İslam anlayışını idrak etmek
Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden ve ayrıca 7 güzel adam oluşumunun da nadide bireylerinden biri olan Rasim Özdenören, bu eserinde, Müslümanlık üzerine derin düşünce denizine daldırıyor okurunu. Günümüz dünyasında asıl problemin, problem diye uğraşılan konular olmadığını, asıl problemin kafa yapısından doğduğunu ifade eden genel bir panorama çiziyor.
Rasim Özdenören'e göre, günümüz insanı Batı uygarlığının şartlandırmasına göre yaşamayı tercih ediyor. Bu yaşam şekli de insanın mutlak hakikati görmesine engel oluyor. Kapitalizmin getirileri, insanın nefsani yanlarını kabartıyor ve insan yetinme duygusunu kaybediyor. Yetinme duygusu yok olunca da açgözlülük ve doymazlık psikozu başlıyor. Hal böyle olunca da insan mutlak hakikat değerlerini unutuyor. Bunun yanı sıra demokratikleşmenin getirdiği kaypaklaşma sebebiyle bürokratların sözlerine sadık kalmaması ve halkın materyalistik olarak açlıkla korkutulması yine insanı birtakım gerçekliklerden uzaklaştırıyor.
Batı uygarlığı altında ezilen insan, yüce yaratıcı Allah'ın kesin emirlerini içeren İslam dininden uzaklaşmaya ve kendinde kaybolmaya başlıyor.
İnsanoğlunun kendini gözden geçirmesi ve Müslümanlık üzerine bir muhasabe yapabilmesi açısından kıymetli görüşlerini anlatan Rasim Özdenören, bundan sonrası için ne yapılması gerektiği ile ilgili harika anektodlar paylaşıyor. "Her şeyden önce ilk Müslümanlar nasıl Müslüman olmuşsa, onların yolu izlenmeli ve önyargılar, cehalet zihni ve insani alışkanlıklarımız bir kenara bırakılmalı ve başlangıç noktasında durabilme denenmeli" diyor... Yani İslam'ın öğretileri esas alınarak yaşamaya başlamalı.
Mevcut görevimiz ise İslam'ın bize emrettiklerini sorgulamadan, Allah'ın rızası için yapmaktır. Bilime, fenne, ahlaka her şeye İslam'ın kazandırdığı zihniyetle bakmalı ve bu bakış benimsenmelidir. Yapılan ameller sorgulanmamalı ve cennet, cehennem idraki yapılmamalıdır. Bir amel sırf hüküm olduğu için yapılmalıdır. Sadece iyiliği yapmakla mükellef olunmamalı ayrıca kötülüğü ortadan kaldırmak için de çaba gösterilmelidir. Aksi takdirde kötü bir dünyada iyi bir Müslüman olmak da İslam'ın öngörüsüne terstir. Müslümanım diyenin müslümanca tutum ve davranışlarda bulunması şarttır ancak bir Müslümanın zaaflarını da eleştirmek doğru değildir. Bunun yerine o Müslümana doğruyu ifade etmek gereklidir.
Özdenören, bu eserinde, İslam hakkında önemli sorunları, tasavvufi bir yaklaşımla müthiş bir perspektiften aktarıyor. Düşünce dünyasının en etkili denemelerinden biri olduğu aşikar.