Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İçinde 3 tane kısa öykü var. Tabi bunlar yine Başkomiser Nevzat ile alakalı ve her ne kadar kısa da olsalar bence tadında bırakılmış öyküler. Evet uzun olsalarmış kaldırırmış fakat detaylı bir cinayet soruşturması olmadıkları için hatta ve hatta günlük hayatta da bazı dosyaların kapanması kısa süre içerisinde oluyor, gerek deliller gerek cinayeti işleyen kişinin teslim olması vb şeylerden ötürü. Açıkçası bu kitaptaki öykülerinde buna benzer olabileceklerini düşündüğüm için kısa tutulduklarını düşünüyorum.

Neyse, Ahmet Ümit'in kalemi birçok okuru tarafından bilinen bir durum ve okuması bir o kadar kolay kitapları var ve bu kitapta öyle bir kitap. gerek anlatım olarak akıcı kurguların seçilmesi gerekse sade dil kullanılması kitabı okumayı zorlaştırmayan durumlardan. severek okuyabileceğiniz bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle bu kitabı okuyorsanız klasik bir king okuyorsunuz diyebilirim. Bu kitapta da yazarın kendisine hayranlık uyandıran hayal gücünün başka bir kanıtı olmasıyla birlikte yeteneğinin uzun soluklu romanlarla kısıtlı olmadığının bir göstergesi denilebilir.

Kitapta 20 öykü bulunuyor, hatta kuşku mevsimini biraz andırıyor fakat buradaki öykülerinde hakkını yiyemem. Hem gerilim hem korku arasında rahatlıkla duyguyu veriyor. Hatta bazı öykülerin filmi bile yapıldı bu kitaptan. Canavar, Kamyonlar, Mısırın Çocukları, Gece Vardiyası...

Yalnız korku türünde okuma yapmayı sevmeyen biriyseniz hiç alıp okumayın ama seven biriyseniz rahatlıkla okuyabileceğiniz bir kitap. Birde malum Stephen King, artık yazım stilini birçok kişi, daha doğrusu daha önceden kitaplarını okumuş kişiler bilir, kalemine aşinalığınız vardır. severek okuyabileceğiniz bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha ilk sayfadan sizi içine çeken cümleleriyle şimdilerde kimsenin önemsemediği, artık rafa kalktığını düşündüğümüz çok önemli bir konuyu işliyor. Aibileen, Minny ve Skeeter'ın arkadaşlıklarını okumak harikaydı. Sahip oldukları şey sıradan bir dostluktan daha fazlası. Her biri kendi hikayesiyle dünyaya meydan okuyor. Hem bir kadın olmanın hem de 60'ların Mississippi'sinde siyahi bir hizmetçi olmanın en acı gerçekleriyle yüzleşiyorsunuz. Yazarın hikayenin kurgusunda geçmişte ailesi için çalışmış Demetrie'den esinlenmiş olması, son sayfalarda kalbimin bir kez daha kırılmasına sebep oldu. Baştan sona çoğunlukla gözlerim dolarak okudum. Belki de bu cesur karakterlerde, hikayelerimiz ve yaşadığımız yerler çok farklı olsa da kendi hayatımdan izler buldum. Duyguların Rengi, bu dünyada kendi mücadelesini veren tüm kadınların okuması gereken bir hikaye.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ekranda 'Harf lütfen!' deyişiyle hafızalarımıza kazınan Ali İhsan Varol, 'Kelimenin Ham Anlamıyla' eserinde o samimi üslubunu satırlara harika taşımış. Kitabı okurken sanki özenle demlenmiş kahvemi yudumluyor ve yazarla karşılıklı laflıyormuşum gibi hissettim. Etimolojiyi tarih ve mizahla harmanlaması muazzam. Eserde özellikle geçmişten günümüze hastalık ve sağlık terminolojisinin incelendiği bölümler, acil servisteki koşturmaca içinde her gün duyduğum kelimelerin kökenine dair bana yepyeni bir perspektif sundu. Çocuklar için kullanılan sevgi sözcüklerinin kökenlerine inilen kısımları okurken ise Zeynep ve Eymen'e seslenişlerimi tebessümle yeniden düşündüm. İsimlerden lakaplara, argodan otomobil sektörüne uzanan bu eğlenceli kelime cümbüşü, dilin ardındaki ruhu arayan okurlar için enfes bir kaynak. Kelimelerle bağı olan, okurken hem gülümsemek hem de öğrenmek isteyen herkese içtenlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
John Berger’in bu eseri sadece bir sanat eleştirisi değil, gözümüzün önündeki dünyaya dair sarsıcı bir uyanış rehberi. 'Görme konuşmadan önce gelmiştir' gerçeğiyle yola çıkarak, imgelerin ve görselliğin bizi nasıl yönlendirdiğini harika bir dille anlatıyor. Kitabı bitirdiğimden beri hayata bakışımda somut bir değişim oldu: Sinematografik bir sahne kurgularken, 35mm lens etkisini veya chiaroscuro tarzı o keskin ışık-gölge dengesini düşünürken artık meselenin sadece estetik olmadığını biliyorum. Oluşturduğumuz veya maruz kaldığımız her kadrajın, aslında dünyaya dayatılan ideolojik bir 'görme biçimi' olduğunu bana bu eser öğretti. Artık ekranı kaydırırken karşıma çıkan en sıradan fotoğrafa bile sadece bakıp geçmiyor, arkasındaki o gizli dili, o niyeti okumaya çalışıyorum. Görsel okuryazarlığını artırmak, pasif ve sıradan bir izleyici olmaktan çıkıp bilinçli bir 'gören'e dönüşmek isteyen herkesin kesinlikle okuması gereken bir başyapıt.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kitabın başlarında seçtiği ilk 3 kitap eleştirisini okuyunca yazar bunları neden seçmiş ki diye düşündüm. Zaten ben o kitapları alıp okumayacağım kesin. Neyse şu an 102 sayfayı okuyorum. Son kısımlarda seçtiği eleştiri kitapları güzel. Ayrıca yazarın kitap ile ilgili yorumlarını çok beğendim. Oradan bir Tatar atasözü var dedi. “Çok şey bilirsen seni asarlar; çok alçak gönüllüysen üstüne basarlar” gibi eleştirdiği kitap haricinde çok farklı bilgilerde veriyor. Okumayı düşündüğüm Sakallı Cemal’i bize kitabında bahsettiği için ilk defa duydum. Kitabı alıp okuyacağım. Acaba son eleştiri yazısının ne olacağını merak ediyordum. İlker Barkan’ın "Okumak, Yazmak ve Kitaplar Üzerine Düşünceler" kitabından bahsediyor. Bu kitabı da okuyacak kitaplar listesine ekleyeyim. Ubeydullah Günel bana bu kitabıyla okunması gereken 2 kitap kazandırdı. Zaten yazarın amacı bize yeni ufuklar açması değil mi zaten?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaba bayıldım. Kısacık olmasına rağmen çok iyi bir konuya ve müthiş gerici bir atmosfere sahipti. Uzayda bir grup erkek astronotun kadınlardan oluşan başka bir astronot grubuyla karşılaşmasını konu alıyor. Tabii bu görünen köyün kılavuz istemediği kısmı. Kitap bir yandan erkeklerin bu ıssız uzayda karşılaştıkları kadınlara karşı tavır ve düşünce yapılarının boyutunu üç erkeğin de farklılıklarını kullanarak anlatırken diğer yandan yıkıcı derecede bir değişimle gelen toplumsal cinsiyetin rollerini ve etik ilkeleri sorgulamamızı sağlayan olaylar silsilesini de ayaklarımızın dibine seriyor. Ve bu esnada o gerici atmosfer sizi öyle ele geçiriyor ki iliklerinize kadar geriliyorsunuz, her şey normalken "bu işte bir iş var" diye sürekli tetikte olma gereksinimini üzerinizden atamıyorsunuz. İşin en güzel yanıysa (bakış açısına göre belki korkutucu yanı olabilir) ilk yarıda bu denli gerilip tetikte olurken ikinci yarıda ağzınızı kapatamayacak seviyeye geliyorsunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şair "Ya Rab! Bu gamhanede kurtar beni benden" (Münacat 3) diyerek dünyanın gam yeri olduğunu; "İnsan-ı kamilin hırkası tacı olmaz/ Hizmet-i Hüda'dan gayrı mizacı olmaz" diyerek kamil insanın mevki makam, mal mülk istemeyeceğini, tek amacının Allah'a hizmet etmek olduğunu; "Kula kulluk etme itlikten sakın" diyerek kula kulluğun hayvanlık derekesi olduğunu söylüyor.
Rubailerde aşkın önemini, zulmün kötülüğünü, tek dostun Allah olduğunu, ölümün değişmez bir hakikat olduğunu, "Ah! Ne çektimse şu akılsız aklımdan çektim" (Ahvalim) mısrası ile de aklı doğru kullanmanın gereğini bildiriyor.
Rubaileri - gerçekten rubai olmak şartıyla- zaten severim ve bu kitap sevilesi bir rubai kitabı.
Alınız, okuyunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Madde madde yazayım:
1-BAŞLIK
Alt başlıkta "Niyazi ve Faik Efendi'den Dizeler" kısmını görünce bilinmeyen iki şairin şiirlerinden seçilmiş berceste mısralar var sandım.Niyazi Efendi, Niyazi-i Mısri imiş.Faik Efendi'yi daha önce duymadım. Seçme mısralar yok, her ikisinden uzun bir şiir var.
2-ŞİİR VE ŞAİR
Girişte 10 sayfa kadar "şiir, şair ve şiirin tarihi" anlatılmış.
Birkaç şairin şiirlerinden birkaç mısra alınmış.
3-ASIL METİN
Sol tarafta Latinize hali ve sağda Osmanlıcasının olması güzel. Ama birçok sözcük ve ek eskide kaldığı için normal bir okur bazı yerleri anlamakta zorlanabilir. Keşke kelime anlamları verilseydi.
4-İÇERİK
Her iki şiir de "Ölüm var, hesap var, ahiret var. Ona göre Müslümanlığını doğru yaşa, namazını kıl, Allah'a itaat et, dünyaya bağlanma." mesajını veriyor.
Bir tane de bir sayfalık "Yağmur Duası (Münacat-ı İstiska)" var şiir şeklinde ve oldukça güzel.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaktan çok, sanki bize ait olmayan bir hatırayı omuzlarımıza bırakır. Sabahın Üçü tam olarak böyle bir kitaptı benim için. Marsilya’da geçen iki uykusuz gece boyunca bir baba ile oğul; sokaklarda, barlarda, eski suskunlukların içinde dolaşıyor. Başlangıçta yalnızca tıbbi bir zorunluluk gibi duran bu yolculuk, zamanla yıllardır ertelenmiş bir yüzleşmeye dönüşüyor.

Gianrico Carofiglio abartılı duygulardan özellikle kaçınıyor. Büyük hesaplaşmalar ya da dramatik kırılmalar yok burada. Her şey çok sessiz, çok kontrollü ilerliyor; tıpkı gece üçte uzaktan gelen bir caz melodisi gibi. Belki de bu yüzden fazlasıyla gerçek hissettiriyor. Çünkü bazı ilişkiler büyük cümlelerle değil, aynı yorgunluğu paylaşınca, savunmalar düşünce ve nihayet birbirini gerçekten görünce değişiyor.

Kısacık ama bittikten sonra bile insanın içinde uzun süre kalan, melankolik ve zarif bir roman. Kesinlikle okuyunuz efendim...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir