Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatma Bayram Hocamızın uzun bir emekle ortaya koyduğu bir başucu kitabı. Günlük hayatımızın içine katmamız gereken Esma-ül Hüsnaları sade ve anlaşılır bir dil ile bizler için bir araya getirmiş. Kitabın içindeki öncelikle Esmaların anlamları, sonra Kuran’da geçtiği ayetler ve birlikte ilişkili olduğu diğer Esmaların hangileri olduğu ve en önemli kısmı ise bu Esmalar bizde tecelli ederse nasıl olur. Kulu hangi mertebelere ulaştırır. Günümüzde bazı kesimlerin bir sır oluşturarak esmalar üzerinden popülerlik kazanmak isterlerken, hocamız Allah için bizlere yalnızca kendimizdeki Esma tecelliğahlarını bulmamız yolunda tavsiyede bulunuyor. Bizler kişilik olarak eksikliklerimizi Esmaların manalarını benimsedikçe, bizi tamamlayacak ismi kendimize vird edinip kamil müslüman seviyesine ulaşmalıyız.
Yanıtla
11
1
Destekliyorum  5
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Memleketi terk etmeleri için şehzadelere 24 saat,sultanlara ise10 gün süre verilen bir hanedanın öyküsü...
İki hafta sonra 144 kişilik Hanedan'dan kimsenin kalmayışı,dönebilmek için kadınların 28, erkeklerinse 50 sene beklediği bir hüzün tablosu.. Yazar 1924 sürgününü yaşayan Hanedan mensuplarını yaşadıkları farklı ülkelerde ziyaret ediyor.Kendilerinden ve evlatlarından sürgünde yaşadıklarını tek tek dinleme fırsatı buluyor. İlk yaşayanların ortak bir özelliği gittikleri ülkelerde maddi olarak çok zorluk çekmeleri.Çünkü sürgünün bu denli uzun olabileceğini düşünmemişler.Hatta ne zinet eşyalarını alabilmişler ne de yeteri kadar kıyafetlerini. Parayla da halktaki gibi bir münasebetleri olmadığından zorluk kat kat artmış.Yazara göre asalet ve nezaketleri takdire şayan. Bu bağlamda Türklükleriyle daima gurur duyup sürekli Türkçe konuşmaya gayret etmişler,vatan hasretini daima kalplerinde yaşamış ve hiçbir zaman Cumhuriyet aleyhinde bir beyanaatta bulunmayıp politikaya girmemişler.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umarım edebiyatseverler farkındadır, edebiyat tarihimiz için önemli bir eser yayımlandı. Halkçı ve realist edebiyatımızın önemli yazarı Mahmut Yesari'nin erken cumhuriyet dönemine ışık tutan ve sosyolojik okumalara da açık olan, bugüne kadar gazete ve dergi arşivlerinde kalmış tüm hikâyeleri yaklaşık 3 bin sayfalık bir külliyatla karşımıza çıkmış durumda. Nazım Hikmet'in, eserleri yabancı dile çevrilse her dilde aynı gücü koruyacak kadar yerel ve uluslararası nitelikte bir yazar olduğunu düşündüğü Mahmut Yesari için eleştirmen Doğan Hızlan da şöyle demişti: "İstanbul, yüzyıllar boyunca farklı siyasal rejimlerin ve idarecilerin mekânı olsa da kendini ancak edebiyatçılara, sanatçılara teslim etmiştir. İstanbul’u edebiyattan izlemek için Mahmut Yesari’yi okumak şarttır."
Yanıtla
7
1
Destekliyorum  6
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cemil Meriç’in "Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist" kitabı, okuduğum en derinlikli ve etkileyici eserlerden biri oldu. Kitap, Saint-Simon’un sosyolog ve sosyalist kimliklerini ele alırken, yazarın kendine has üslubuyla hem derin hem de akıcı bir şekilde anlatılmış.

Ayrıca, Meriç’in derin düşünsel analizleri, Saint-Simon’un hem sosyal bilimlere hem de sosyalist düşünceye olan katkısını vurguluyor. Kitabın her sayfasında, Meriç’in Saint-Simon’a olan hayranlığını ve derinlemesine bilgi birikimini hissediyorsunuz.

Bu kitabı okumak, bana hem Cemil Meriç’in entelektüel derinliğini hem de Saint-Simon’un toplumsal reformlara yönelik vizyonunu düşünme fırsatı verdi. Kitabı kapattığımda, sadece tarihsel bir figür hakkında bilgi edinmiş olmaktan öte, topluma dair kendi görüşlerimi de sorguladım ve yeniden şekillendirdim. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum; Cemil Meriç’in ustalıklı kaleminden dökülen bu eseri okumak, düşünsel anlamda oldukça faydalı bir deneyim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aydın Şükrü Melse'nin Gazetom eseri, mizah, hiciv ve dramı içsel sorgulamalarla birleştirerek okurlara çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Anlatımı zengin ve dili zaman zaman süslü olan bu kitap, düşündürücü ve duygulandırıcı. Özellikle kısa hikâye tutkunları için tavsiye edilen bu eser, her hikâyede benzersiz anlatım teknikleriyle dikkat çekiyor. Karakterlerin içsel çatışmaları ve dönüşümleri üzerine yoğunlaşarak, okuyucuya kendi hayatını sorgulama fırsatı sunar. Melse'nin üslubu, derin duyguları ve karmaşık ilişkileri ustaca ifade ediyor. Gazetom, sadece bir edebi eser değil, aynı zamanda derin düşüncelere dalmak isteyenler için bir düşünsel yolculuk.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Muhammed Demir
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Medya İletişimi El Rehberi, uzun yıllar gazete ve medyada çalışmaları olan bir yazar tarafından hazırlanan, rehber niteliğinde bir kitap. Bu kitapta hepimizin az çok bildiği ancak nasıl kullanması gerektiğini bilmediği konulara değinmiş yazar. Artık hayatımızın bir parçası olan medya iletişimi, sadece sosyal iletişim için değil iş için de önemli bir kapı. Bu nedenle de temel kavramları bilmek önemlidir. Yazar, gazeteci olmasının da aşinalığıyla yer yer tanıtım yer yer haber yazısı gibi anlatmış, anlatmaya temel kavramlardan başlamış. Sosyal medyada veya diğer alakalı kitle iletişimde bilgi birikimi kârımızadır. Çünkü artık olmazsa olmazdır günümüz imkânlarında. Benim ilgimi çeken noktalardan biri haber ve reklam değerlerinin, algısının halkta farklı olduğunu gazeteci gözüyle bakarak söylemesi. Bazı terimler karşılaştırmasız verilmiş elbette. Tanımlara sık sık rastladığımız bir ders kitabı gibi. Bunun gibi birçok ayrımı da bulabileceğiniz rehber niteliğinde bir el kitabı olmuş.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  12
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Muhammed Demir
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İmkânsız, aslında başlarda biraz imkânsızlığı hissettiren, sonra normal ilerleyen bir aşkın hikâyesi. Kanser olan karakter iyileşirken birden diğer sağlıklı olan karakterin psikolojik problemleri ortaya çıkıyor ve bütün gidişatı ele geçiriyor. Şizofreni derecesine geldiğinde karnındaki bebeği dahi öldürmek istediğinde aşk falan kalmıyor ortada doğal olarak. Üstelik birbirlerinden o kadar nefret ediyorlar ki biri diğerini öldürmeye kalkışıyor. Dolaylı yoldan. Kendi hayatını ve bebeğin hayatını kurtarmak için annesini öldürmek bir yöntem, kurguya göre. Kadın karakterin psikolojisinin bozulmasında etken 6 Şubat Depremi. Üstünden zaman geçtikçe duygu durumu bozuluyor, yeme bozuklukları oluşuyor, hayatı kendine de aşık olduğu insana da dar etmeye başlıyor ve sonunda hastaneye yatırılıyor. Karakterler üniversite öğrencisi ve zaman 4-5 yıla yayılmış. Tanışma, okulun son senesine gelme, evlenme, hastalıklar, erkek karakterin işe girmesi, bebeğin olması bu zaman dilimine yayılıyor. Sürükleyici.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başımıza gelen musibet küçük olsun büyük olsun mutlaka bir sebebi vardır. Yaradan verdiyse bir bildiği üzerine vermiştir. Belki ahir ömrün imtihanı için belki dünya ömrünün imtihanı için.
Bu kitapta yazarımız harika kalemi ile bize bu musibetlerle nasıl konuşulması gerektiği konusunda yol gösteriyor. Bakış açımızı değiştirmeye çalışıyor. Musibetin felaket değil de aydınlık için bir ferahlık bir geçit olacağı kapıdan da bakmamız gerektiğini vurguluyor.
Başa çıkamayacağımız musibetlerden korusun Rabbim hepimizi.
Kana kana su içmek gibi bu kitap. Siz de için. Tadı güzel.
Keyifli okumalar.

Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ne güzel bir kitap okudum ben böyle.. Ne acılara tanık oldum.. Okurken iki kadının da ne yaşadığını derinlerde hissettim. Kitabın sonunda ise hayretler içinde kaldım hiç beklemediğim yerden yakaladı beni. Çok güzeldi. Kısaca ben çok sevdim.

"Ama insanın gerçekte neleri reddedebileceği ancak o şanslar kendisine sunulduğunda, yani hakikaten seçme şansı bulunduğunda belli olur. Hülasa, ben olsaydım diye başlayan cümlelerin içi, çoğu zaman görülmemiş bir rüyanın yeryüzünde kapladığı alan kadar boştur."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
On iki güzel öykü…

Özlediğim, bizden , sabırlıca okunması gereken on iki öykü… son zamanlarsa hep maruz kaldığımız öykülerde bulunan ajitasyona maruz kalmadığım için ayrıca memnunum

Ağız dolusu güldüğüm aynı zamanda yanakları yol eden göz yaşlarına hakim olmadığım , sonra susmak vaktine kalıp gerçeğe karışan rüya ile şaşırdığım öyküler …

Hezeyana ortak olup canımız acıdı; çaresizliğe kabusa bıraktık kendimizi… yapmak isteyip de yapamadıklarının ve yaptıklarından haberi olmayanların kesişmesi ile gerçeğin “somutlaşması”

Hayattan kopmadan gönlümüze sığışan tüm duyguları yansıtarak adet gelenek görenek mi denir yoksa inançla karışık batıla kaçan adetlerimizi /geçmişten gelen kocakarı inançlarını/ gülümseyerek sunan öykülerin okuru, anlayanı bol olsun

Vesselam
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir