Fatih’ten İnebahtı’ya Avrupa’da Türk Beklentisi
Tarih bütününde sadece konuşulanlar değil konuşulmayanlar da yer alır. "Türk Saplantısı" kitabıyla tanıdığımız İtalyan yazar Giovanni Ricci, bu eserinde, İstanbul’un 1453’teki fethinden 1571 İnebahtı Deniz Savaşı’na kadar olan dönemde geçen ve Batı dünyasında pek konuşulmayan, belki de konuşulması nahoş görülen konulara odaklanıyor. Yazarın bu zaman dilimini seçmesindeki nedenler, yenilmez Türk mitinin zirvede olduğu sürecin ve Rönesans’ın yükseliş çöküş yıllarının bu döneme rastlamasıdır.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldıktan sonra Trabzon’u ve Mora’yı da topraklarına katıp Batı’ya ilerleyişini sürdürmesi üzerine dönemin Papa’sının Fatih’e hitaben yazdığı, fakat hiçbir şekilde muhatabına ulaştırılamamış mektup, bu konulardan biri. Mektupta hem havuca hem de sopaya vurgu yapan ifadeler kullanılmış. Mesela Fatih’e cihan hükümdarlığı vaad ediliyor: “Küçük bir mesele bile sizi şu anda yaşayan insanların en kudretlisine, en güçlüsüne ve en ünlüsüne dönüştürebilir… Sizi vaftiz edecek bir damla su ve Hristiyan ayinlerini benimseyip İncil’e inanmanız.” Diğer yandan da İtalya’ya doğru ilerlemesinin kendisi açısından pek de iyi olmayacağına dair tehditler, imalar sıralanıyor: “… hiç kimse, Hristiyan olmayan bir efendiye boyun eğmek istemiyor. Herkes doğru inançla ölmek istiyor.” Mektup, Fatih’e ulaşsaydı sultanın tepkisi ne olurdu ya da Fatih, beklenmedik şekilde erken bir yaşta ölmeseydi, böylesi bir mektup ilerleyişini durdurmaya yeter miydi? Bu ihtimallere satır aralarında yer verilmemiş.
Fatih döneminde, çizmeye, Otronto’yu alarak adım atan Osmanlı askerlerini bir şekilde duymuşuzdur. Fatih’in ölümünün ardından Otronto elden çıktı. Oradaki askerlere ne oldu? Gırnata’da sıkışıp kalanlara erzak taşıyan Venediklilerin 2. Bayezıd ile Gırnata üzerinde yaptıkları egemenlik pazarlıkları, suya düşen hayaller, Papa’nın 2. Bayezıd’a yazdığı mektuplar, Şehzade Cem’in Avrupa günlerinde yaşananlar, İtalyan devletlerinin kendi aralarındaki çekişmeler, rahiplerin yönetimi yerine Türklerin kendilerini yönetmesine sıcak bakanlar, bir Arap adıyla (Cariye diye) anılan tek Avrupa şehrinin Venedik olmasının ardında yatan nedenler, Fransızlarla İtalyanların Türklere karşı tutumlarındaki farklılıklar, Fransız-Osmanlı ittifakı karşısında İtalyanlar, bu dönemde Doğu’dan Hristiyanlara yapılan çağrılar, Giovanni’nin yer verdiği konulardan sadece bir kısmı.
“… Türklere yapılan çağrıların tarihi, ayrılmış parçaların, gizli düşüncelerin, başarısız girişimlerin, haksız suçlamaların ya da asılsız iddiaların, her taraftan yapılan şantajların, asla gönderilmeyen mektupların, asla cevap yazılmayan ya da yerine ulaşmayan cevapların, her zaman gerçek olmayan şifreli mesajların, ele geçirilen hediyelerin, sürekli hazırda bekleyen muhbirlerin, Levant limanlarına ya da İtalya kıyılarına kurulan pusuların toplamıdır. (s. 170)” Giovanni, kitabın tamamında anlattıklarını temel alarak, nihai başlık altında medeniyetler çatışması teorisine atıf yapıyor ve teorinin tarihsel temellerinin olgusal olarak yanlışlığını vurguluyor.
Dönem üzerinde tarihi okumalar yapmayı sevenlere çok ilginç detaylar sunan “Türk Beklentisi” (Appello al Turco), Selenge Yayınları’nın isabetli tercihiyle ve çeviriyi yapan Serhat Pir Tosun’un kıymetli emeğiyle ülkemizde okurlarıyla buluştu.
Faydalı bir okuma olması dileğiyle!