Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kötü zamanlardan geçen ve çöküşün eşiğinde olan Osmanlı’nın Jön Türkler hareketinin acemiliği, iş bilmezliği, kibiri, anti demokratik uygulamaları gibi özelliklerinden dolayı 10 sene gibi kısa bir süre içerisinde nasıl yıkıma uğratıldığını anlatan bir eser. 2. Abdülhamid’i zorba, baskıcı, katil olarak suçlayan Jön Türkler’in, sultanı Meşrutiyet’in ilanına zorlayarak iktidarı ele geçirmesinden sonra suçladıkları 2. Abdülhamid’den daha kötü bir yönetim anlayışına sahip olarak ülkeye terörü ve çeteciliği sokarak ülkeyi nasıl heba ettiğini göreceksiniz.
Eserde hem Jön Türk hareketine mensup olanların itiraflarına hem de yabancı kaynaklarda Jön Türk hareketinin sorumsuzca yaptığı hatalara tanıklık edecekseniz. Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinde Jön Türkler’in kendilerini bir maşa gibi kullandırarak bölücü azınlıklıklarla, çeteci teröristlerle, siyonistlerle, masonlarla ve emperyal devletlerle olan ilişkilerini de bu eserde görmek mümkün.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arınmanın bir öğesi olan cinsellik şehirli beyaz erkek için basit bir aktivite. Allayıp pullaması göz boyuyor ama kadın pasifize edilmiş. köylü fantazisine bir araç. Israrla şalvar beyaz don. Tabi yazar aptal değil ya da bunları madde etkisinde yazmadıysa hepsi bir sebebe matuf. Kadına reva gördüğü bir muamelenin tepki çekeceğini bilmemesi muhal. Hesaplı bir hareket. Tekrarlı anlatı biçimi bazen tat kaçırsa da fena değil. Ancak illa izah etme, anlatma ve şerh etme gereğine dönük roman sınırlarını ihlal eden ve anlatıya kaçan cümleleri anlamak zor. Ayrıca şairliğin sızdığı cümleler hepten fecaat. Kötü bir roman değil ama hikaye anlatma roman eylemeden çok bir fikri öyküleme iddiası var gibi geldi bana. bu bazen kör göze parmak seyrediyor. Romanı illa bir çerçeveye hapsetmeyelim ama bu estetiği bozuyorsa biraz nefeslenmek gerek. Vel hasıl çok beğenmedim. Ama zihne işleyen unutulmaz bir tarafı var. Vaktiniz bolsa alınıp okunabilir.
Yanıtla
0
3
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatih Özgüven’le tanışma kitabım Küçük Burun oldu ve açıkçası daha ilk sayfalardan itibaren alışılmışın dışında bir kalemle karşı karşıya olduğumu hissettim. Kitabın kapağı nasıl ilk bakışta biraz tuhaf ve merak uyandırıcıysa, içindeki öyküler de aynı hissi veriyor. Ne tam anlamıyla gerçeküstü ne de tamamen gündelik… İkisi arasında gidip gelen, okurken insanı sürekli düşünmeye iten bir atmosferi var.
Öyküler kısa kısa ilerliyor ama o kısacık anlatıların içinde oldukça yoğun duygular ve detaylar saklı. Fatih Özgüven sıradan insanları, sıradan anları anlatıyormuş gibi başlıyor ama sonra öyle bir cümle geliyor ki hikâyenin yönü değişiyor. Bir bakıyorsunuz aslında okuduğunuz şey sadece bir olay değil; insanın iç dünyasına, yalnızlığına, çocukluğuna ya da kırılgan taraflarına dokunan bir metne dönüşmüş.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Richard Brautigan’ın kitabı, okuma deneyimi açısından oldukça farklı bir tat bırakıyor. Özellikle kitabın Son Söz bölümünde dilin tanıdıklığını hissetmek ve bunun Cem Tunçer tarafından kaleme alındığını fark etmek, kişisel bir bağ kurmamı sağladı.
Bir Kutu Kitap seçkisinin en sevdiğim yönü, çok bilinen eserlerden ziyade daha niş ama okunması gereken kitapları ön plana çıkarması. Yazar adını ilk kez duymak, Beat Kuşağı’nın sansürsüz ve doğaçlama yazı tarzıyla karşılaşmak, bazen düşündürücü bazen güldüren, kimi zaman da ironik bir felsefi yaklaşımı hissettirdi.
Kitapta beni en çok etkileyen nokta ise Cem Tunçer’in Son Söz bölümünde bahsettiği gerçek bir olaya dayanması ve Brautigan’ın intiharı öncesinde kaleme aldığı son eser olması. Bunun yanında yaptığı tasvirler ve benzetmeler de oldukça çarpıcı: hamburger mutluluğu, silahların mermi sevmesi, entelektüel ketçap gibi dökülmek, tüpün dibinde kalmış diş macunu gibi zorlanmak…

Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sophie Mackintosh’un tarzını zaten seviyordum ama Mavi Bilet gerçekten bambaşka bir şey olmuş. Kadınların kaderinin bir biletle belirlendiği o tekinsiz, distopik dünyayı okurken resmen atmosferin içine çekiliyorsunuz. Kitap öyle büyük aksiyonlarla ilerlemiyor; daha çok sakin, psikolojik ve içinize işleyen bir havası var. Karakterin içsel sorgulamaları, o toplum baskısı insanı okurken acayip düşündürüyor. Bitirdikten sonra bile uzun süre aklımdan çıkmadı. Farklı, derin ve sarsıcı bir roman arayanlar şans vermeli. Çevirisi de gayet akıcıydı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şimdi şöyle: kötü bir kitap değil. Ortaokul öğrencisi sever okur, hacmi biraz var, kalın bir kitap onu diyim. Gerçek dünyadan bir portal gibi bir şeyle başka bir diyara geçme üzerine kurulan bir dünya. Kızın biri geçer öteki tarafa, öteki taraf da çok masalsı, hangi öyle böyle değil. Mesela bi Narnia Günlükleri gibi diğer tarafta hani ne yaparsan yap ölmezsin; orada bir görev seni bekliyor. Gerçek şu dünyanın kurtuluşu, orada halletmen gereken görevine bağlı tarzında bir dünya var bu kitapta da. Kitapta bir tane ölü uğurlama evi, Yani Yaga Evi de var. Yazarlar bazan kendi diğer dünyalarına kendileri böyle gönderme yapar, bunda da Tavuk Bacaklı Ev' e göndermeler var.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hiç sıkmadı. İngiltere'ye göç etmiş Kürt asıllı Suriyeli bir kız, onun okula ve çevreye entegre olma süreci, Olaylar İngiliz bir ortaokul öğrencisinin gözünden ve onun ağzıyla aktarılıyor. Anlatım 1. Ağız. Şöyle bir kitap ya da benzeri bir kurgu, bizim edebiyattan çıkmalı idi. Göçmenlere bakış açımızı yeniden sorgulamamızı sağlayacak bir kurgu. Ortaokul kız öğrencileri arasında olan küslükler, dostluklar vs. de tabi içinde var. Kitabın yazarının geniş bir dünya görüşü var. Ve göçmenliği; insani bir bakış açısıyla vermeye onun üzerinden bir takım dersler aktarmaya çalışıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kitaplarını şöyle bir değerlendirdiğimde ben ilk sıraya "Ekonomi Okulu" nu koyarım. İkinci olarak ise "Zerdali Dedemle Bir Yıl" daha sonra ise bu kitabı: Süper Başkan". Bizim bazı yazarlarımız fantaziye geçişi pek beceremiyor. Misal verim: Karakter koluna saati takar ve sürekli 23 Nisanı yaşar, bir döngü içinde... Sabah uyanır yine 23 Nisan vs. Yani Fantastik Dünyaların da bir mantık temeli var. Hayal gücü, tamam ama fantastik olsun diye de ne bilim... hemen pırt şöyle yaptı hoop geçmişe gitti, veya aynı günü sürekli yaşıyor... akıl çok anlamlandıramıyor. Fantastik kurgunun da akla uygun bir tarafı var, yok değil. Neyse.. Bir Çocuk Belediye başkanı oluyor ve herkesin aklına gelebilecek bir takım düzenlemeler yapıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nakış Noksan Yok eseri Sürur ile başlayan, insanın gönül Noksan’ları ile devam eden, bu noksanlık trajedilerini sorgulayan bir eser. Melek Daş, her şiirinde, derinlik ve nuranilik içeren şiirlerinin her dizesin de insanın bütün arayışlarının, bütün sorgularının ve yine insanın bütün trajedileri veyahut sevgilerinin, hüzünlerinin temelinde yalnızca Tanrı’yı anlamak yattığını anlatıyor. Ve bu anlatımı insanın bütün gayretlerinin Tanrı sevgisine erişmek adına olduğu mesajı ile süslüyor. Her dize biz gönül sahiplerine bir rehber gibi. Yani Tanrı’ya tam teslimiyet için yapılan bir yolculuk aslında Nakış Noksan Yok dizeleri. Şairin, ‘’İnsan insana muhtaçsa, neden yine sınanır insanla?’’ sorusu aslında insanın kendi içindeki ebediyet arayışından doğuyor. Harika bir eserdi. Kitapsever dostların keyifle ve ilgiyle okuyacağını ve bitirdikten sonra eser üzerine oturup düşüneceğini umuyorum. Zira bende öyle oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Müthiş bir çalışma. Allak bullak edici. Ciddi emekli, detaylı, akademik referansları çok olan bir kitap. Ölümle başlıyor, hem de en geriden.Yüzbinlerce yıl geride ölüm karşısında ne yapılıyordu? Ölü gömme adetleri, ritüelleri, mezar hediyeleri, mezarlıklar, anıtlar, heykeller, kafa tası kültleri... Yazı öncesi tüm arkeolojik bulgular, mağara resimleri, heykel ve figürinler; yazı sonrasıysa tüm antik metinlerden farklı coğrafya ve kültürlerin ölüm ve ötesi, cennet ve cehennem algıları kronolojik olarak konu edinilmiş. Sonuç: İnanç siyasallaştı. Nekropolitikayı görün: yani ayrıcalıklı iktidar odakları, mevcut yaşamı kendi çıkarlarına uygun düzenlemek için, bunu topluma dayatmak için hep öte dünya ve özellikle cehennem inancını sopa olarak kullanagelmiştir.
İsmail Gezgin çok iyi bir anlatıcı.Sınıf meselesine takıntılı. Bu çalışmasıyla tekrar takdir ve hayranlığımı kazandı. Yazarın Ötekilerin Arkeolojisi kitabını da çok tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir