Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben pandemilerin sıklaşmasını ve hızla yayılmasını yaşamsal değerlerin önemsizleştirilmesine, yok sayılmasına bağlıyorum. Emperyal güçler finansal/ekonomik değerlerden başka şey düşünmüyor. Dünya ve insan kaynaklarının iştihayla sömürülmesi, daha çok zenginleşmek istenmesi etik değerlerin bir kenara itilmesi sonucunu doğuruyor. Havamız, suyumuz, doğamız hatta yaşamlarımız talan ediliyor. Özellikle bizim gibi geri kalmış ülkelerde yaşananlara bakacak olursak. Sıradan biz insanlar çalışmak zorundayız, (güçlülerin dayattığı koşullarda). Pastadan küçük bir dilim alabilmek ve hayata tutunabilmek için...
"Küreselleşme ", " Bireyselleşme " vs. cazibeli terimlerle sunulan " Yeni Dünya Düzeni " aslında tam bir " Sömürü Düzeni ". İnsanlık kendi sonunu hazırlıyor; ama teknolojik yıkımlar, ama pandemiler ile kaçınılmaz sona doğru ilerliyor.
İşte böyle acımasız bir dünya bu!
Yapmamız gereken, yaşadığımız bu dünyaya, ne pahasına olursa olsun sahip çıkmaktır. Başka dünya yok.
İyi okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kasaba,daha ilk sayfalarından itibaren okuyucuyu içine çeken konusu,neredeyse hiç bitmeyen gerilimi ve aksiyonuyla elinizden bırakamayacağınız bir kitap.
Amerika'da siyahlar ve beyazlar arasındaki sınıfsal mücadeleden daha çok etkilenen birileri vardır bunlar Kızılderili'lerdir.
İkinci sınıf insan muamelesi görmekten kurtulamazlar eğer bir yanlış veya hata yapılmışsa bir Kızılderili'nin orada olması yeterlidir büyük ihtimalle suçlu odur.
İşte böyle bir ortamda cinayetten suçlu bulunup 16 yılını hapiste geçirmeye mahkum olmuştur Jeremy onun hapisten çıkmasıyla ise Kasaba'da işler çok değişecektir.
İnsanların kendi çıkarları uğruna neler yapabileceklerini,kanun adamlarının ve yüksek rütbedeki insanların yolsuzluğunu eleştirel bir dille anlatıyor yazar.
Yazarın kalemine hayran kaldım,konuyu o kadar iyi işlemiş ki, neredeyse heyecanla ve merakla okumadığım tek bir sayfa bile olmadı.
Yaptığı ters köşeler,şaşırtmalar ve yaşattığı aksiyonla büyük bir heyecanla okuduğum bir kitap oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
usta çizer kenan yarar'ın 2000 - 2008 arası lombak'ta yayımlanan hikâyelerinden oluşan seçki mürekkep sarayı. on dört öyküyü yeniden derleyip düzenlemiş. üretim aşamasındaki sancılara, ilişkilere, sadakate, aileye, insan ile hayvan arasındaki çizgiye, kapitalist patronlara dair bakış atıyor. fantastik soslu öykülerin hepsi iyi de savaş sırasındaki çocuklara odaklanan öykü içlerinde en özeli. gezip dolaşması en keyifli saraylardan. çizgi roman sevenler ve özellikle de doksanlı yıllardan ikibinlerin başına dek süren altın çağa tanık olmayanlar ıskalamasın derim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bir kadının kendini hayata dönmüş gibi hissetme hikâyesi bu. yarınsız iletişimler ve ilişkiler, hiçbir şey yapmadan geçirilen günler... dünyanın dönüşünü izleyerek. sadece orada olarak. hayatta. kelimenin tam anlamıyla... daha ilk sayfalarından itibaren etkileyen, maceraya ortak eden bir çizgi roman. kurgusu çok iyi. şaşırtmacası da yerinde. her şeyi durdurma, hiçbir şey yapmama, bırakıp gitmeye dair bir güzelleme. sahilde bir banka oturup ufka dalarken sadece dünyanın dönüşünü hissedesi geliyor insanın. şahane hikayesiyle yolculuğuna ortak olun, ıskalamayın derim.
.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Klasiklerin zirvesi olarak gördüğüm 19.yy'da alelade bir eserin yazılmış olması ne mümkün! Dönemin bu kusursuz örneği roman C.Dickens'ın kaleminden çıkmış duygusunu sonuna kadar verirken onun Kasvetli Ev'ini aratmamaktadır. Bir an önce sonunu öğrenerek sorulara cevap bulma arzusunu kamçılarken zorunlu biyolojik kökenli molalara isyan ettiriyor, ancak azalmayan ilgi ve adalet duygusunu besleyip bileyen, tükenen vicdanî rahatlığı şarj eden muazzam ve ilmek ilmek örülmüş kurgusuyla edebî damarın debisini fazlasıyla yükselterek silinmez tatlar bırakıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İşte muhteşem bir kitap. 1860’larda hapiste yazılan bu uzun kitap roman şeklinde yazılmaya başlanmış ancak normal romanlardan çok farklıdır. Çarlık Rusyasında, otoriter ve adaletsiz yönetim altında, dünyayı cennete çevirmek için ne yapmak lazım’ın kitabıdır. Kadın-Erkek ilişkilerinden, evliliğin ruhundan, servete tapan ebeveynlerin çocuk üzerindeki etkisinden, gerçek dürüst erdemli yaşamın ne olduğuna, bir şirketin gerçek amacından şeffaf açıklanan karın işçiler arasındaki dağıtımına, çorak arazilerin yeşillendirimesinden, makine kullanımının kime fayda sağladığına kadar, eğlencenin, sevginin, çalışmanın ve genel olarak yaşamın anlamına kadar pek çok şey içerir. Boşuna Lenin’in favori kitaplarından birisi olmamıştır. Bu kitabın Rus Halk Devrimine, binlerce sayfa boyunca sadece kapitalist para kazanma yöntemini eleştiren Das Kapital’den daha fazla fayda sağladığı düşünülmektedir. Dünyayı cennete çevirmek isteyen erdemli insanlara şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zihin/Akıl Haritaları, bir kategori düşünme kitabıdır. Kitapta yer alan Temel Düzenleme Prensipleri’ni, yazılacak bir kitabın içerikleri, bir eğitimin başlıkları, bir şirketin faaliyet alanları gibi farklı yerlerde kullabilmenizin nedeni de budur. Sokrates’in Phaidros’ta “ben buna vurgunum” dediği şey budur: bir tanımlama yapıp kategorilerine ayırmak. Matematiğin bir alt dalı olan endüstri mühendisliğinde de ana hedef (max/min) fonsiyonu ve kısıtlamaları düşünürken de aynı şeyi yapmanız gerekir (ancak okullarda öğretilmez). Birkaç küçük notum; kitapta bir haritadan diğerleri nasıl anlar yok (basit cevap:ekip çalışması), günlük planı akıl haritası olarak yapmak zor ancak bir kültür turuna (bir ülkeyi/bir şehri keşfetmeye) giderken dehşet faydasını görebilirsiniz, eğitim uygulamalarında (büyük üstad John Dewey’in açtığı yolda) bir konunun ilk dersleri bu akıl haritası (veya felsefesi) olmalı. Bu bir kategorisel düşünme kitabıdır, (liselerde okutulması gereken) bir öğrenme yöntemidir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatih’ten İnebahtı’ya Avrupa’da Türk Beklentisi
Tarih bütününde sadece konuşulanlar değil konuşulmayanlar da yer alır. "Türk Saplantısı" kitabıyla tanıdığımız İtalyan yazar Giovanni Ricci, bu eserinde, İstanbul’un 1453’teki fethinden 1571 İnebahtı Deniz Savaşı’na kadar olan dönemde geçen ve Batı dünyasında pek konuşulmayan, belki de konuşulması nahoş görülen konulara odaklanıyor. Yazarın bu zaman dilimini seçmesindeki nedenler, yenilmez Türk mitinin zirvede olduğu sürecin ve Rönesans’ın yükseliş çöküş yıllarının bu döneme rastlamasıdır.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldıktan sonra Trabzon’u ve Mora’yı da topraklarına katıp Batı’ya ilerleyişini sürdürmesi üzerine dönemin Papa’sının Fatih’e hitaben yazdığı, fakat hiçbir şekilde muhatabına ulaştırılamamış mektup, bu konulardan biri. Mektupta hem havuca hem de sopaya vurgu yapan ifadeler kullanılmış. Mesela Fatih’e cihan hükümdarlığı vaad ediliyor: “Küçük bir mesele bile sizi şu anda yaşayan insanların en kudretlisine, en güçlüsüne ve en ünlüsüne dönüştürebilir… Sizi vaftiz edecek bir damla su ve Hristiyan ayinlerini benimseyip İncil’e inanmanız.” Diğer yandan da İtalya’ya doğru ilerlemesinin kendisi açısından pek de iyi olmayacağına dair tehditler, imalar sıralanıyor: “… hiç kimse, Hristiyan olmayan bir efendiye boyun eğmek istemiyor. Herkes doğru inançla ölmek istiyor.” Mektup, Fatih’e ulaşsaydı sultanın tepkisi ne olurdu ya da Fatih, beklenmedik şekilde erken bir yaşta ölmeseydi, böylesi bir mektup ilerleyişini durdurmaya yeter miydi? Bu ihtimallere satır aralarında yer verilmemiş.

Fatih döneminde, çizmeye, Otronto’yu alarak adım atan Osmanlı askerlerini bir şekilde duymuşuzdur. Fatih’in ölümünün ardından Otronto elden çıktı. Oradaki askerlere ne oldu? Gırnata’da sıkışıp kalanlara erzak taşıyan Venediklilerin 2. Bayezıd ile Gırnata üzerinde yaptıkları egemenlik pazarlıkları, suya düşen hayaller, Papa’nın 2. Bayezıd’a yazdığı mektuplar, Şehzade Cem’in Avrupa günlerinde yaşananlar, İtalyan devletlerinin kendi aralarındaki çekişmeler, rahiplerin yönetimi yerine Türklerin kendilerini yönetmesine sıcak bakanlar, bir Arap adıyla (Cariye diye) anılan tek Avrupa şehrinin Venedik olmasının ardında yatan nedenler, Fransızlarla İtalyanların Türklere karşı tutumlarındaki farklılıklar, Fransız-Osmanlı ittifakı karşısında İtalyanlar, bu dönemde Doğu’dan Hristiyanlara yapılan çağrılar, Giovanni’nin yer verdiği konulardan sadece bir kısmı.

“… Türklere yapılan çağrıların tarihi, ayrılmış parçaların, gizli düşüncelerin, başarısız girişimlerin, haksız suçlamaların ya da asılsız iddiaların, her taraftan yapılan şantajların, asla gönderilmeyen mektupların, asla cevap yazılmayan ya da yerine ulaşmayan cevapların, her zaman gerçek olmayan şifreli mesajların, ele geçirilen hediyelerin, sürekli hazırda bekleyen muhbirlerin, Levant limanlarına ya da İtalya kıyılarına kurulan pusuların toplamıdır. (s. 170)” Giovanni, kitabın tamamında anlattıklarını temel alarak, nihai başlık altında medeniyetler çatışması teorisine atıf yapıyor ve teorinin tarihsel temellerinin olgusal olarak yanlışlığını vurguluyor.

Dönem üzerinde tarihi okumalar yapmayı sevenlere çok ilginç detaylar sunan “Türk Beklentisi” (Appello al Turco), Selenge Yayınları’nın isabetli tercihiyle ve çeviriyi yapan Serhat Pir Tosun’un kıymetli emeğiyle ülkemizde okurlarıyla buluştu.

Faydalı bir okuma olması dileğiyle!
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  16
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gençlerimizin değerlerimizi kıymetten düşürmeye ve kutsallarımızı katletmeye and içmiş bu iğrenç dönemde şahsiyet sahibi olması, bilinçli bir Müslüman olması için temel kıstasları özet bir halde yormadan aktaran tatlı bir kitapçık olmuş. Her başlığın daha da genişletilerek bir başucu kitaba dönüşmesini temenni ediyorum.

Büyük hacimli olmaması gençlerin okumaya karşı olan korkularını da kırabilmesi hasebiyle kıymetli. Velilerin, öğretmenlerin, ablaların genç kızlarımıza hediye etmesini tavsiye ederim.

Bu zor zamanlarda neslimizi maddi-manevi muhafaza etmemiz üzerimize FARZDIR. Bunu da yine ilimle aşabileceğimizi düşünüyorum. Haydi, Bismillah diyelim ve bir başlangıç yapalım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çağdaş, modern, seküler, entelektüel bir şehzadenin, bir beyefendi'nin hayatını okuyoruz. Şehzadenin hayatı bazı kimselerin tabularinı yıkacak, ilahlarını rahatsız edecek kadar modern. Kitap ilk bölümü Şehzadenin Abdülhamit'le anılarıyla başlasa da aslında bu anılar başkalarından duyduğu çok açık. Tek anısı Beylerbeyi'nde iki kez ziyaret etmesi onu da üstün körü anlatıyor. Sonra babası, annesi, kardeşleri, üvey annesi birkaç hanedandan akrabalarına, ikinci eşiyle tanışmasına değiniyor. İstanbul'a ilk gelişi o süreç nasıl oldu, Türkiye'de gezdiği yerler, birkaç hanedan mensubundan daha bahsediyor. İlk eşiyle hayvanları korumak için yaşadığı maceralar, maden ve petrol şirketi kurmak için yaşadığı sorunlar, iş nedeniyle gittiği ülkeler, kimliksiz olmanın çıkardığı pürüzlerden bahsediyor. Tarihi konularda bilgileri yetersiz olduğu çok açık ama ara ara Atatürk'e minnet duygusunu da ifade etmeyi unutmuyor.
Yanıtla
6
5
Destekliyorum  2
Bildir