Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Vatan Yahut Silistre İslam Bey ile Zekiye Hanım'ın başrollerini paylaştığı, Sıtkı Bey, Abdullah Çavuş ve nice gönüllülerin kadroyu tamamladığı bir tiyatro eseridir. Oyun Manastır'lı bir kız olan Zekiye'nin feryadı ile başlar ve soluksuzca devam eder. Oyunun hızlı akışını izleyici de sabırsızlıkla soluk soluğa yaşar. Bir yandan İslam Bey ile Zekiye Hanım'ın yaşadıklarını anlatan Namık Kemal bir yandan da Osmanlı Devleti'nin son demlerinden bir kesit sunar izleyicilere. İçerisinde vatan sevgisi, aşk, özlem, hasret gibi duygular ön plana çıkarken aynı zamanda Osmanlıcılık, hükümete eleştiriler, düşmana eleştiriler gibi siyasi öğelere de yer verilen bir tiyatro eseri olarak karşımıza çıkar Vatan Yahut Silistre. Abdullah Çavuş'un gülümseten deyimiyle "Okusak ne olur sanki 'kıyamet mi kopar.'"Kapra Yayıncılığa uygun fiyat ve kaliteli hizmeti için teşekkürler.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zor zamanlar güçlü insanlar, kolay zamanlar ise zayıf insanlar yetiştirir.İlk iki kitapta milletin zor zamanlarına şahit olduk.Hep savaşla geçti vakit:Düşmanla savaş, kötülükle savaş, zorbalıkla savaş... Bu üçüncü kitapta da karakterlerin kendileriyle olan savaşı anlatılıyor.Zor zamanların yetiştirdiği Kamil Bey, Ramiz Bey gibi karakterlerin savaş sonrasında yeni zamanlara ayak uyduramayışını (veya ayak uydurmak istememeleri) gözler önüne seriliyor.
Savaşın bitişinden sonra, görece,kolay zamanlarda yetişen zayıf insanları da anlatıyor Kemal Tahir.Fiziksel zayıflık değil ama... Karakter olarak zayıf,kaypak insanları anlatıyor. Her şeye rağmen doğru olanları,doğru kalanları da anlatıyor, günün adamlarını, gücün adamlarını da anlatıyor.
Hürriyet yönetim biçiminden öte bir şeydir.Savaş zamanı,hapisteyken bile,hür olan Kamil Bey, Ramiz Bey savaştan sonra bir nevi mahpus oluyorlar.Nefislerinin kölesi olanların hürriyet naraları atmalarının saçma olduğu da ortaya çıkıyor eserde.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  14
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Borsa ile ilgili temel kavramları, önyargıları ve bunun altında yatan nedenleri, buna yönelik pratikten kaynaklanan çözüm önerilerini anlatıyor. Borsanın zaman içindeki değişimini, dar bir gruptan toplumsal bir tabana yayılmasını güzel bir şekilde anlatıyor. Küçük yatırımcının başarılı olma yollarını anlatıyor. Oldukça eski tarihlere ait örnekler, özellikle ABD borsası ile ilgili olması biraz dezavantaj. Ancak ana fikir ve bunun işlenme biçimi, oldukça başarılı örneklerle zenginleştirilmesi bu kitabın okunması için yeterli.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok değil daha birkaç yıldır ders kitaplarında kendine yer bulan 1. Dünya Şavaşı’nda Çanakkale’den sonra İngilizlerin hezimete uğradığı bir destandır Kut’ül Amare.

1952 yılına kadar ülkemizde Kut Bayramı olarak kutlanan ve ders kitaplarında yer alan bu destan, Türkiye’nin NATO’ya katılımıyla bir anda unutulup gitti. Ta ki bundan birkaç yıl öncesine kadar.

İngilizlerin Orta Doğu’da altın ve devlet kurma sözü verdikleri Arap toplumlarıyla Osmanlı Devleti’ne karşı oluşturdukları ittifakın anlatıldığı bu cephede Halil Paşa ve askerlerinin kahramanlıkları anlatılmaktadır.
Kut’ül Amare, hüzünlü olaylar yaşanmasına rağmen General Toeshend ve İngiliz askerlerinin hatta devlet kurma hayaliyle saf değiştiren Arap kabilelerinin nasıl kaybettiklerinin hikayesidir.

Ne kadar unutturulmaya çalışılsa da Milli Tarih bilincimizi tazeleyen romanların yazarı İsmail Bilgin’den yine mükemmel bir tarihi roman.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Küçük Ağaç; 5 yaşında hem öksüz hem de yetim kaldıktan sonra büyükbabası ve büyükannesiyle yaşamaya başlar. Büyükbabanın ve büyükannenin rehberliğinde doğayı, hayatın işleyişini ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenir.

Bu bilge insanlar, beyaz adamın gözünde “okumamış” yerliler olabilir, ama en güçlü olanı değil, en zayıf ve en yavaş geyikleri avlayacak kadar doğaya ve insana dair derin bir anlayışa sahiptirler. Çocuk yetiştirme konusunda usta olan bu bilge kişiler, Küçük Ağaç’a sevginin temelinin anlayış olduğunu öğretirler. Büyükannenin dediği gibi, “Anlamadığın şeyi sevemezsin.”

Yıllarca teorik bir kitap sanıp ertelediğim “Küçük Ağaç’ın Eğitimi,” bir çocuğun büyüme hikayesinden çok daha fazlası. Hayata dair büyük dersler içeren, derinlemesine düşündüren bir eser… Üstelik çok da akıcı… Bu eserde, büyükbaba ve büyükanne gibi karakterlerin bilgeliği, doğa ile olan uyumu ve insana verdikleri değer beni fazlasıyla etkiledi.
Tüm ebeveyn ve eğitimcilere tavsiyedir
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  17
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İslam öncesi tıbbi çalışmalardan başlayıp Hz peygamber Dönemi, dört halife ve Abbasîler dönemi tıbbi çalışmalarını detaylı bir şekilde anlatmaktadır. İslam tıbbına kaynaklık eden Antik Dönem tıbbı ve tıbbi eserleri anlatılmış İskenderiye ekolu hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra İslam Dönemi tıpçıları ve Hz Peygamberin tıbba bakış açısı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölümde ise İslam'ın Doğu bölgesindeki tıbbi faaliyetler anlatılmıştır. Genellikle tercüme faaliyetlerine yazılan eserlerin kısa özetleri ile İslam tıbbının inkişaf dönemi detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Ayrıca İbn-i Sina ve Yükselme Dönemi ile ilgili bilgilerde bu bölümde bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise Kuzey Afrika'daki ve Endülüs'teki tabipler ve eserleri hakkında bilgiler mevcuttur. Konuyla ilgili araştırma yapmak ve bilgi edinmek isteyen arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gustav Meyrink’in Golem kitabını okuduğumda, beni ilginç bir dünyanın içine sürüklemişti. Kitapta, Prag’ın gizemli ve karanlık sokaklarında dolaşırken gerçek ile hayal arasındaki sınırın nasıl belirsizleştiğini hissediyorsunuz. Anlatımı tam anlamıyla korku ya da fantastik bir roman değil, ama her ikisinden de izler taşıyor. Golem figürü ise sanki insanın bilinçaltındaki korkularla ilgili bir metafor gibiydi. Bilemiyorum... Kitap, özellikle sembollerle dolu yapısıyla okuru düşündürüyor ve bazı yerlerde kaybolmuş gibi hissettiriyor. Bu yönleriyle oldukça etkileyiciydi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orhan Pamuk’un İstanbul kitabını okuduğumda, şehre dair benzer bir bakış açısına sahip olmamız beni hem şaşırtmış hem de mutlu etmişti. Ben mesela, İstanbul’un özellikle sisli, yağmurlu ve kasvetli havalarda gerçek kimliğine büründüğünü ve bu havaların şehre bir hüzün verdiğini düşünürüm. Bu yüzden yazın bence İstanbul, gerçek İstanbul değildir. Pamuk’un, aynı nedenlerle olmasa da, İstanbul’u hüzünle bağdaştırması benim için güzeldi. Kitap, İstanbul’un sokaklarını, tarihini ve kültürünü anlatırken, aynı zamanda Pamuk’un kişisel anılarıyla da dolu. Pamuk’un Abdülhak Şinasi Hisar ve Reşad Ekrem Koçu’yu seviyor olması ise beni özellikle çok etkilemişti, çünkü bu iki yazar da İstanbul'u bambaşka bir derinlikle anlatıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alberto Manguel’in Okumanın Tarihi kitabını 2009 yılında okumuştum sanırım. Umberto Eco’nun Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti kitabında anlatı kavramını öğrenmem gibi, bu kitapta da "okuma" kavramının ne kadar geniş bir anlam taşıdığını fark etmiştim. Kitap, okuma pratiklerinin tarih boyunca nasıl değişip dönüştüğünü anlatıyordu ve okumanın sadece bir kitabın başına oturup sayfaları çevirmekten ibaret olmadığını gösterdi. Eski çağlardan bugüne, okumanın sosyal, kültürel ve hatta politik bir eylem olarak nasıl şekillendiğini görmek gerçekten ilginçti. Kitap, okuma alışkanlıklarıma yeni bir bakış açısı kazandırdı; sadece kelimelerle değil, farklı yollarla da "okumanın" mümkün olduğunu anlamıştım.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
On bölümden oluşan eser her bölümde Rousseau'nun yalnız gezileri sırasında zihninden geçen düşünceler, anılar, gözlemler ve duygularını barındırıyor. Özellikle insan doğası, toplum ve bireysellik üzerine düşünceleri yoğun bir şekilde yer alıyor kitapta.Toplum baskıları ve insanların ikiyüzlülüğünden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, bireysel özgürlüğü ve içsel huzurun önemi dile getiriyor.Eser bu açıdan bir tür içsel yolculuk ve kendini keşfetme süreci olarak değerlendirilebilir.Bazı bölümlerde doğaya olan hayranlığını ve doğayla içsel bir uyum içinde yaşama arzusunu dile getiriyor.Doğanın saflığı ve güzelliği onun için bir kaçış ve huzur kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.Kitap sadece bir düşünürün gezileri değil aynı zamanda derin bir duygusal yaşantıya sahip bir insanın içsel yolculuğunu da gözler önüne seriyor.Özellikle Rousseau'un sade ve samimi dili kitabın beğendiğim özelliği.Keyif alarak okuduğum bir kitap oldu.İlgisi olanlara tavsiyemdir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir