Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin ikinci kitabı, modernleşme döneminde ortaya çıkan kavramların İslami çerçeveye uygun olup olmadıkları ya da İslami çerçevedeki yeri irdelenmiştir. Örneğin demokrasinin, fikir özgürlüğünün eşitliğin İslami naslara uygun olup olmadığı bilimsel bir şekilde çeşitli görüşleri ortaya koyarak açıklanmıştır. Örnek vermek gerekirse hürriyet'in tanımı yapılarak modern dönemde hürriyetin kapsamı açıklanarak İslami perspektife yansıma nasıl olduğu İslam ulemasının görüşlerinden yola çıkarak açıklanmıştır. Dahası sekülerleşme, laiklik kavramlarının o dönemdeki yansımaları dönemin aydınlarının bu konular hakkındaki görüşleri çok güzel bir şekilde yer verilmiştir. Konuyla ilgili arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca kampanya kapsımda uygun fiyata satın alma ikanı sağlayan Kitap yurduna çok teşekkür ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Selçuklu Dönemi Suikastlerine Bakış
Eski zamanlardan beri toplum ve devlet içinde önemli noktalarda olan kişilere yönelik planlı suikastler gerçekleştirilmiştir. Bunların bazıları neticeye ulaşırken bazıları da plan dışı gelişmeler nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yazar Hasan Taşkıran, yüksek lisans tezi olarak hazırladığı bu eserinde tarihin önemli devletlerinden "Selçuklular" da gerçekleşen suikastleri mercek altına almış, yaşanan suikastlerin nedenlerini ve perde arkasındakileri irdelemiş, suikastlerin toplumsal, siyasi, ekonomik ve sosyal yansımalarını aktarmıştır.

Kitabı incelediğimizde; Selçuklu devletlerinde iki tip suikast modeli göze çarpıyor. Birincisi Hasan Sabbah'ın liderliğinde olan Haşşaşi de denen Batıniler'in devlet adamlarına olan suikastleridir. İkincisi ise hanedan mensuplarının iktidarı ele geçirme amacıyla birbirlerine karşı kurdukları suikastlerdi. Hasan Sabbah'ın örgütü oldukça başarılıydı. Zira Hasan Sabbah, Selçukluların yapısını iyi biliyordu. Onların zayıf ve kuvvetli yanları hakkında fikir sahibiydi. "Fedai" adını verdiği adamlarına haşşaş çektirerek zihinlerini bulandırıyor sonra da atalarının yaşadığı zulümleri onlara anlatıp, "İsmaili" tarikatı uğruna canlarını feda etmeye şartlandırıyordu. Bu sebeple Fedailer çoğu zaman halkın arasına karışıyor, devlet alimlerine "yardıma muhtaç kişi" rolü oynuyor ve onlara yaklaştıkları anda hançerleyerek ölümlerine sebep oluyorlardı... Büyük Selçuklu döneminde Batınilerin ses getirdiği en büyük suikast vezirler veziri "Nizamü'l-Mülk"e kurulan komploydu. Bu suikastte Sultan Melikşah'ın karısı Terken Hatun'un Batınilerle anlaşma yapması söz konusuydu. Öte yandan Sultan Berkyaruk ve Sultan Muhammed Tapar da suikaste uğramış ancak sağ kurtulmayı başarmışlardı. Özellikle Selçukluların fetret devrinde Batıniler'in komploları artmıştı. Bunun nedeni olarak da Batınilere uygulanan politikanın beğenilmemesi yer alıyordu. Bu dönemde birden fazla vezir, emir, beg, kadı ve fakih sınıfından kişilere suikastler düzenlenmiş ve devlet çöküşe sürüklenmişti...

Büyük Selçuklu dönemi sadece Batıniler değil kendi içerisinde çıkar çatışması yaşayanların da suikast düzenlediği anlara şahit oldu. Selçukluların yükseliş devri hükümdarı Alparslan başta olmak üzere dönemin en başarılı hükümdarı sayılan Melikşah da suikast yapılarak öldürüldüler.

Selçuklu devletinin genişleyen kollarında yer alan Irak ve Suriye Selçuklu devletleri ve Anadolu Selçuklu Devleti'nde de suikastler aynı mantıkla işlenmeye devam etti. Vezir, emir veya sultan hedef alındı. Amaç mevcut düzeni yıkmak ve devrilen liderin yerine geçmekti. Anadolu Selçuklu Devleti'nde Batıni girişimli suikastlere rastlanmadı. Burada daha ziyade iktidar hırsı için birbirini ezen devlet adamları ön plandaydı. Sultan Alaeddin Keykubat ve 2.Gıyaseddin Keyhüsrev, devlet adamlarının zehirletmeleri sonucu ölmüş liderlerdir. Dönemin en ünlü veziri Saadetin Köpek de suikaste uğrayanlardandı...

Yaşanan bu suikastlerin Selçuklu devletlerine büyük kayıpları olmuştur. Sultan Melikşah 'ın zehirlenerek öldürülmesiyle ihtişamlı dönem sona ermiş ve devlet gerileme dönemine sürüklenmiştir. Yine Anadolu Selçuklularda Keykubat'ın zehirlenerek öldürülmesiyle devlet düzeni karışık bir hal almış ve Moğolların egemenliği artmıştır. Batınilerin suikastleri ise halkı tedirgin eden bir hal almaya başlamış, insanlar yolda yürüyemez hale gelmiştir. Hatta öyle ki çoğu dilenci veya evsiz insan Batıni sanılıp öldürülmüştür.

Tarihi bir araştırma tezi olan bu kitap, geçmişimiz olan Selçuklular hakkında anlattığı kıymetli bilgileri ile beni ziyadesiyle memnun etti.

Tarihle ilgili arkadaşlara tavsiye ederim.

İyi Okumalar.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Wolfie Kardeşler serisinin 3. Ve son kitabı. Serinin en çok beğendiğim kitabı bu oldu. Yazarın da yazdığı ilk kitapları olduğundan üçüncü kitaba geldiğimizde kendini bayağı geliştirdiğini hissedilir insan. Konu olarak ilk iki kitapta hayattan bir beklentisi olmayan, serseri ve kendilerini ezik hisseden iki kardeşin yönlerini bulmaya çalışmalarını okuduk. Üçüncü kitapta artık tam anlamıyla karakterlerin içini gördük ama. Son kitapta abileriyle arasındaki uçurum her geçen gün daha çok artarken Cameron da bir nevi bu uçurumun yüksekliğine bakarak ne olmadığını buluyor diyebiliriz. Yazar ilk iki kitaptan çok daha yoğun bir dil, ilginç imgeler ve betimlemelerle beni kendine hayran bıraktı. Çok derin ve farklı betimlemelerle karakterin hissettiklerin yansımıştı. Olay örgüsü ve karakter gelişimi de çok yerindeydi. Özellikle verdiği mesajı çok sevdim. Yüreği güzel olan insanlar kendilerini ne kadar ezik hissetselerde aslında durum hiç de sandıkları gibi değil kısaca.

Okumaya değer bir seri.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
öncelikle haluk özdil çok başarılı ve cesur bir araştırmacı. bu 5 kitabın tamamı için yorum yazacağım. okudukça yorum ekleyeceğim ya da güncelleyeceğim. kitapları incelediğimde herhangi bir sıraya sahip olmadıklarını gördüm ve kafama göre okumaya başladım. ilk olarak “şarkısını söylüyordu deniz” suriyeli bir kadının hatıra defterinin Türkçe tercümesi. tabii yazar bu günlüğü birebir mi çevirdi yoksa ana metne sadık kalarak hikayeleştirdi mi anlamak zor. ama son derece sarsıcı bir kitap. ikinci olarak “örümceğin ayak izi” inanılmaz akıcı ve merak uyandıran muhteşem olay örgüsü ile beni vurdu. olayları o kadar hızlı anlatmış ki herhangi bir detayda boğulmuyorsunuz ve merakla sayfaları çeviriyorsunuz. daha fazla yorum yazmak istiyorum ama karşılaşacağınız sürprizleri bozmak istemediğim için kesiyorum yorumumu. şuanda “seçilmişler” kitabına başladım. şimdilik 5 yıldız ve şiddetli tavsiyem sürüyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabını yıllar önce okumuştum, çizgi-grafik romanını da çocuğum büyüyünce okur diye aldım, almışken de okudum. Gerçekten çok düzgün uyarlamışlar, kitabı okumayan biri bile bunu okusa yetecek kadar iyi hazırlanmış. Ben de yeniden hatırladım, hatta bazı mevzuları unutmuşum baya iyi oldu çok beğendim. Gençlere kitap okumak için bu tip grafik-çizgi roman uyarlamalarını hep tavsiye ederim, en azından klasik eserleri okumuş, bilmiş olurlar diye. Okumaya teşvikte de ben kendi çocuğumda çizgi-grafik romanların çok faydasını görüyorum. Bu arada 1984'ü okuyanlar bugün nasıl da neredeyse kitapta anlatılan iklime varmış olduğumuzun farkına varacaklardır, maalesef bir çok benzerlik var. Otoriterlik şekil farkıyla hep aynı yöntemleri kullanıyor ve ne yazık ki biz proleterler de uyumaya devam ediyoruz. Amaç da bu uykunun sürmesi değil mi zaten?
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İstanbul'un arka sokaklarında geçen ve bir aşk hikayesinin çok ötesine uzanan derin bir anlatı sunuyor. Roman, Kemal ve Füsun'un yasak aşkını merkeze alarak, 1970'lerin ve 80'lerin Türkiye'sine ışık tutuyor. Pamuk'un detaylı betimlemeleri, karakterlerin iç dünyalarını ve İstanbul'un atmosferini olağanüstü bir şekilde yansıtıyor, adeta okuyucuyu o dönemin içine çekiyor. Bazı okuyucular için bu aşırı betimlemeler yorucu olabilir, ancak bu detaylar hikayeye katmanlar ekleyerek karakterlerin yaşadığı duygusal yoğunluğu daha da derinleştiriyor. "Masumiyet Müzesi", aşkın ve kaybın izlerini bir müze gibi sergileyen, okuru hem düşündüren hem de duygulandıran etkileyici bir roman.
Yanıtla
2
5
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bilimkurgu türünün en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Roman, görünmez olmanın cazibesini ve bu yeteneğin getirdiği ahlaki sorumlulukları derinlemesine ele alıyor. Griffin'in görünmez olma gücünü kazandıktan sonra yaşadığı psikolojik dönüşüm ve topluma yabancılaşması, insan doğasının karanlık yanlarını gözler önüne seriyor. Wells, akıcı ve sürükleyici anlatımıyla okuyucuyu hem gerilim dolu bir maceraya sürüklüyor hem de bilim ve etik üzerine düşünmeye davet ediyor. "Görünmez Adam", gücün doğası ve sonuçları üzerine düşündüren, etkileyici bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sinan Nevsal Ömer Baba romanın ana karakterleri. Karakter dağılımı çok dengeli olmuş, ana karakterlerin yanı sıra yan karakterlerden en etkilendiğim Suzan oldu. Suzan gibi bir dostum olmasını isterdim.
Sinan'la Nevsal'in dingin görünen ancak kendi iç dünyalarında dinmeyen çalkantılı aşk hikayelerinin yanında Sinan'ın Ömer Baba ile ülke ve dünyadaki olayları yorumlayan  sürükleyici bir roman.
Sinan mutlu olmayı ister ama Nevsal ile ilgili soru işaretleri bitmez.
Nevsal mutlu olmayı ister ama Sinan'a güvenmeyi öğrenemez.
Ömer Baba kalender, görmüş geçirmiş Sinan'a yol gösterici...
Kitap merakla okuyacağınız, sade yalın dille yazılmış edebi lezzeti yüksek kalitede bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok güzel bir Tefsir. Zühd ile alakalı bir Alimin eski dönemde yazılmış tercümesini bulduğum ilk Eser. Müellif hem Hanefi Fakihi aynı zamanda Zühd ve Tasavvuf ehli. Hadis meselesinde rivayetleri sahihtir. Bu yerde güvenilir. Dİğer Peygamberlere dair (israiliyyat türünden) sayılan rivayetler - özellikle pek çok kıssa anlattığı için- burada da tenkit edilmiş, ancak tenkit daha israiliyyatın alınıp alınamayacağına dair olduğu için eleştirinin Alimin ne ilmini nede tefsirine getirdiği bir eksiklik yok. Zühde çok yönelmesi yanında Hanefi mezhebinden olmasıda bir Ayette nüzul, Tefsir, ahkamı için hangi hadisleri kullandığına bakarak çok büyük bir Ahkam tefsiride gerekmeksizin kendi Mezhebinin tüm alanlarda nasıl bir yaklaşım gösterdiğini görmek güzel.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
etik mi? o ne ki?
“Bu yaptığın etik değil” veya “ahlak kalmadı” gibi ifadeler, çok sık duyduğumuz ve kullandığımız kavramlar. Ancak gerçek anlamda ahlak ve etik nedir? Neden bunlara ihtiyacımız var?

Öncelikle, bu kitabın bir giriş kitabı olup olmadığı konusunda emin değilim. Konulara aşina kişiler için belki bir giriş olabilir, ancak yoldan geçen kişiye sıfırdan anlatan bir kitap da diyemeyiz. Kitapta fazlaca kavram ve konsept bulunuyor. Eğer sıfırdan başlıyorsanız, sözlüğünüzü hazır tutmanızı tavsiye ederim.

Höffe’nin eseri, ahlak felsefesine dair temel konuları aşırı detaya inmeden (sıkmadan ve boğmadan), derli toplu bir çerçevede irdeleyen değerli bir kaynaktır. Aristoteles'ten beri var olan ahlak ve etik kavramlarını geniş açıdan, sistematik ve güncel bir şekilde ele alıyor.

Kant, John Stuart Mill, Hume gibi önemli filozofların görüşlerine yer verirken, Nietzsche gibi geleneğe karşı görüşleri de ifade etmekten geri kalmıyor. Bu açıdan baktığımızda, hem etiğin kendisini hem de eleştirilerini açıklama gayreti, okuyucuyu ahlak, değerler, erdemler, sosyal adalet, kişisel adalet, topluma ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluklar alanında düşünmeye itiyor.

Hayatında etik veya ahlak kavramlarını en az bir kere kullanmış herkese okumalarını tavsiye ediyor, ötesine geçip bunu gerçek anlamda diliyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir