Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikaye içinde hikaye olan ve bunları en güzel şekilde harmanlayan, son zamanlar en çok keyif aldığım Ethem Emin Nemutlu'nun bir eserini de hüzün, merak ve zaman zaman da heyecanla bitirdim. Aslına bakarsanız yazarın her kitabı kendine has üslubuyla, olayları nakşederken merak uyandıran kalemiyle insanı kendine çekmeyi başarıyor. Bir babanın geçmişte babasından aldığı yara ile kendi oğluna benzer yarayı yaşatmasını konu ediyor. Ama bu konuyu böylesine meraklı, dram yönü etkileyici bir şekilde anlatmak ancak yazarın harcı olabilirdi de başarmış da. Sonu öyle bir şekilde bitiyor ki sanki bir dizi bitmiş ve sonraki bölümünü bekliyormuşsunuz gibi hevesiniz kursağınızda kalıyor. Yazarın bir sonraki kitabını merak ediyorum. Ben yazar Ethem Emin Nemutlu yazdıkça okuma serüveninden hiç vazgeçmeyeceğim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitabın başında, zamanın benim için zor geçeceğini, kitabın akmayacağını düşünmüştüm ama hiç de öyle olmadı.

evliliği iyi ama sıkılmış, işi sıkıcı ama değişimi göze alamamış, çocuğuyla gereken bağı kuramamış bir adamın, bir gün evinin duvarında çatlak fark etmesiyle olaylar gelişiyor, derinleşiyor. Karakter çatlağın izini sürerken, okur gerçek çatlağın adamda olduğunu en başta kavrıyor.

kitap açıldıkça, benim de karaktere olan tavrım değişti. Sertliğim geçti. İz peşinde neredeyse ustalıkla ilerledi kitap ve bence, herkesin “ çatlakları” olduğunu bilmesi ve yadırgamaması adına daha çok okura ulaşması gerekli.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Roma Ordusunun Teçhizatından Sosyo-Kültürel Etkilerine: Güçlü Bir Analiz ve Eleştirel Bir Değerlendirme
M. C. Bishop ve J. C. N. Coulston tarafından kaleme alınan Roma Ordusunda Kullanılan Savaş Aletleri & Kartaca Savaşlarından Roma’nın Düşüşüne adlı eser, Roma tarihi, askeri organizasyonu ve bu organizasyonun dünya tarihindeki etkisini ele almak bakımından özgün bir yaklaşıma sahiptir. Kitap, Roma’nın Batı Akdeniz üzerindeki hâkimiyetini askeri donanımların etkin kullanımı üzerinden değerlendirirken, bu güç unsurunun Roma'nın siyasi, ekonomik ve kültürel başarısında oynadığı kritik rolü ayrıntılarıyla ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, eserin odak noktasının, savaş teçhizatlarının teknik, üretim ve kullanım süreçlerini tarihsel bağlamıyla ele almak olduğu görülmektedir.

Roma Ordusu’nun tarihsel gelişimi ve özellikle Kartaca ile yapılan savaşlar bağlamında incelenmesi, antik dönemin en önemli askeri yapılarından birini anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçle ilgili günümüze ulaşan yazılı kaynaklar, dönemin askeri stratejileri, toplumsal yapısı ve politik dinamikleri hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Bu bağlamda, döneme ışık tutan en temel kaynaklardan biri, Grek tarihçi Polybius’un M.Ö. 160 yılında tamamladığı The Histories adlı eseridir. Polybius’un eseri, yalnızca Roma tarihini değil, aynı zamanda Akdeniz dünyasında güç dengelerini belirleyen savaşları ve bu savaşların sonuçlarını kapsamlı bir şekilde ele almasıyla öne çıkmaktadır. Tarihçi, Roma’nın Kartaca ile girdiği Pön Savaşları’nı detaylı bir şekilde incelemiş ve bu savaşların, Roma’nın imparatorluk olma yolundaki rolünü vurgulamıştır.

Polybius’un çalışması, dönemin askeri doktrinlerini ve Roma’nın üstünlüğünü sağlayan stratejik hamleleri anlamada önemli bir başvuru kaynağıdır. Bu bağlamda, Birinci ve İkinci Pön Savaşları’nı konu alan bölümleri, Roma ordusunun organizasyon yapısı, taktiksel yaklaşımları ve lojistik sistemlerinin incelenmesi açısından eşsiz bir veri sunmaktadır. Polybius, savaşların sadece kronolojik bir anlatımını yapmakla kalmamış, aynı zamanda savaşın arka planındaki ekonomik, siyasi ve kültürel etkenleri de analiz etmiştir. Eserin ayrıntılı yapısı, Roma ordusunun dönemin askeri teknolojisi ve taktikleri üzerindeki etkisini anlamaya olanak tanımaktadır. Bu kapsamlı yaklaşımı nedeniyle, Polybius’un çalışmaları dönemle ilgili sonraki araştırmalar için de temel bir referans kaynağı olmuştur. Nitekim, Polybius’un Roma ordusuna dair sağladığı bilgiler, modern dönemde yapılan arkeolojik ve tarihsel araştırmalarla birlikte değerlendirildiğinde, Roma’nın askeri başarılarının altındaki dinamiklerin daha iyi kavranmasını sağlamıştır.

Polybius’un The Histories eserinin bir diğer önemli katkısı, yazıldığı dönemin isimlendirilmesinde de etkili olmuştur. Tarihçiler, Polybius’un eserine duyulan saygının bir sonucu olarak, Kartaca Savaşları’nı da kapsayan bu süreci “Polybian Dönem” olarak adlandırmıştır. Bu adlandırma, dönemin askeri ve siyasi olaylarını anlamada Polybius’un perspektifinin ne denli belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, Polybius’un çalışmasında yer alan bilgilerin, dönemin Roma lehine yorumlanmış olabileceği gerçeği, eleştirel bir okuma yapılmasını gerektirmektedir. Polybius, bir Grek tarihçi olarak Roma’nın yükselişine tanıklık etmiş ve bu süreci geniş bir perspektifle değerlendirmiştir. Ancak, eserin bazı bölümlerinde yazarın Roma’nın üstünlüğünü vurgulamak adına subjektif bir bakış açısına sahip olduğu yönündeki eleştiriler göz ardı edilmemelidir.

Bu bağlamda, Polybius’un The Histories adlı eseri, Roma tarihinin askeri ve siyasi yönlerini anlamak açısından benzersiz bir kaynak niteliği taşımaktadır. Kartaca ile yapılan savaşların yalnızca askeri detaylarını değil, aynı zamanda bu savaşların geniş kapsamlı etkilerini ele alması, çalışmayı değerli kılmaktadır. Bununla birlikte, eserin modern tarih yazımı açısından eleştirel bir gözle değerlendirilmesi, hem dönemin daha iyi anlaşılmasına hem de eserin tarihsel bağlamının daha geniş bir perspektifle incelenmesine olanak tanıyacaktır. Bu yönüyle, Polybius’un eserinin, Roma ordusu ve onun imparatorluk inşasındaki rolü hakkında yapılan çalışmalara ilham kaynağı olmaya devam ettiği söylenebilir.

M. C. Bishop ve J. C. N. Coulston'un Roma Ordusunda Kullanılan Savaş Aletleri & Kartaca Savaşlarından Roma’nın Düşüşüne adlı eseri, Roma dönemine ait askeri teçhizat ve savaş taktiklerini inceleyen önemli bir çalışmadır. Polybius’un The Histories adlı eserine sıkça atıfta bulunması, yazarların bu döneme ilişkin askeri tarih ve uygulamaları anlamada birincil kaynaklara ne derece önem verdiğini göstermektedir. Polybius, özellikle Kartaca ve Roma arasındaki Punic (Pön) Savaşları gibi kritik dönemlere dair ayrıntılı bilgiler sunarak, Roma ordusunun yapısını, stratejilerini ve donanımını anlamaya katkıda bulunan önemli bir tarihçidir. Söz konusu, Bishop ve Coulston’un eseri, Polybius'un gözlemlerine dayanarak, Roma ordusunun gelişimini ve bu gelişimin Kartaca ile olan savaşlardan başlayıp Roma’nın düşüşüne kadar uzanan süreçteki etkilerini analiz eder. Eserde, savaş aletlerinin detaylı açıklamaları ve bunların kullanımına yönelik örnekler, Polybius’un metinlerinden alınan tarihsel bağlamla zenginleştirilmiştir. Bu durum, eserin tarihsel doğruluğunu artırırken, Roma askeri teknolojisinin evrimini daha somut bir şekilde ortaya koyar.

Eserin, Roma ordusunun sadece savaş meydanındaki etkinliğini değil, aynı zamanda bu ordunun sosyo-kültürel yapılarla nasıl bir etkileşim içinde olduğunu analiz etmesi oldukça değerli bir katkıdır. Özellikle, savaş aletlerinin üretim süreçlerinden başlayarak bu araçların kullanımıyla askerlerin sosyal yaşamlarına kadar geniş bir perspektif sunması, çalışmayı tarih ve arkeoloji disiplinleri açısından zenginleştirmektedir. Yazarların arkeolojik bulguları görsel malzemelerle desteklemesi, kitabın akademik açıdan yalnızca teorik değil, aynı zamanda görsel bir hafıza oluşturması bakımından da işlevsel olduğunu göstermektedir. Bu özellik, eseri, hem uzman okuyucular hem de tarih meraklıları için cazip bir kaynak haline getirmiştir. Bununla birlikte, görsel materyallerin ve kaynakçanın zenginliği, kitabı, gelecekte yapılacak araştırmalara referans teşkil edecek nitelikte bir başvuru kaynağı olarak konumlandırmaktadır.

Ancak eserle ilgili eleştirel bir bakış açısı da geliştirilmelidir. Her ne kadar savaş teçhizatlarının kültürel etkileşimler sonucunda kazandığı özellikler ele alınmış olsa da, bu konunun farklı coğrafyalar ve toplumlar arasındaki karşılıklı etkiler ışığında daha geniş bir bağlamda incelenmesi, çalışmanın kapsamını genişletebilirdi. Örneğin, Kartaca ve diğer Akdeniz medeniyetlerinin bu süreçteki teknik ve kültürel katkılarına dair daha ayrıntılı analizlere yer verilmesi, Roma askeri gücünün yalnızca içsel dinamikleriyle değil, aynı zamanda dış etkilerle şekillendiğini daha net bir şekilde ortaya koyabilirdi. Ayrıca, savaş aletlerinin sadece askerlerin sosyal yaşamlarına değil, Roma toplumunun genel sosyo-ekonomik yapısına olan etkisi de derinlemesine tartışılabilirdi. Bu tür bir yaklaşım, Roma’nın askeri gücünün, imparatorluk yapısına katkı sağlayan bütüncül bir unsur olarak anlaşılmasını daha kapsamlı kılardı.

Özetle, Roma Ordusunda Kullanılan Savaş Aletleri & Kartaca Savaşlarından Roma’nın Düşüşüne, Roma tarihi ve askeri arkeoloji alanında önemli bir boşluğu doldururken, okuyucularına geniş bir bakış açısı sunmaktadır. Eserin metodolojik derinliği, görsel materyallerle desteklenmiş olması ve kaynakça zenginliği, onu alanında değerli bir referans kaynağı haline getirmektedir. Bununla birlikte, kültürel etkileşimlerin daha ayrıntılı bir şekilde ele alınması ve savaş teçhizatlarının toplumsal etkilerinin daha kapsamlı bir biçimde tartışılması, çalışmayı daha da güçlü kılacak unsurlar arasında sayılabilir. Bu tür bir genişleme, eserin tarih, arkeoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinler arasında daha etkin bir köprü oluşturmasını sağlayabilir.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir anektodlar seçkisi diyebilirim kitap için. İnsanlık tarihinde karşımıza çıkmış bir çok kibir, büyüklenme, böbürlenme, seçkincilik, ayrımcılık, sorgulamazcılık, otoriteryan, faşist, megoloman kişilik, narsizm, ben bilirimcilik, müstağnilik, kendini aklını kutsama, vazgeçilmezlik, üstünlük... ve türevlerinin örnekleriyle dolu kitap. Yazar farklı başlıklar altında bölümlerde bu örnekleri gruplandırmış, ama kronoloji ve coğrafya olarak bir arada verilmiş. Bu sanırım bazı okuyucuya garip gelebilir. İçinde hem geçmişten, hem yakın dönemden örnekler var ama yine içiçeler. Hem birey, hem kurum/kuruluş/şirket örnekleri var. Dini, siyasi, ticari bir çok kategoriden hâller var. Kolay ve eğlenceli bir kitap. Ben sevdim, faydalı bir okuma olduğunu düşünüyorum zira meşhur bir film repliğinde şeytan der ki: "Kibir en sevdiğim günahtır!"
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çek yazar Karel Çapek'in tiyatro oyunu R.U.R (Rossum'un Evrensel Robotları), robot kelimesini bir bilimkurgu terimi olarak kullanan ilk yapıttır. Slavca angaryaya sürülen işçi anlamına gelen bu kelime metin boyunca süregelen insanlığın hizmeti için çalışan robot işçileri de tanımlamaktadır. Üç perdelik oyunun ilk perdesi, gelişen robot teknolojisi sayesinde insanlık için düşlenen ütopyanın gerçekleşmesi üstüne kuruludur. İkinci perdede bir apokaliptik anlatıyla karşılaşırız. İnsanlaştırılmış robotlar insanları düşmanı olarak görür ve yok edilmelerine karar verirler. Son perdedeyse post-apokaliptik dönemi görürüz. İnsanlık neredeyse tamamen yok olmuştur ama bu sefer robotların kendi üretimlerini sürdürecek güçleri de yoktur. Tam bir çözümsüzlük aşamasıdır. Tıpkı Yevgeni Zamyatin'in distopyası Biz gibi yazıldığı dönemi yansıtan, gelecek çağı anlatabilen üst düzey bir edebi metin.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nevzat Özkan Gagavuz Türkçesi uzmanıdır ve aynı zamanda Türk lehçeleri konusunda iyi bir birikime sahiptir. Kitapta Çağdaş Türk Yazı dillerinin konuşuldukları yerler, konuşan kişi sayısı vb. bilgiler gayet sistematik bir biçimde okuyuculara aktarılmaktadır. Ayrıca kitabın içerisinde Türk lehçelerinin nerelerde konuşulduğunu gösteren bir lehçe haritası bulunmaktadır. Harita özenli bir şekilde hazırlanmış olup ilgililerin bilgi birikimine ve coğrafya bilgisine hatırı sayılır bir katkı sağlayacaktır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çuvaşça, Yakutça ve Halaçça'nın Türk dilinin gelişimini anlamak ve sözcüklerle ilgili kökenbilimsel açıklamalar yapmak için özel bir yeri vardır. Her birisi Türk Dili'nin uzak lehçeleri olarak kabul edilir. Halaçça 1960'lı yıllarda meşhur Türkolog Gerard Doerfer tarafından keşfedilmiştir ve Yakutça, Türkmence ile beraber Eski Türkçe'nin asli uzun ünlülerini ihtiva etmesinden ötürü Türkoloji'de ayrı bir yere sahiptir. İlgili kitap her lehçenin diline hakim uzman araştırıcılar tarafından hazırlanması hasebiyle istisnai bir mevkide bulunmaktadır. Meraklılarına ve Türklük bilimi ile ilgili bir bölümde öğrenim görmekte olanlara tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Osman Karayiğit
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Futbolcu anılarını okumak hoşuma gidiyor. Alex'in kitabından sonra Şota'nın anıları da iyi geldi. 90'lar futbolundan esintilerin olduğu arka planda ise komşumuz Gürcistan'ın futbol tarihinin de anlatıldığı futbolumuzda hoş bir seda bırakan Şota'nın hatıraları. Okudukça o zamanlarda oynanan o maçlara, o göllere tekrar bakma ihtiyacı duydum. İzlediğimiz futbol maçlarının arka planını ve futbolcu duygularını bildikçe futbol sevgisi pekişiyor. Güzel oyun. Tek olumsuz eleştirim biraz daha kişisel hayat anektodu okumak isterdim. Yine de Şota, espritüel kişiliğini kitabın diline yansıtmış. Son olarak yeri geldi tebessüm ettiren, yeri geldi duygulandıran futbola adanmış bir ömrün kitabı olduğu için tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
NYT 21. yüzyılın en iyi kitapları listesinden görüp okumuş olduğum ve hayran kaldığım bir novella. Kurgusu gerçek olaylardan yola çıkılarak kaleme alınmış. İrlanda'nın yakın tarihlere kadar başına bela olan Magdalen Çamaşırhanelerini merkeze alıp, bir aile babasının naifliğiyle bir kız çocuğuna elini uzatması ve merhamet, vicdan bugün ki insanlığın eksiği olan; benim başıma gelse nasıl davranılmasını isterdim sorusunu sormamıza sebep olan şahane eser. Yazarın diğer kitabını da severek okumama vesile oldu. Emanet çocuk kitabı da aynı naiflikte..
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
*Bir ilk kitap için iyi.

Eser 19.yy sonlarından başlayıp Tanzimat Fermanı, Cumhuriyetin ilk döneminden 1970’lere uzanan bir zamanı içine alan bir anlatı.

Üç kuşağın anlatısı olarak da geçebilir; her dönemin devrimine ışık tutmaya çalışıyor da denilebilir.

Bir aile romanı gibi gözükse de dönemin toplumsal ve siyasal olayları, ekonomik devrim, yeni zenginler, değişen yaşantıyı usul usul (o kadar durağan ki ancak böyle ifade edebildim) anlatıyor .

Cevdet Bey ile başlayıp oğulları Osman ve Refik dönemine geniş bir biçimde yer veren eser torunlar ile son bulurken zaman geçişlerinin zayıflığı ile eleştiri konusu olabiliyor .

Buddenbrooklar ile çapraz okuma yaptım, benzer yönleri olsa da birbirinden farklı iki eser. Okuma açısından okur doygunluğu açısından bakarsak Orhan Pamuk’un Cevdet Bey Ve Oğulları diğer esere göre daha geride kalıyor .

Orhan Pamuk’un yazma serüveni ve gelişimini görme açısından okunmalı.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir