67Yorum
mehmetusta
30.11.2007
Kitap, psikolojik bir roman olup, ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma sergilemiştir. Şahısların ruh hallerini çok iyİ bir şekilde okuyucuya aktarmaktadır. Yalnız biraz ağır olduğu için okurken zorluk çekilmekte ve bu yüzden biraz da okuyucuyu sıkmaktadır.<br /><br />
KY-491553
24.11.2007
Eylül klasik Servet-i Fünun romanıdır bu nedenle romanda hüzün egemendir. Eylül'ü Süreyya beyin Tevik Fikret olbileceğini düşünerek okumanızı tavsiye ederim.Bu benzerlik beni çok şaşırttı inanıyorum ki sizi se şaşırtacak.
Şenay Gemeç
Kitapkurdu
31.10.2007
Her ikisi de evli olan kişilerin ellerinde olmadan , birarada bulundukları sürede birbirlerine , eşlerinden habersiz yakınkaşmaları ve aralarındaki yasak aşkın anlatıldığı değişik bir kitap.Günümüzde çokça yaşanıyor bu tip olaylar.<br />Anlamakta zorlanabilirsiniz.Tabi akıcılığı da bozuyor yabancı kelimelerin ağırlıkta olması.Tavsiye ederim.
önder çınar
18.10.2007
ilk psikolojik roman olması dolayısıyla edebiyatımızda önemli bir yer olan bir kitap fakat okuması gerçekten zor<br />yer yer sıkılıp okumaktan vazgeçebiliyorsunuz<br />bunun yanında kişilerin psikolojik çözümlemesi gayet başarılı
ismail sarıkaya
19.06.2007
Mehmet Rauf'un "Eylül" ü bide ilk psikolojik roman örneğidir. Uzun tahlillerle okuyucu üzerinde,bıktırırcasına baskı kuran romanda, olmaması gereken aile yaşantı tarzlarıyla dikkat çekilmektedir. Zaten Mehmet Rauf'un bu romandan başka da, okunası eseri pek yoktur...Romanın en başarılı yönü derseniz, kişilerin iyi gözlemlenmesidir...
sheherazade
Kitapkurdu
08.06.2007
kitap güzel ama dili biraz ağır.bazen insanı sıkıyor ancak yinede güzel.biraz insan psikolojisiyle de alakalı.kitapta suat ve necipin çok büyük aşkı anlatılıyor.necip suatı, suatın eşi süreyyadan daha çok seviyor.kitabın sonundaki yangında suatı kurtarmak için yalıya giriyor ve burada ölüyorlar.
hislipalyaco
01.05.2007
hüzün ve yas ayı eylül...bir yapraklı bahardan bir karanlık kışa geçişte aradaki o hüznün ayı;yalnızlığın,pişmanlığın,ömrümüzden kayıp giden o boşa geçmiş yılların,çaresiz bir aşkın yas tutan ayı...
Suat ve Süreyya birbirini çok seven evli bir çifttir.çiftin en yakın arkadaşları olan Necip ise bekar, pek çok gönül eğlencesi yaşayan ve bir süre sonra hayatının anlamsızlaştığını hisseden bir arkadaş,bir dost ve Süreyya Bey'in kuzenidir.Süreyya'nın bir süre sonra kendisine yeterli vakit ayırmamasıyla bunalan,yalnız kalan Suat'la yalılarına sık sık gelen,günlerce evlerinde misafir ettikleri aynı zevkleri paylaştıkları Necip arasında önce Necip'in daha sonra Suat'ın aşkıyla çaresiz bir yola girilen ömrün eylülü...bir yanda aşkı tüm ezalarıyla çekerken bir yanda Süreyya'ya karşı duyulan pişmanlık,utanç
Suat ve Necip'i imkansız bir aşka sürükler...güzel betimlemeler,mükemmel psikolojik tahliler,iç konuşmalar eseri gerçekten kıymetlendirmiş.
edebiyatımızda ilk psikolojik roman olma özelliği taşıyan bu kitap,anlattığı konu itibariyle ne kadar bizim ahlak değerlerimize ters düşse de yazar yine kendi kalemiyle içine düşülen toplum ahlakına aykırı bu durumu çaresiz aşkın kahramanlarını ölümde birleştirerek bir şekilde yanlışa sapmadan kurtarmıştır.bu son bir nevi cezalandırma gibidir.
eserin anlatım diline gelince kolay anlaşılır bir dille yazılmış ama basit değil,ruh tahlileri zengin ve geniş bir çerçevede verilmiş,eserin geneline bu ruh durumları hakim ama kesinlikle sıkıcı değil bu da eserin başarısı.
basıma gelince;kapak çok estetik,yazı boyutu da güzel göz yormuyor.klasik okumayı sevenlere ilk tavsiye edilecek kitaplardan biri...