Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eserin konusu oldukça ilginç, eserin temel konusu cesetlerden ilaç yapımı üzerine yapılandırılmıştır. Eser Antik Dönem tıp ve eczacılık geleneğini kısaca özetleyerek başlıyor daha sonra ortaçağ, Aydınlanma Dönemi ve 19. yüzyıl ilaç yapımı ve tıpta tedavi uygulamaları ile sona ermektedir. Cesetlerden nasıl ilaç yapıldığı, Kral Damlası ilacının üretimi gibi daha bir çok cesetten ilaç yapımı örnekleri vardır. Mumyaların tedavi ve ilaç yapımdaki işlevlerine de yer vermiştir. Ayrıca yamyamlığın sosyo-psikolojik yönlerini de ele almıştır. Eserde dogmatik uygulamalara (insan eti, kemiği, beyni dışkısı yemek; insan kanı ve idrarını içmek) karşı oluşan muhalefete de yer vermiştir. Spesifik konularda okuma yapmak isteyen arkadaşlara tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sn Ümit Bayazoğlu gerçekten çok değerli, çok seçkin bir yazar. Ciddî bir araştırmacı, usta bir anlatıcı. Mükemmel türkçesi, çok akıcı üslûbu, eserlerinde mizahı abartmadan ustaca kullanması O’nu günümüz yazarları arasında özel bir konuma getiriyor. Bu çok güzel, çok düşündürücü, çok orijinal eseri de diğer kitapları gibi büyük bir ilgi ve merakla okunuyor. Sn Bayazoğlu yazmışsa o kitap tereddütsüz alınır ve soluksuz okunur, çok farklı şeyler öğrenilir, çok değişik bakış açıları ve düşünce kalıpları edinilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Konu alanında uzman olmayan birinin rahatlıkla okuyabileceği akıcı bir şekilde hazırlanmış bir kitap. Ben konu hakkında herhangi bir bilgi sahibi değildim ancak ölü deniz yazmaları hakkında şu anda bayağı bir bilgi sahibi oldum. Tarihsel süreçleri, dönemin halkları hakkında bilgiler, yahudilik, hıristiyanlık üzerine etkileri gibi bir çok konuda önemli bilgiler içermektedir. Dinler tarihi ve yahudilik tarihi üzerine araştırmalar yapanlar için oldukça faydalı olacağı kanaatindeyim. Dolu dolu bir kitap. Ayrıca Peygamber Enok'un kitabı için de okunması gereken kitaptır. Bu kitap çok fazla övülmeyi hakkediyor. Hocamızın eline sağlık.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Selahattin Enis eserlerinde genellikle I. Dünya Savaşı sonrası toplumsal çöküşleri ele alır. Enis’in kaleminden ilk okuduğum eser Mahalle oldu. Cephede savaşa giden Rüştü evli ve bir çocuk babasıdır. Savaş durumundan dolayı ailesinden ayrı kalmıştır. Cephedeyken 18 yerinden yara alan Rüştü, evine döndüğünde ailesinden geriye kalan tek şey yanmış, yıkılmış bir evdir.

Eserde savaş sonrası halkın düşüncelerine, yaşadıkları acılara ve o derin üzüntüye sık sık denk geliyoruz. Peki Rüştü ailesini tamamen mi kaybetti ya da onları bulacak mı? Halk savaş sonrasında nasıl bir ruh haline büründü?

Bu sorulara cevap bulmak ve yazarın o güzel kalemiyle tanışmak istiyorsanız Mahalle okuyacağınız güzel ve bir o kadar da hüzünlü bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, karısı ölen bir adamla evlenen bir kadının hayat öyküsü gibi görünse de, aslında ölmüş bir kadının gölgesinde evliliğini sorgulayan, eski eş Rebecca ile kendini kıyaslayan bir kadının hikayesi anlatılmakta. Ölen ilk eş Rebecca, renkli bir kişiliğe sahip, kimseye hesap vermek zorunda kalmayan, asi ve özgürce yaşayan bir kadın iken, adamın ikinci eşi olan kadınsa silik, itaatkar, boyun eğen ve isimsiz. Kitap boyunca genç kadının duygusal çalkantılarını iliklerimize kadar hissediyoruz. Rebecca'nın çok güçlü ve yenilmez olarak lanse edilmesi ister istemez bizi geriyor. İsimsiz ikinci kadını destekliyor, ona hak veriyor ve onu anlayıp kitabın sonunda gerçekleşen bazı konularda kendimizi onu desteklerken buluyoruz. Yazıldığı dönemle kıyaslandığında hâlâ güncelliğini koruyan, yeni nesil okurları kendine bağlayan, kopyala yapıştır kitaplarından farklı özgün kurgusuyla okuru büyüleyen bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kazıklı Voyvoda: Draculea
Dracula efsanesini bilmeyenimiz yoktur. Mezarından kalkar ve insanların kanını emerek tekrar dirilmeye çalışır. Tam bir metamorfoz!

Alman tarihçi Heiko Haumann ise bu hikayenin ardındakileri eşelemiş ve buz dağının görünmeyenlerini metinleştirmiş. Dracula isminin nereden türediğini, aslında Dracula'nın kim olduğunu tarihi gerçekleriyle anlatmış.

Mevzu bahis Dracula isminin gerçek kimliği olan Vlad Draculea 1431 yılında doğuyor. Eflak beyliğinin voyvodası 2.Vlad'ın üç oğlundan biri. Babasının Osmanlı tebaasıyla yakınlaşma zarureti sebebiyle Osmanlı sarayında büyüyor. Abisi Mircea ve babası 2.Vlad'ın ölümünden sonra Osmanlı Sultanı'nın da desteğiyle Eflak beyliğine prens olarak atanıyor. Genç yaşına rağmen cabbar bir kişilik. Fazla heyecanlı ve işlerini görmek için dışarıdan gelen seslere pek kulak asmıyor. Bildiğini yapan, dediğim dedik biri! Hatta öyle ki, gün geliyor ve Osmanlı ile ters düşüp savaşa giriyor. Oldukça zeki oluşu ve uyguladığı taktikler Osmanlıyı alaşağı ediyor. Tüm bunların yanı sıra tanınmasına vesile olan en büyük özelliği ise Tepeş lakabı... Yani "kazıklayan"... İnsanları şişleyen ve kazıklayan bir lider. İşte karşınızda "Kazıklı Voyvoda"... Dünya onu bu özelliğinden ötürü "kana susamış", "çılgın" bir deli olarak görmeye başlıyor. Ve bu andan itibaren "kan" onunla özdeşleşiyor. Yazılan şiirler, çizilen edebi metinler, çekilen filmler, perdelenen tiyatrolar ve daha nicelerinde yer alan 'kan emen vampir' hikayeleri onun tarzıyla hayat buluyor.

Yazar Haumann yukarıda metinleştirdiğim paragrafı, derinlemesine yaptığı araştırma yazılarıyla bilgi seline boğuyor. En geniş, en güzel örnekleriyle okuru bu dünyanın içinde yüzdürüyor.

Tarih severlerin kitaplığında olursa fena olmaz. Farklı tarza sahip bir kişiliği okumak bilgi haznenize farklılıklar katar...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın adını ilk duyduğumda bir hüzün kapladı içimi, müthiş bir çaresizlik gibi geldi bana bir ırmağın kenarında oturup ağlamak. Sadece aşkına karşılık bulamamanın çaresizliği değil de kendini, inancını bulamamanın çaresizliğiydi. Korku sardı içimi sona doğru ne olur böyle bitmesin diye ve teşekkürler Paulo COELHO öyle bitirmediğin için...

Kitaplarını severek okuduğum bir yazar olan Paulo COELHO Hristiyanlık dinini çok iyi anlatan ve yaşatan bir misyoner gibi geliyor bana. Ne kadar farklı dinlere inansak da onun inanış biçimine hayran kalıyorum ve bu benim kendi dinimi yaşayış biçimimi sorgulamama sebep oluyor. inançlara saygı ön plana çıkıyor her zaman. Keyifli okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alan Sokal'ın şaka makalesi ve bu makaledeki unsurları tek tek ele aldığı detaylı bir kitap. Tabi makale öncesi ve sonrası yaşanan süreçler de aktarılıyor kitapta. Ancak yazarlar pozitivist paradigmadan bakarak postmodern paradigmayı tuzağa düşürdüğünü düşünürken tuzağa düşme ihtimalleri bulunmakta. Özellikle Garfinkel'in refleksivite (reflexivity) kavramı, postmodern düşünce önemli bir yere sahip. Sokal'ın eleştirileri; eleştirel kuramın, pozitivizme (ve refleksivite ile kendi üzerine) getirdiği eleştirilerin yanında devede kulak bile değil bana göre.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahmet Yesari Kapra Yayıncılık sayesinde okuma imkanı bulduğum değerli bir yazar, aldığım bütün eserlerini de severek okuyorum. Bu eseri de kolay okunan bol diyaloglu ve keyifli tavsiye ederim. Özellikle Mecidiyeköy'ün nasıl bir gezinti yeri olduğunu anlattığı bölümler çok ilgi çekiciydi. Yaşı 40 larda olan Belkıs yalnız yaşamaktan sıkılınca bir baloda kendinden yaşça küçük olan Nihat'la tanışır evine misafir eder bir süre ev arkadaşı olarak yaşamaya başlarlar daha sonra ilişkileri aşka dönüşür. Belkıs çok güzel, bakımlı, zarif bir kadındır ve yaşını hiç göstermediği halde sürekli aradaki yaş farkını kompleks haline getirir, Nihat ise eğitimi az, yoksullukla büyümüş, kimsesiz ve düşük maaşla bir şirket çalışanıdır. Belkıs'la kendini kıyasladığında hep kendini daha aşağılarda görür, her ikisinin de bu kompleksli takıntılarını anlatan bir aşk öyküsü olan Sağanak Altında sıkılmadan okunacak bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Muhammed Demir
20 Eylül 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
En Güzel Derdim, ilahiyat mezunu, din kültürü öğretmeni bir şairin şiirlerinden oluşuyor. Pedagojinin etkisini şiirlerde görüyoruz. Şiirlerin çoğu didaktik şiirler. Öğüt veriyor ama bilgece bir tavırla değil, davet eder bir üslupla. Dinî şiirlerin, aşk şiirlerinin yanında eleştirinin de olduğu şiirler okudum. İnsanın doğaya zarar verdiği, zulmün insandan kaynaklı olduğu, Müslüman’ın Müslümanlığını unuttuğunu ifade eden söylemler var. Konuya göre gruplama yapılmamış, kitapta bölümleme yok. Şiirler karışık sırayla verilmiş. Öğretmenlik üslubunu benimsemiş. Öğütler, yol göstermeler sıkıcı değil. Şiirlerin birçoğu dörtlüklerle ve vezinsiz yazılmış. İlk sayfaları geçtikten sonra serbest tarzda yazılmış şiirler de göreceksiniz. Sıralama olmaması akıcılığı sağlamış bir şekilde. Özellikle eleştirinin olduğu şiirleri beğendiğimi söyleyebilirim. Okurken sıkılmayacağınızı söylemek istiyorum. Öğrencilerine ve okuruna kavuşmasını umuyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir