Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beş Şehir ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ı bilenler iyi bilir. Bu kitabı okurken sanki kitapta anlatılan şehirlerde tarihi bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul'un maddi ve manevi güzelliklerini içinize çekiyorsunuz. Ankara'da siyaseti, Erzurum'da tarih ve soğuğu, Konya'da Anadolu havasını, Bursa'da Osmanlı ihtişamını, mabedleri, yeşili ve şırıl şırıl akan suları, İstanbul'da ise, ki şairin
"Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır" dediği şehirdir.Tek bir taşına acem mülkünü feda eden şair Nedim kitabın sayfaları arasından sanki bize sesleniyor. Kitabın bu baskısı da bunu yaşatıyor size. Kitap yanlarında ek bilgilerle, karekod okutarak ilgili şehrin muazzam resimleriyle... Ayrıca Beş Şehir kitabının ilk neşredildiği gazete sahifelerini de kitapta bulmak okuyucusu için zihinlerde güzel bir tat bırakıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşar Kemal’in Hüyükteki Nar Ağacı adlı kitabı, beni en çok dilinin sadeliği ve anlatımındaki derinlik ile etkiledi. Küçük bir köyde geçen bu hikâye, aslında koca bir dünyanın özeti gibi. İnsanların inançları, beklentileri ve umutları öyle içten anlatılmış ki bazen durup düşündüm: Biz neye inanıyoruz, neyin peşinden koşuyoruz? Nar ağacı sadece bir ağaç değil bu hikâyede; bir simge, bir yol gösterici adeta. Yaşar Kemal’in doğayla kurduğu o güçlü bağ, karakterlerin duygularını da doğanın bir parçası haline getiriyor. Okuması kolay ama düşündürdüğü şeyler hiç de yüzeysel değil. Kısacık bir hikâyenin bu kadar yoğun duygular barındırması beni gerçekten etkiledi. Sessiz ama güçlü bir anlatım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Toplumda maalesef şiddet yanlısı şiddet uygulamayı seven insanlarla bir arada yaşıyoruz bazen çok yakınımız olabiliyor ve bu insanlar bazen ekonomik olarak kültürel olarak eğitsel olarak iyi durumda olup daha doğrusu iyi görünüp yanıltıcı olabiliyorlar ve bu maskelerin arkasına saklanabiliyorlar. Kitapta da anne babasını kaybetmiş ve bir akrabasının yanında kalmak zorunda kalan çocuğun gördüğü şiddet beni sarstı. Ama ona yardım eden arkadaşlarının olması hayatta iyi insanların olduğunu gösterdiği için de umut vericiydi.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Martı Kengah, denizde avlanırken insanların denize akıttığı petrol sebebiyle zehirlenir. Son bir çırpınışla kedi Zorba’nın balkonuna düşer. Zorba’dan 3 şey ister: bırakacağı yumurtayı yememesini, onu büyütmesini ve çıkan civcive uçmayı öğretmesini ister. Zorba kabul eder ve civcive bir nevi annelik yaparak yumurtayı büyütür. Ancak uçmak? Bir kedi uçmayı ne bilsin? Bir dostluk ve fedakarlık hikayesi. Kitap yer yer insanlığa ve doğanın kirletilmesine yönelik verilen mesajlarla gayet akıcı ilerliyor. Özellikle bizden olmayana karşı hatta belki bir kedi ve bir martı düşman sayılabilecek iki hayvanken, güçlünün güçsüze yardım etmesi, verdiği sözü tutması ve hatta bunun için türlü fedakarlıklar göstermesi bakımından 10/10 diyebileceğim bir kitap. Eleştirilecek nokta ise bir çocuk kitabında alkolik bir maymun figürü ve yer yer argo ifadeler bana doğru gelmedi. Bu konuda hassasiyeti olan ebeveynlerin bilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Yanıtla
11
0
Destekliyorum  10
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Woolf’u tanımak, hayata ve kadınlara bakış açısını öğrenmek isteyenler için harika bir başlangıç eseri. Kadınların şiir ve düzyazı yazabilmek için verdikleri mücadeleye, tarih boyunca var olma çabaları içerisinde şahit olabilirsiniz.
Woolf’a göre bir kadının özgürce yazı yazabilmesi için iki şeye ihtiyacı vardır: düzenli bir gelir ve kedine ait bir oda. Bu düşüncesinin nedenlerini anlatırken de hem kadınların edebiyata girme sürecine hem de karşı cinsten farklı kişilerin düşüncelerine yer verir. Kendine Ait Bir Oda, aslında kısa bir kadınlar tarihi ve güçlü bir başkaldırı eseri. 
Kitabın en güzel yanlarından biri de hem kendi dönemine hem de öncesine ışık tutuyor olması. Woolf’un harika kalemi sayesinde Jane Austen’in Gurur ve Önyargı’yı nasıl yazdığını, Shakespeare'in kız kardeşinin neden tek kelime de olsa şiir yazamayacağını anlayabiliyoruz. Ve belki de kitabın en güzel kısmı, Woolf’un kız kardeşlerine seslenişi… Belki de tam da bu yüzden tüm kadınların okuması gereken bir kitap.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin Son Kitabı
Yazarın bu kitabı aslında 3 kitaplık bir serinin sonuncusu. İlk iki kitapta anlattığı hikayenin devamı niteliğinde bir romanla bizi buluşturuyor. İlk iki kitaptaki kadar akıcı olmadığını söylemek isterim. Zira bu kitapta daha çok yapay zeka ile ilgili bilimsel bilgi aktarımı yapılmış. Tabii ki bu bilgileri bir makale tadında okumuyoruz. Yazar roman karakterleri içine yedirerek bu bilgileri bize anlatıyor. Sinirbilim alanında yaşanan gelişmelerin hayranlık uyandırıcı olması bir yana, yazarın bunları en basit haliyle aktarması da oldukça etkileyici. Böylesine karmaşık konularda bilgi sahibi olabilmek ve güncel bilimsel gelişmeleri takip edebilmek için bu tür anlatımların olması oldukça önemli. Romanı beğendim, okurken yer yer sıkılsam da bitirmekte zorlanmadım. Zaten ilk iki kitaptan hikayeye aşina olunca bu kitapta anlatılanlar da onların üzerine eklenmiş oldu. Kitabın sonunu beğenmediğimi belirtmem gerek. Yani tüm bu anlatılanlardan sonra kitabın sonu biraz sade kalmış gibi geldi bana. Sanki hikayeyi bitirememiş olmaktan kaynaklı bir son gibi düşündüm. Böylesi serilerde hikayenin sonunu getirmek kolay olmuyor. Bu yüzden bunu da anlaşılabilir buluyorum. Yazarın kitaplarını özellikle bilime, yapay zekaya meraklı herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
10
1
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gülten Akın’ın şiirleri sanki bir yoldaş eliyle dokunuyor insana. Dizeler, hem kadınların hem de toplumun iç sesi gibi… Kimi dizelerde aşkın kırılganlığı, kimisinde ise memleketin acısı var. Akın’ın dili sade ama derin; az kelimeyle çok şey anlatıyor. Bu kitapta en çok hissettiğim şey, “kadın olmanın ağırlığı ve güzelliği”nin birlikte taşındığı bir isyan, bir iç döküş hali olması.

Okudukça değil, yaşadıkça anlaşılan bir kitap. Tabii ki en bilindik dizesi; “Ah kimselerin vakti yok / durup ince şeyleri anlamaya.” Hem bir sitem hem de bir çağrı gibi. Koşturmacanın, telaşın ortasında durup da bir çiçeğe, bir bakışa, bir suskunluğa kıymet vermeyi unuttuğumuzu hatırlatıyor bizlere. İşte her bir dize bu kadar incelik taşıyor.

Şiir seviyorum diyorsanız Gülten Akın’a muhakkak kitaplığınızda yer olmalı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Müziğin gerçek anlamı üzerine derin bir sorgulama var.Romanda "Sanat, sadece içsel bir ifade biçimi mi olmalıdır,yoksa toplumsal bir araç mı?" sorgulayarak Sainte-Colombe'un daha saf,Marais de daha çok dünyevi hırsları arasındaki farkını göstererek kitapta, aslında sanatın iki yüzünü anlatıyor diyebiliriz.
Yazarın dili oldukça sade ama yoğun;cümlelerde betimlemelerle okurken hayal gücünüzün yardımıyla çok tatlı bir kitap haline geliyor,ama melankolik.Eşinin ölümü ardından yasını müziği kullanarak yaşıyor.
Müziği teselli değil,yasın bir parçası yaparak kitap felsefi bir düzeye taşınmış.Böylece kitap,sabrın, yalnızlığın ve kendini adamanın bir övgüsü olmuş.Müzikle, sanatın bir yaşam tarzı, bir inanç biçimi olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak Dünyanın Bütün Sabahları,sadece müzikle ilgilenenler için değil, hayatı, sanatı ve insan ruhunun derinliklerini sorgulamak isteyen herkes için etkileyici ve düşündürücü bir eser.Yasını farklı yaşayanlar için de yas kitabı da diyebiliriz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir kitapta kurgudan daha önemli olan şey, daima anlatım gücü olmuştur benim için. İşte bu eserde de bunu buldum. Dünya adım adım felakete giderken dinmeyen yağmurlar sellere neden olup, insanlığı tehdit ekmektedir. Olmaz diyemeyeceğimiz kadar gerçekliğe yakın kurgu iyi bir dille başarılı bir kitap olarak okuyucuya sunulmuş. İki kardeş anne ve babalarının onlar için hazırladığı Issız Ev’de yanlarında bir kız ve dedesiyle hayatta kalabilecekler mi? Edebi olarak güçlü betimlemeleri olmayıp yalnızca üç kişinin dilinden duygusal bir metin oluşturulmuş. İklim krizi vurgulanmak istense de daha çok kardeş, anne baba ve yeni insanlarla kurulan bağ çerçevesi daha güçlü çizilmiş.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sinirden gerilmek istiyorsanız bu kitap o kitap. Yazar o kadar güzel işlemiş ki konuyu okurken o aileye gidip müdahale etmek istiyorsunuz. Dili çok güzel sade anlaşılır. Gereksiz kişi, mekan, zaman tasvirleri yok. Her şey olması gerektiği gibiydi. Son 50 - 60 sayfa uykusuz bırakacak kadar heyecanlı ve sinir bozucuydu ki ben saat gece 2 ye kadar bitirmek için uyuyamadım. Sonu ise tam bir ters köşe hatta köşelerle doluydu. Devam hikayesi gelse yine okunur bence. Kısaca psikolojk gerilim severler keyifle okur bu kitabı.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir