Onaylı Yorumlar

Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarı en sevdiğim yazarlar arasına almama neden olan kitap
Seri üç kitaptan oluşuyor, bu sonuncusuydu. İlkinden sona kesinlikle yazarın kaleminde gelişme var. Hem kendi tarzına sadık kalmış hem de ilk kitaptaki zayıf noktaları geliştirmiş. Zaten bu son kitap, en sevdiğim kitaplar arasına girdi. Bu kitapta bilimsel bilgilerin akış içinde daha başarılı verildiğini düşünüyorum. Çatışmaların çözüldüğü yerde okurun acabalarını kıracak detaylar bu kitapta daha iyiydi. Zorlama gelmedi fazla. Ayrıca hikâyenin tıkandığını düşündüğüm yerlerde doğal dokunuşlarla yeniden beni hikâyeye bağladı. Özellikle ana karakterin akıbetiyle ilgili sürüncemede kalan bir nokta vardı. “Yazar buradan çıkamıyor,” diye düşünürken aslında oraya planlı getirdiğine beni inandırdı. Sonra onunla ilgili bu çözümleme kısmının sonlarına doğru yine aynı hissi yaşarken ve “Umarım bunu çözmek için yeni karakter eklemez,” diye düşünürken yine kurduğu yapıyı severken buldum kendimi. Çok doğal geldi.

Dolayısıyla bir yazar olarak epey saygı kazandı gözümde. Zaten kendi alanında tanınan, sevilen biri. Ancak yazar olarak bambaşka bir seviyeye geldiğini görmek bu seri sayesinde mümkün. Kesinlikle diğer kitaplarını da okuma isteği uyandırdı bende.

Serinin bu son kitabını okuduğum sırada anneme bir doktor muayenesine refakat ettim. Doktorun rafında serinin ilk kitabını görünce gözümü alamadım, hâliyle doktor da bunu fark etti. Bu sayede bir doktorla bu serinin bir kitabı hakkında konuşma fırsatım oldu. Yazarın değerli bir isim olduğunu ama kurgunun içine giremediği için seriye devam etmediğini söyledi. Buna üzüldüm çünkü serinin diğer iki kitabı kesinlikle bu konuda çok daha başarılıydı. Ancak o da benim gibi nöroromanın sadece edebiyata değil aynı zamanda toplumun gelişimine de faydalı olacağını düşünüyordu. Zira bu, akademik bilgiye ve bilimsel konulara merakı artırmanın başarılı bir yolu. Çok karmaşık bilgileri herkesin anlayabileceği bir dilde vererek aslında bize çok yabancı gelmemesi gereken şeyleri öğrenmeye teşvik ediyor. Bedenimizin nasıl çalıştığını aslında merak edip öğrenmeli ve yaşam kalitemizi artırmalıyız. Ancak bana göre bu serinin mesajı bu değil. Yani en azından sadece bu değil. İnsanın kendini diğer canlılardan üstün görmesiyle ilgili fazlaca vurgu ve örneklendirme vardı ve ben bunun pek çoğuna katılıyorum. Sürpriz bozan detaylar vermek istemediğim için bu örneklerden bahsetmeyeceğim ama bu kitabı okuyup içselleştirmenin teknolojiyle ve diğer canlılarla ilişkimizde bir değişimi tetikleyebileceğine inancım var. Özellikle kitabın son birkaç bölümü bu anlamda çok çarpıcı bana göre.

Bu arada bu seriyi yeniden okumak istiyorum. O kadar doluydu ki hemen sindirmek mümkün değil. Birkaç kez okunabilecek kadar zengin kitaplar. Bir de bir kez de kitabın sonunu bildiğimden izleri takip ederek okumak istiyorum.

Seri boyunca paralel ilerleyen hikâyeler var ve kitabın sonuna kadar arka planda bırakılmış, bizi aç susuz gibi hissettiren, bir türlü sonuca bağlanmayan bir kısım var ki bu kısım kitabı sonuna kadar okuma konusunda sizi kesinlikle teşvik ediyor. Bir sayfa çevirme etkisi var yani. Ancak son kitapta o kısımların fazlaca geri planda kaldığını ve diğer hikâyenin çok fazla öne geçtiğini düşündüm. Kitabın sonunda çözüme kavuşan o hikâyeyi arka planda birazcıcık daha fazla oynatabilirdi gibi geldi bana. Çünkü sonu çok hızlı bağlanmış gibi hissettirdi. En azından benim önerim, orada bir yavaşlama etkisi yaratabilirdi. Ayrıca başka hikâyeler de vardı ve onlardan bir tanesine yapılan vurgunun nedenini sonuna geldiğim hâlde anlayamadım. Yeniden okumak istememin nedenlerinden biri de bu, kaçırdığım noktalar varsa o bütünü daha net görebilmek.

Bana kalırsa devamı gelebilir serinin. Yani bittiği yer bize bir son verse de gayet de sonrasını merak etmeden duramıyorsunuz. Ancak serinin sonlandığı noktada verilen mesaj, seri boyunca tartışılan şeye çok anlamlı bir gönderme yapıyor bence. Öyle göze sokmadan, usulca çok güzel bir nokta koymuş yazar. Bu mesajı vermek için seçilen kişi de bence mesajı daha da anlamlı kılıyor. Sürpriz bozan detaylar vermeden bunu açıklayamıyorum ama okuyanlarla bunun üzerine konuşmak keyifli olur.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gençlerle Başbaşa, her gencin muhakkak ülkesi ve değerleri için okuması gereken bir başyapıt. Gençlere ülke vizyonu kazandırabilmek için özellikle öğretmenlerin ve velilerin muhakkak alması ve hediye etmeleri gerekiyor. Ebat olarak küçük ve basit gelebilir ama buna rağmen bu kadar dolu bir eseri çok fazla okuduğumu söyleyemem. Özellikle günümüzde gençlerin savruk hallerine bir nebze de olsa derman olabilecek kadar iyi. Ancak yayınevi bu kaliteli eseri günümüz Türkçesi ile biraz daha sadeleştirmeli diye düşünüyorum. Bu şekilde hem daha iyi anlaşılır hem de kitaptan kopmalar olmaz. Başlanan bir yemeği yarım bırakmak olmaz değil mi? Bu nedenle lütfen bu uyarımı dikkate alarak daha çok gence ulaşmasını ama muhakkak sadeleştirilmesini sağlayın derim. Her kütüphanede muhakkak bulunmalı.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar; din ve toplum ilişkisini aile, birey ve özellikle gençlerin inanç eksenli sorgulamaları üzerinden ele alırken erken dönemde yanıtsız kalabilen temel sorulara kuramsal bir açıklık kazandırmayı amaçlayarak başarılı bir çalışma ortaya koymuş. Metnin en dikkat çekici yönü normatif yargılar üretmeden sosyolojik ve düşünsel arka planı güçlü bir kuramsal zeminde tartışması. Bu sayede genç okuyucunun zihinsel dünyasında sıklıkla beliren inanç, aidiyet ve değer sorularına aceleci çözümler değil, düşünmeye davet eden açıklamalar getirmesi. Yazarın kavramsal netlik ile pedagojik hassasiyet arasında dengeli bir üslup kurması ise oldukça kayda değer bir yaklaşım sunuyor. Ayrıca barışçıl, kapsayıcı ve çatışma üretmeyen bir dilin benimsemiş olması ise günümüz toplumu için önemli bir kazanım…
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser toplumcu, gerçekçi politik bir kurguyla işlenmiş. Ortalarında siyasi meseleler yoğunluktaydı bu kısım beni biraz yavaşlattı. Yazarın üslubu çok duru ve yalın o yüzden çok hoşuma gitti. İzlanda toplumunu, dini yaşayışlarını, toplumsal tabakalaşmayı ve ideolojik dönüşümleri güzel yansıtmış. Kendimi kasabada hissederek okudum. Coğrafya farklı olsa da sömürü düzeni aynı görünüyor. Karşıma çıkan ve kendim keşfettiğim bir kitap okuduğum için de mutluyum. Hayatıma İzlandalı Salka ve Oseyri köyünü katmış oldum.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Seri öyküler. İç içe geçmiş on yedi öykü. The Economist dergisi “öykü maskesi altına saklanmış bir roman” demiş. “Roman gibi” olduğu için filme de alınmış.

Öyküler yazarın gençlik yıllarını geçirdiği Albany kasabasında geçiyor. Albany, kitapta Angelus olmuş. Dokuz öyküde karşımıza çıkan Vic Lang karakteri büyük ölçüde Tim Winton. Yazar “Açık, Berrak Görüş” hikayesinde anlattıklarını anılarında da anlatmış.

Teknik anlamda kusursuz öyküler. Ama bu bir ciğer söken kitap. Çok sert.

Şiddet dolu merhametli bir adam. Şiddet dolu merhametli bir şair.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok akıcı, hem çook keder hem de neşe, umut ve mizah içeriyor.

"Benim Adın Ekin"de, Sultan abla, sevgili kızının ardından altında kaldığı dağın aralanışını anlattığı kadar; teslimiyeti, imanı, pozitifliği de gösteriyor bize. Evliliğe dair yapıcı bakış açıları; aşk, insanlık ve dostluk örnekleri, altı çizilesi onlarca şahane cümlesiyle Benim Adım Ekin'i okursanız sizin de seveceğinizden eminim.

Sevdiği biri(leri)ni asıl yurduna önden yollamış olan kalbi yaslı arkadaşlarıma ise özellikle öneriyorum. Hasret ve teslimiyet yüklü bu satırlar sizin kalplerinize de iyi gelecektir.

Anlatmasını sevdiğim sevgili Sultan Karaaslan sen hep yaz, Ekin cennette arkadaşlarına anlatsın.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Peter Kien, okurun aklında kalacak bir karakter. Ama kitap herkese uygun değil. Hem hacimli, hem sembolizmi ağır felsefi bir roman. Bilgiyle sağlıksız bir ilişki kuran bir karakteri işliyor. Sinoloji profesörü Kien'in kitap tutkusu onu nasıl bir körleşmeye düşürüyor, bunu okuyoruz. 3 ana bölüm var. Başta biraz komik, sonra trajikomik. Son bölümde ben çok zorlandım, kitabı bitirmem epey uzun sürdü. Zorlansam da, unutamayacağım eserler arasına girdi Körleşme. Öncesinde biraz araştırma yapıp, Canetti'yi tanırsanız, göndermeleri de yerli yerine oturur.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her zamanki gibi güncel bilim vb. Kitapları uygun fiyatlara bize ulaştıran koç üniversitesi yayınlarına teşekkürü bir borç bilerek başlayayım. Kitabın ana teması insanla, insanın etkileşime girdiği diğer canlılar üzerinden (ağırlıklı olarak hayvanlar) insan eylemlerini açıklamaya yönelik. Amacına tam olarak ulaşabildiğini de düşünüyorum.

Kitabın çevirisini bir hayali başarılı buldum ben, Türkçe yazılmış olsa bu denli anlaşılır olurdu, yazarın dili de gayet akıcı, esprili, örneklerle dolu ve açıklayıcı. Tüm bunlardan ziyade tarih öncesi döneme ait bilgi, bilimsel bilgi ve tarih bilgisiyle de bahsettiği konuları izah ediyor kitap. Şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Barış, Ekmek, Toprak!
Bu kitap, sadece bir tarih anlatısı değil; tarihin ta kendisinin soluk alıp verdiği, insanların, sokakların ve fikirlerin canlı bir organizma gibi çarpıştığı bir dönemin nabzını tutan bir şahitliktir. John Reed, bir gazeteci titizliği ve bir şairin duyarlılığıyla 1917 Ekim Devrimi'ni öyle bir anlatıyor ki, sayfaları çevirirken Petrograd'ın sisli caddelerinde yürüyor, fabrika işçilerinin ve askerlerin coşkulu mitinglerinde onlarla birlikte "Tüm İktidar Sovyetlere!" diye haykırıyorsunuz.

Reed'in eserini "birinci elden kaynak" yapan şey, olayların tam kalbinde, tarafsız bir gözlemci olarak değil, devrimin büyüsüne kapılmış, onun heyecanını ve kaosunu içten içe yaşayan bir katılımcı gibi yazmasıdır. O, devrimi yapan liderlerin nutuklarını aktarmakla yetinmez; sıradan bir askerin çektiği üniformadaki yırtığı, aç bir ailenin kuyrukta beklerken umudu ve öfkeyi bir arada taşıyan bakışlarını, karşıdevrimci fısıltıları da kaydeder. Bu, tarihi "yukarıdan" değil, "aşağıdan", sokaktan yazmaktır. Lenin'in de dikkat çektiği gibi, devrimin "olgularının doğru ve olağanüstü canlı bir tablosunu" çizer.

Kitap, devrimi salt bir siyasi darbeye indirgemez. I. Dünya Savaşı'nın yarattığı muazzam yıkımı, Çarlık rejiminin çöküşünü, Geçici Hükümet'in acizliğini, köylülerin toprak özlemini ve şehirlerdeki açlığı, Bolşeviklerin bu karmaşık ortamda nasıl bir sosyal patlamayı ustalıkla örgütleyebildiklerini gösterir. Reed, Bolşeviklerin "Barış, Ekmek, Toprak!" sloganının, soyut bir siyasi söylem değil, sokaktaki insanın gündelik hayatta hissettiği acil ihtiyaçların yankısı olduğunu çok iyi ortaya koyar.

Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, bizzat Vladimir Lenin tarafından yazılan önsözdür. Lenin'in bu kitabı "büyük bir ilgi ve hiç eksilmeyen bir dikkatle" okuduğunu ve "bütün ülkelerin işçilerine bütün kalbimle salık veririm" sözleri, esere sadece bir onay değil, evrensel bir misyon yükler. Lenin için bu kitap, proleter devriminin ve diktatörlüğünün doğasını anlamak için bir anahtardır. Onun bu tavsiyesi, kitabı siyasi bir metin olmanın ötesine taşır; adeta "resmi" ve "yaşanmış" tarih arasında bir köprü, devrimin kendi kendini anlattığı bir belge haline getirir.

"Dünyayı Sarsan On Gün"ü okurken, tarihin kritik anlarında "haber" ile "tarih"in nasıl iç içe geçebileceğine tanık oluyorsunuz. Reed, o anı yakalarken, aynı zamanda geleceğe de kalıcı bir kayıt düşüyor. Bugünün okuru için kitap, sadece 1917 Rusya'sını değil, tüm toplumsal devrimlerin temel dinamiğini anlamak için de kıymetli. İktidarın boşluktaki ani kayışını, kitlelerin bilincindeki dönüşümü ve bir dünyanın nasıl on günde sarsılıp yeniden şekillenebileceğini gösteriyor.

İyi Okumalar...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Acının bir sonraki acıya ev sahipliği yaptığı, yaşanan her acının aslında 'en acı' olmadığını, hayatta sevdiklerimizle vedalaşabilmenin en büyük şans olduğunu anlattı bize Fidan Hanım. Gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenerek yazılan bu kitabı her satırda ağlayarak, her satırda kader bu kadar kara yazılamaz diyerek şefkati de sevgiyi de öfkeyi de sitemi de hissederek okudum ilmek ilmek. Sevdiklerini bir bir uğurladı o. Hem de kendinden bir parçayla. Ablası, kardeşi...O kadar ağır bir veda ile gittiler de...Han geldi sonra. Eşi oldu her şeyi oldu...Ama bu mutluluk da uzun sürmedi. Olmasına ihtimal verilmeyen birçok olay...Ama en acısı yaşanan onca şeyden sonra Fidan'ın en sevdiğine "Artık bu dünyadan git" diye yalvarması idi. Geç kalmadan okuyun. Etkisinden kurtulamayacağınız bir eser.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir