Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ismi Google'dan ismimle bir arama yaparken karşıma çıktı, haberdar oldum. Bu yıl hayata veda eden yazar Zonguldak'lı bir edebiyatçı ve bu romanında da ikinci emperyalistler arası dünyayı paylaşım savaşında dönemin hükümeti tarafından kömür ihtiyacının karşılanması için Zonguldak köylülerine getirilen mükellefiyet yani madende insanlık dışı koşullarda karın tokluğuna zorla çalıştırma konusunu işlemiş ve özellikle tek partili cumhuriyet yıllarındaki jandarma zulmünü çok güzel ele almış. Kitap 12 Eylül darbesinden önce TDK ödülü almış, darbe sonrası olsa idi değil ödül ceza alırdı. Zor, zorba ve zorbalık konusu anca bu kadar işlenebilirdi. Merhum yazar İrfan Yalçın, bir romanla okur İrfan Yalçınkaya'yı ancak bu kadar etkileyebilir, yüreğinden yakalayabilirdi. Kitaba kolay kolay vermediğim on numarayı veriyorum ve mutlaka en kısa zamanda alıp okumanızı tavsiye ediyorum.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mihail Bulgakov‘un kaleminden çıkan #gençbirdoktorunanıları kitabı ile geldim bugün.
Kitapta, Bay Bomgard’ın çok uzak bir taşraya doktor olarak tayin edilmesi ile başlayan serüveni; yıllar sonra taşradan merkeze geçmesi ile son bulmuştur.
Bomgard’ın uykulara hasret kalması ve ilk defa karşılaştığı olaylara bulduğu çözüm yolları sizleri kitaba daha çok çekiyor.
Hiç bitmeyen bir karla yaşamayı öğrenen Bomgard’ın hikayesine, kitabın sonuna doğru bir perde açılıyor ve akademide kendinden iki yaş küçük doktor arkadaşı olan Palyakov’un hikayesi de ekleniyor.
Kitap tam bitti derken son sayfalarda bir perde daha açılıyor ve Doktor Yavşin selamlıyor bizi tam yedi yıl önceki anıları ile.
Yazarla ilk tanışmam bu kitap ile oldu ve bu tanışıklığımızı diğer kitapları ile devam ettirmeyi kesinlikle istiyorum.
Bu eseri öğretmenliğimin ilk yıllarında doğuda görev yaparken okudum. Sanırım o sebeple de kendimle özdeşleştirdiğim için çok seviyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok güzel ve çok etkileyici bir kitaptı benim için. Başta çok tuhaftı ve sıradandı, yaratıklar var, sürekli olaylar oluyor ama neden oluyor, iş nereye varacak, ana karakter neden şöyle yapmıyor gibi bir çok sorularla okudum ve belirsizlik sıksa da yine de hızla okumaya devam ettim. Kitap ilerledikçe biraz fantastiğe, ve sonrasında bilimkurguya da dönmeye başladı. Bir süre sonra kitaptaki atmosfere öyle kapılıyorsunuz ki olayların sebebi, anlamı vs anlamı olması gerekmediğini zaten anlıyorsunuz. Hatta kitabın sonsözünü de okuduğumda öğrendiğim üzere, konu insanın bilinmeyene karşı duyduğu korku üzerine işliyor ve gerçekten de korku bilimkurgu ve fantastik türlerinin hepsini barındıran 'tuhaf kurgu' adında bir alt tür varmış. Olaylardan çok atmosferi ve üzerinizde etki bırakan korku edebiyatını seven kitapseverler bu tuhaf kurguyu mutlaka okumalı. Bilenler için, Algernon Blackwood'un Söğütler adlı kitabı tadında.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzun süredir odaklanamadığım için bir türlü elime bir kitap alıp okuyamıyordum.Bu kitabı kim önerdi neden aldım onu bile hatırlamıyorum.Sanırım alalı iki ay falan oldu.Sayın Alya Barutoğlu’nun ilk kitabıymış Ekim 2023 de basılmış.Kitaba bayıldım bir çok satırda kendimi buldum ailemi buldum çocukluğumu buldum.Geçmişle bugün arasında mekik dokuyup durdum. İstanbul Beyoğlu Galata istiklal caddesinde turladım.İçinde bir sürü hikaye barındırıyor bir sürü yaşanmışlıklar hatıralar.Kitapta üzerinde durduğum bir sürü mesajı oldu ama en çok bu sayfada takıldım.Ne güzel anlatmış @alyabarutoğlu sebepsiz bekleyişlerimizi ertelemelerimizi hep biraz daha hep biraz daha diyerek yaşamdan neler kaçırdığımızı, biraz da içim cız ederek okudum.Hiç bitmeyen bahanelerimiz yüzünden asıl amacımızdan nasıl uzaklaştığımızı yüzümüze vuruyor.Teşekkürler Alya Barutoğlu ellerine sağlık çok güzel bir tatil kitabı oldu benim için.Bu arada kitaptaki müzikleri tabii ki atlamadım hepsini tekrar tekrar dinledim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir yazar düşünün. Yatmakta olduğu hastane odasında, henüz teşhis edilememiş hastalığının pençesinde. Tarifsiz acılar içerisinde, şiddetli ağrılarla ve sesini yitirmenin kaygısıyla boğuşuyor. O hasta aydın bir insan, yazarımızın ta kendisi. Yaşadığı tüm olumsuzluklara inat memleket ve dünya meselelerine de kafa yormaktan geri durmuyor. Aydın insan böyle oluyor demek ki. Bunu kaçımız yapabilir ki?

Kısa süre önce ölen yazar M. Auge' den ölürken hissettiklerini, mezardaki ilk izlenimlerini anlatmasını istemek müthiş ironi, mükemmel bir zeka ürünü.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orhan Pamuk , yaşamış olduğu çevre değişen çehre/hayat tarzı anlatılan hikayeler ve iç çekişler arasında büyümüş olsa gerek . Ailesinde veba bir saplantı haline de gelmiş olabilir .

Orhan Pamuk için kentsel dönüşüm romancısı demiştim romanlarında hep bir köşk yıkılıyor bir hayat yıkılıyor hep yeniden bir inşaa hali ya da isteği..

Bir hayalin peşine düşmüş aile büyüğünün ardında yaşananlar. Bireyin kalabalıklar içinde yalnızlığı (bu ifadeyi de çok severim) herkese veya her şeye rağmen idealinin Peşinden koşarken mahvolması . Kendi dışında gelişen (tembellik hali dışında) toplumsal ve siyasi olayların amacına ulaşmada onu engellemesi bu kitabın özelinde…

Gazete kupürlerini art arda dizmişsin de Orhan Pamuk arada edebi yeteneğini konuşturmuş da tutturmuş gibi bir garip lezzet dimağımda kalan…

Velhasıl, sıradaki gelsin
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap düşünce ve medeniyet tarihini, dinler tarihiyle paralel bir okumaya tabi tutuyor. Gerçekten ilginç buldum. Anlaşılması kolay bir eser değil. Marksist ve determinist bir yazarın fikriyat ve dili bana yabancı geldi başta. Ama farklı bir bakış açısı görmek adına muhteşem bir eser. Her okuduğuna katılmak zorunda hissetmeyen ve karşıt saydığı fikirleri de okuma ve anlama emeğini esirgemeyen insanlar için tam bir "challenge". Baştan yazarın kendisi "karşıt" diye etiketlenmiş dünyalara çok emek vermiş, kutsalın tarihine bakmış, kutsal metinleri satır satır okumuş. Sonuçta da Allah, peygamber ve kitabı determinist tarih anlatısında bir yere konumlandırmış. Zorlandım ama feyz aldım. Herkese değil, ilgilisine ve emeğe saygı duyanlara tavsiye edebilirim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  3
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okurken aklıma daha önce okuduğum Elif Şafak kitabı "On Dakika Otuz Sekiz Saniye" kitabı geldi. Elif Şafak da Irmak Zileli de bir kişinin ölmek üzereyken hissettiği şeyleri yazmışlar. Son Bakış kitabı "Bilinç Akışı" tekniği ile yazılmış. Çokça devrik cümle kurulmuş, hatta kitabın tamamı devrik cümlelerden oluşuyor diyebilirim. Bilinç Akışı anlatım tekniği ile yazıldığı için bir cümle neredeyse bir paragraf uzunluğunda olmuş. Sürekli virgülle ayrılmış bitmeyen cümleler var. Tekrar eden kelimeler insanın sinirlerini hoplatabilir, örneğin "tık, tık, tık," gibi. Hikâye çok dokunaklı, Gürcü bir kız, sevdiği adamla ülkesinden ayrılıyor. Türkiye'ye geliyor, sevgilisi İranlı bir şair ve aranan bir adam. Yakalanıyor ve roman kahramanı tek kalıyor. Gurbet, yabancılık, ötekileştirme, başka bir ülkede varlığının kabullenilmemesi, geçmişte yaşanmış acılar, bir ailenin acı kaderi gibi durumları etkili bir şekilde anlatıyor. Okuması zor, bazen sıkıcı ama bittiğinde içinize oturan bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
93 Harbi Osmanlı Devleti açısından son derece yıkıcı bir etki yaratmıştır. Savaş Doğu ve Batı Cephesi olarak iki yönlü olmuştur. Hatıratımız savaşın Batı Cephesini Birinci elden anlatmaktadır. Eserin ana konusu Rus ve Bulgar mezalimini oluşturmaktadır. Ayrıca savaşı kaybetme nedenleri de birinci elden aktarılmıştır. Mezalimlerden örnek vermek gerekirse cami ve mekteplere doldurulan erkek, kadın ve çocuklar hepsi birden öldürüldü. Cesetler Kıptilere taşıtıp kerpiç kuyusuna atmışlar. Kavak Köyünde anne ve babası ve yakınları öldürülen İbiş adlı bir çocuk insaflı bir Bulgar tarafından kurtarılmıştır. Daha nice acıklı hikayeler bulunmaktadır. Savaşın kaybedilmesini Rusların savaşa çok iyi hazırlanması, şimendifer hatlarının azami derece kullanılması, Osmanlı Devleti'nin Balkanlarda iç isyanlarla uğraşması ve Yemen gibi uzak diyarlardan asker getirememesi olarak özetlenebilir. Konu hakkında araştırma yapacak arkadaşların mutlaka yararlanması gereken bir eserdir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta Yourcenar'ın kelimelerle taçlandırdığı rüyalarını okurken aynı zamanda rüya'nın neliği üzerine çeşitli notlarına da tanıklık ederiz. Yourcenar'ın rüyaları ilk bakışta birer mensur şiir olarak düşünülse de yazar bu yanılgıyı kitabın 116. sayfasında bertaraf ediyor.
Yourcenar'ın rüyaları öylesine renkli ve kelimeleri öylesine büyülü ki, okurken bir hikâye okuyoruz izlenimine bile kapılmak mümkün. Zira, kaçımız gördüğümüz rüyaları kopukluk olmadan ve anlamsızlık barındırmadan aktarabildik veya aktarabiliyoruz? Kendi rüyalarımı düşündüğümde, bu sorunun yanıtının epey olumsuz olduğunu düşünüyorum.
Kitaptaki rüyaları okurken metinlere nüfuz edebilmek oldukça meşakkatli, zira metinler bir rüyanın karmaşıklığı kadar karmaşık. Yine de eser, farklı bir rüya anlatımı için ve Yourcenar'ın büyülü kelimelerle dolu dünyasına dahil olmak için okunası.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir