Bu İşte Bir Yalnızlık Var
Bu İşte Bir Yalnızlık Var
140Yorum
Berrin GÜNDOĞDU
Kitapkurdu
Öncelikle şunu söylemeliyim ki ilk kitabından daha başarılı buldum bu kitabını. Ama yine de vasatı bu kitapla da aşamamış. Üslûbu roman ile hikaye arasında sıkışmış ve olaylar, kahramanların günlüklerinden araklanmış gibi duruyor. Çok fazla duygusal veya karakteristik tahlil yok. Bu da anlatımı çok yüzeysel kılıp, konuyu havada bırakıyor. Arkadaşınızda veya bir kütüphanede bulabiliyorsanız emanet alıp okuyun, para vermeyin derim. İllaki kütüphanemde bulunsun denilebilecek bir kitap değil.
yecim
Kitapkurdu
Tuna Kiremitçi'yle tanıştığım ilk kitap.Yalnızlık bunalımına girdiğim bi zamandı.çok sürükledi beni.güzel bi kitap açıkçası.severek okuduğumu söyleyebilirim.
Prensseseda
Kitapkurdu
HEP MUTLU GEÇMEZ HAYAT BİLİYORUM. HÜZÜNLER DE VARDIR YAŞAMIN BİR YERLERİNDE. AMA HEP HÜZÜN OLURSA DA ZOR YAŞAM. ZOR BİR HAYATI ANLATMIŞ, ZOR TARAFINDAN BAKMIŞ TUNA KİREMİTÇİ DÜNYAYA. BU KADAR KARAMSAR OLMAK NE KADAR DOĞRU BİLEMİYORUM AMA BU KİTABI OKUDUKTAN SONRA ÇOK FARKLI BİR HİKAYE OKUMAYA İHTİYAÇ DUYDUM DAHA GÜZEL YÖNLERİNİ İÇEREN HAYATIN. HÜZÜNLÜ OLMAK BÜNYEYE ZARAR VERİR. HER NE OLURSA OLSUN MUTLU OLMAYA ÇALIŞMAK GEREKİR;HAYAT GENE DE ÇOK GÜZEL
Zeynep Akinci
Tuna Kiremitçi'nin ilk okuduğum kitabı Aşk Neyin Kısaltması'nı biraz abartmışım galiba... Benim için yazar bütün olmalı .Yaşayış tarzıyla, konuşmasıyla, hal ve hareketleriyle... Tuna Kiremitçi için söylediğim tüm iyi sözleri geri alıyorum .Galiba bu işi başaramayacak. Biraz daha olgunlaşması ,büyümesi gerekiyor.
ketermalkhot
Kitapkurdu
İşi yayıncılıktan ziyade satış stratejileri olan bir yayınevinin halka yutturduğu en berbat yazarlardan bir olan Kiremitçi'nin kötü kitaplarından sadece bir tanesi. Yalçın Küçük güzel bir ifade kullanıyor Kiremitçi için aynen katılıyorum. Diyor ki: "Tuna Kiremitçi ne anlar edebiyattan o gitsin kiremit kırsın. "
Dikkat !!!
Geçip giden, yitirilmiş bir hayat... Her iki romanda da bu buruk tadı hissediyoruz. Sanki zamanında atılmamış bir adım, söylenmemiş bir söz ya da göze alınamamış ufak tefek bir risk nedeniyle elden kaçıvermiştir mutluluk. Gerçek hayatta baş edemediğimiz bir olgu; roman kahramanları gibi kendi hayatımızın da geçip gittiğini hatırlatacak biçimde, derinden derine kendisini sezdiren bir ölüm olgusu da hiç eksik olmaz. “Git Kendini Çok Sevdirmeden”de yitirdiği çocuğunun yasını tutan bir annenin dramı vardı. “Bu İşte Bir Yalnızlık Var”da ise Mehmet, hem artık yüzünü bile hayal etmekte zorlandığı annesini hatırlıyor, hem de hikaye boyunca Nihat abisinin yakınlaşan ölümüyle yüzleşiyor. Yalnızlık, nihilistçe duygular yeşertiyor kahramanların zihinlerinde. İnsani ilişki eksikliğinin travmalarını, aşkların sınırlarını, kaçınılmaz sonları dile getirmekte de çok başarılı Kiremitçi. Herkesin paylaşabileceği bir ruh durumunu basit cümlelerle can alıcı ayrıntılarda yakalayıveriyor.
04Manas
ÖNCELİKLE KİTABIN KONUSUNU, BAŞLIĞI ÇOK İYİ ANLATIYOR.SON YILLARDA SIKÇA KARSIMIZA ÇIKAN 'POSTMODERNİZM' AKIMININ BİR ÖRNEĞİ OLAN ROMANDA YAZAR, MÜZİSYEN KİŞİLİĞİNİ HER SAYFADA HİSSETTİRİYOR BENCE.<br />İNSAN KİTAPTA KENDİNİ BULUYOR ASLINDA.GEÇİRİLEN BÜYÜK EKONOMİK KRİZİN BİR SANATÇI ÜZERİNDE DAHİ ONUN ENTELEKTÜEL BİR İNSAN OLMASINI ENGELLEYEN YIKICI ETKİSİ, AŞIK OLMAK VE DEVAMINDA GELEN ÇARESİZLİK... <br /> KİTABIN OLUMSUZ YÖNDE ELEŞTİREBİLECEĞİM TEK YÖNÜ YAZARIN HADDİNDEN FAZLA ARGOYA BAŞVURMASI. OKUNMASINDA FAYDA OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM BİR KİTAP...
ada_cey
<br />Bu İşte Bir Yalnızlık Var bu kitapta esas takıldığım kapak resmi dünyada sigarasız ortamlar oluşturulurken bir yazarın bunu göz ardı etmesi beni düşündürdü ve kitabı almadım ama maalesef okudum (8. baskısını) şu anda düşünüyorum da bende ben de kapak hariç hiç iz bırakmamış olduğunu anlıyorum<br />
sheriph
Tuna Kiremitçi'nin okuduğum ilk kitabı.. Kısa olması ve kolay okunması ile dikkat çekiyor. Bir günde rahatlıkla bitirilebilecek bir kitap. Ama eser bittikten sonra "Ne oldu yani? Nedir bu?" diyebilirsiniz.. Gerçi yazarın kendi de kabul ediyor bunları.. Hayattan kesitleri anlatıyor diyebiliriz..
psychedelicpink
Kitapkurdu
Neden bu kadar beğenildiğini anlayamadığım kitap. <br />Yarım yamalak da olsa bi kurgudan bahsedilmiş ama ben herhangi bir kurgu da göremedim. Bir adamın sıradan hayatından sıradan bir kesit. Henüz bitmemiş bir kitap gibi geldi bana. Güldüğüm bir kaç espri dışında hiç ilgimi çekmedi. Başka bir kitabını okuyacağımı sanmıyorum.
düşiçindebirdüş
son derece tarafsız bi gözle okudum Tuna Kiremitçi'yi.Hatta bir oturuşta da bitirdim."Bu işte bir yalnızlık var" adlı bu kitabını da ne yerlere göklere sığdıramayacak şekilde güzel,ne de yerden yere vurabilcek kadar kötü buldum.vasat diyebilirim bu kitap için.çünkü Tuna Kiremitçi'nin ruhunu asıl dolduran şey hala müzik bence,kendini en çok müziği anlatırken rahat hissediyor gözlemlediğim kadarıyla ve çok uzun cümleler kurmak ne yazıkki onun sürükleyiciliğini gözümüzde yitiriyor.bence şiir yazmaya devam etse daha iyi olur.
seldem35
Tuna Kiremitçi herkesin popüler basının popüler yazarı diye eleşirdiği bir isim. Ama bence popülaritesini medya değil okurların beğenisi yaratıyor. Bu kitabın yazarın ilk romanından her yönüyle daha iyi olduğu kesin. İlk kitabı da severek okudum ama sonu pek de etkileyici gelmemişti. Bunda tuna kiremitçi birazdaha iyi bi son hazırlamış. Git Kendini Çok Sevdirmeden'i sanki Ahmet Altan'ın ilk romanı Dört Mevsim Sonbahar'daki gibi bir üslupla yazmıştı. Bu kitabı düz bir roman halinde ve olayları doğal bi şekilde anltarak yazmış. Evet argo sözcükleri çok fazla kullanmış ama onları romanın fazla abartmamış romanın güzelliğini ve okunurluğunu bozmasına izin vermemiş. Eline sağlık Kiremitçi. Şimdi Yolda Üç Kişi'yi alıcam arkadaşlar onu da çok beğenmişler bakalım o nasıl..
kalemimin ucu
Tuna Kiremitçi'nin daha önce okuduğum romanını hiç beğenmemiştim. Ancak yazara bir şans daha vermek istedim ve bu romanını da okudum. Ne yazık ki, bu kitap da hayal kırıklığımı gidermeye yetmedi. Kurgu ve olaylar, sonucu önceden belli maçlar gibi. Ne bir sürükleyicilik var ne de heyecan. Hep aynı kurgu, aynı üslup ve aynı sonuçlar. Artık bunların aşılması lazım. Kurgular ve olaylar hep malum şekilde olduğundan roman tadı yavan geliyor insana. Ayrıca, sık sık kullandığı argo kelimelerd de başka bir sevimsizlik yaratıyor. Henüz yolun başında olan genç yazarımızdan, daha ilginç konu ve kurgularla, sonucu önceden belli olmayan romanlar yazmasını beklerim.
S.G.
Yazarın bu kitabını bir arkadaşım hediye etti ve böylelikle tanıdım.<br /> Kitap içindeki olay bir gitarist ve arkadşaları üzerine kurulu aşkın bu kadar zor ve zamansız olması, insanların en güzel ve en saklı duygularını bu kadar mükemmel dile getirilmesi kitabı ilgiyle okunur hale getirmekte.<br />Kitap yalnızlık,aşk ve zamansız sevginin hüsranı nı mükemmel anlatıyor.
SeLMaKiRaZ
Git Kendini Çok Sevdirmeden kitabından sonra kendimce bi şans daha vermek istedim Tuna KİREMİTÇİ' ye. Belki akıcı bi üslupla yazılmıştır bu seferkini diye... Kesinlikle Bu İşte Bir Yalnızlık Var!
KY-145830
Bu İşte Bir yalnızlık var tuna kiremitçi'nin üslubunu tamamen ortaya koyuyor.Bazı yerlerde kullandığı argo sözleri onu okuyucuya daha da yaklaştırıyor.üstelik çpk samimi bir yazar,aklından geçeni okuyucudan saklamıyor ya dakelime oyununa girmiyor.Romanda birçok olay var.bu onu akıcı hale getiriyor.a yrıca her bir olay bir roman oluşturacak kadar önemli ve açılmaya müsait bir konumda duruyor.kitap okurken rahatlamak,kendinden bir şeyler bulmak ve isteyenlere tavsiye ederim.kitabı yavaş yavaş(bitmesin diye)okuyacaklarını garanti edebilirim eğer iyi bir okuyucu iseler.
Suat Sungur
Kitapkurdu
“Bu İşte Bir Yalnızlık Var”da yine yalnız, yine hayat yorgunu, yine yitik bir geçmişe özlemle bakan, gelecek beklentisiz insanların dünyasına eğilmiş Tuna Kiremitçi; kahramanı Mehmet, karısından boşanmış, yalnız bir adam. Hayatını gitar dersi verip gitar tamir ederek kazanıyor. Hafta sonlarını birlikte geçirdiği kızı Ezgi, belki de onun mutluluğa açılan yegane kapısı. Cinsellik kadar duyguya da aç, ama ne zaman bir kadına yaklaşsa terk edilmiş olmanın verdiği bir eziklik duyuyor, kadınlara nasıl yaklaşılacağını bilemiyor artık. Onlara ne söyleyeceğini, yatağa girmeden oynanması gereken oyunun kurallarını bilmiyor; bir yanlışlık, bu yanlışlıktan doğan bir yalnızlık içinde Mehmet. Yalnızlığını biraz olsun unutturan arkadaşlarının -Ayşe ve Orhan’ın- evliliklerinin krize girdiği bir anda başlıyor hikaye.

İlk romanındakine benzer bir dramatik çatı kurmuş Kiremitçi. Birinci tekil şahsın, Mehmet’in bakış açısından aktarılan hikayede, bu kez diyaloglara daha fazla yer vermiş, anımsamalar yoluyla geçmişe yapılan yolculukları azaltırken hikayenin akışını hızlandırmış. Merkezine sıradan insanların sıradan hayatlarını alıyor, o insanların her birine sevgi ve anlayışla yaklaşıyor, onları suçlamadan, yargılamadan, sürüp giden yaşam içerisinde resmetmeye çalışıyor. Yenilikçi çabalar, okuyucuyu şaşırtmayı amaçlayan oyunlar ya da fantastik kurgular, sadece romanlarda karşılaşılabilecek trajediler, erotizm sosuna bulanmış heyecanlı maceralar, şişirilmiş cüzdanlarıyla/egolarıyla güzel kadınlar ve erkekler yok hikayesinde. Gereksiz uzatmalar da yok, sade ama işlevsel bir dille, hayatın içinden rasgele seçilen bir andaki duygu ve düşünceleri yakalayan ekonomik bir roman yazmış. İstanbul’un ortasında, sıradan insanların -kendilerine "biriciklik" duygusu verse de- sıradan olan aşkları, ilişkileri, mutsuzlukları, iradi bir tercihle değil zorunlulukla düşülen yalnızlıkları, yani hayatın kendisi, bizim ya da başkalarının da bir gün göğüslemek zorunda kalabileceği durumlar anlatılıyor “Bu İşte Bir Yalnızlık Var”da. Yitirilmiş, belki de hiç yaşanmamış bir geçmiş, anlamını yitirmiş bir şimdi ve içinde umudun varolmadığı bir gelecek...

Kurmaca yapıtlarda aradığımız işte bu can alıcı noktaların yoğunluğudur. Çünkü –Umberto Eco’nun ifadesiyle- “onlarda yaşamımıza bir anlam verecek formülü aramaktayız. Sonuçta, yaşamımız süresince, bize neden dünyaya geldiğimizi ve yaşadığımızı söyleyecek bir ilk öykünün arayışı içindeyiz. Kimi zaman kozmik bir öykü arıyoruz, evrenin öyküsünü, kimi zaman kendi bireysel öykümüzü. Kimi zaman kendi bireysel öykümüzü evrenin öyküsüyle çakıştırmaya çalışıyoruz”. Tuna Kiremitçi’nin romanlarını belki de böyle bir çakışmayı hissettirdiği için seviyoruz; belki de Bozcaada’da Yannis Bey’in Mehmet’in şarkıları için söyledikleri tercüman oluyor hislerimize; “şarkılarınızda insana dokunan bir şey var. Güzel, içli bir şey... Bence hepimiz kalbimizin derinliklerinde aynı şeye ihtiyaç duyuyoruz. Bir şey kalbimizi yakalasın, yalnızlığımız gidersin istiyoruz. Sahiden güzel bir şarkı bunu yapabiliyor”.

Güzel bir roman neden yapmasın?

Burcu Ersü
Sadeliği basitlik ölçüsünde abartmış Kiremitçi. Biri diğerinden pek farklı değil, ilkinden daha akıcı. Her sayfada yalnızlık hakim. Sonunu göremeyince hayal kırıklığına uğruyor insan, yarım kalan aşklardan işte… Net bir tadı yok, okunmuyor da değil. Eksikliği var, daha çok yolun başında.
namotech
Sonu hep hüzünle biten aşk romanımız konusunu gündelik hayatlardan alıyor. Basit bir anlatım, dilde mübalağaya yer verilmemiş.Ben şahsen bir erkek olarak bayanların yoğun olarak ilgi gösterdikleri kitabı meraktan okudum. Bence light , bir tadımlık sonu hüzünle biten bir aşk romanı.
Ayten Aksu
ilk romanda olduğu gibi seçtiği konu anlatımı çok sıkıcı ..kitabın ismınde olduğu gibi yanlızlıktan bahsediyor ama...etkın bır dile sahip değil..okumasanızda olur..