Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu yılın en güzel kitabıydı. Kendi kendine büyümek zorunda kalan Emily avukat olsa da ,insani iletişimler ve duygular üzerinde hiçbir zaman başarılı olamamıştır. İnsanların kendisiyle iletişimlerini anlaşılır kılmayı başaramadığı için beklentiler yumağı içerisinde kendisiyle cebelleşmiştir. Taa ki Andrew kendisine evlenme teklif ettiğinde yaşadığı korku ve kaygılardan kaçmak için onunla konuşmak yerine terk etmeyi seçmesi gibi. Konuşmadığı için de suçlayamayız çünkü iletişim hayatında sadece kitap sayfalarında var olmuştur ve ilk gerçek yakınlaşmasını yaşadığı adamla bir evlilik fikri kendisine yönelik kendini dinlemesi gerektirdiğini kafasına dank ettirmiştir. Gerçekten birine hayatını bağlamayı istiyor mudur? Yoksa paylaşma fikrini bilemediğinden meseleyi hepten yanlış mi anlamıştır? Bu kitap evlilik öncesi korku yaşayan ve zihninde karabulutlardan güneşi göremeyen, yaş ilerledikçe artan korkular kapanına çevresi tarafından sıkıştırılan tüm kızların ve kadınların yardımcısı olsun.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ambrosia; "Tanrıların yiyeceği" sonsuz hayatın kaynağı. Bilimkurgu modunda, Dan Brown tadında bir roman. Belçika'nın Brugg kasabasından, Hierapolis antik kentine uzanan, tarihin, teolojinin, mitolojinin, genetiğin ve bilimin iç içe geçtiği macera dolu bir eser.

Sizce insanoğlu ölümsüzlük iksirini bulabilir mi? peki Brugg bazilikasında ki kutsal kandan, İsa'nın DNA'sı elde edilip, klonlama ile mesihin yeniden dünyaya gelmesi sağlanabilir mi? Peki neden, amaç ne, kimler yapacak. Tanrıyı kıyamete mi zorlamak tüm bu yapılanlar. Yoksa????

Gizli genetik çalışmalar yürüten bir profesör, profesör için çalışan Aras ve onun yıllar öncesinden gelen sevgilisi İris, geçmişi silinen tetikçi Pinhole ve uluslararası bir şirket.

Ancak macera böyle bitmemeliydi ama biliyorum ki 518 sayfalık bu heyecanın bir devamı olmalıydı. Denek 3.8.3 ve ben Umut TAYAN'ın bu yeni devam kitabına keyifle başlıyorum.

Bu tarz kitapları sevenler için bir çırpıda okunacak bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
her satırında gerilimi hissedeceğiniz müthiş bir kurguya sahip olan bir kitap.

Öncelikle kurgusuna bayıldığımı söylemem gerekiyor. Sonuna kadar gerilerek okudum. Çok iyi bir gerilimin aile trajedisi ile birleşimi.. su gibi okunuyor kitap

Hikayeyi Juno ve Winnie olarak iki ayrı kişiden okuyoruz. Her iki kadının da geçmişte yaptıklarının ve bunun günümüzde nelere yol açtığının hikayesi ile harika psikolojik analizleri yazarın psikoloji konusunda ne kadar derin bir araştırma yaptığını gösteriyor.

Sonlara doğru artan temposu ve muhteşem finali ile şiddetle tavsiye ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocukluk travmalarının, kendi çocuklarına miras olarak geçmesini anlatan bir kurgunun olduğu çok güzel bir roman. Geçmişe gidiş, geleceğe bakış ve durak Malma istasyonu. Kuşaklar üzerinden anlatılan yalnızlıklar, anlatılamayan duygular ve anlaşılamamazlıklar. Evlilikler, ilişkiler, çocuklar ve kardeşler. "Kartal" sembolüyle anlatılan baba figürü. David Bowie 'nin "Rock' n rool Suicide" şarkısı ile bütünleşen şarkının nakarat kısmında yalnızlığın hissedildiği çok güzel bir kurgu. Roman bittikten sonra içinden çıkılamadığı, kişinin kendini sorguladığı zamanlar bütünü yaşanan bir roman.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihsel gerçeklik ve karakterler içinde taht kavgaları, entrikalar, din istismarı ve daha birçok heyecan verici olay seri ve akıcı bir şekilde anlatılmaya devam ediyor. Serinin 4. kitabında şövalyemizin Fransa ve hıristiyanlık aleminin kaderine nasıl müdahale ettiği heyecan verici bir olay örgüsüyle okuyucuya aktarılıyor. İhtiraslı ve güçlü kadın papanın çöküşü, siyasi emellerinin yok olması ve Fransa tahtının sahibinin bir türlü belirlenemediği siyasi olaylar okuyucuyu bekliyor. Kitabın son bölümünde olaylar hızlıca okuyucuya aktarılmakla birlikte birçok sürpriz de karşımıza çıkıyor. Yeni bir aşk, yeni dostluklar ve yeni karakterlerin gelecek kitaplarda karşımıza çıkacağının habercisi. Serinin hızla birbirini takip etmesine rağmen 3 ve 4'üncü kitap kendi içinde ayrı bir bütünlük sağlıyor. Serinin beşinci kitabının başlangıcı karşılaşacağımız siyasi olaylar açısından merak uyandırıyor.
Serüven hızla devam ediyor. Bir sinema filminin devam serisini izliyor gibiyim :)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Taştan Klavye Linç Kitabı, geçmişten günümüze olan Linç kavramının seyri üzerinde duruyor. Lincin tarihine, sistematik yapısına, başlangıç ve bitişine baktığımızda bazı şablonları olduğunu göreceksiniz. Günümüzde içeriği değişse de linç hala çok etkilidir. Sanal Linç konusunda da kitap bilgilendiriyor.

Kısaca belirtmek gerekirse bu kitap dönüşerek yaşamaya devam eden Linç kavramını daha iyi anlamak amacıyla yazılmıştır. Özellikle bir gruba dahil olduğumuzda kişi birey olmayı bırakır, liderin mıknatıslamasına kapılır ve kendi yapmayacağı şeyleri kitlenin de vermiş olduğu rahatlıkla yapar!

Kitap sade ve anlaşılır. Bana göre çok kaliteli bir kitap ve okullarda öğrencilere ve öğretmenlere okutulması gerekir.

Tanıl Boranın Türkiye'de Linç Rejimi Kitabını ve Eric Hoffer'in Kesin İnançlılar Kitabını da mutlaka okumanızı öneririm. Ayrıca şu filmleri de tavsiye ederim:1-Hotel Ruanda; 2-İç Savaş Civil War(2024); 3-Selma(2014); 4-Onur Savaşı
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mükemmel bir hikaye, mükemmel bir anlatım, mükemmel bir çeviri…

Jamaica Kincaid’in roman kahramanı Xuela atalarının köle olarak yerleştirildiği Karayipler'deki bir adadan sesleniyor. Sevginin olmadığı, sevgisizlik, öfke, güvensizlik ve şüpheciliğin olduğu ortamda kendini güvende hisseden, erken yaşlarda kadın olan bir kız çocuğu, 70 yıllık hayat öyküsünü anlatıyor. Hikayesini o kadar akıcı cümlelerle kurgulamış ki Kincaid, bazıları ezberimde bile. “Dünyayı döndüren nedir?” sorusunu soran ve cevabını arayan Xuela patolojik seviyedeki negatif ve olumsuz ruh halinde bile benim kahramanım oldu. Yazar bu kısa sayılacak çok derin romanında yerel inançlar ve büyü, kölelik, sınıf ayrımı, sömürü düzeni, emperyalizm, ırkçılık, feminizm, cinsellik, aile ve tanrının varlığı gibi konuları ustaca işlemiş. Öneririm.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kaçarlar Döneminde İran: İktidar Mücadeleleri ve Modernleşme Yolunda Çalkantılı Bir Dönem
Yılmaz Karadeniz’in sade ve anlaşılır diliyle kaleme aldığı "Kaçarlar Döneminde İran (1795-1925)" kitabı, okuyucusunu İran’ın tarihi ve toplumsal dokusunun derinliklerine götürüyor. Bu kapsamlı eser, Kaçarlar döneminde İran’ın idari, askeri ve sosyal yapısına dair titizlikle hazırlanmış bir inceleme sunuyor.
Kitap, özellikle tarih araştırmacıları ve Ortadoğu uzmanları için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Yılmaz Karadeniz, eserde yer verdiği detaylı dipnotlar ve zengin kaynakça ile akademik çalışmalara sağlam bir zemin hazırlıyor. Eser, sadece Kaçarlar dönemi İran tarihini anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda bu dönemin toplumsal hareketlerini de derinlemesine ele alarak, dönemin dinamiklerini çok boyutlu bir şekilde analiz ediyor.

Kaçar Hanedanı, İran coğrafyasında yüz otuz yıl süren iktidarı boyunca, kendisinden önceki idarelerin teşkilatlarından istifade etmekle kalmamış, aynı zamanda yeni birimler ihdas ederek bu teşkilatları geliştirmeye çalışmıştır. Bu süreçte, Selçuklu ve İlhanlı dönemlerinin idari, içtimai, mali ve askeri teşkilatları, Safevi dönemi uygulamalarıyla birlikte Kaçar yönetimi üzerinde önemli bir etki bırakmıştır. Bu dönemin devlet idaresinde, Sünni şahların hakimiyeti altında bulunan Kaçar Hanedanı, halkın büyük çoğunluğunun Şii olması nedeniyle son derece hassas davranmak zorunda kalmışlardır. Özellikle ulemanın halk üzerindeki etkisi sürekli olarak dikkate alınmış ve bu durum, Kaçar yönetiminin idari politikalarını belirleyen temel unsurlardan biri olmuştur.

Kaçar hakimiyeti döneminde, İngiltere ve Rusya’nın İran üzerindeki nüfuz mücadelesi, ülkenin idari yapısını derinden etkilemiştir. İngiliz ve Rus çıkarları doğrultusunda şekillenen politikalar, Kaçar devletinin iç ve dış politikasını önemli ölçüde yönlendirmiştir. Askeri alanda, Avusturya ve Prusya’nın etkisiyle yeni askeri birimler oluşturulmuş, bu da İran ordusunun modernizasyon sürecine katkıda bulunmuştur. İktisadi alanda ise Rusya ve İngiltere’nin etkisi, yeni ekonomik yapıların ve ticari ağların oluşumunda belirleyici olmuştur. Özellikle ticaret ve sanayi alanlarında, bu iki ülkenin baskın rolü, İran ekonomisinin şekillenmesinde önemli bir faktör olarak öne çıkmıştır.

Eğitim ve kültür alanında ise Fransız tarzı okulların kurulması, Kaçar döneminin yenilikçi ve modernleşmeci yüzünü ortaya koymaktadır. Bu okullar, Fransız eğitim sistemini benimseyerek, İran’da modern eğitimin temellerini atmış ve bu alanda önemli bir dönüşümün öncüsü olmuştur. Fransız etkisi, sadece eğitimle sınırlı kalmamış, aynı zamanda kültürel alanda da önemli izler bırakmıştır. Bu dönemde, İran’ın kültürel yapısı, Batılılaşma ve modernleşme hareketleri doğrultusunda yeniden şekillenmiştir.

Kaçar idaresinin ilk yıllarından itibaren, İngiltere ve Rusya’nın İran’daki nüfuz mücadeleleri ve iktisadi sömürü girişimleri, ülkedeki sosyal ve ekonomik dengeyi derinden sarsmıştır. Özellikle bu iki büyük güç tarafından pervasızca verilen ekonomik ve ticari imtiyazlar, İran halkının giderek fakirleşmesine ve zirai ile sınaî üretimin durma noktasına gelmesine yol açmıştır. Bu durum, ulemayı arkasına alan halkın ciddi tepkilerine neden olmuş, toplumun geniş kesimlerinde huzursuzluk ve hoşnutsuzluk yaratmıştır.

İngiltere ve Rusya'nın İran’da kurdukları bankalar aracılığıyla devleti ağır borç yükü altına sokmaları, ayrıca aldıkları imtiyazlarla mali kaynakları sömürmeleri, halkı çeşitli arayışlara itmiştir. Ekonomik sıkıntıların yanı sıra, devlet idaresinin bu duruma karşı yetersiz kalması, halkın tepkisini daha da artırmış ve ülkenin birçok bölgesinde isyanların patlak vermesine neden olmuştur. Bu isyanlar, yalnızca ekonomik koşulların kötüleşmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda devletin bu sorunlara karşı çözüm üretememesi ve idari yetersizlikler nedeniyle de körüklenmiştir.

İngiltere, siyasi iktidarı yıpratmak ve kendi çıkarlarını korumak amacıyla gizli Farmason teşkilatlarını kullanarak, İran iç siyasetinde etkin bir rol oynamıştır. Bu teşkilatlar, meşrutiyeti ülkenin ilacı olarak sunmuş ve halk arasında geniş bir destek bulmuştur. Ancak, bu süreç bağımsızlığın elden çıkmasına ve yönetimin Türklerden Acemlere geçmesine zemin hazırlamıştır. Farmason teşkilatlarının faaliyetleri, siyasi istikrarsızlığı artırarak, Kaçar idaresini zayıflatmış ve ülkenin bağımsızlık mücadelesini tehlikeye atmıştır.

Kaçar döneminin bu çalkantılı süreci, İran’ın iç siyasi yapısında derin izler bırakmış ve ülkenin modernleşme ve bağımsızlık yolunda karşılaştığı zorlukları gözler önüne sermiştir. İngiltere ve Rusya'nın nüfuz mücadeleleri ve iktisadi sömürü politikaları, İran halkının ekonomik ve sosyal yapısını olumsuz etkilerken, devletin bu sorunlara karşı yetersiz kalması, toplumda büyük bir huzursuzluk yaratmıştır. Bu bağlamda, Kaçar döneminin incelenmesi, yalnızca İran tarihi açısından değil, aynı zamanda uluslararası ilişkiler ve sömürgecilik tarihi açısından da önemli bir çalışma alanı oluşturmaktadır.

Kaçar dönemindeki bu eğitim reformları, Batı'nın modern eğitim sistemini benimseme girişimlerinin, ülkenin dini ve sosyal yapısıyla uyumlu bir şekilde yürütülmediğinde nasıl olumsuz sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Misyoner okullarının yayılması, Kaçar yönetiminin Batılılaşma ve modernleşme çabalarının, yabancı güçlerin dini ve kültürel etkilerini artırmasına zemin hazırlamış, böylece İran'ın iç dinamiklerini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu dönemin incelenmesi, eğitim reformlarının, bir ülkenin kültürel ve dini yapısıyla nasıl dengeli bir şekilde entegre edilmesi gerektiği konusunda önemli dersler sunmaktadır.

Misyoner okulları, ülkedeki dini azınlıkların çocukları için kurulduğu iddia edilmekle birlikte, gerçek işlevleri bu amaçla sınırlı kalmamıştır. Bu okullar, Batılı devletlerin İran'daki menfaat mücadelelerine giriştiği birer rekabet alanı haline gelmiştir. Her bir Batılı devlet, İran'daki nüfuzunu artırmak amacıyla kendi misyoner okullarını açmış ve bu okullar aracılığıyla dini ve kültürel etkilerini yaymaya çalışmıştır. Örneğin, Alman misyonerler 1830'da Tebriz ve Şiraz'da Hristiyanlar için okullar açmış, bu okulların açılma iznini ise Abbas Mirza'dan alabilmişlerdir. Bu durum, Batılı devletlerin İran'daki yüksek düzeydeki idari yetkililerle kurdukları ilişkilerin ne denli etkili olduğunu göstermektedir.

Alman görevli Wolf tarafından kurulan bu okullar, sadece dini eğitim vermekle kalmamış, aynı zamanda Batı'nın bilim ve kültürünü de İran gençliğine aktarmayı amaçlamıştır. Bu okulların, İran toplumunda Batılı değerlerin ve Hristiyanlık öğretilerinin yayılmasına katkıda bulunduğu, dolayısıyla ülkedeki geleneksel dini ve sosyal yapının dönüşümüne etki ettiği gözlemlenmiştir. Örneğin, Urumiye'de kurulan kız okullarının öğrenci sayısının beş yüzü geçmesi, bu okulların ne denli geniş bir kitleye hitap ettiğini ve Batılı eğitim sisteminin İran'da nasıl bir çekim gücü oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Misyoner okullarının genişleyen etkisi, İran'da dini ve kültürel bir dönüşümün yanı sıra, Batılı devletler arasında da bir rekabet alanı yaratmıştır. Bu okullar, Batılı devletlerin İran'daki stratejik ve ekonomik çıkarlarını pekiştirmek amacıyla birer araç olarak kullanılmıştır. Eğitim yoluyla gerçekleştirilen bu nüfuz mücadelesi, sadece kültürel ve dini boyutlarıyla değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik boyutlarıyla da İran'ın iç dinamiklerini etkilemiştir.

Kaçar Hanedanı dönemindeki bu çok yönlü dönüşümler, İran’ın idari, askeri, iktisadi ve kültürel yapılarında köklü değişimlere yol açmıştır. Selçuklu, İlhanlı ve Safevi dönemlerinden miras kalan teşkilatların yanı sıra, Batılı güçlerin etkisiyle oluşan yeni birimler ve uygulamalar, İran’ın bu dönemdeki gelişimini ve modernleşme sürecini derinlemesine etkilemiştir. Bu bağlamda, Kaçar döneminin incelenmesi, sadece İran tarihini anlamak açısından değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun genel siyasi ve sosyal dinamiklerini kavramak açısından da büyük önem taşımaktadır.

Yılmaz Karadeniz’in "Kaçarlar Döneminde İran (1795-1925)" adlı eseri, Kaçarlar döneminin idari yapılanması, askeri düzenlemeleri ve sosyal yapısının yanı sıra, toplumsal hareketlerin kökenlerini ve gelişim süreçlerini ayrıntılı bir şekilde inceleyerek okuyucusuna geniş bir perspektif sunmaktadır. Bu bağlamda, eser hem akademik çevreler hem de tarihe ilgi duyan genel okuyucu kitlesi için oldukça değerli bir çalışma olarak öne çıkmaktadır.

Karadeniz, eserinde Kaçarlar dönemi İran tarihini titizlikle ele alarak, dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik dinamiklerini derinlemesine analiz etmektedir. Yazarın sade ve anlaşılır dili, okuyucunun karmaşık tarihi süreçleri kolaylıkla kavramasına olanak tanırken, dipnotlarla desteklenen kapsamlı araştırma, eserin akademik değerini artırmaktadır. "Kaçarlar Döneminde İran (1795-1925)", yalnızca tarih bilimine katkıda bulunmakla kalmamakta, aynı zamanda okurlarına, geçmişin izlerini günümüzün ışığında değerlendirme imkanı sunmaktadır.

Kaçarlar dönemi İran tarihi üzerine yapılan bu titiz ve kapsamlı çalışma, tarih tutkunları için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşımaktadır. Karadeniz’in derinlemesine analizleri ve geniş perspektifi, okuyuculara Kaçarlar döneminin karmaşık yapısını anlama fırsatı tanırken, aynı zamanda tarihsel olayların günümüzdeki yansımalarını değerlendirme şansı vermektedir. Eserin, akademik dünyada ve tarih meraklıları arasında büyük ilgi görmesi ve önemli bir başvuru kaynağı olarak değerini uzun yıllar koruması beklenmektedir.

Bu eseri tavsiye ederken, Karadeniz’in sunduğu detaylı incelemelerin ve kapsamlı araştırmanın, Kaçarlar dönemi İran tarihine dair yeni ve derinlemesine bir bakış açısı sunduğunu belirtmek gerekmektedir. "Kaçarlar Döneminde İran (1795-1925)" eseri, hem akademik çalışmalara katkıda bulunacak hem de genel okuyucular için ilgi çekici ve bilgilendirici bir kaynak olacaktır.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser yalnız bir başkarakterin etrafında gelişen bir olaydan ibaret değil. Odakta yalnız bir başkahraman yok. Kişi kadrosu oldukça geniş ve adı geçen her karakterin bir meselesi var. Her birine ayrı ayrı odaklanıyoruz okurken. Birinde bulmasak birinde günlük hayatla ilişkili ifadeler buluyoruz. Bölüm başlıklarının fazla olması bütünlüğü bozmamış. Aksine daha kısa bölümler, okumayı kolaylaştırmış. Toplumun değer yargılarını iyi yansıtan bir roman olmuş. Kime hangi gözle bakılır, örneğin boşanmış gelmiş bir kadına toplumda ne gözle bakılır, burada da yer yer can sıkan durumları irdelemiş yazar. Yazar, içinde yaşadığı mahalleyi, insanları tanıyan biri, bu çok açık. Dil kullanımı da içinde yaşadığı, esinlendiği insanları tanıdığı ölçüde. Ağırlıklı olarak anlatım ve diyalog teknikleri kullanılmış. Teknik olarak bir kusur yok. Gayet akıcı. Hoş zaman geçirmek için ideal bir roman. Kalabalık kadrosu olması, karakterleri yerleşene kadar romanı bir çırpıda yarıya getiriyor zaten. Okuru bol olsun.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Martin Eden'i ilk defa okuduğumda biraz bocalayarak kitabı bıraktım. Daha sonra tekrar başladığımda ise kitap sardı açıkçası. Kitap yarı otobiyografik olarak geçmekte. Jack London'un hayatından esintileri görüyoruz. Kendisi her ne kadar alt tabakadan birisi olmasına rağmen kendini eğitmek için her kitabı okur, kendisinden daha eğitimli kişilerle tartışmalar yapmaktadır.

Kitapta ağır bir anlatım yok, akıcı ve sade bir dil hakim. Klasik kitapları biraz sakin kafayla okuyunca daha rahat okunduğu bir gerçek.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  5
Bildir