Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Women’s Prize for Fiction ödülüne layık görülmüş bir kitap. Shakespeare’in Hamlet oyununun adını verdiği oğlu Hamnet’in vebadan ölümü üzerine kurulu olduğu rivayeti, bu yazarın ilham kaynağı olmuş gibi görünüyor. Yazar, Shakespeare gibi, bir oyun inşa etmiş, hatta bir sonet bile kaleme almış. İlk perdede şiddet ve sevgisizlik teması hakimken, ikinci perdede umut ve sevgi daha belirgin hale gelir. Son sahnede ise ölüm ve kayıp temasını sarıp sarmalayan bir şiirle final yapılır. Tüm bu unsurların üzerine biraz da büyü katılmış gibi.
Başlangıçta Shakespeare’in oğlu Hamnet’in hikayesini okuyacağımızı düşünüyoruz, ancak hayır. Yazar, bize Agnes'in hikayesini anlatmayı seçiyor. Agnes'in öyküsü, ormanın derinliklerinde sızan ışığa sığınmış çocukluğunun, yazgıları sezme yeteneğinin ve evlat acısının ağırlığını hissettiren bir hikaye.
Eğer tarihi kurguyu seviyorsanız ve zihniniz zorlu okumalara dayanabiliyorsa, sizi bu hüzünlü masal tadındaki romana götürecek.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  8
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Wulf Dorn yine yapmış bu adamın kitapları hakkında fazla söze yoruma gerek yok okurken sizi devamlı ne olacak sorusu sorduruyor ve kitaplarında en sevdiğim olay mutlaka başka kitabında geçmiş bir ismi olayı yeri kitabında geçiriyor ama hiç bir kitabı devam niteliğinde değil adamın kitaplarını okudukça fark edeceksiniz eğer dikkatli bir okuyucu iseniz bir örnek verecek olursam.

Bir kitabında mark diye adam var diyelim ve kitabında bu esas adam mark kitabın sonunda otelden bir olay olup ayrılıyor ve kitap orada bitiyor fakat başka bir kitapta bir şekilde adamın adı geçiyor örnek veriyorum iki kişi otelde konuşuyor ve bir diğeri burada mark diye biri vardı sen gelmeden ayrıldı onu yakalasaydın sana yardımcı olurdu falan gibi isimler geçiyor kendi adıma bu yazarı sevdim bu kitap dışında 3 kitabını okudum.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, otizmli bir karakterin ilk çocukluğundan 10 yaşına kadarki yaşantısında onun gözünden onu anlamamızı sağlıyor. En baştan itibaren annesinin desteğini hisseden karakter, derinden minnet ve sevgi duyuyor. Endişe ve heyecan anlarında ise hissettiklerini içinde baloncukların patlaması olarak ifade ediyor. Duygu ne kadar yoğunsa o kadar çok baloncuk var ve bu dayanılmaz olabiliyor. O durumda ihtiyacı olan şey sessizlik ve yalnızlık. İnsanların ona güvenmesi haz veriyor. Bir de her çocuk tek ve biriciktir, bu yüzden ebeveynlerin onlara, “seninle gurur duyuyorum” demesinin çok özel hissettireceğini ve gurur vereceğini bir mesaj olarak okura iletiyor. Her çocukta keşfedilmeyi bekleyen bir yatkınlık vardır. Çevredeki insanların desteği ve teşviki ile yetenek ve yatkınlık bir başarıya dönüşebilir. Dönüşecektir. Çocuklara onlara güvendiğimizi ve özel olduklarını hissettirmemiz gerek. Bunu hissettiklerinde neler başardıklarını göreceksiniz. Mutlu biten bir kitap okuyoruz. İçimiz rahatlıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, deneme ve şiirin iç içe olduğu bir tür olarak çıkıyor karşımıza. Daha çok “ben” problemini, kendi olmayı ele aldığı bu eser sorgulayıcı, umutla, sevgiyle başlayıp karamsarlığa dönüşen bir deneme- şiir. Nurgül İlhan, geçmişi sürekli gündeme getiren, geçmişi içinde bugüne taşıyan bir şair. Denemelerde kendini, geçmişi sorgulayışı ön planda. Şiirlerde çaresizlik, karamsarlık, umutsuzluk gibi duyguların yanında yeni dost bulmanın sevinci, saf sevgi gibi duygular da görüyoruz. Denemeler kadar ne hissettiğini olduğu gibi ifade etmese de şiirler, hisleri ima ediyor. Deneme ve şiirin sıcak bir karşılaşması olmuş. Bazen deneme ve şiirlerdeki duygular arka arkaya denk gelmiş. Mesela umuttan bahseden bir denemeyi umutlu bir şiir takip etmiş, sorgulayan bir denemeyi sorgulayan bir şiir. Bu bilinçli de yapılmış olabilir. Bilinçli ise güzel çalışma, değilse güzel tesadüf. Okuduktan sonra hangi ruh hâline büründünüz derseniz: Birini, bir şeyi… uzun zamandır bekliyormuşum gibi bir hâl bıraktı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ergen Divanı, yazarın lise yıllarında ders sıralarında, farklı zamanlarda farklı yerlere yazdıklarından ve sonradan bir araya getirdiklerinden oluşuyor. Yazma yıl aralığı 1994-2000. Yıllar sonra eski defterleri karıştıran yazar ergenliği ile barışık olduğunu gösteriyor. Çoğumuz o dönemde yazdıklarımızı kimsenin okumasını istemediğimiz için yok ederiz. Yazar özellikle eline almış, yıllar önce yazdıklarını eleştirmiş, okura sunmuş. Bunu yapmasındaki amaçlarından biri çocukların, gençlerin bilhassa ergenlikte anlaşılmalarını, hoş görülmelerini, anlamlandırılmalarını ve sanatla yaratıcılıklarını keşfetmeleri yönünde teşvik edilmelerini, geleceğe umutla bakmalarını istemesidir. Sadece şiir değil hikâye de var içinde. Hikâyeleri daha başarılı bulduğumu söylemek isterim. Kendi yazdıklarını eleştirdiği kısımları da beğendim. Ve eski yazdıklarını görünür kılmasını cesurca buldum. Lise yıllarını şiirler okuyarak geçirdiğini de ifade ediyor, okuduğu şiirlerden etkilendiğini söylüyor yazar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşk-ı Memnu'da olduğundan daha fazla psikolojik tahlili var ve zamanının ahlak anlayışını, bürokrasinin işlememesini vb. oldukça başarılı aktarmış. Bekir Servet karakteri bilindik klasik eserlerdeki karakterlerle boy ölçüşecek şekilde yazılmış. Kitabın konusuna gelirsek, başkalarının kırık hayatlarını izlerken kendi hayatlarının farklı yönlere nasıl kırıldığını bizlere gösteriyor. ""-Zararlı bir içkinin düşkünlerine benziyoruz ki bir yandan ölüyoruz bir yandan elimizi yine onun şişesine uzatıyoruz... " O, başını salladı: "Hayır, böyle devam etmeyecek. Zira ben o bahsettiğin zararlı içkiden ölmek istemiyorum, şişeyi kıracağım.""
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Vücudun fizyolojik olayını çok güzel anlatmış Dr Ayşegül Çoruhlu, yıllardır kafamda neden birdenbire kilo alıyorumun sorusuna bile cevap buldum, metabolik esnekliğin ne demek olduğunu kaybedildiğinde neler olduğundan bahsediyor. Ne önemlisi ise soruları cevapsız bırakmıyor, kaybedilen esnekliğin geri dönüşü olabileceğini ve yöntemini söylüyor. Yıllardır süregelen aslında hepimizin içten içe bildiğimiz nasıl beslenmeliyiz, neden az yemeliyiz, uyku neden önemli, erken uyanmanın faydaları nelerdir vb. hepsini çok güzel şekilde açıklamış. Yaş alalım ama sağlıklı olalım derseniz kitap çok güzel yol göstermiş, Emeğine kalemine sağlık
Yanıtla
14
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçek tarihsel olaylara dayanan bir kurgu olan Evlilik Portresi bizi 16. yüzyıl İtalya'sına götürüyor. Kitabın baş kahramanı olan Lucrezia evliliğinden bir yıl sonra ölür. Her ne kadar ölüm sebebi tüberküloz olsa da, onu kocasının öldürdüğü dedikodularının dolaşmasına rağmen kocası bu ölümden sorumlu tutulmamış.

Ailesinden evliliğin , sevginin ne olduğuna dair inançları ile eşinin yanında durmaya çalışan Lucrezia'dan, soyun devamını sağlama görevi ile çocuk sahibi olması beklenmektedir. Çevrenin beklentileri, eşi Alfonso d'Este'nin evli bir kadının üstlendiği roller ile ilgili fikirleri ve yapmak istedikleri arasında kalan Lucrezia'nın düşünce akışları ve duyguları ile birlikte yaşantılarına şahit olmaktayız.

Duygu aktarımı çok gerçekçi. Kitabı okurken 16. Yüzyıl İtalya'sına gidip geliyorsunuz. Lucrezia'nın yalnızlığını, korkularını fazlasıyla hissediyorsunuz. Tarihi kurgu okumayı seven kişilere tavsiye edebileceğim bir kitap.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Metal Hayatlar kitabı ismiyle büyük şehrin ortak derdine sahip insanlarını niteliyor. Kapağında kafasında kurma mekanizması olan insan kafası çizimi bulunan eserin ilk öyküsüyse "Demir Çağı" adını taşıyor. Bu metinde yazarın tabiriyle "makinebaşı insanları" kozmopolit şehirlerin mavi yakalıları anlatılıyor. Kondunun sakinlerini, kapana kısılmış, hayatını çalar saatin alarmı üzerine kuran makineleşmiş, devamlı koşturan insanları, sürekli değişen yolları, otoparkları, bitmek bilmeyen inşaatları anlatıyor Berna Durmaz. Kitaptaki tüm öykülerde ister birinci şahıs, isterse de üçüncü şahıs anlatıcı olsun ortak bir dil söz konusu. Anadolu'nun sözlü anlatı geleneğinden gelen anlatımın büyük şehrin sorunlarıyla harikulade bir şekilde harmanlandığını ve kendi has bir üslubu meydana getirdiğini görebiliyoruz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cesurca Özgürlüğe Doğru, yazarın kendi hayatımdan derlediği anılarıyla yoga yolculuğunda öğrendiklerini hayata geçirdiğini ve kendi yolculuğunu, iyileşme ve özgürleşme sürecini okurla paylaştığı eser. Kendi bastırdığı duyguların esiri olmaktan, kendini tanımakla ve kabul etmekle kurtuluyor. Bireyin kendisine şifa vermesi nasıl mümkün, kitaptan ilham alınabilir. Kabul etme, tanıma ve asıl kendimiz, yaşamda sergilediğimiz tavrın bir yansımasıdır. Bu yüzleşmeye cesaretle yaklaşıp, gereken çabayı gösterdiğimizde korkularımızla sağlıklı bir şekilde yüzleşebilir, onları anlar ve içimizde saf sevgi, şefkat ve cesaret oluşturabiliriz. Gen aktarımı ile bize kadar iyileşmesi gereken eğilimler gelebilir. Şiddet eğilimi bunlardan biridir. Fakat eğilimleri de eğitmek mümkündür. Bu eğilimi eğitip iyileştirilmiş bir davranışa dönüştürdüğümüzde yaşamımızda şiddete yer vermeyeceğimiz bir ilerleme imkânına sahip oluruz. Bizden önce var olana, öğretilere kulak vermemiz, onları duymamız gerekir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir