşamak” kitabı yazarın günlük olarak tuttuğu yazıların derlenmesinden oluşmaktadır. Çok açık bir dille yazılmadığı için bazı yazıları anlamakta zorlansak da vazgeçmeden devam etmek gerekiyor. Günümüzün konfor alanından çıkmak istemeyen insanına birçok şeyin kolaylaştırılarak hazır lokma olarak sunulması gibi dilimizin ve kelimelerimizin de kırpıla kırpıla özümüzü bile hatırlayıp düşünemeyecek kadar azalması sonucudur belki bu okumakta zorlanmak hissi, dilin ağır gelmesi meselesi...

Kitaba başlarken isminden yola çıkarak “Yaşam” a dair bir anlatım olduğunu düşünmemek gerekir, zira kitap boyunca buna direkt temasta bulunmamıştır yazar. Okuduğum bir dergide de bu konuya şöyle değinilmişti: “Kitabı üçüncü kez okuyunca kanaatim pekişti: Yaşamak’ta “yaşamak” yok.”

Peki, bu kitapta neler bekliyor okuyucuyu, bundan bahsedelim. Yıllara serpiştirilmiş olarak ilerleyen günlük yazılarında, etkilendiği bazı olaylar karşısındaki ruhsal gezintileri, ailesinden bahsettiği bazı yazıları ve mektupları, bizim de tanıdığımız, hayatında etkilerini gördüğümüz büyük yazarlar ile buluşmalarından bazı kesitleri buluyoruz bu kitabında. Babasının yazdığı mektuplarında duygulanıyor, Necip Fazıl ile buluşmalarını okuyunca keşke daha fazla anlatsaymış diyoruz. Aşk heyecanının izlerini gördüğümüz bir yazısı bittiğinde bir roman okuyormuş gibi ahh!.. devamı da olsaydı sonra ne oldu acaba diye meraklanıyoruz içten içe... Günlük okumanın dimağlarda bıraktığı yarım kalan lezzet de bu olsa gerek, sonrasında neler yaşadılar öğrenebilmek çok güç.

Özetlemek gerekirse, yazarla tanışmak, iç dünyasından damla damla kesitler okumak için bir başlangıç kitabı olabilir. Ancak bu kesitler ona dair daha çok merak uyandırıyor ve diğer kitaplarını da okuyup onu daha iyi anlamaya bir perde aralıyor.

Keyifli Okumalar,
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her şeyden önce Polat Safi, istihbarat tarihi üzerine yoğunlaşmış biri. Eserleri ya da teşvik ettiği yazılar hep bu konularda. Son dönem istihbarat tarihi üzerine çalışmaları mevcut. Kuşçubaşı Eşref'in biyografisi de daha önce yazılan biyografik eserlere ve kendi hatıratından meydana gelen yanlışları düzletiyor. "Teşkilatı Mahsusa'da bir Kuşçubaşı Eşref varmış" diye dillere pelesenk olan cümle üzerinde tekrar düşünmemizi sağlıyor. Son dönemin özellikle hatıratlarında kendini öne çıkarmayı maalesef Eşref'te görüyoruz. Bu çalışmada bir nevi bunlara dur diyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sömürgecilik Tarihi, coğrafi keşiflerin başlamasıyla birlikte gelişen sömürgeciliğin, 1970'li yıllara kadar olan sürecini ve dünyaya olan tesirlerini anlatıyor. Kitapta, "Sömürgecilik nasıl başladı, ne olarak başladı ne surette devam etti, nasıl bu noktalara kadar geldi?" sorularına doğrudan bir cevap vermek mümkün. Buna ilave olarak olayların pürüzsüz bir tahkiye tarzı ve tutarlı bir kronoloji ile verilmesi neticesinde, bu süreçteki "insani değerler, toplumların hırs ve menfaatleri, her şeyin normalleştirilmesi" hakkında açıklayıcı ve faydalı bir yorum yapma imkanı bulunabiliyor. Yazarın taraflı bir tutumda olmaması da kitaptan istenilen mesajı almayı kolaylaştırıyor.
Elimdeki karton kapaklı baskı, evet, kalındı ama ebatları (çantada, elde vs.) taşımak için yeterince müsait ve hafifçeydi.
Hülasa, kitaptan belirli bir tarihi malumatı, başarılı bir kronoloji ile öğrenmek mümkün.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta, Kanunî Sultan Süleyman'ın emri ile Mısır kaptanlığı verilen Seydi Ali Reis'in 1553 yılının aralık ayında Halep şehrinde başlayıp, 1561 yılının haziran ayında İstanbul'da sona eren seyahati sırasında yaşadıkları anlatılıyor.

Bu seyahat sırasında; Basra, Bahreyn, Hürmüz Boğazı, Umman Denizi, Hint Okyanusu, Hint yarımadasının batı kıyıları, Maveraünnehir, Horasan, Nişabur, Rey, Hemedan, Bağdat, Tikrit, Musul, Nusaybin, Diyarbakır, Ergani, Harput, Malatya, Sivas, Kırşehir, Ankara, Beypazarı, Bolu, Mudurnu, Göynük, Taraklı, Geyve, Sapanca, İznik, Gebze güzergahı takip edilmiş.

Seydi Ali Reis, bu seyahati sırasında, yol güzergahı yakınındaki peygamberin ve din büyüklerinin kabirlerini de ziyaret etmiş.

Kitapta Seydi Ali Reis tarafından yazılan birçok şiir bulunuyor. Bu şiirlerini incelediğimizde, Seydi Ali Reis'in "Katibî" mahlasını kullandığını öğreniyoruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arkeoloji yalnızca eser ortaya çıkarmaktan öte geçmişe, geçmişte olana ışık tutan, yer altı ve yer üstü kalıntılarla geçmişteki atalarımızın nasıl yaşadığına dair bizlere bir bakış açısı sağlayan kadim bir bilim. Bu bilimle uğraşan bize bu bilgileri sağlayanlar ise arkeologlar. Biz arkeologları gizemli tapınaklarda hazine avına çıkan sürekli altın ve değerli hazineler bulan insanlar olarak düşündük hep ama bunun böyle olmadığı onların asıl amacı salt eser bulmaktan öte buldukları eserlerden yola çıkarak o döneme ışık tutmak olduğunu bilmeliyiz. Erman Ertuğrul bey de bu değerli eserinde "Herkes İçin Arkeoloji" sloganıyla arkeolojiyi herkesin sevebileceğini, ilgi duyabileceğini belirterek bize arkeoloji ve arkeologlar hakkındaki gerçekleri, keşifleri ve efsaneleri yalın ve akıcı bir üslupla yer yer görsellerle destekleyerek bu değerli eseri biz arkeofillere ve arkeoloji meraklılarının beğenisine sunmuş.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oldukça karışık, şifreli ve zaman- mekan geçişleri sıklıkla yapılan,"ergodik edebiyat" tarzıyla yazılmış.Kitabı okurken kaybolduğumu hissettiğim anlar oldu.Oldukça girift ve karışık bu kitabın içine girmek kolay değil.Ayrıca kitaba roman demek de zor, okurken sanki bir araştırma metni okuduğumu hissettirdi.Konusuna gelecek olursam, kör Zampano'nun "ben öldükten sonra bu metin bulanındır" demesi ve vefatından sonra komşusu Johnny'ye kalan bir tomar kağıt yığınından ibaret okuduklarımız.Kitap birden çok katmandan oluşuyor. Başlarda Zampano'nun yazdığı bir film senaryosunu okuduğumuzu düşünsek de sayfalar ilerledikçe bu ürünün gerçek olma ihtimali beliriyor aklımızda.Bilinç akışı ve iç monolog teknikleri çok iyi kullanılmış "Navidson Kaydı" filmleri senaryolarının kayıt altına alınması,senaryoyu destekleyen ve kurmaca olduğundan şüphe edeceğimiz mektuplar, şarkılar, makaleler ve hatta fotoğraflar da kitabın 'Ekler' kısımlarında sunuluyor.Bu senaryoyu o kadar gerçekçi kılıyor ki anlatamam.
Yanıtla
6
1
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kıbrıs'ta yaşayan halkın azaltılması, yok edilmesi ve sürülmesine yönelik çalışmaları; adadaki kızların Ürdün ve Filistin'deki kişilere eş olarak satılması ve kızlarımızın yaşadıkları zorlukların anlatıldığı bir kitap. Hatice tarafından yaşadıklarının masalsı bir eda ile anlatılması, suların sultanı oluşunun anlatıldığı yer her gözlerinizin dolacağı, yer yer kızacağınız, masalsı anlatımı ile büyüleneceğiniz, ödülünü gerçekten hak ettiğini düşündüğüm güzel, sıkılmadan ve düşünerek okunacak bir roman.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okumaya 9 Kasım sabahı başladım, 10 Kasım akşamı bitirdim. Gerçekten çok etkilendiğim bir novella bu.
Yapıtı okurken kendinizden bir şeyler bulabilir misiniz? Bilemiyorum. Ama her bölümün sonunda şöyle bir duracak ve geçmiş yaşamınızı sorgulayacaksınız. " Ben kimim, ne yapıyorum, neden yaşıyorum? " gibi sorulara beyninizde yanıtlar arayacak ve kendinizi tuhaf bir hipnoz ortamında hissedeceksiniz.
Her canlı gibi insanoğlu da var olduğu andan ( doğum ) itibaren hızla bir yok oluşa ( ölüm) doğru yol almakta. Bu kaçınılmaz olgu, fiziki varlığın sonu elbette. Ancak biliyoruz ki, yaşam güzergahında son durağa yaklaşırken ardında bir iz, bir eser bırakan insanlar asla ölmüyor, asla yok olmuyorlar. Adınız yer kürede bir yerlerde anıldığı sürece varsınız demektir.
Olumlu izler bırakanlardan olmanız dileğiyle...
İyi okumalar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser konu ve içerik olarak kitap ismiyle bütünleşmiş sade yalın bir anlatımla sıkılmadan merakla aynı zamanda da ilgiyle okunacak bir eser. Aşk, evlilik, aile ilişkileri sosyo- ekonomik açıdan incelikle irdelenmiş okurken İngiliz aile gelenekleri miras hukuku hakkında da bilgi sahibi olabilirsiniz; kişi karakterleri ustaca işlenmiş betimleme ve anlatım o kadar güçlü ki okurken olayların tanığı ya da figürü gibi hissediyorsunuz; ayrıca kitabın önemli bir özelliği de feminist edebiyatın ilk örnekleri arasında olması sırf bu yüzden de okunmaya değer.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  7
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Kasım 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hegel'in Tinin Fenomenolojisi kitabına dair politik bir yorum. Kitap İngilizce konuşulan dünyadaki Hegel yorumcularının ciddi bir kısmının sahip olduğu gibi açık ve anlaşılır bir üsluba sahip. Bu sebeple kitap hem Fenomenoloji eserini okumak için hem de Hegel'in sosyal ve siyasi fikirlerini anlamak için bir giriş kitabıdır.

Fakat okuyucu, bu metnin bir açıklama eseri değil bir yorum olduğunu unutmamalıdır. Yazar, Terry Pinkard, Robert Brandom, Paul Redding, Robert Pippin ve John McDowell gibi Hegel yorumcularını takip ediyor ve"Kant-Sonrası" veya "Metafizik Olmayan" bir Hegel yorumu sunuyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir