Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar eserini kaleme alırken öncelikle bu serüvene nasıl başladığını anlatıyor. Bu ise bize olayların neden sonuç ilişkisini kurgularken işimize yarıyor. Ayrıca eserin bölüm bölüm olarak kaleme alınması ve her bölümde önceki bölümlerin devamı yani zincirin diğer parçasının anlatılması da olayların kavranmasını kolaylaştırıyor. Bunun dışında temel biyoloji bilgisi ile çok rahat okunabilecek bir eser olup aşırı detaya kaçılmayan bir kitap. Ek olarak yazarın eseri yazarken gerek kendi aklına gelen sorular gerekse yazdığı dönemde insanların sorguladıklarını ayrıca belirtmesi hem sizin farklı düşüncelere yelken açmanızı hem de kendi sorularını oluşturmanızı sağlıyor. Kısacası kitabın sağına soluna bol bol not alabileceğiniz bir eser. Ayrıca yazar eserde yer yer eğlenceli bir dil de kullanmıştır. Şahsen kitabın içerisinde diğer eserine atıf yapmasından ötürü onu da okumayı iple çekiyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Özgür Balpınar'ın tüm kitaplarını okumuş biri olarak, duyguları bu kadar net bir şekilde aktarabilmenin apayrı bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Bu kitap da bunların en güzel örneklerinden biri... Taiyang (Güneş) ile Yue (Ay) adlı iki bambaşka çocuğun arkadaş olabilmesini ve birbirlerine olan bağlılıklarını, güzel kuşların sadece güzel kuşlarla uçması gerekmediğini bu derece duygulu aktarmak çok kıymetli bence. Ayrıca kitabın sonu, çok ince düşünülmüş... Böyle yazarların sayısı artmalı kesinlikle. Kısaca özellikle tavsiye ediyorum bu kitabı ve Özgür Balpınar'ı :)
Sonunda ağladığım ve iliklerime kadar duygulandığım şahane bir eser.
"Canım arkadaşım, seni anlamaya çalışmak dahi öyle güzel ki...Sözlerin gökyüzümde asılı duran birer yıldız...sen böyle ay parçası gibi ışık saçarken söyle, seni nasıl bırakırım karanlıkta?"
"Hâlâ bir düşüm var ve sen benim kalbimdesin!
Arkadaşlar bir ömür birlikte yürür!"
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  15
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gelişim psikolojisinin ve psikanalizin önemli ismi Erik Erikson, yaşamın kritik evrelerini birbirine zıt kritik eşiklerle ilişkilendirerek bir sonraki evreye ne derece ‘sağlıklı’ geçildiğini gösteriyor. Bilinen sekiz evreye, yaşamın son durağı olan ileri yaşlılığı dokuzuncu evre olarak eklediği bu baskıda, beni en çok etkileyen de ileri yaşlılıkta Batı kültürünün yaşlıları, deneyiminden yararlanacağı ve saygıyla baş tacı edeceği bilgelerden ziyade, onlara yaşamın durağan ve ölü dönemini hatırlatan “işe yaramaz çocuklar” muamelesi yapması özeleştirisi yaptığı son bölüm oldu.
Erikson, hayata başlarken kimliğimizi hayatın bize verdiklerinin, ancak olgunlaştıkça bizim hayata neler verdiğimizin kim olduğumuzu belirlediğini hatırlatıyor. Her ne kadar ortalama bir okur için akademik ve psikolojik temel gerektirecek düzeyde zorlayıcı olabilecek olsa da her açıdan besleyici ve doyum veren bir okumaydı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı elime almadan önce Beyaz’ın hikayesi sanıyordum; Beyaz’ın Zambaklar Ülkesindeki hikayesi. Konusunu okuduğumda virgülün gücünün birkez daha farkına vardım.
Kitabımız bir kurtuluş, kuruluş hikayesini bizlere sunuyor. Bağımsızlıkları sonrası milleti dışında hiçbir şeye sahip olmayan Fin halkının, Snellman önderliğinde, bugünkü Finlandiya’nın temellerini nasıl attığına şahit oluyoruz.
Kitabın içeriğinde fin halkının o günkü durumu, hatalarını düzeltme çabaları ve istediğinde insanın neler yapabileceğine şahit oluyorsunuz.
Bir konuya değinmek isterim ki anlatım genellikle toz pembe yapılmış yani böylesine zor şartlar altında bırakılmış bir milletin attığı sağlam temeller karşısında süreç pürüzsüz mü ilerledi?
Ulu önderin neden bu kitabı tavsiye ettiğini daha kitabın ilk sayfalarında anladım; hayranlık duyulası bir milli bilince şahit oluyoruz; istemeseniz bile içinizdeki milliyetçi benliğin kabardığını fark ediyorsunuz.
Okumanızı tavsiye ederim…
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Empati’yi okurken kendimi yavaş yavaş insanın zihnine yaklaştırılırken buldum. Kitap bana empatinin kontrol edilmediğinde ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi. Başkalarının duygularına bu kadar yakından temas etmenin, insanı ister istemez dönüştürdüğünü hissettim. Okudukça şunu düşündüm: Her duyguyu hissetmek, her gerçeği bilmek bir ayrıcalık mı, yoksa ağır bir yük mü? Bilimsel altyapı zaman zaman yoğunlaştı ancak bu yoğunluk beni hikâyeden koparmadı; aksine olan bitenin tesadüf olmadığını hissettirdi. Karakterlerle arama mesafe koyamadım, çünkü hepsi bana insanın zaaflarını hatırlattı. Kitabı bitirdiğimde kendimi daha empatik hissettiğimi söyleyemem ancak kesinlikle daha temkinliyim. Çünkü Empati bana, hissetmenin değil, o hisle ne yaptığımızın bizi insan yaptığını düşündürdü.

Herkesi hissedebilmek güçlü kılar sanıyordum. Meğer asıl güç, hissettiklerine rağmen kendin kalabilmekmiş.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tuhaf bir şekilde, düşüncelerime tamamen ters olmasına rağmen bu kitabı sevdim. Devlet gözüyle rahatsız eden yerleri olsa da, genel olarak yazarın kötü bir niyet taşıdığını düşünmüyorum. Ülkemizde uzun yıllardır yaşanan trajedik çatışmaları anlayabilmek için taraflara tek bir pencereden bakmamak gerekir. Bu kitap, terör sorununa bu kez “Güneyli” bir bakış sunuyor. Okurunu rahatsız edebilir; ancak askerlerin ve halkın yaşadıklarının bir köpeğin diliyle aktarılması oldukça çarpıcı ve özgün bir anlatım ortaya koyuyor. Kitabı özellikle aldım ve HAW kelimesindeki “w” harfinde sembolik bir anlam olduğunu hissettim; yanılmadığımı da gördüm. Bir tarafta devlet, diğer tarafta halk…Garip ama okurken öfke duymadım.
Bir köpeğin yaşadıkları üzerinden bir ülkenin panoramasını sunması, sade dili ve güçlü duyguları kitabı etkileyici kılıyor. Yoğun küfürler ise dikkat çeken başka bir yönü. Tavsiye eder miyim? Sabırlı, farklı bakışlara açık ve anlamaya istekli okurlara.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Süleyman Nazif’i tanımak ve anlamak için güzel bir kitap. Onun vefatından kısa bir süre sonra, kendisini şahsen tanıyan ve birlikte çalışmış biri olan İbrahim Alaettin Gövsa tarafından yazılmış olması eseri ayrıca kıymetli kılıyor. Önemli bir devlet adamı ve yazar olan Süleyman Nazif’i anlatan ilk biyografi (ikincisi Muhammet Gür’ün yazdığı Kendi İçinde ve Kendine Göre Süleyman Nazif) . Namık Kemal yolunda bir yazar olan Süleyman Nazif, İstanbul’un işgali sırasında Fransız General Franchet d’Esperey’in 8 Şubat’taki şaşaalı girişi sonrasında kaleme aldığı “Kara Bir Gün” makalesi nedeniyle idamla tehdit edilmiş, Pierre Loti hakkında verdiği konferans yüzünden Malta’ya sürgün edilmiş büyük bir vatansever. Süleyman Nazif’in fikrî ve şahsî dünyasını anlamak açısından eser önemli bir kaynak.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uçan Sınıf’ı okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil, çocukluğumun bir köşesinde buldum. Kitap bana, büyümenin sandığımız kadar hızlı değil; aksine küçük kırılmalarla, sessiz sevinçlerle ve en çok da arkadaşlıkla şekillendiğini hatırlattı. Anlatılan okul hayatı süslü değil, gerçek. Kahramanlar kusurlu, bazen kırgın ama içten. Bu yüzden onlara uzaktan bakmıyorsun; yanlarında yürüyorsun. Özellikle yalnızlık hissinin satır aralarında bu kadar sakin ama derin verilmesi beni çok etkiledi. Bazen kalabalığın içinde bile insanın ne kadar yalnız olabildiğini, ama doğru bir dostla bunun nasıl hafiflediğini çok güzel anlatıyor.
Kitapta en sevdiğim şey, umutlu olmayı bağırmadan öğretmesi. Büyük cümleler yok, ders verme çabası yok; ama sayfalar ilerledikçe insanın içi yumuşuyor. Belki de bu yüzden çocuklar için yazılmış olsa da yetişkinlerin daha çok anlayacağı bir kitap. Bazı kitaplar büyümeyi anlatır, bazıları ise büyürken kaybettiklerimizi hatırlatır. Bu ikincisinden. Sessiz, sıcak ve içten.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar büyük maceralar anlatmaz;
ama kalpte sessizce bir yer açar.
Kayıp Kitapçı tam da böyle bir kitap.
Melda’nın sevdiği kitapçıyı bir gün kapalı bulmasıyla başlayan bu hikâye,
çocuklara kitapların sadece sayfalardan ibaret olmadığını fısıldıyor.
Kitaplar bazen bir sığınak,
bazen bir dost,
bazen de hayal kurmanın en güvenli yolu…
Dili sade, anlatımı yumuşak.
Okurken acele etmiyor, çocukların duygularına saygı duyuyor.
Özlem, merak ve kitap sevgisi; hepsi küçük ama derin dokunuşlarla verilmiş.
Okumaya yeni başlayan çocuklar için ideal.
Kitapla bağ kurmalarını isteyen ebeveynler için çok kıymetli.
Bazen kaybolan bir kitapçı,
bir çocuğun kalbinde kitaplara açılan kapı olur.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fesleğen Sokağı bana, hızla akan hayatın içinde unuttuğumuz o eski mahalle hissini hatırlattı. Kapıların kilitlenmediği, insanların birbirinin hâlinden sessizce anladığı zamanları… Kitabı okurken olaylardan çok duyguların ön planda olduğunu hissettim. Büyük çatışmalar yok belki ama küçük iyiliklerin insanı nasıl onardığı var.
Hikâyeler sade; fakat bu sadelik bir eksiklik değil, bilakis bir davet. “Dur ve bak” diyor. Bir tebessümün, bir selamın, bir paylaşmanın kalpte nasıl iz bıraktığını usulca anlatıyor. Özellikle yorulduğum anlarda, yalnızlığın beni toparladığı zamanlara benzer bir sakinlik verdi bana. Okurken insanın iç sesi yavaşlıyor.
Didaktik olmadan öğreten, bağırmadan hatırlatan bir dili var. Bence Fesleğen Sokağı, karmaşık duyguların değil; temiz niyetlerin kitabı. Büyük laflar etmiyor ama küçük cümlelerle kalbe dokunuyor.
Kimi zaman bir fesleğen kokusu gibi… Geçip gidiyor ama ardından huzurlu bir his bırakıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir