Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ne zaman bu adamın kitabını okumaya başlasam hayattan kopuyorum resmen. Başladığım zaman bitirmeden elimden bırakasım gelmiyor. Robert Hunter serisinin beşincisi olan olan bu kitapta, diğerleri gibi olağan üstü bir kurgu ile yazılmış. Ama bu kitabı diğerlerinden ayıran bir özellik var. Okuyucunun içinde bulunan saf öfkeyi dışarı vurması... Okurken resmen kasıldım, kanım çekildi ve öfkeyi iliklerime kadar hissettim. Kitabın sonuna yaklaştığınız da ise küçük bir detay size kitapta okuduğunuz hikayeleri bir yerden anımsatıyor ama nereden ?
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Erkan Göksu’nun Kronik Kitap’tan çıkan Selçuklular kitabı, Selçuklu tarihini anlatırken Türk tarihindeki süreklilik gösteren zihniyet ve yapı sorunlarını da görünür kılıyor. Röportaj formatı sayesinde akıcı bir okuma sunuyor; yer yer önemli analiz ve yorumlar içeriyor.

Kitapta Türk boyları ve devletleri arasındaki çıkar çatışmaları, devlet menfaatiyle kişisel menfaatin özdeşleştirilmesi gibi konuların tarih boyunca tekrar etmesi dikkat çekici. Malazgirt’te saf değiştiren Türk unsurlar örneği üzerinden “ihanet” kavramının nasıl seçici kullanıldığı da düşündürücü biçimde ele alınıyor.

Selçukluların Sünniliğin siyasi ve askerî taşıyıcısı hâline gelmesi ile Tuğrul Bey’in Abbasi halifesiyle kurduğu ilişki, din–siyaset ayrımı açısından ilginç tarihsel paralellikler kurmaya imkân tanıyor.

Görsel materyal eksikliği, coğrafya ve şahısları takip etmekte zorlanan okurlar için bir dezavantaj olsa da Selçuklu tarihiyle ilgilenenler için iyi bir giriş kitabı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşadığımız çağın kaotik düzeni toplumun doğasını bozarken insanın da doğalla olan ilintisinin köklerine deyim yerindeyse kibrit suyu döker. Yeri gelir modern insanın bocalamaları psikiyatrik bir sınav olmanın haricinde var oluş mücadelesine döner. Filistinli bir kadının kapitalizmin merkezindeki arayışları ise günümüz insanının buhranlarının merkezine oturur. Üst üste binen türlü problemlere getirilen çözümler ise insanın aslına ve geçmişine dönüşünü tetikleyen bir süreci doğurur. Romanın adsız kahramanının hayat mücadelesi yerleşik insani algıları kökten değiştirecek kadar güçlüdür. Kavrama yüklenen anlamın çıkmazlarında yaşayan ve tökezleyen anlatıcının söylemi kendine özgü olmakla birlikte biraz delicedir. Kapitalizmin insanı delirttiği bu dünya Yasmin Zaher gibi çok yazar doğuracağa benziyor. Her ne kadar Slovoj Zizek eseri başyapıt olarak nitelendirse de, eser, yaşanılan çağa karşı sıradan bir çığlık hükmündedir. Çığlığın özgün yönlerinin ahlaki olmaması ise eserin handikabıdır
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Suzan Defter’i okurken bir hikâyeden çok, iki ayrı insanın zihnine sessizce misafir oluyormuş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe olaylardan ziyade duyguların ağırlığı belirginleşiyor. Yazar, karakterlerini anlatmıyor; onları kendi iç sesleriyle konuşturuyor. Bu da kitabı yorucu ama bir o kadar da gerçek kılıyor. Beni en çok etkileyen şey, aynı hayatın kadın ve erkek gözünden ne kadar farklı hissedilebildiğiydi. Yan yana akan günlükler, bazen aynı anı bambaşka anlamlara dönüştürüyor. Bu durum, ilişkilerdeki sessiz kırılmaları ve söylenmeyenlerin yükünü çok iyi yansıtıyor.
Kitapta yalnızlık var ama gürültülü değil; daha çok içten içe büyüyen, insanın kendine bile itiraf edemediği bir yalnızlık. Karakterler birbirlerine yaklaşırken bile aslında kendi içlerinde kayboluyorlar. Bence bu kitap herkes için değil. Olay arayanı değil, ruh hâli okumayı seveni içine alıyor. Yavaş ilerleyen, düşündüren ve bittikten sonra da zihinde kalan bir kitap.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa ama yoğun bir roman: Öteki. İnsanın birçok duygusu başkaları ile yaşadıkları olaylar sonrası açığa çıkar. Başkasının başarısını beğeniriz, güzeldir; ama sonra kıskançlık ve benzeri duygular yoğunlaşmaya başlar. Aslında toplumun da bizden ibaret olduğunu anlatmaya çalışmış belki de Fyodor Dostoyevski. İnsanın kendisiyle çatışmasını karanlık ve rahatsız edici bir dürüstlükle ele aldığı bu kitap, psikolojik romanlara ilgi duyanlar için özellikle değerli bir okuma olabilir. Kendimiz ve toplum karşılaştırmasında yaşadıklarımızı okumak, bizi yoğun bir düşünmeye sevk edecektir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap bir psikiyatristin sadece kendisinin bildiği,tanıdığı ve görebildiği kadın bir hastanın, çalıştığı hastaneden kaçırıldığını düşünmesi ve bu gizemli hastayı aramaya başlaması ile start alıyor.Zaman içerisinde olay örgüsü,kendisini rahatsız eden takip eden hatta taciz eden bir kara adamla mücadelesine evrilirken,bu olaylarla ilgili önce beraber calıştığı bir meslektaşından sonra beraber yaşadığı ama seyahatte olan sevgilisinden şüphelenmesi bir korku sarmalına sürüklüyor kitabın kahramanını.Bir süre sonra şüphelendiği meslektaşının yardım etmesi ile olaylar psikiyatristin yıllar önce yaşadığı korkunç bir gerçeğin izinin sürülmeye başlanması ve trajik olayların gün yüzüne çıkması kitabı oldukça sürükleyici ve gerilim dolu hale getiriyor.Her bölümünde sizi farklı tahminlere sürükleyip son anda hiç beklemediğiniz bir sonuca ulaşmanıza ve şok olmanıza sebep olacak bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihsel Bağlamında Roma Sanatı
Naçizane yorumuma geçmeden evvel, her zamanki alışkanlığımı bozmayarak (uzun bir aradan sonra!), kaleme alacağım değerlendirme hakkında kısa bir ön bilgilendirmeyi kıymetli okuyucularla paylaşmayı bir borç bilirim. Öncelikle şunu açıkça ifade etmeliyim ki, Roma sanatı ve ikonografisi üzerine uzmanlaşmış bir sanat tarihçisi yahut arkeolog değilim; dolayısıyla aşağıda okuyacağınız satırlar, akademik bir incelemeden ziyade, bu alana ilgi duyan meraklı bir okurun okumasının ürünü olarak görülmelidir. Bununla birlikte, kitabın içeriğine dair mümkün mertebe ayrıntıya girmekten ve okuyucunun okuma serüvenini olumsuz etkileyecek yönlendirmelerden kaçınmaya çalışacağımı da özellikle belirtmek isterim.

Gelelim Paul Zanker’e ve Roma sanatına!

Roma sanatı denildiğinde çoğu zaman akla gelen ilk imgeler; heykeller, imparator portreleri, zafer takları ve idealize edilmiş bedenler olur. Ancak Zanker’in çalışması, bu yüzeysel algının çok ötesine geçerek, Roma sanatını yalnızca estetik bir üretim alanı olarak değil, son derece bilinçli bir siyasal ve ideolojik iletişim aracı olarak da ele almaktadır. Kitap, özellikle Augustus dönemi merkezli olmak üzere, Roma toplumunun değer dünyasının, iktidar anlayışının ve kolektif kimliğinin sanat yoluyla nasıl inşa edildiğini son derece berrak bir biçimde ortaya koymaktadır.

Zanker’in en güçlü yönlerinden biri, sanat eserlerini tek tek betimlemek yerine, onları üretildikleri tarihsel bağlam içine yerleştirmesidir. Heykeller, kabartmalar, mimari düzenlemeler ve kamusal mekânlar; imparatorluk ideolojisinin sessiz ama son derece etkili bir dili olarak karşımıza çıkar. Bu noktada yazar, modern propaganda kavramını anakronik bir biçimde kullanmaktan kaçınarak, Roma dünyasının kendi kavramsal çerçevesi içinde son derece ikna edici bir çözümleme sunmaktadır. Özellikle “ideal yurttaş”, “barış”, “düzen” ve “Roma erdemleri” gibi kavramların sanatsal temsilleri, kitabın omurgasını oluşturmaktadır.

Metnin dili, akademik bir eserden beklenebileceği üzere yoğun olmakla birlikte, gereksiz bir kapalılığa da düşmemektedir. Temel kavramlara aşina olmayan okuyucular için zaman zaman zorlayıcı olabilecek pasajlar mevcut olsa da, Zanker’in açıklayıcı üslubu ve görsel malzemeyle kurduğu güçlü ilişki, bu zorluğu büyük ölçüde telafi etmektedir. Bu sebeple kitabın, Roma tarihiyle yahut klasik sanatla ilk kez temas eden okuyucular için doğrudan bir “giriş kitabı” olmaktan ziyade, temel bir arka plan bilgisi edinildikten sonra okunmasının daha verimli olacağını belirtmekte fayda vardır.

Öte yandan, kitabın yalnızca sanat tarihçilerine değil; Roma tarihi, siyaset düşüncesi ve kültürel tarih ile ilgilenen geniş bir okur kitlesine de hitap ettiğini özellikle vurgulamak gerekir. Zanker, sanat eserlerini “suskun nesneler” olmaktan çıkarıp, Roma toplumunun zihniyet dünyasını anlamamıza imkân veren tarihsel belgeler hâline getirmeyi başarmaktadır. Bu yönüyle eser, okuyucuya yalnızca Roma sanatını değil, Roma’yı anlamanın da güçlü bir anahtarını sunmaktadır. Son dönemde, nümizmatik buluntular, resimsel temsiller ve gündelik kullanım nesneleri üzerinden tarih anlatımı hem giderek yaygınlaşmakta hem de tarihsel yorum açısından son derece anlamlı bir yaklaşım sunmaktadır.

Sonuç olarak, Paul Zanker’in Roma sanatı üzerine kaleme aldığı bu çalışma; sabırla okunduğunda ve metinle diyalog kurulduğunda, okuyucusunu fazlasıyla ödüllendiren nitelikli bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Roma dünyasının görsel diliyle ilgilenen, sanat ile iktidar arasındaki ilişkiyi sorgulamak isteyen yahut klasik çağın ideolojik yapılarını daha derinlemesine kavramayı amaçlayan herkes için son derece yol gösterici bir okuma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Öte yandan, bir giriş kitabı olarak da değerlendirilebilecek bu eser, okuyucuyu ilerleyen okumalar için teşvik edici bir işlev görmektedir. Runik Kitap’a ve Kitapyurdu’na, bizi uygun, güncel ve içerik açısından dolu kitaplarla buluşturdukları için teşekkürlerimi iletmek isterim.

Herkese bol kitaplı sağlıklı günler dilerim!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta akıl, yalnızca rasyonel düşünme anlamında değil, manevî-kültürel bilinçle ilişkilendirilen bir kavram olarak kullanılıyor. Erdem ise yalnızca bireysel ahlaki davranış değil, toplumsal bir muhayyilenin parçası olarak ortaya çıkıyor. Muhayyile kelimesi burada sıradan bir tahayyül anlamıyla sınırlanmayıp, bir toplumun dünyayı anlama, yorumlama ve dünyada yer alma biçimini ifade eden bir çerçeve olarak kullanılıyor. Türkiye'nin düşünsel açmazlarını ve potansiyellerini ele alan önemli bir eser. Türkiye'de ahlak merkezli siyaset felsefesi literatüründe önemli bir katkı sunuyor. Modernitenin ve Batı aklının sunduğu çerçevenin ötesine geçerek, akıl ve erdemi birlikte düşünmeyi önermesi bakımından dikkate değer. Özellikle toplumsal muhayyile kavramı aracılığıyla, birey-toplum, gelenek-modernite, yerel-küresel gibi ikilemlere yeni bir bakış açısı getiriyor. Özellikle Türkiye'nin kültürel kodlarını ve zihniyet dünyasını anlamak isteyen okurlar için temel bir referans kaynağı diyebiliriz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabın yazarı Reynold Alleyne Nicholson tasavvuf uzmanı İngiliz bir oryantalisttir. Aynı zamanda Mevlâna Celâleddin Rûmî üzerine de ihtisas yapan bir kişi olarak Mesnevi'yi İngilizce'ye tercüme etmiştir. Bu kitap tasavvuf ve diğer Doğu inançlarından olarak Budizm ile etkileşim anlamındaki korelasyonu anlamak açısından da son derece önemli. Bir tasavvuf ehli olarak İbrahim bin Ethem'in hayatının Gotama Buda'ya benzemesi ve onun gibi zenginlik ve şatafatı terkederek çile hayatına yönelmesi onun Budizm'den de etkilendiği düşüncesi dile getirilir bu kitapta. Aynı zamanda Budizm'deki Nirvana kavramıyla İslamî tasavvuftaki fenâfillah kavramı arasındaki benzerlikler ve nüanslara da değinilmiş. Tasavvufu ve sufiliğin mistik yönünü bir Batılının gözünden anlamak adına oldukça kısa ve öz bir kitap. İyi okumalar dilerim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lübnan asıllı Amerikalı felsefe yazarı, romancı, mistik şair ve ressam Halil Cibran’ın “Ermiş” kitabıyla geldim bu defa ve Yorumum: Şiirsel felsefi ve kısa bir eser. Kitapta ana karakter El Mustafa bulunduğu şehirden Orphalese’den ayrılmadan önce halkın sorularını yanıtlar özelikle aşk, evlilik, çocuklar, özgürlük, acı, mutluluk, ölüm gibi hayatın temel konuları hakkında düşüncelerini anlatıyor. Kitap Bilgelik dolu kısa metinlerden oluşuyor ve bir romandan çok hayat üzerine yazılmış derin bir bilgelik metni ve bu yüzden ilk okumaya başladığım anda üzerinde derinlemesine düşünerek okumam gerektiğini anladım. Her bölüm kısa ama düşündürücü bizden yavaş okumamızı ve üzerinde düşünmemizi istiyor. El Mustafa her soruya hayatı daha derinden anlamaya yönelik şiirsel öğütler vererek bir yolculuktan çok insanın iç yolculuğunu anlatıyor. Kitaptan bir söz “Sevgi taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi”. Tavsiyemdir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir