Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Haksızlık unutulmamalı," diyor Leyla.

Savaş olan ülkede ağaçtan, yaprağa; kadından çocuğa kadar herkes mağdurdur ama kadınlar ve çocuklar diğerlerinden daha mağdurdur. Bosna Hersek'teki acıların en gerçek örneği Leyla.

Leyla; on altı yaşında, Bosna Hersek'te yaşayan, her genç kız gibi hayalleri olan sıradan bir insanken Balkanların karışması neticesinde başına gelen talihsiz olay sonucu kendisini toplama kampında bulur. Toplama kampında yapılan psikolojik ve fizyolojik işkenceler insan doğasının kaldırabileceğinden kat kat fazla olduğu için buradan kurtulmayı başaran kadınların birçoğunun da daha sonra intihar ettiği görülmüştür.

Kitap tüm gerçekleri tarafsız ve yalın bir anlatımla gözler önüne seriyor. Çok hızlı okunmasının yanı sıra kendimi zaman zaman Müslüman bir Türk olan Leyla için üzülürken zaman zamansa bir Sırp olan Ratko için ağlarken buldum. Savaş, dönem, soykırım, biyografi kitapları okumayı seven herkesi Leyla'ya davet ediyorum. Not: Kapağına aldanmayın!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
emily ve charlotte bronte'nin maalesef sayılı eserlerini okuyup bronte kardeşlerle tanıştıktan sonra anne bronte içimde hep bir merak uyandırıyordu. nihayet onun eserleriyle de temiz bir çeviriyle karşılaşabildiğimiz için mutluyum. bu kitapta da tıpkı bronte kardeşlerin eserlerinde sık sık gördüğümüz gibi bir kadının dünyada kendine bir yer bulmaya çalışması, bir kimlik arayışı, ayağa kalkma çabalarını okuyoruz. bu bakımdan özellikle genç kızlıkta bu tarz kitaplarla tanışılmasını çok kıymetli buluyorum. belki edebi olarak o kadar büyük şölen yaşatacak, dilin büyük ustalıkla kullanıldığı bir kitap değil ama tertemiz ve güçlü bir eser, özellikle yazıldığı dönemin şartları ele alındığında. tüm kadınlar için.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser düzgün ve duru bir Türkçe ile yazılmış. Dönemlerine göre aydın sayılabilecek aileler romanın kahramanları. Ancak yazarın olayları ve roman kahramanlarının düşüncelerini zaman zaman kişilerin kendi ağızlarından zaman zaman da ikinci bir şahısın ağzından anlattığından dolayı kafa karışıklığına neden olabiliyor. Bir de; döneme damga vuran çok önemli olayların oldukça yüzeysel ve sadece bir kaç cümleyle, gazete haberlerinden alınmış ve kısaca anlatılmış olması biraz yetersiz olmuş sanki. Biraz daha araştırılarak, biraz daha irdelenerek vurgulanabilirdi sanki.
Ancak gene de okumaya değecek keyifli bir eser. Yazarın emeğine ve kalemine sağlık.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zekeriya Kurşun ’un 1993 deki doktora tezi olan “ Küçük Said Paşa – Sultan II. Abdülhamid’in Gölgesi” 2024 yılında kitaplaştı.Öteden beri okuduğum dönem ile ilgili kaynakçada gösterilen bu çalışmanın kitap olarak çıktığını öğrenir öğrenmez edindim.Vakıfbank Kültür yayınlarından neşredilen eser 415 sayfadan oluşmaktadır.
Küçük Said Paşa, (1838-1914), Osmanlı Devlet ricali arasında hem devlet adamlığı hem de bir düşünür, bir fikir adamı olmayı kendisinde mezcetmiş nadide bir insandır.Abdülhamid kendisini 7 defa, Abdülhamid’den sonra V. Mehmed Reşad dönemi İttihat ve Terakki hükümetlerince de 2 defa olmak üzere toplamda 9 defa Sadrazam olmuştur.Said Paşa’nın sürekli okuyan, her an kendini yenileyen bir yanı vardır.Sultan Abdülhamid her çetrefilli vaziyette evine bir adam gönderir, mutlaka onun görüşlerine müracaat ederdi.O da bu istenen konudaki görüşünü, etraflıca yazıya döker uzun layihalar halinde padişaha sunardı.
Zekeriya Kurşun'un eseri bir şaheser olarak anılmaya layıktır...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cipolla ustanın üslubunu tanımak için uygun, kısacık bir kitap. Girişin ardından bir bölümü baharatlara, diğer bir bölümü de aptallığa ayırmış. Ben baharat bölümüne bayıldım ve Cipolla'nın dörtlü serisini mutlaka okumaya karar verdim.

Ayrıca aptallığın 5 temel yasasını tespit etmiş, ilginç. Diyor ki, aptalların oranı her yerde aynı, mesele akıllıların ne yaptığında. Ve "aptal insan var olan en tehlikeli insan türüdür." demiş. Kuran'ın, Enfal 22. ayetiyle mutabık–"yeryüzün en şerlisi, aklını kullanmayan, gerçeğe sağır ve dilsiz kesilenlerdir."
Yanıtla
8
1
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tren, tren rayları, vagonlar, istasyonlar Mustafa Kutlu’nun yaşamında ve hikâyelerinde önemli bir yere sahiptir.
Mustafa Kutlu Uzun Hikâye’de tersine göç -şehirden köye- esnasında ulaşım vasıtası olarak kullanılırken Tirende Bir Keman’ da - ulaşım vasıtadan çok- geçim vasıtası olarak kullanılır.Mustafa Kutlu’nun hikâyelerine topluca bakıldığında tersine göç temasından hareket edildiğinde çok kısa bir zaman diliminde şehirlerin göç almayı durdurup göç vermeye başlayacakları gerçeğini anlatmaktadır.Tirende Bir Keman’da bir kez daha edebi anlatıların sonuçta birer yol öyküsü, hayatın bir sahne, sahnedeki oyuncuların birer yolcu, ömürlerin de birer yol olduğunu göstermiştir.Batı anlatı geleneğindeki yatay mağaralar, Doğu anlatılarındaki merkezine doğu inen düşey mağaralar; fiziki yolculuklar, deruni iç yolculuklar, fizikötesi, dünya dışı,fantastik yolculuklar da sonucu değiştirmemektedir.
Sonuç olarak iç yolculuğun, deruni etkilerin,şehir hayatının buhranının anlatıldığı nadide bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatma Bayram Hocamızın uzun bir emekle ortaya koyduğu bir başucu kitabı. Günlük hayatımızın içine katmamız gereken Esma-ül Hüsnaları sade ve anlaşılır bir dil ile bizler için bir araya getirmiş. Kitabın içindeki öncelikle Esmaların anlamları, sonra Kuran’da geçtiği ayetler ve birlikte ilişkili olduğu diğer Esmaların hangileri olduğu ve en önemli kısmı ise bu Esmalar bizde tecelli ederse nasıl olur. Kulu hangi mertebelere ulaştırır. Günümüzde bazı kesimlerin bir sır oluşturarak esmalar üzerinden popülerlik kazanmak isterlerken, hocamız Allah için bizlere yalnızca kendimizdeki Esma tecelliğahlarını bulmamız yolunda tavsiyede bulunuyor. Bizler kişilik olarak eksikliklerimizi Esmaların manalarını benimsedikçe, bizi tamamlayacak ismi kendimize vird edinip kamil müslüman seviyesine ulaşmalıyız.
Yanıtla
12
1
Destekliyorum  5
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Memleketi terk etmeleri için şehzadelere 24 saat,sultanlara ise10 gün süre verilen bir hanedanın öyküsü...
İki hafta sonra 144 kişilik Hanedan'dan kimsenin kalmayışı,dönebilmek için kadınların 28, erkeklerinse 50 sene beklediği bir hüzün tablosu.. Yazar 1924 sürgününü yaşayan Hanedan mensuplarını yaşadıkları farklı ülkelerde ziyaret ediyor.Kendilerinden ve evlatlarından sürgünde yaşadıklarını tek tek dinleme fırsatı buluyor. İlk yaşayanların ortak bir özelliği gittikleri ülkelerde maddi olarak çok zorluk çekmeleri.Çünkü sürgünün bu denli uzun olabileceğini düşünmemişler.Hatta ne zinet eşyalarını alabilmişler ne de yeteri kadar kıyafetlerini. Parayla da halktaki gibi bir münasebetleri olmadığından zorluk kat kat artmış.Yazara göre asalet ve nezaketleri takdire şayan. Bu bağlamda Türklükleriyle daima gurur duyup sürekli Türkçe konuşmaya gayret etmişler,vatan hasretini daima kalplerinde yaşamış ve hiçbir zaman Cumhuriyet aleyhinde bir beyanaatta bulunmayıp politikaya girmemişler.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umarım edebiyatseverler farkındadır, edebiyat tarihimiz için önemli bir eser yayımlandı. Halkçı ve realist edebiyatımızın önemli yazarı Mahmut Yesari'nin erken cumhuriyet dönemine ışık tutan ve sosyolojik okumalara da açık olan, bugüne kadar gazete ve dergi arşivlerinde kalmış tüm hikâyeleri yaklaşık 3 bin sayfalık bir külliyatla karşımıza çıkmış durumda. Nazım Hikmet'in, eserleri yabancı dile çevrilse her dilde aynı gücü koruyacak kadar yerel ve uluslararası nitelikte bir yazar olduğunu düşündüğü Mahmut Yesari için eleştirmen Doğan Hızlan da şöyle demişti: "İstanbul, yüzyıllar boyunca farklı siyasal rejimlerin ve idarecilerin mekânı olsa da kendini ancak edebiyatçılara, sanatçılara teslim etmiştir. İstanbul’u edebiyattan izlemek için Mahmut Yesari’yi okumak şarttır."
Yanıtla
9
1
Destekliyorum  7
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cemil Meriç’in "Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist" kitabı, okuduğum en derinlikli ve etkileyici eserlerden biri oldu. Kitap, Saint-Simon’un sosyolog ve sosyalist kimliklerini ele alırken, yazarın kendine has üslubuyla hem derin hem de akıcı bir şekilde anlatılmış.

Ayrıca, Meriç’in derin düşünsel analizleri, Saint-Simon’un hem sosyal bilimlere hem de sosyalist düşünceye olan katkısını vurguluyor. Kitabın her sayfasında, Meriç’in Saint-Simon’a olan hayranlığını ve derinlemesine bilgi birikimini hissediyorsunuz.

Bu kitabı okumak, bana hem Cemil Meriç’in entelektüel derinliğini hem de Saint-Simon’un toplumsal reformlara yönelik vizyonunu düşünme fırsatı verdi. Kitabı kapattığımda, sadece tarihsel bir figür hakkında bilgi edinmiş olmaktan öte, topluma dair kendi görüşlerimi de sorguladım ve yeniden şekillendirdim. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum; Cemil Meriç’in ustalıklı kaleminden dökülen bu eseri okumak, düşünsel anlamda oldukça faydalı bir deneyim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir