Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mükemmel bir üslup mükemmel bir kurgu ile birleşmiş ve tadı damağımızda kalacak bir kitap oluşmuş; Pir-i Lezzet!
En başta tarih ve gastronomi, astronomi, astroloji ve psikoloji sevenler için ilmek ilmek dokunmuş büyülü bir masal, bir zaman yolculuğu.
Romanı okurken yapılan yemeklerin tadı adeta damağınıza geliyor. Betimlemeler o kadar güzel ve lezzetli yazılmış ki okudukça iştahım kabardı. Kitapta anlatılan yemeklerin aroması, baharatları, kokusu hissediliyor.
Aşçıbaşının (İsmini sonunda öğrenince taşlar yerine oturuyor.) Pir-i Lezzet olma yolu, biricik aşkı Kamer'e kavuşma hikayesi ve anne babasının intikamını almak istemesini anlatan bu kitap 15’ten fazla dile çevrilmiş.. Sizlere de bu masalsı yolculuğun tadına varıp kitabı okumanızı muhakkak tavsiye ediyorum, keyifli okumalar!
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  5
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Teoman'ın çocukluğundan itibaren hayatını anlattığı kitabı. Teoman'a dair birçok farklı bilgiyi bulabileceğiniz bir eser. Kitabın akıcı bir üslubu var. Daha çok anıları paylaşmaya yönelik yazılmış ve edebi kaygılardan uzak bir kitap. Bu da Teoman'ın tarzına yakışmış bence. Bu durum okumayı kolaylaştırıyor ve zevkli hale getiriyor. Kitabı okurken Teoman'a olan hayranlığımın birkaç kat arttığını söyleyebilirim. Teoman'ın hayatını merak edenleri ya da Teoman'ı tanıdığını zannedenleri fena şaşırtacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Yayınevine değinecek olursak Fasa Fiso kitabını daha önceden Hep Kitap'tan çıktığı haliyle okumuştum. O yayınevinden çıkan baskı daha çok hoşuma gitmişti. Kitap kapaklarının içinde fotoğraflar vardı, kitabın içinde de birçok fotoğraf vardı. Doğan Kitap'tan çıkan kitapta bunlar biraz eksik kalmış. Baskı kalitesi de biraz düşük kalmış bence. Ama önceki yayınevinden çıkan kitabı piyasada bulmak çok zordu. O yüzden yeni baskı Teoman hayranlarını sevindirmiştir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitapta: mö 4500 - mö 550 yılları arasında iran, mezopotamya, kafkaslar ve doğu anadolu coğrafyasında hüküm sürmüş eski çağ med imparatorluğunun yine o devir tarihçilerinin görüşleri ve çağdaş tarihçilerin karşılaştırmalı yorumları ile müellifçe türklüklerinin ispatlanmasını, zerdüşt dininin medlerin zamanında ortaya çıkması ve zerdüştün medlere gelmiş bir peygamber veya kral olabileceği olgusunu, medlerin diğer bölgesel güçlerle yaptıkları savaş ve barışları, bilindiği kadarıyla medlerle ilgili her şeyi tafsilatlı olarak bulacaksınız. Ve ne yazık ki son med kralının bir iranlı aristokrat ile evlendirdiği kızından olma torunu tarafından mö 550 yılında darbe ile yıkılması ve perslerin med ülkesine hakim olmaları ve yeni bir pers impartorluğunun doğması tarihin cilvesi olsa gerek.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sezai Karakoç 20.yüzyılın mütefekkirlerindendir. Yazar, tekniğin ilerlediği bu çağda Batı’daki bunalımı Rönesans’tan başlatıyor. “Rönesans, İslâm'a karşı Hristiyanlığın, eski Batı medeniyetini imdada çağırmasıdır" diyerek fark etmediğimiz bir gerçeği dile getiriyor. Hakikat, vahiy, peygamber izi, ölüm dikkati gibi kavramları yazarın düşünce dünyasından okurken Batı uygarlığının neden bunalıma girdiğini öğrenmiş oluyoruz. Tapınak, kent, propaganda,
politika, bilim, edebiyat, sanat, felsefe gibi kavramları da özellikle Batı uygarlığı ekseninde tahlil ediyor. Kısacası yazar, insanlığın içinde bulunduğu bunalımı ve bunalımın kaynağını ana çizgiler halinde tespit ediyor. Kitabın sonunda ise diriliş insanının özelliklerini belirtiyor. Çağın çözüm üreticileri olan mütefekkirlerin kitapları okunmalıdır.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı Devletinde hacca gidecek hacı adayları Mekke'ye gitmeden evvel, İslam halifesini cuma selamlığında görmek ve halifenin hayır duasını almak için İstanbul'a gelirlermiş. Bu dönemde Özbekistan civarından gelen hacılar için yaptırılmış Özbekler tekkesi. Kitabın ilk bölümünde nasıl ve kim tarafından kurulduğu, ilk şeyhinin kim olduğu detaylıca anlatılmış. Daha sonra Özbekler tekkesinin şeyhlerini sırasıyla ve detaylı bir şekilde anlatmışlar. Yine Milli mücadele döneminde tekke önemli görevler icra etmiş. Anadolu'ya silah ve adam geçirme özellikle buradan yapılıyormuş. Kitabın devamında Özbekler Tekkesinin son şeyhi Necmeddin Özbekkangay ve ailesi hakkında da detaylı bilgiler mevcut. Aynı zamanda tekke son döneminde çoğunluğu müzisyen olan kişilere ev sahipliği yapmış durumda. Çok önemli müzisyenleri bu kitapta görebiliyoruz. Bu kitap İsar yayınlarından çıkmış, ciltli ve kuşe kağıdı olması hasebiyle kitabın fiyatına gayet uygun bile denilebilir
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Dil Sürçmesi kitabından çok lezzet alamamıştım. Ama bu daha iyi diyebilirim.

Küçürek öykü muazzam bir tür. Öyküler ne kadar kısaysa o kadar anlam, gizem içeren ve bir o kadar da tahmin edilemeyip, düşündüren bir son ile bitiyor. Öyle ki bazılarında durup düşünüyorsunuz bunu mu demek istedi, şunu mu demek istedi diye.

Ben sevdim. Tavsiye ederim, ufacık, tefecik, kıpkısacık bu Küçürek öyküleri. Hemencecik bitiyor, daha yok mu diyeceğiniz bir kitap olmuş.

"Allah'a yalvararak uyudu: Ne olur biri elimden tutsun. Sabah uyandığında eli, diğerinin üzerindeydi." .
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa olsa da okurda "keşke daha uzun olsaydı" hüznü bırakan bu kekremsi ve özgün öyküde büyüklük taslayan, burnundan kıl aldırmayan, kendine özgü beğenileri ve değer yargıları olan, topluma tepeden bakan, arkadaş çevresi çok dar olan, bir şeyi sevmedi mi dile getirmekten çekinmeyen, kibirli, kendi hâlinde yaşayan, asosyal ve akılcı yönünü yumuşatamadığı/ baskılayamadığı için kendini aşkın kollarına bırakamayan Aratov'un Klara Miliç'in intiharının vicdan azabına dayanamayıp akıl ve ruh sağlığını kaybedişi konu edilir. Turgenyev'in Aratov karakteri üzerinden Rusya'daki bir kesimi yerdiği muhtemeldir. Her ne kadar Aratov'a karşı içimizde bir kin, öfke, gıcıklık duysak da Klara Miliç'in akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğuna dair herhangi bir ize rastlayamadığımızı da eklemek gerekir. Ayrıca meseleyi aşırı duygusallaştırarak intihar bahsinde Aratov'u yerip Klara Miliç'i göklere çıkarmak bu öyküyü okuduktan sonra varılacak bir yorum olmamalı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mevlevihane'yi anlatmadan evvel o dönemin Girit adasının sosyal durumundan bahsederek okuyucuya gerekli altyapıyı veriyor. Dönemin Girit adasını anladıktan sonra Girit Mevlevihanesi'nin kurucu şeyh ailesi hakkında detaylı bilgi veriyor. Bu bilgiler hem arşiv kaynaklarından hem Mevlevihane kayıtlarından hem de aile evrakına dayanıyor. Bu bölümler yine Mevlevihane'nin ve şeyh ailesinin çeşitli fotoğraflarıyla süslenmiş durumda. Fotoğraflar sayesinde Mevlevihane'nin neresinde ne olduğunu gayet iyi anlıyorsunuz. Bu bölümde özellikle bir Mevlevi şeyhinin ailesi nasıl olur diye merak edenler için ilginç bilgiler mevcut. Devamında mübadele döneminde Mevlevihane'nin İzmir'e taşınması ve akabinde tekkelerin kapatılmasıyla kitap son buluyor. Kitabın son kısmında pek çok arşiv belgesi de Latin harflerine çevrilerek okuyucuya sunulmuş. Hem bir oturuşta okunacak bir kitap hem de dipnotlarıyla ve belgeleriyle akademik alanda yol gösterecek bir kitap ortaya çıkmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çin-Japon savaşı döneminde kırılmış, parçalanmış, ayaklar altında ezilmiş bir keman ve "söyleyin bana nasıl yaşayacaksınız" isimli bir kitapla baş başa kalan 11 yaşında yetim bir çocuk.. Müzisyen babası ile geçirdiği son günün anısı ve o gün babasından dinlediği ve isimlerini çok daha sonra öğreneceği Schubert 'in Rosamunde ve Bach'ın Gavotte en Rondeau adlı eserleri.. müzik bir çocuğun hayatına nasıl dokunabilir, onu nasıl hayata bağlar, varoluşunu nasıl anlamlandırır. Kırıldığı, incitildiği, parçalandığı yerden onu onarabilir mi, varoluşuna, yaşamına yön verebilir mi, müziğin iyileştirici, onarıcı ve birleştirici bir gücü var mı? içten, yalın ve duygusal derinliği yüksek bir eser, savaş, sadakat, geçmiş ve geleceğin belirgin yolculuğu ve vefa temalarıyla sizi bekleyen büyülü bir yolculuğa davet.. Müzik hangi uygarlığa ait olursa olsun insanlık mirasının ortak bir parçası olmaya devam edecek.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mahir Ünsal Eriş, kaleme aldığı öyküleri ve romanlarında geçen hadiselerin ve kişilerin kendi hayatından örnekler teşkil etmemesine dikkat ettiğini söyler. Bu kitabın kahramanları ise bizzat şahsı ve kendi yaşamında birebir yaşadıklarına tanık olduğu kişilerden oluşuyor ve dahası, kitabı okudukça, bu değerli yazarın “hususi” yaşam öyküsüne de tanıklık ettiğiniz hissine kapılıyorsunuz. (Hususi kelimesini neden tırnak içine aldığımı okuyanlar anlayacaktır. Bu sevimli gençlik romanının, yazarın aynı zamanda dil konusundaki eğitmenlik yönüne aşina olanların gözünden kaçmayacak nüanslara da sahip olduğunu fark etmemek imkansız.)

Öyküleri ve romanları sanki kendi hayatlarımızdan örneklermişçesine yazıldığı için çok seviyor olduğumuzu düşündüğüm Mahir Ünsal Eriş’in bu kitabı çocuk ve gençler için yazılmış olsa da, bu nostalji dolu kitap, kapağı, çizimleri ve konusuyla her daim bitirim ve haylaz kalmayı beceren erişkinlerin de göz atmadan duramayacağı bir cazibe taşıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir