Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Martı Kengah, denizde avlanırken insanların denize akıttığı petrol sebebiyle zehirlenir. Son bir çırpınışla kedi Zorba’nın balkonuna düşer. Zorba’dan 3 şey ister: bırakacağı yumurtayı yememesini, onu büyütmesini ve çıkan civcive uçmayı öğretmesini ister. Zorba kabul eder ve civcive bir nevi annelik yaparak yumurtayı büyütür. Ancak uçmak? Bir kedi uçmayı ne bilsin? Bir dostluk ve fedakarlık hikayesi. Kitap yer yer insanlığa ve doğanın kirletilmesine yönelik verilen mesajlarla gayet akıcı ilerliyor. Özellikle bizden olmayana karşı hatta belki bir kedi ve bir martı düşman sayılabilecek iki hayvanken, güçlünün güçsüze yardım etmesi, verdiği sözü tutması ve hatta bunun için türlü fedakarlıklar göstermesi bakımından 10/10 diyebileceğim bir kitap. Eleştirilecek nokta ise bir çocuk kitabında alkolik bir maymun figürü ve yer yer argo ifadeler bana doğru gelmedi. Bu konuda hassasiyeti olan ebeveynlerin bilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Yanıtla
13
0
Destekliyorum  11
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Woolf’u tanımak, hayata ve kadınlara bakış açısını öğrenmek isteyenler için harika bir başlangıç eseri. Kadınların şiir ve düzyazı yazabilmek için verdikleri mücadeleye, tarih boyunca var olma çabaları içerisinde şahit olabilirsiniz.
Woolf’a göre bir kadının özgürce yazı yazabilmesi için iki şeye ihtiyacı vardır: düzenli bir gelir ve kedine ait bir oda. Bu düşüncesinin nedenlerini anlatırken de hem kadınların edebiyata girme sürecine hem de karşı cinsten farklı kişilerin düşüncelerine yer verir. Kendine Ait Bir Oda, aslında kısa bir kadınlar tarihi ve güçlü bir başkaldırı eseri. 
Kitabın en güzel yanlarından biri de hem kendi dönemine hem de öncesine ışık tutuyor olması. Woolf’un harika kalemi sayesinde Jane Austen’in Gurur ve Önyargı’yı nasıl yazdığını, Shakespeare'in kız kardeşinin neden tek kelime de olsa şiir yazamayacağını anlayabiliyoruz. Ve belki de kitabın en güzel kısmı, Woolf’un kız kardeşlerine seslenişi… Belki de tam da bu yüzden tüm kadınların okuması gereken bir kitap.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gülten Akın’ın şiirleri sanki bir yoldaş eliyle dokunuyor insana. Dizeler, hem kadınların hem de toplumun iç sesi gibi… Kimi dizelerde aşkın kırılganlığı, kimisinde ise memleketin acısı var. Akın’ın dili sade ama derin; az kelimeyle çok şey anlatıyor. Bu kitapta en çok hissettiğim şey, “kadın olmanın ağırlığı ve güzelliği”nin birlikte taşındığı bir isyan, bir iç döküş hali olması.

Okudukça değil, yaşadıkça anlaşılan bir kitap. Tabii ki en bilindik dizesi; “Ah kimselerin vakti yok / durup ince şeyleri anlamaya.” Hem bir sitem hem de bir çağrı gibi. Koşturmacanın, telaşın ortasında durup da bir çiçeğe, bir bakışa, bir suskunluğa kıymet vermeyi unuttuğumuzu hatırlatıyor bizlere. İşte her bir dize bu kadar incelik taşıyor.

Şiir seviyorum diyorsanız Gülten Akın’a muhakkak kitaplığınızda yer olmalı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Müziğin gerçek anlamı üzerine derin bir sorgulama var.Romanda "Sanat, sadece içsel bir ifade biçimi mi olmalıdır,yoksa toplumsal bir araç mı?" sorgulayarak Sainte-Colombe'un daha saf,Marais de daha çok dünyevi hırsları arasındaki farkını göstererek kitapta, aslında sanatın iki yüzünü anlatıyor diyebiliriz.
Yazarın dili oldukça sade ama yoğun;cümlelerde betimlemelerle okurken hayal gücünüzün yardımıyla çok tatlı bir kitap haline geliyor,ama melankolik.Eşinin ölümü ardından yasını müziği kullanarak yaşıyor.
Müziği teselli değil,yasın bir parçası yaparak kitap felsefi bir düzeye taşınmış.Böylece kitap,sabrın, yalnızlığın ve kendini adamanın bir övgüsü olmuş.Müzikle, sanatın bir yaşam tarzı, bir inanç biçimi olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak Dünyanın Bütün Sabahları,sadece müzikle ilgilenenler için değil, hayatı, sanatı ve insan ruhunun derinliklerini sorgulamak isteyen herkes için etkileyici ve düşündürücü bir eser.Yasını farklı yaşayanlar için de yas kitabı da diyebiliriz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir kitapta kurgudan daha önemli olan şey, daima anlatım gücü olmuştur benim için. İşte bu eserde de bunu buldum. Dünya adım adım felakete giderken dinmeyen yağmurlar sellere neden olup, insanlığı tehdit ekmektedir. Olmaz diyemeyeceğimiz kadar gerçekliğe yakın kurgu iyi bir dille başarılı bir kitap olarak okuyucuya sunulmuş. İki kardeş anne ve babalarının onlar için hazırladığı Issız Ev’de yanlarında bir kız ve dedesiyle hayatta kalabilecekler mi? Edebi olarak güçlü betimlemeleri olmayıp yalnızca üç kişinin dilinden duygusal bir metin oluşturulmuş. İklim krizi vurgulanmak istense de daha çok kardeş, anne baba ve yeni insanlarla kurulan bağ çerçevesi daha güçlü çizilmiş.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sinirden gerilmek istiyorsanız bu kitap o kitap. Yazar o kadar güzel işlemiş ki konuyu okurken o aileye gidip müdahale etmek istiyorsunuz. Dili çok güzel sade anlaşılır. Gereksiz kişi, mekan, zaman tasvirleri yok. Her şey olması gerektiği gibiydi. Son 50 - 60 sayfa uykusuz bırakacak kadar heyecanlı ve sinir bozucuydu ki ben saat gece 2 ye kadar bitirmek için uyuyamadım. Sonu ise tam bir ters köşe hatta köşelerle doluydu. Devam hikayesi gelse yine okunur bence. Kısaca psikolojk gerilim severler keyifle okur bu kitabı.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tasavvuf anlamında okunabilecek en güzel kitap diyebilirim. İnsan olmanın gereğini güzel bir dille anlatıp, insanın yaşama amacını okuyucusuna farklı bir dille hatırlatmakta. Manevi yolculuğuna çıkmak için bu kitap tercih edilebilir.

İnsanın ne amaçla yaratıldığı, nasıl kulluk etmesi gerektiği, ibadete nasıl bakması gerektiği ve daha niceleri...

İnsanın insanca yaşaması için fıtratında yatan tüm gerçekleri, okuyucusuna sohbet edasıyla anlatmakta olan bu kitabı, yaşam felsefesi haline getirmek dileğiyle...

"İnsan, insanca yaşadıkça kıymetlidir" diyerek bu kitabı maneviyata önem veren, maneviyat arayışında olan ve kendini manevi boşlukta hisseden herkese keyifle tavsiye ederim...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu eseri Bizbize Organizasyon'un "Taha Kılınç İle Kitap Tahlili" programı vesilesiyle okudum.
Kitaba Dair Bazı Değerlendirmelerim;
1.Nureddin Zengî romanı akıcı bir üsluba sahiptir.Yer yer heyecanlandırıcı,duygulandırıcı,öfkelendirici yerler var.Bundan dolayı eseri okurken kendinizi o dönemin içinde buluveriyorsunuz.
2.Ali Emre’yi bu eseri ile tanıdım.Eserinde Türkçe’yi çok iyi kullanmaktadır.
3.Eserde bilmediğim kelimeleri araştırdım ve anlamlarını kaydettim. Bu yönüyle eser okuyucuya yeni kelimeler öğretmektedir.
4.Ali Emre eserde dönemler arası geçişleri çok güzel bir şekilde gerçekleştirmiştir.
5.Nureddin Zengî romanının beyaz perdenin farklı türlerine ustaca aktarılması gerektiğini düşünmekteyim.
6.Eserin not tutularak okunması gerektiğini düşünüyorum. şahsen çok faydası oldu.
7.Bu romanı okurken zaman zaman haritaya bakma ihtiyacı hissettim.Bölgelerdeki hakimiyet alanları ve mekân isimlerini harita üzerinden görerek eseri okuyanlar daha kalıcı bir yol izlemiş olurlar.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  7
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Asrın felaketi olarak tanımlanan "6 Şubat Depremi"nin acısı/izleri/yorgunluğu hâlâ yüreğimizde iken, 23 Nisan 2025'te meydana gelen İstanbul Depremi ile unutmaya/görmezden gelmeye çalıştığımız "deprem gerçeği" kendisini doğadaki vahyin bir dili/âyeti olarak tekrar hatırlattı!
Necmettin Şahinler bu eseri ile, depremi bir ceza olarak değil uyarı olarak görenlere, Allah’ın doğanın ayetleri ile kendileriyle nasıl konuştuğuna dikkat çekmekte ve “doğanın kaderi olarak adlandırdığı depremin” kaderinden/hissesinden insanoğlunun nasıl pay aldığını Kur’ânî referanslarla okuyucuya, sarih/yalın bir dille anlatmaktadır.
Dili ve muhtevası açısından dikkate değer bir eser. Şahit olduğumuz maddi ve manevi Deprem(ler)in Düşündürdüklerini bir başka açıdan düşünmek/yorumlamak isteyen her okuyucu için yol gösterici; güzel bir eser. Yazarını tebrik ederim.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
itiraf etmeliyim ki... 31nci sayfa bittiği akşam.. "tamam artık bu kendini tekrar edip duran bu saçmalığı okuyacak kadar delirmedim" demiştim kendi kendime... ama ne olduysa sabah çantama attım ve kitabı yanıma aldım... aman allahım..! 32nci sayfada beni bir şey yakaladı ve tek solukta sonunu getirdim...

"şimdi tüm hayatımı bir üzüm salkımı gibi avucumda sıkıp özsuyunu damla damla gölgemin kuru boğazına okunmuş bir türbe suyu gibi damlatacağım"....

aman allahım..! kör baykuş beni bu cümlesiyle yakaladı..

hiçbir zaman sevilmemiş/sevildiğini hissetmemiş şizofren bir adamın hezeyanlarında kendimi buldum.. insan ve gölgesi... ve insanın gölgesinin neler düşünüp neler yapabileceği..! ve birde okuduğun bir romandan hele ki corona sonrası bu hissiyatı kaybetmiş biri olarak "koku" alabileceğim aklıma gelmezdi...
Yanıtla
6
1
Destekliyorum  5
Bildir
Yanıtları Göster