Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okunması gereken bir eser olduğunu söylemeliyim. Genel olarak Türk topraklarının paylaşılmasına dair projeleri ele alıyor. 100 proje dense de çoğunluk Fransız kaynaklı. 1914’te yayımlandığı için dönemin “güncel” Avrupası hakkında iyi bir gözlem sunuyor.

Projelerin yazarları Türkleri küçümsüyor; fakat itiraf ettikleri gibi Türkler verdikleri sözden dönmüyor, hoşgörülü davranıyor, dini baskı yapmıyor. Yine de olumsuz algıdan vazgeçilmiyor. Hedef; Türkleri yok etmek, topraklarını takas aracı gibi kullanmak.

Kitap, Batı’nın Müslümanlara yönelik algı temellerinin yüzyıllara dayandığını gösteriyor. Osmanlı ne kadar ilerlese de “çöküyor” propagandası sürmüş. Bugün çoğu devlet 300 yıl bile ayakta kalamazken, Osmanlı’nın bu süresi “çöküş” diye niteleniyor.

Eksiklerine rağmen mutlaka okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
uzun zamandır takip ettiğim bir isim mert başaran kendisini gerek sosyal medyadan gerek kitaplardan takip ederek söylediklerini uygulamaya çalışanlardanım çünkü bulunduğumuz coğrafya bizi kaderimize boğuyor boğulmamak için mert başaran gibi bir ismin söylediklerini uygulamak beni sürekli çevremdeki gösteriş meraklılarından ileriye taşıdığını hissediyorum hissetmekten öte görüyorum da kendisine bu mükemmel kitabı yazdığı içinde çok teşekkür ediyorum herkes zor günler yaşıyor ama bu zor zamanlar geçecek önemli olan sisteme görünmeden karşı çıkmak…
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk kültür sahasının zengin bir numunesi: Kıpçaklar...
Asya tarihi adı farklı olan ama soy adı Türk olan binlerce boyun kendisini gösterdiği bir sahneyi andırır. Zaman içerisinde sahne alan Türk boylarından bazıları tarihe isimlerini öylesine iyi biçimde kazırlar ki uzun yıllar geçse dahi silinmeyen bu isimler olmaksızın bir yerde tarih yazmak güçleşir. Burada ilk aşamada ismi verenden ziyade ismi kazananın etkinliği daha mühimdir. Zira Asya ana karasından dünyanın çeşitli yerlerine uzanan bir kavmin farklı isimlerle anılması olasıdır. Önemli olan kökeninden itibaren faal olan Türk boyunun yaptıklarıdır.

Türk tarihine boyların cephesinden bakıldığında bazı Türk boylarının mensup olunan milletin geneline isim kazandıracak potansiyelle hareket ettiği bellidir. Hatta Kıpçaklar ismiyle müsemma Türk boyunun Asya ve Karadeniz’in kuzeyindeki etkinliği hesap edildiğinde Türklerin günümüzdeki isminin Kıpçak olabileceğini düşünmek bile olasıdır. Bunun bilincinde olan Kazak Bilim İnsanı Sercan M. Ahincanov Kıpçakların üzerine yaptığı uzun soluklu araştırmalarının sonucunda “Kıpçaklar- Türk Halklarının Katalizör Boyu” isimli eserini kaleme alır.

Öncelikle eserin ismi dikkat çekicidir. Kıpçaklara sıfat olan katalizör kelimesi kimyada kullanılır. Katalizörler kimyasal tepkimelerde görev yaparak tepkimenin hızını arttırıp kimyasal yapıda değişikliklere neden olurlar. Bu açıdan düşünüldüğünde Kıpçakların Asya’daki milletlerin çatışmasında reaksiyona girip olayların çehresini değiştirdikleri yorumu yapılabilir. Ayrıca kendi mensubu oldukları milleti de reaktif hale getirerek tetikleyici bir aktiviteyle görev yaptıkları da rahatlıkla düşünülebilir. Aslında Kıpçak tarihine kabaca bakıldığında “katalizör” kelimesinin ilgili boya ne kadar münasip olduğu da görülür.

Ahincanov, Kıpçakların tarih içindeki etkinliğine bilakis şahit olduktan sonra bilimsel çalışmalarını yürütme safhasında bu Türk boyunu kendisine hedef almış olmalıdır. Ayrıca Kazak olan yazar Kazakistan tarihinde önemli bir yeri olan bu Türk kavmi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırarak memleketine hizmeti şiar edinmiştir. Bununla birlikte yazarın Rus ilim çevresinde yetişmesi, eğitimini bir Rus üniversitesinde tamamlaması bazı eksiklikleri görmesine yol açmıştır. Zira Kıpçaklarla ilgili yazarın araştırmasına kadar yapılan çalışmaların sadece Rus- Kıpçak ilişkileri kapsamında kalması yazarın fark ettiği ilk eksikliktir. Bu eksikliği gidermek kastıyla hareket eden Ahincanov Kıpçakların sadece Rus sahasında değil, Asya’nın genelinde aktif bir kavim olduğunu ispatlamaya çalışır. Aslında yazarın bu çabasının ilk nüvesi ilim camiasına kazandırdığı tezidir. Ahincanov’un 1973 yılında sunduğu tez Kıpçak- Harezm ilişkilerine dairdir.

Öncelikle yazar beş bölümden oluşan eserinin birinci bölümünde Kıpçaklarla ilgili -başta Pers, Arap, Doğu Avrupa, Ön Asya olmak üzere- kaynakları irdeleyerek başlar. Hangi kavim olursa olsun bir araştırmada ilgili kavmin isminin geçtiği yere im koyulması ve eldeki izlerin takip edilmesi bilimsel açıdan zaruridir. Kıpçak sahasını ziyaret eden seyyahlar, devletlerin resmi tarihleri, vakayinameler ve dönemin önemli eserleri yazar tarafından es geçilmeksizin incelenir. Kritiği yapılan bu eserlerdeki Kıpçak izleri etnik çözümlemenin yapılmasında kullanılır. Etnik sorunlara yönelen araştırmalar tali olarak başka sorunların da çözülmesini sağlar.

İşin ilginç tarafı Ahincanov Kıpçakların kaynaklarda görünümünü ortaya koyduktan sonra döneminde ve öncesinde yapılan çağdaş araştırmaları birbirleriyle mukayese ederek Kıpçaklarla ilgili sorunları tartışma ortamına çeker. İlmi yaklaşım açısından resmin tamamını gösteren bu tutum, Kıpçak tarihiyle ilgili önemli mülahazaları da görünür kılar. Sunulan onomastik, kültürel ve linguistik veriler üzerinden yapılan çıkarımlar sayesinde Kıpçak tarihi daha da netleşir. Misal kaynaklarda ismen farklı olan bir kavmin Kıpçak bağlantılarının ortaya koyulması bilimsel keşif değeri taşımakla birlikte kabul edilen tarih algısı üzerinde kırılmalara neden olur.

Ahincanov, Seyanto (Batı Göktürklerin yıkılmasından sonra bölgede görülen Türk grupları) Kıpçak ayniliğini ortaya koymakla birlikte eserinin ikinci bölümünde Kaylar, Kumosiler, Kimaklar üzerine yoğunlaşarak ilgili kavimlerin Kıpçaklarla ilgisini irdeler. Adı geçen kavimleri Kıpçaklarla ortak paydada birleştiren etmenler bir kavmin ismen farklı görünebileceğini ama benzeşen kültürel kodlarla tanımlanabileceğini kanıtlar. Özellikle bu bölümde anlatılan Kimaklar ortaya çıktıkları coğrafya, göç yolları, yayılımları, etnik kökenleri, etnolojik özellikleri vb. anlatılarıyla ayrı bir kitaba konu olacak şekilde detaylı kaleme alınırlar. Sunulan verilerin ışığında birleşen bilgi parçaları bir Türk boyunun kaynaklar ışığında coğrafyada takibini mümkün kılar. Zaten üçüncü bölümde yazar Kıpçakların 9 ve 11. yüzyıllar arasındaki hareketlerini göstererek bir kavmin coğrafyasıyla nasıl bütünleşebileceğini kanıtlar. Zira eserde sıkça zikredilen toponimler (yer adları) Kıpçak boylarının hareketine delil olur.

Belirli bir coğrafyadaki uzun süreli hareketlilik, o yerin adının, belirli bir kavmin ismiyle anılmasını sağlar. Kıpçak Çölü diyebileceğimiz Deşt-i Kıpçak bu tarz bir etkiyle oluşur. Kıpçaklar her ne kadar çağdaşlarına nazaran büyük bir devlet organizasyonuyla ortaya çıkmasalar da Türk devletlerinin idari ve askeri teşkilatlarında söz sahibi olmuşlardır. Bunun en iyi örneği Harezmşahlardır. Bu nedenle eserin dördüncü bölümü, Harezm-Kıpçak ilişkilerine ayrılmıştır. Yazarın özel uzmanlık konusunu oluşturan bu kısımda Harezm-Kıpçak ilişkileri en ince ayrıntısına kadar ele alınmıştır. Siyasi tarih diyebileceğimiz bu kısımda Kıpçakların Asya kıtasındaki etki güçleri ve devlet içindeki devlet şeklinde görülen yapılanmaları izah edilmiştir.

Eserin son bölümü ise; Kıpçakların Moğol istilasından önceki sosyo-kültürel yapıları ve idari teşkilatlarına ayrılır. Kıpçakların ekonomilerinin merkezine oturan üretim şekilleri ve zanaatları bu kısımda izah edilir. Ticaret yollarının kesişim alanında faaliyet gösteren Kıpçakların yerleşik ve göçebe olarak hızlı hareketleri onların iktisadi manada aktif olmasını sağlar. Buradan hareket eden yazar ticari bağlantılar, para ve emtia ilişkileri isimli alt başlıkla Kıpçakların sadece askeri özellikli bir kavim olmadıklarını kanıtlar. Ayrıca bu bölümde din, gelenek ve devlet teşkilatı isimli alt başlıklarla Kıpçakların Türk kültür sahasının zengin bir numunesi olduğu ortaya çıkar.

Eserin iyi bir kaynakçanın ürünü olduğu barizdir. Ama yine de sadece Rus ilmi sahasının hakimiyeti eserde kendisini hissettirmektedir. Buna rağmen yazarın birincil kaynaklara bağlılığını kitabın genelinde hissetmek mümkündür. Ayrıca Divan-ı Lügat-i Türk’ün yazar tarafından iyi bir şekilde sindirildiği, kaynak olarak etkin kullanımından anlaşılmaktadır. Fakat buna rağmen Kıpçak literatürü için çok önemli bir eser olan Codex Cumanicus’a değini yoktur. Batılı oryantalistlerin bölge ile ilgili araştırmalarının da eserde yer kapladığı söylenemez. Her şeye rağmen eserin kaynak niteliğinden pek bir şey eksilmez. Zira sunulan tezler, konu odaklı teferruatlı bilgilendirmeler, tartışmalara yeni boyut kazandıran anlatımlar ve özgün sunumlar eserin zengin yönleri olarak öne çıkar. Bunlarla beraber eserin çevirisinin de iyi yapıldığını belirtmekte fayda var. Türk tarihi açısından iyi bir rehber olabilecek bazı eserlerin kötü çeviriden dolayı anlaşılmaz vaziyete geldiği malumdur. Bununla beraber eserin ilmi açıdan zengin olmasına karşın resim ve harita yönünden zayıf olduğu belirgindir. Zira anlatılan coğrafyalar, göç yolları ve kavimlerin Asya üzerindeki yerleşimi düşünüldüğünde harita ile sunumun zarureti söz konusudur. Oysaki eserde harita ve fotoğraf kullanılmamıştır.

Sonuçta, çok geniş bir coğrafyaya yayılmış bir milleti meydana getiren boylardan biri mercek altına alınmıştır. Kıpçakların etkisini ve gücünü kanıtlaması açısından kurdukları Memluk Devleti iyi bir örnektir. Devlet oluşturma kabiliyetini haiz bir grup Kıpçak askerinin Mısır gibi -anavatanlarına uzak -bir coğrafyada meydana getirdikleri siyasi oluşum Kıpçakların tarihi etkinliğini kanıtlayan bir numunedir. Bu şekilde dünya tarihinde kendisini gösteren ve Türk tarihi için yüksek önemi barizse bir boyun es geçilmeksizin tüm yönleriyle araştırılması gerekir. Günümüzdeki araştırmalar memnuniyet verici olsa da halen beklenenin altındadır. Ahincanov Kazak boyuna, Kıpçak Kavmine ve hepsini kapsayan Türk milletine karşı bu eseriyle ilim insanı olarak görevini layıkıyla yapmıştır. Dileriz benzer çalışmalar artar.

Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Romanda birden çok üstkurmaca bulunmaktadır. Bunlardan ilki Sebastian Knight'ın kardeşi ve romanın da anlatıcısı olan V.'nin yazmakta olduğu Sebastian Knight hakkındaki biyografi kitabı. Diğeri yaşadığı dönemde önemli bir yazar olduğunu anladığımız Sebastian Knight'ın kitapları ve bu kurmaca kitaplardan yapılan alıntılar. Sonuncu üstkurmaca ise Knight'ın yardımcısı/sekreteri Goodman'ın -V.'ye göre- gerçekleri çarpıtarak anlattığını söylediği "Sebastian Knight'ın Trajedisi" adlı kitap. Roman, kendilerinden yıllar önce ayrılan anlatıcı V.'nin üvey abisi Sebastian'ı kalp rahatsızlığından öldükten sonra yaşamına doğru yaptığı araştırmaları ve ona duygusal anlamda, kardeşlik bağıyla da ulaşma çabasını anlatmaktadır. Sadece üstkurmaca yapısı değil V.'nin Knight'ın yaşamını değiştiren aşkı ve Rus kadını bulma çabasıyla gelişen postmodern polisiyenin varlığı da bu metni hem özellikli hem de dönemine göre öncül saymamız için bir nedendir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kara mizah her zaman şiddete meyyal değildir, her zaman sivri dilli olmaz, yalnızlığın gerçekçi ve orijinal tarifi de kara mizahtır. Arka kapağında yazan yorum güzel tarif etmiş: "Sanki Jim Jarmusch, Ay’da geçen bir film çekmiş de onu izliyorsunuz gibi." Gerçekten çok kısa bir sürede bitiyor ama her kareyi dikkatle, keyifle tekrar tekrar seyretmek gerekir. Seyretmek diyorum çünkü kitapta sözcük ekonomisi müthiş. Senaryo iki-üç sayfayı geçmiyordur herhalde. Okunmaktan önce zevkle izlenmesi gereken bir kitap bu. Finalinin enerjiyi, gerilimi yükseltmesi daha iyi olabilirdi. Mevcut haliyle tamamlanmamış duygusu veriyor. Sanki belki 1-2 sayfa daha, bilemiyorum, karakterlerimizin bundan sonraki olası hayatlarına dair kırıntılar bekledim. Yine de müthiş elbette. Çizgi roman, sinema ve kara mizah seven herkes göz atmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öykü bambaşka bir dildir. Herkes sevemez, küçücük dünyanın içine giremez. Kimi okur upuzun kurgunun sığ sularında yüzmek ister kimi okursa derin ama küçük bir hikayede boğulmak ister. Öykü bir tercihtir aslında. Bu öykülerde olduğu gibi duvara asılı geyik örtüsünde, telefonun başında hayata tutunmada, fırıncı kadının mahalledeki hükmünde, zamanda arananda, nereye ait olduğunu bilmeyenlerde, yatağın altına kaçan boncuklarda ve yinelenen gidişlerdedir bizi sarıp sarmalayan. Edebiyattır, sanattır, dokunuştur. Doksan sayfada sığdırılan koskoca bir dünyadır öykü.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Elinizden bırakmakta zorlanacağınız bir kitap. Toplumda kadın erkek eşitsizliğine tarihi bir bakış diyebiliriz. Elizabeth'in uğradığı haksızlıkları, başına gelenleri, yaşadığı bir olaydan sonra saçından çıkarmadığı kurşun kalemi okurken çok öfkelendim ve üzüldüm. Ama Elizabeth'e kimin üstün olduğunu göstermeye çalışırken onun korkusuzca çantasından çıkardığı şeyi görünce kalp krizi geçiren kanal patronu aslında bize o "çok güçlü" erkeklerin acziyetini gösteriyor. Calvin Evans'ın ailesiyle ilgili olanlar ise tam bir talihsizlik zaten. Güldüm, üzüldüm, kızdım, heyecanlandım. Sevgiyle tavsiyedir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihten günümüze girişimcilik yolculuğu
Girişimciliğin tarihçesi, insanlık tarihi kadar eskiye dayanır. Girişimcilik ekonomik, toplumsal ve teknolojik değişimlere paralel olarak evrim geçirmiştir." Nasıl Girişimci Olunur?" kitabı, girişimciliğe ilgi duyanlar için rehber niteliğinde yazılmış, sade ve motive edici bir eser. Genellikle bu tür kitaplarda yer alan teorik bilgiler yerine, uygulanabilir pratik önerilere odaklanmasıyla öne çıkıyor. Yani yazar, teoriden çok pratiğe ve kişisel gelişime odaklanarak okuyucunun iç motivasyonunu artırmayı amaçlıyor. Kitapta sadece iş kurmanın teknik aşamaları değil; girişimcilik ruhu, hayal kurma cesareti, başarısızlık korkusu gibi konular da etkili bir dille ele alınıyor. En güçlü yönlerinden biri, dili oldukça sade tutması. Karmaşık terimlerden uzak, herkesin anlayabileceği bir dille yazıldığı için hem genç okuyucular hem de iş dünyasına yeni girenler için erişilebilir bir kaynak. Bu yönüyle "nasıl girişimci olunur" sorusuna teorik değil, yaşamın içinden yanıtlar veriyor.

Kitapta öne çıkan bir diğer unsur ise, gerçek girişimci örnekleriyle okuyucunun ilham almasını sağlaması. Türkiye’den ve dünyadan çeşitli başarı ya da başarısızlık öyküleriyle, girişimciliğin sadece başarıdan ibaret olmadığı, deneme-yanılma süreci olduğu da açıkça anlatılıyor. Bu da okuyucunun, hata yapmaktan korkmadan adım atmasını teşvik ediyor. Ancak eleştirel bir bakışla değerlendirirsek, kitap ileri düzey girişimciler ya da iş dünyasında deneyimli kişiler için fazla yüzeysel kalabilir. Finansal planlama, yatırım alma süreçleri, ölçekleme gibi konulara çok derinlemesine girilmiyor. Daha çok "mental hazırlık" ve ilk adım rehberi gibi düşünülmeli. “Nasıl Girişimci Olunur?” özellikle girişimciliğe yeni başlayanlar veya bu alanda motivasyona ihtiyaç duyanlar için değerli bir kitap. Hem zihinsel engelleri aşmak hem de ilk somut adımları planlamak için etkili bir yol haritası sunuyor. Yeni fikir arayışında olan ya da girişimci olmak isteyip de nereden başlayacağını bilemeyen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap diyebiliriz.

Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Batı'nın yükselişi öncesinde, devlet yönetimi ve siyaset alanında Doğu'nun zaten en yüksek seviyesine ulaşmış olduğunu, Moğol İmparatoru Cengiz Han'ın Macaristan'dan Kore'ye uzanan devasa bir Avrasya coğrafyasında, iletişim ve ulaşım ağlarının açık olduğu merkezi bir yönetimi nasıl kurduğunu, Marco Polo ve İbn Battuta gibi seyyahlar aracılığıyla Batı'nın bu medeniyeti ve zenginlikleri keşfettiğini, bu etkileşimler sonucunda Batı yükselmeye başlarken Doğu'nun yavaş yavaş çöktüğünü anlatan bir kitap. Tarihe ilgi duyanlar için bilgilendirici, ancak kısmen tekrarlar çokça var ve akıcı bir kitap değil.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaptaki politik ve tarihi tema, gerçek olay ve karakterlerden esinlenilerek oluşturulmuş. Hatta bu konuda yazarın bir sonsözü var. Okumadan önce bu yönü çok vurgulanmıştı ve açıkçası fazla karmaşık olma ihtimalinden çekindiğim için sürekli kitaba başlamayı erteledim. Ancak okuduğumda elimden bırakamadığım bir hikayeyle karşılaştım. Alanının en iyisi diyebileceğim kadar iddialı değilim, çok fazla polisiye okumuyorum. Ancak bana serisinin diğer kitaplarından da satın aldırdı diyebilirim. Bölümlerinin genel olarak kısa kısa olması ve çeviri kalitesi okunabilirliği artıran etkenlerden. Siyasi olaylar arasındaki sebep sonuç ilişkisini anlamamız için yer yer fikri tartışmalar var ama gerektiği kadar var. Fakat bazen karşımıza çıkan ve hikayeye bir katkısı olmayan müstehcen temalar gereksiz şekilde detaylı tasvir edilmiş, bu bir derece rahatsız etti. Onun dışında sürükleyici bir hikayesi var.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir