Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı’nın son yılları on yıllık savaş dönemi diye geçer. Bitip tükenmek bilmeyen savaşlarla sınanan Türk milleti varlık ve yokluk mücadelesi verir. O dönemin insanının şayet bu cehennemi andıran harplerden sağ çıkmış ise anlatacak çok şeyi vardır. Ama Türk insanının ketum yönü yaşananların afişe edilmesinin önüne geçer. Bu yüzden savaş notları, günlükler, hatıratlar vs. diğer milletlerin savaş mirasına göre azdır. Fakat bu yok demek değildir. Münevverlerimiz de savaşı anlatma ihtiyacını hissetmiş, bunu yazdıklarına yansıtmışlardır. Bu uzun harp döneminin edebiyatımıza yansıması ise birçok eserde irdelenmesine rağmen anlatının bazen fazla akademik olması okuru bu tarz eserlerden uzaklaştırır. Köksal’ın eseri ise milli mücadele edebiyatının güzel numunelerinden güçlü alıntıları okurun önüne getirir. Böylelikle Milli Mücadele’nin yalın, akıcı, anlaşılır bir anlatısı alıntılar üzerinden oluşur. Son olarak alıntıların olduğu ismi geçen eserlere ilgi ister istemez artar.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünya tarihinin sayfaları çoğunlukla hükümdarlardan bahseder. Tarihin bu süper adamları içinde bulundukları toplumun elit tabakasında yerlerini edinirlerken, yaşadıklarıyla kendilerinden sonra gelenlere örnek olurlar. İnsan doğasının hataya duçar halleri hükümdarların anlatılarında ortaya çıkar. Tarihteki binlerce hükümdar hikayesinin yönlendirici olduğu malumdur. Machiavelli buna göre anlatısını oluşturur. Ama fikir adamı olsun tarihçi olsun çağından bigane değildir. Machiavelli de kendisinden öncekilerin yaşadığı bir problemi yaşar ve çağındaki hükümdarların etkisinde kalır. Böylelikle hiç hak etmese de C. Borigia gibi bir despota amaca ulaşana kadar her yolu denemekten çekinmediği için güçlü lider payesini verir. Her şeye rağmen yazar yönetme erkinin oluşum basamakları, devletlerin yapısı, liderin genel özellikleri gibi benzeri siyasi konularda isabetli analizler yapar. Makyevelcilik günümüzde aşağılama amaçlı kullanılsa da bazı tespitlerinin çağları aştığı gerçeği değişmez.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zihnin karmaşık yapısı bazen binlerce kişinin resmigeçit yaptığı bir nümayişe döner. Bazı olaylar insanın çözümlemekle mükellef olduğu problemler şeklinde hayat yolculuğunda önüne çıkar. Hayat macerasının bu kısmı çekilecek gibi değildir. Ama yaşamanın doğal sonucu olan sorunlardan da kaçış yoktur. Çözümsüzlük ise insanın kapısına buhranı getirecek kadar münasebetsizdir. Cercas’ın hikayesi de böyle başlar. Geçmişteki hataların belirginleştiği bu macera döngüsünün karakterle okur arasında bir ortaklık oluşturacağı tahmin edilebilir. Pişmanlık ki hiçbir insan ondan uzak değildir. İşin açıkçası pişmanlığın anlatımından ziyade, beklenti, insandaki hatayı değiştirebilme gücünde saklıdır. İnsanın geleceğe güvenle bakabilmesi için, öngörülerini sağlam zemine oturtması şarttır. Bir kitabın, bir rüyanın, bir hayalin verdiği ilham ise belki hatalardan uzaklaşmanın pişmanlıkların önüne geçmenin şifrelerini içeriyordur. Cercas’in Kiracı’sı zihne uzun süre kiracı olacak kadar güçlü bir anlatıdır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Derinin soğukluğu somut bir şekilde hissedilebilir ama büyülü gerçeklik sosuna bulanmış bir deriyi hisseder oluyorsanız yazar üzerine düşeni yapmıştır. Uzak diyarlar, sürpriz dolu maceralarla birlikte görülmemişi gözler önüne sererler. Kendisine yabancılaşan insanın inziva planları olduğu gibi dünyanın değişken havasının ahvali de insanı etkiler. Yağmurdan kaçarken doluya tutulanın dramı mı acıdır, yoksa kaçılan doğa mı daha zalimdir bilinmez. Ama insanoğlu her durumda ziyanda olmanın acısını çeker. Pinol, insanı doğanın dişlileri arasında ezerken toplumdan daha güçlü bir canavarı kullanır. Aslında Pinol cehennemleşen mekana bile adapte olabilen insanın potansiyeli karşısında saygı bekler. Farklı kurgusu ile insan doğasının bilinmezlerinin keşfedilmesi için Pinol’un eseri fazlasıyla yönlendiricidir. Öteki olan insanın ötekine karşı tutumu ise hayatiyetin yeni bir analizidir. Sonuçta akla abes gelen şeyler bile akılla bilinmeye başladığında büyü bozulmaya başlar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cadılık, toplum tarafından "kötü" olarak algılanan çoğu şey gibi, erkek dışı cinsiyetle ilgili olarak algılanmış, şu erkek-egemen dünyamızda; yüzyıllardır.

Dişi ya da, son yüzyıllarda homoseksüel kişiler, cadılıkla toplumdan dışlanmış, yargılanmış, mahkûm edilmiş, yakılmış hatta..

Gibson, 16. yüzyıldan 21. yüzyıla, Avrupa, Amerika ve Afrika'dan örneklerle bunu anlatıyor.

Çeviri pek sorunlu olmasa da; editörlük açısından bazı eksikleri olan bir çalışma.

"Cadılık" konusuna ilgi duyanlar, okuyabilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gelecekte bir zamanda; Yasallar olarak adlandırılan ve yüksek teknoloji ile yönetilen bir bölge ve Sürgünler olarak adlandırılan, günümüze benzer şartlarda doğal bir yaşam sürülen bir bölgeden bir kadın ve bir erkeğin yolları kesişiyor ve diğer bölgenin koşullarıyla daha önce hiç karşılaşmamış olan bu iki insan birbirini kendi yaşam biçimlerinin daha iyi olduğuna ikna etmeye çalışıyor.

Yasallar bölgesinde tüm hayat yapay zeka destekli programların insanların her anını takip ve kontrol ederek onları yönlendirmesiyle sürerken Sürgünler bölgesinde ise teknolojiden oldukça az yararlanılan doğal yaşam koşulları hüküm sürüyor.

Romandaki en önemli ikilem; insanlar için seçme hakkını yapay zekaya vermek mi daha faydalı yoksa karar mekanizması tamamen insanlarda mı olmalı?

Son yıllarda hayatımızı etkisi altına alan yapay zeka fırtınasını anlamak için okunabilecek etkileyici ve sorgulatıcı bir roman.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir sözlükten fazlası. Keyifli. Seçtiği kelimeler gerçekten çok güzel, çok eski, eskimesi istenmeyen, yeri doldurması zor kelimeler. Arapça ve Farsça kökenli kelimeler ağırlıkta.

Özkan Öze bu işe neden giriştiğini, nasıl bir ihtiyaca yöneldiğini, yöntemini anlatmış en başta. Dilimizin sığlaştığı bir gerçek. Genç okuyucu bu kelimeleri görünce ne yapar tam bilemiyorum. Onların önyargı ve kayıtsızlıklarına bırakmadan ebeveyn ve öğretmenlerin bu işe el vermeleri gerekebilir. Sözlük okumayı eğlenceli hâle getirmek, dil ve zihin dünyamızı zenginleştirmek adına Özkan Öze kendi meşrebince, elinden geleni yapmış, bir yol açmış, kalemine sağlık. Yazarı sevenler bu kitabı da kaçırmasınlar.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı hikâyeler vardır… okurken sadece sayfaları değil, içinizdeki duyguları da çevirirsiniz. Bu kitap tam olarak öyleydi.

Ayşe’nin masumiyetle başlayan, Çiçek’in hayatta kalma mücadelesine dönüşen ve Eylül’ün karanlık bir hesaplaşmaya evrilen hikâyesi… tek bir karakterin içinde üç farklı hayat, üç farklı savaş. Bu bir intikam hikâyesi gibi görünse de aslında çok daha derin: Adalet mi, intikam mı? Geçmiş gerçekten geride kalır mı? İnsan, yaşadıklarıyla ne kadar değişir?

Yazar, karakterin yaşadığı travmayı ve dönüşümü öyle gerçekçi anlatıyor ki, okurken rahatsız oluyorsunuz…ama bırakamıyorsunuz.
Hikâye ilerledikçe Eylül’ün içindeki karanlıkla birlikte siz de yüzleşiyorsunuz. Atmosfer karanlık, duygu yoğunluğu yüksek ve yer yer sarsıcı… Ama tam da bu yüzden etkileyici. Psikolojik gerilim ve sert gerçeklik sevenler için kesinlikle öneririm. Okuması kolay değil ama etkisi uzun süre geçmiyor.

“Bazı hesaplar vardır… kapanmadan insanı bırakmaz.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser Tahrîm, Mücâdele ve Mümtehine surelerinin tefsirine dayanıyor. Kadını merkeze alan bu üç sure; bilhassa insanın insanla, insanın topumla ve toplumun toplumla ilişkilerine eğilmesi itibarıyla kılavuz niteliğinde. İslam coğrafyasında kadınların haklarının büyük oranda ellerinden alındığına dikkat çeken eser, olayları tarihsel arka plandan hareketle ve titizlikle yorumlarken günümüzde ilişkilerin nasıl inşa edilmesi gerektiği hususunda bizlere ışık tutuyor. Sorunun kadın erkek sorunu değil insan olma sorunu olduğu ve kadına - bilfiil Hz. Peygamber’in hayata geçirdiği gibi- “sükûnet, muhabbet ve merhamet” temeline oturan bir kavrayışla bakmanın vurgulanışı ne kadar da değerli. Derin insanlık hâlleri, içinizi ısıtan tespitler, tavsiyeler… Onca karanlık tablonun ardından ümit aynanızı parlatıyor yazar. İnsana yani ki kendinize güvencinizi…
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sorunu, 'göçmenlik' olan bir eser sayılabilir. İsim, o yüzden 'Kamboçya Elçiliği' olması gayet doğal karşılanabilir geliyor. Zadie Smith, çok sevdiğim bir yazar ve son dönemde dikkatimi çekti diyebilirim. Enteresan yerlerden olgulara bakıyor ve o derecede kendine özgü bakış açısıyla hikayelerine sonlar hazırlıyor. Kamboçya Elçiliği, kısa fakat bir o kadar etkili, yazarın metinlerini okumaya başlanması için ideal bir okuma vaat ediyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir