Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarı bir söyleşide dinledim ve yazdıklarını merak ettim. Okuduğum kitabı söyleşide biraz üzülebilirsiniz demişti konusu üzdü. İçinde çocukların olması çocuk kitabı anlamına gelmiyor 10 yaş üzeri okumalı daha küçük yaşlar için bence uygun değil. Geçmiş zaman ve geçmiş zamanın hikayesi ile yazılmış bu okumamı zorlaştırdı(hikayesi yani .. mıştı, ..muştu) Bağlantıları sevdim. Bir kurgusu var dizi izler gibi okudum desem yeridir. Bazı bölümlerin redaktesinde sorun var. Yazım hataları gözüme batıyor. Kitapta kopukluk yok bazı olayları daha açsın isterdim (bir yetişkin yazsa açardı)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sosyoloji psikoloji ve ekonomi en güzel ne ile anlatılır diye sorsalar,bu soruya artık vereceğim cevap paradır.Hatta para daha fazlasını da anlatabilir;aşkları, iyiliği,hastalıkları vs. Roman,tam olarak bir paranın bir dönemi her açıdan anlatması üzerine kuruludur.Vezneden çıkıp insanlar arasında dolaşmaya başladığı an hikaye de başlar ve bu hikayede en çok paranın egemenliğindeki dünya görülür.

1932’de tefrika edilen roman,dönemin en küçük kâğıt parası olan 1 lira üzerinden,dönemin neredeyse her kesimini, insan ilişkilerini,sosyal hayatını,adetlerini,ekonomisini, yapılarını ve ciğerci,berber,çamaşırcı gibi mesleklerini aktarır.İlk olarak bir emeklinin cüzdanına giren para,adeta 1930’lu yılların olaylarının ve her kesiminin ve bu kesimlerin hayatlarının fotoğrafını çeker.
Anlatıcısı 1 lira olan ve 1 liranın tedavüle girişiyle başlayıp kendisi için bir kurtuluş olduğunu düşündüğü bir sonla biten serüven,etkileyici bir dille aktarılır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
beklentimin yüksek olduğu bir kitaptı ve çok keyif aldım. tam da sonbahara yakışır güzellikteydi. bir kadının yalnızca doğa gözlemini ve tutkusunu, kendini inşaa edişini değil; planlamadan üstüne yüklenen sıfatlarla yaşamayı öğrenmesini de seriyor okurun önüne.

eş olmanın ve anne olmanın da doğru bir zamanı olduğu, tüm bu sıfatların insandan insana farklı süreçlerle öğrenildiğini hatırlatıyor bize. sevmenin ya da sorumlulukların bir kalıbı olmadığı, değişkenlik barındırdığı; yarım kalmış hayallerin içinde savrulabildiğini gösteriyor okura.

olumsuz eleştiri olarak da; daha çok bilimsel derinlik barındıracağını ummuştum. böceklere ve doğaya dair akademik bilgilerin çokluğuna ve derinliğine ihtiyaç duydum. ve de aslında 1600’lü yıllarda başlayan kitap, son iki bölümüyle nasıl günümüze erişti; ben mi kaçırdım bir şeyleri yoksa çeviri hatası mı oldu anlamadım.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Melih Cevdet Anday'ın Aylaklar romanını okurken ya da okuduktan sonra Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kiralık Konak isimli kitabını hatırlayan olmuş mudur acaba? Konu itibarıyla aynı ama ortada birbirinden çok farklı iki eser var. Konusu için roman okuyanlar bunun üzerinde düşünmeli. Tıpkı Lev Tostoy'un Anna Karenina'sı ile Gustave Flaubert'in Madam Bovary'si gibi... Konu ikisinde de aynı ve basit: Kocasını aldatan kadın. Ama işlenişleri, örgüsü, karakterler ve onların tahlili birbirinden son derece farklı, iki ayrı dünya yaratan iki başyapıt var. Anday ile Karaosmanoğlu'nun sözünü ettiğim romanları da böyle... Roman konusuna indirgenemez.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1914 yılı. Osmanlı Devleti 1.Cihan harbine katıldıktan sonra açılan ilk cephe: Kafkasya Cephesi. Enver Paşa komutasındaki Osmanlı birliklerinin doğuda Ruslara karşı düzenleyeceği taarruzun hüzünlü sonu Sarıkamış.
İsmail Bilgin’in tarihi romanlarından en hüzünlüsü denilebilir. Sarıkamış Olayını iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Yapılan betimlemeler ve olay örgüsü sizi o anın içine götürecek ve kendinizi olayın içinde bulmuş gibi olacaksınız.
Sarıkamış: Sonu hüzünlü bir felaketle sonuçlanan bu olay, imkansızlıklara, Ruslara ve hava koşullarına rağmen Osmanlı askerlerinin verdiği azimli mücadelenin fotoğrafıdır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Konusu ölüm olduğu için ağır ama çok etkileyici, kısa bir klasik. Rus edebiyatı ve Dostoyevski bilindiği gibi bir taraftan karamsar, bir taraftan da karakterlerin iç dünyalarını haritalamakta çok usta. Bir cenaze evi sahnesiyle başlıyoruz sonra başa dönüp İvan İlyiç'in hayat hikayesini okuyoruz. Bir hastanın neler hissedebileceğini çok iyi aktarmış. Özellikle sona doğru o hastalık tasvirleri o kadar etkili ki, inlemeleri duydum, o ağırlığı hissettim sanki. Sağlıklıyken okumak gerek. Bize sağlığın kıymetini ve hastalarla empatiyi öğreten bir eser. Bu yönüyle daha da önemli bir okuma.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap bir serinin parçası. Modern tekniklerle yazılmış, diyaloglar arasına iç çözümleme taktiği, gösterme tekniği ustaca yedirilmiş. İlk otuz sayfada odaklanmanız için ara vermemeniz, karakterleri oturtmanız gerekiyor. Mantığı çözünce kitap çok rahat okunuyor. Aralarda harika anlatımlara rastlayacaksınız. Dilini çok beğendim. Edebi parçalar bulmak, anlatımı akıcı paragraf ve diyaloglar okumak kazancım oldu. Karakterleri oturtmada sorun yaşarsanız sonda bir karakter sözlüğü mevcut. Oradan bakılabilir. Hatta daha erken adapte olmak için bunu başta yapmanız da işinize yarayabilir. Ben kitabı beğendim. Seriyi tamamlamak istiyorum. Okurunu kısa zamanda bulacaktır. Yazarın kalemine sağlık.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son dönem Türk Milliyetçiliği çok derinlemesine bir konu. Yazar bu konuyu seçtiği birkaç gazete, dergi ve dernek üzerinden okumaya çalışmış. Genelde bu tarz okumalar zor olsa da kitabın dili son derece yalın ve akıcıydı. Başlangıç olarak kolay okunabilecek bir kitap. Türk Milliyetçiliğinin oluşumu hakkında ortaya konan fikirleri açıklamaya çalışıyor. Kitap 200 sayfa olsa da son 50 sayfası tablolar şeklinde. Yayınlanan gazetelere bakarak Türk milliyetçilerinin en çok ne üzerine yoğunlaştıklarını tablolar şeklinde vermesi verimli olmuş. Son dönem için tek bir Türk milliyetçiliğinden bahsetmek mümkün değil. Her toprak kaybında fikrin yapısı değişiyor. Bunu anlamak içinde ön okumalar yapmak gerekir. Özellikle Orta Asya kökenli Türkçülerle Osmanlı Türkçülerinin milliyetçilik anlayışının yer yer ayrılmasını anlatan verimli bir kitaptı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cesur Yeni Dünya kitabında resmedilen distopik dünyaya yazıldıktan yıllar sonra ne ölçüde yaklaşıldığı, öngörülerin ne derecede isabetli olduğunun yine yazar tarafından irdelendiği kitap bu ekseninden ziyade tamamen bağımsız olarak da okunabilir. İlgi çekici detaylı başlıklar altında, yazıldığı dönemin ışığında geleceğin projeksiyonu yapılırken dünyayı yöneten beşerî güç odaklarının kendi türünün selameti yerine ayartıcı, doyumsuz, karanlık hırslarının peşinden gittiği ve gitmekten vazgeçmeyeceği vurgulanıyor, kurgusal distopyanın ana fikri kurgu dışına taşarak fiilen yaşanılan mecraya fazlasıyla bulaşmakla bizleri iyi günlerin beklemediğini gözler önüne seriyor. Birçok bilim dalına atıf yapan özelliği ile ders kitaplarına konu olacak içerik ve donanımdaki eser güncelliğini yitirmeyeceği bir klasik olma niteliğini de hak ediyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bahriyeli askerlerin hatıratlarına genel olarak ender rastlanır. Bu da Osmanlı'nın denizcilikte yeterli reformu yapamamasından kaynaklı. Bahriyeden mezun olanlar iş bulmakta, gemilerde çalışmakta sıkıntı yaşadıkları için onları daha çok Karacı ya da başka mesleğin kimliğinde buluruz. Bahriyeli İttihatçı olan Muhyiddin Bey çocukluğundan başlayarak Bahriye Mektebini döneminde yaşanan önemli olaylara da yer vererek bir dönemin panoramasını sunuyor. Yandan çarklı vapurlarla adalara gidildiğini, kural tanımaz bir gençliğe, isyanlara, afetlere, insanlara şahit oluyorsunuz. Bahriye Mektebi, eğitimi gemiler hakkında bilgiler veriyor. Severek okuduğum bir hatırat oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  12
Bildir