İsimsiz Kafe
Ne kadar sessiz bir kitap - ve bu nasıl güzel bir şey.
Bir kitabı sessiz diye tanımlamak olur mu, olurmuş. Az kelimeyle konuşan ancak insanda söyledikleri kadar söylemedikleriyle etki bırakan bir kitap Avusturyalı yazar Robert Seethaler’ın İsimsiz Kafe’si. Kendisinin dilimize çevrilmiş her şeyini okudum, çoğunu çok sevdim, bu da istisna olmadı.
1966 yılının Viyana’sındayız. Robert Simon adlı bir adam yıkık haldeki bir kafeyi devralmaya karar veriyor, hikâyemiz böyle başlıyor. Mekân kısa zamanda kendi müdavimlerini yaratıyor, o insanların her biri kendi öyküleriyle geliyor.
Tıpkı Tütüncü Çırağı’ndaki gibi bir mekân üzerinden bir semtin ve kentin tarihine bakıyoruz ve tıpkı Toprak’taki gibi küçük, sıradan insanların öykülerine kulak veriyoruz. Arka kapakta yazdığı gibi, “küçük insanlar hakkında büyük hikâyeler anlatmak”: Seethaler’in alamet-i farikası sahiden, çok iyi beceriyor bu işi.
Bu kitap biraz da kişisel bir yerden dokundu bana, hatta birkaç yerden. Viyana’nın kafe kültürü malum, tüm Avrupa şehirlerinden başka, köklü ilişkileri var kentlilerin kafeleriyle. Viyana’ya gittiğim iki seferde de en az sokakta olmak kadar sevmiştim o kafelerde olmayı, zira kentin hafızası gibiler, çok başkalar, onu anımsadım. İkincisi de, altı sene boyunca kafe işlettiğim için insanların bu tür mekânlarla kurduğu ilişkinin nasıl olabileceğini az çok biliyorum. Ben de bir dönem Robert Simon oldum aslında, ben de gelenlerin hikâyelerinden kendime bir dünya ördüm, o tanıdıklık hissi de çok iyi geldi.
Küçük, iddiası iddiasızlığından gelen, naif, yumuşacık bir kitap İsimsiz Kafe. Mevzubahis kafenin isimsiz olması detayından tutun da, savaşın ardından ayağa kalkmaya çalışan bir kenti aslında mikro düzeyde temsil etmesine, kapısından giren herkese sunduğu kucaklayıcılığına, insanların başkalarıyla tanışarak hayatlarında büyük dönüşümler olmasına vesile olmasına... Çok şeyini çok sevdim, kafenin de, kitabın da.
Bir Viyana kafesinde oturup etrafı dinlermiş gibi hissetmek, kendinizi öyle hayal etmek isterseniz okuyunuz efendim. Ve tabii -Regaip Minareci çevirisi her zamanki gibi pırıl pırıl.