Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1917 eylülünde, çiçeği burnunda doktorumuz, ücra, bizdeki tabirle "mahrumiyet bölgesine" atanması ve ardından daha yolculukta başlayan insanı canından bezdirecek soğukla, tipiyle imtihanı, ardından görev yerindeki personelle tüm zorluklara, tecrübesizliğin verdiği bütün çelişkilerine, korkularına rağmen neredeyse insanüstü mücadelesine şahit oluyoruz.
Mücadeleyi neredeyse nefesinizi tutarak okuyorsunuz, tam bitti doktorumuz çok iyi şartlara kavuştu derken, yerine atanan diğer genç doktorun dramı içinizi burkuyor, bunun hüznüyleyken en son sayfalarda, başka bir doktor arkadaşının serüveniyle bir önceki burukluğu biraz atlatıyorsunuz. Özellikle tüm sağlık personeline baş ucu kitabı olarak tavsiye ediyorum.
Benim için ayrı bir yeri var kitabın, şöyle ki, bende 18'imde 1997 kışında yeni mezun bir hemşire olarak Kağızman'ın kışın yolları kapanan, bir köyüne atandım, kitapta anlatılanlara benzer pek çok unutulmaz tecrübe yaşadım.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, iki karakteri birbirinin gözünden anlatıyor: Calculus ve öğrencisi. Calculus’u tanımaya söylentilerle başlıyoruz, gerçek hayatta olduğu gibi. Öğrencisi hakkında pek bir şey bilmesek de, Calculus’un onu çömez olarak seçmesiyle onun da öğretmen kadar özel biri olduğunu anlıyoruz.
Hiçbir şey bilmeyen bir öğrenciyi alıp sorgulamayı öğreten bir hoca var karşımızda. Üstelik bunu, hiç de yabancısı olmadığımız bir ortamda yapıyor; öğrencisini evinde ağırlıyor, ona kurabiyeler pişiriyor.
Kitap, sürekli bir şeyler öğretirken eğlenceli yanından taviz vermiyor. Bu, hem hikâyeyi canlı tutuyor hem de ağır matematiksel ve felsefi konulara tekrar başlamak için bir nefes almamızı sağlıyor.
Bir Bölü Sonsuz’a “hayatımın anlamı” dediğin an ise çok vurucu. Öğretmen’e ilk defa bu kadar yaklaşıyoruz.
Bu denli anlaşılması güç konuları, okuyucuyu tek an bile sıkmadan aktarabilen yazar, büyük bir alkışı hak ediyor.
Kitap maneviyatı hep yukarıda tutuyor; bilgiyle birlikte ruhu da besliyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar var ki, her satırı içimize ilmek ilmek işlenir. Kitabı okurken ayrı kitabı bitirince ayrı etkileniyoruz etkisi altında kalıyoruz. Bir de bu kitabın gerçek bir hayattan esinlenilerek yazıldığını biliyor olmak insanı daha da etkiliyor, etkisi altına alıyor. 1800 'lü yıllarda Çin ve Amerika'da  yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi...
İki farklı hayata misafir oluyoruz kitapta, iki farklı kadının yaşadıklarını yaşamak zorunda kaldıklarını okuyoruz. Yazar gerçek olaylar üzerine muhteşem bir kurgu tasarlamış. 

Okuduğum her kitabın etkisi altında mutlaka kalıyorum ama bu kitabın etkisi uzun bir süre üzerimden çıkmayacak gibi. Kitabı bitirdiğimde boğazımda ki yumru ile araştırmaya başladım. Yaşanan acı çok daha derin, gösterilen çaba çok ulvi... Donaldina Cameron gibi güçlü kadınlara bu dünya minnet borçlu, ve böyle güçlü kadınlara her zaman ihtiyaç var. 
Gönülden tavsiyemdir...

Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lucie Henebelle serisinin ilk hangi kitabını okuyacağımı bilemediğim için minik bir araştırma yaptım. Fransa'daki basım sırasına göre 1. kitap bu. Konusu hafızasını kaybetmiş bir matematik dehasının kendi geçmişinin bilinmezliğini araştırırken teğmen Lucie Henebelle ile karşılaşması. Teğmen Lucie 4 yaşındaki ikiz kızları ile vakit geçirmek için yoğun çalışmalarına ara vermişken kendini karmaşık bir olayın içinde buluyor. Kitap sadece polisiye üzerine değil (yazarın diğer 2 kitabı da bu şekilde ) çok bilgilendirici. Beynimiz nasıl çalışır, hangi bölge hangi işe yarar uzun açıklamalar var. Çok emek verilerek araştırmalar yapılarak yazıldığı kanaatindeyim. Ben özellikle bu açıklama ve araştırma kısımlarını daha çok beğendim. Yazarı geç keşfettiğim içinde kendime kızıyorum. Kesinlikle tavsiye ederim çok güzel.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Roman, epik bir destan havasında yazılmış. Karakterler, özellikle Ragnar, daha ilk sayfadan merak uyandırıyor. Sert bir savaşçı beklentisini, korkuları ve hayalleri olan bir adam gerçeğiyle yıkıyor. Yazar, tanrıların görevlerini okuyucuya neredeyse çaktırmadan metnin içine işlemeyi başarmış. Hel, ölüm tanrısı; Odin, tanrıların kralı; Thor, göklerin tanrısı... Böylelikle okuyucuyu kitabı bırakıp kim olduklarını araştırma zahmetinden kurtarmış.
İsim konusunda Fazıl Şahin’in hakkını teslim etmek gerekiyor. Hem özü korumuş hem de Türkçeleştirmeyi başarmış. Torben Ölümsacan, Ragnar Demirayak gibi. Okurken, keşke filmi olsa dedirtiyor insana. Hikâye son ana kadar gerilimini koruyor, gizemli kalmayı başarıyor. Odin hakkında bilinmezlik, neler olacağını daha da merak etmemizi sağlıyor. Tanrıları öldürmenin tek yolunun kaderi yok etmek olduğunu söylemesi çok yaratıcı. Fazıl Şahin, Odin hakkında net bir cevap vermiyor. Bu sayede hikâyenin devamı için kapı aralık kalıyor.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yıldızlı 5 :) Kazanmayı Öğren kitabından sonra buna başladım ve ben bu adamı çok sevdim. keşke Türk olsaydı ve bizim ülkemiz için yazsaydı. var mı TC de benzer örnek bilen varsa yazsın yorumun altına kitabın okuması çok keyifli. çünkü minik espirileri var ve gerçekten borsayı güzel anlatıyor. akıcı bir dili var. içeriğindeki çoğu bilgi ABD ye özgü olsa da, okumakta çok büyük yarar olduğunu düşünüyorum. zaten bu konularda ne kadar çok okursak o kadar faydalı. teoriden sonra pratiğe geçtiğinizde, bunu yapmayanlara göre bin kat fazla şansınız olur. yani atıyorum borsada işlem yapan %90 nın önüne geçersiniz.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken Akira Kurosava'nın Gündüz Düşleri filmini hatırladım. Su gibi akıp giden sade bir dille, öyle tekinsiz ama öyle sanatsal bir masal anlatılıyor ki... Hikayenin içinde Bir Osmanlı Vergi Tahsildarının Güncesi adında başka bir kitaptan bahsedilmesi ise beni çok şaşırttı.

Yazım dili, hikayenin ürperten gerçek üstü canlılığı, kitabın baskı kalitesi (kuşe kağıt ve zengin illüstrasyonlarla bezenmiş, sert kapak ciltli) ve tabi ki düş dünyamızın kapısını aralayan kurgusuyla çok etkilendiğim bir kitap oldu.

Minicik, masalsı bir düş görmek isteyen herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nasıl anlatmalı bilmiyorum ama bir yandan sakinlik ve durgunluk hissederken, bir yandan şaşkınlık ve merak hissettim. Kitabın son sayfasına kadar hem teknoloji, hem siyaset, hem sosyoloji, hem psikoloji, hem gündelik yaşam... bi dolu konuyu okudum, öğrendim, merak ettim, hayret ettim, ama konu o kadar sakin anlatılmış ki hemen bitireyim iştahı ile değil, azar azar okuyup üzerine düşünerek bitirdim. Kahramanımız tek kişilik dünyasına bir yapay zeka robot katmaya karar veriyor. Hoşlandığı aşık olduğu kadınla ilişkisi, yaptığı işi, planladığı gelecek, vb hayatını oluşturan ne varsa bu tek karar ile tepetaklak oluyor. Aslında olması gerektiği noktaya geliyor her şey ama kitap boyunca tekrar tekrar yıkılıyor hayalleri, planları, her seferinde yeniden inşa ediyor, neredeyse hiçbir şey yapmayarak hem de. Çok farklı bir kitaptı, hani bazı yemekler vardır çok özel tatları vardır ama herkes her zaman sevmez, onun gibiydi. Yazarın tarzını seven sevecektir
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap sayfa sayısı olarak bakıldığında ince bir kitap olsa da içeriği açısından oldukça etkili bir rehber niteliğinde. Kitabın ismi de içeriğini çok güzel yansıtıyor bu bağlamda düşününce. Nasıl ki Amentü İslâm dininin iman esaslarını ana hatlarıyla ifade eden bir terim ise Üstad Sezai Karakoç da islamı üzerinde layıkıyla taşıyan diriliş erlerinin nasıl olması, nasıl yaşaması gerektiğini özetliyor yazılarıyla.

İslamın yaşandığı bir şehrin nasıl olması gerektiğinden bahsederken “İman haykıran, sessizliğinde iman çınlayan şehirlerin mimarı olmalıyım” diyor aslında geleceği kuracak nesillere ben diliyle seslenirken.. Bu ideal şehri, diriliş sitesini ve toplumunu öyle güzel çiziyor ki gözlerimizin önünde umudumuzu yeniden çiçeklendiriyor Üstad..
Arada bir okunup her seferinde bir güzellik bulunacak kitaplardan..
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başlangıçta kitaba adapte olamadım, sayfalar arasında kaybolmuş gibi hissettim ve uzun bir süre kenara bıraktım. Aylar sonra tekrar başladım ve bu kez hikâyenin içine birden çekildim; bir günde okuyup bitirdim. Çağan Irmak’ın sinemadaki o tanıdık karanlık evreni, bu romanda da kendine yer bulmuştu. Özellikle Kabuslar Evi serisini ve bazı filmlerindeki içe dönük, kırılgan temaları anımsattı bana. Korku değil ama içsel bir ürperti, geçmişle hesaplaşma ve kardeşlik gibi ağır duygular ince ince işlenmişti. Karakterler oldukça çarpıcıydı. Romanda hem bir masal havası vardı hem de zaman zaman gerçekle deliliğin sınırında gezinen bir yoğunluk. Bu bir ilk roman olsa da duygusu güçlüydü. Edebiyatla sinemanın iç içe geçtiği bir anlatım diliydi; sevdim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir