İlk defa Haruki Murakami okumaya başlayanlar; çok şaşırtacak, belki anlayamayacaklar kırk elli sayfadan fazla okuyamayarak kenara atacaklardır. Murakami tutkunlarınıysa mutlu mesut edecektir en nihayetinde.
Yayınevi, yazardan herhalde o kadar memnun ki yarım gazete sayfaları dolusu reklamlar verip son kitaplarından basmaya başladığı yazarın ilk kitaplarını da aynı hız ile çevirttirerek yakışmayacak imla hatalarına aldırmadan basmaya devam ediyor.
Kimi yazarların kariyerinde gittikçe yükselen kendini aşan, kimilerininse inişli bir çizgisi olabiliyor, bence Murakami ilk kısma giren yazarlardan. Sahilde Kafka ile okumaya başladığım yazarın her kitabından çok ve bu kitabından da çok fazla zevk aldım ama bir Sahilde Kafka veya Zemberekkuşu'nun Güncesi'nin yerini tutamadılar.
Hayali bir dünyayı sentetik olgular üzerine gerçek imgelerden yararlanarak öyle bir monte ediyor ki hayran olmamak elde değil. Hem de bunu harikulade sade bir dil ile yapar. Çevirisinden okuduğumuz ve Japon edebiyatına intibakımız olmadığından diline ve anlatımına söz söyleyebilecek durumda değiliz, biz onun muhteşem tutarlılıkta devam ettirdiği dünyasına hayranız, ne kadar uzak olsa bile tanıdık unsurlar barındırır bizden diğer kitaplarının çevirilerini de beklemekteyiz bu yüzden.