Süründürmesin sürüklesin diyorsan...
Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar kitabından sonra uzun zaman olmuştu onu okumayalı. Polisiyeye geri dönüşüm “Aşkımız Eski Bir Roman” kitabı ile oldu. Başkomser Nevzat ve ekibinin araştırdığı üç farklı cinayet var; Aşkımız Eski Bir Roman, Overlokçu Kız, Sergey Nikolayeviç Jerkovski’ye Ne Oldu?. Genelde polisiye romanlarında özellikle tek bir konu işleniyorsa süreç oldukça uzar. Detaylar sunulur, tahminler alınır ve sonuca gelene kadar zihinsel bir ısınma içinde devam edilir. Yoğun bir dönemde kısa bir zaman aralığında “Çok kalın olmasın, süründürmesin sürüklesin, keyifte versin,” diyorsanız, bu kitap ara öğünlerinize güzel bir eşlikçi olabilir. Kitabın üç kısa ama farklı bölümden oluşması neticeyi çok uzatmadan öğrenmenizi sağlarken, her bölümde olayların aksine Nevzat Başkomser ve ekibinin aynı olması ise bir aşinalık katıyor.
Hikayelerde katilin veya olayın tahmin edilmesi çok zorlayıcı olmasa da ters köşe yapan sonlarda var. Bu sonları öğrenme heyecanı ile bir bölüm çok uzun süre yarım bırakılamıyor. Ahmet Ümit’in farklı bir kitabını okurken yaşadığım heyecanı, hiç beklemediğim o sonu ve sürecin keyfini bildiğim için beklentim oldukça yüksek başladım. Okumaktan çok keyif alsam da bazılarının tahmin edilebilir sonlara sahip olduğunu söyleyebilirim. O sebeple çok çetrefilli ve uzun süre düşündürücü olayları içeren kitapları sevenler için oldukça kısa ve kolay bir senaryo olabilir. Fakat özellikle Ahmet Ümit veya polisiye türüyle yeni tanışacak olanlar var ise bu kitabın güzel bir başlangıç olacağına inanıyorum. Bu kitapların en sevdiğim yanı ise sadece okumuyorsun aynı zamanda izliyorsun sanki. Evgenia’nın meyhanesi, Ali’nin o asi tavırları, Başkomser Nevzat’ın külüstürü ve daha birçok sahne gözlerimin önündeyken sayfaları okudum. Hal böyle olunca o kitap ile bağ çok farklı oluyor. Okurken edebiyatın, birinin ölümüne nasıl sebep olabileceğini, bir katilin apaçık bir şekilde olayın merkezinde nasıl durabildiğini, tüm istihbarat servislerinin tahminlerini çürüten aydınlığa ulaşmayan sonları görüyorsun, ta ki Başkomser Nevzat aklından, deneyimlerinden ve yüreğinden güç alıp ipuçları toplayarak olayın peşinden gidene ve olayı aydınlatana kadar. Çünkü Başkomser Nevzat der ki; “Mesleğini doğru yapmak için sadece akıl yetmez, aynı zamanda kocaman bir yürek gerekir. Ama o yürek çelikten yapılmıyor. Bir süre sonra el bombası gibi gümlüyor işte. O yüreği zamansız gümletmeyelim Ali. Zalimleri sevindirmenin alemi yok.”
Bir sonraki Ahmet Ümit kitabı ile buluşmak için sabırsızlanıyorum. Okuyan herkese keyif vermesi dileğimle.