Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tavsiye eden kişinin "Hayatımı değiştiren kitap" demesi üzerine aldığım bir kitaptı. İlk defa Güney Amerika edebiyatından bir eser okudum. Dikkatle takip edilmesi gereken bir eserdi. İlginç bir anlatım tarzı vardı. Gerçek dışı ve gerçek arasında gel -gitlerin yaşandığı bir yapıttı. Bana göre masal mı efsane mi ne desem bilmiyorum ama Marquez'in dünyasında tümüyle gerçeklikti besbelli. Yine de genel olarak beğendim diyebilirim. Ayrıca dünyanın neresinde olursa olsun insanların ortak sevinçler yaşadığını, ortak kaygılar taşıdığını görmek hoşuma gidiyor.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  6
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orta Asya'dan Avrupa'ya Kırım'dan Mısır'a MÖ. 2000'lerden MS. 1900'lere Türk'ü Türk'e kırdırıp gücünü yok etme girişimlerinin tarihi anlatılıyor. Her dönemin önemli olayları şahıslar, boylar ve devletlerin mücadele ettikleri savaşlarla anlatılmış. Savaşların Türklerden veya diğer devletlerden kaynaklanan sebepleri, savaşların oluşları ve sonuçları farklı yazarların kalemlerinden aktarılmış. Anlatılar kaynaklara dayandırılmış. Övme ya da yerme duygu ve bakış açısının ötesine geçilip gerçekler anlatılmaya çalışılmış. İbretler ve örnekler alınacak bir anlatım sergilenmiş. Türkler sadece Oğuzlardan ibaret görülmemiş Uygur, Kazak, Kıpçak, Peçenek, Avşar ve diğer boylar da anlatılmış. Çin'den Roma'ya, Hint'ten Bizans'a, Pers'den Rus'a varana kadar her dönemin mücadelesi işlenmiş. Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu, Anadolu Beylikleri, Osmanlı, İlhanlı, Emir Timur, Safeviler, Nadir Şah, Gaznliler, Babürler ... Türk tarihin özeti sunulmuş nerdeyse.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rusya’nın Devrime Giden Günleri (1917)
Hayatını şekillendiren mesleği gazetecilik sayesinde, yirminci yüzyılın ilk çeyreğine damgasını vuran pek çok olayın gerçekleştiği ülkelerde bizzat bulunmuş ve gözlemlerini yazıya dökmüş John Reed’in en önemli eserlerinden biri şüphesiz, Dünyayı Sarsan On Gün.

Reed, Birinci Dünya Savaşı’nı takip etmek için gittiği Avrupa’da, Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya’yı gezerek yazdıklarını “Doğu Avrupa’daki Savaş” adıyla kitaplaştırmış (1916). Ekim Devrimi sırasında bizzat bulunduğu Rusya’da, yaşadıklarını, gördüklerini, öğrendiklerini kaleme dökmüş. ABD’ye dönmesinden sonra Sovyet yanlısı görüşleri nedeniyle Reed’in üzerindeki baskılar artmış. Altı ay süreyle dokümanlarına el konulduğunu ve bunları ancak Kasım 1918’de geri aldığını biliyoruz. Maruz kaldığı sıkıntılar nedeniyle kitabın, eser olarak basılması, 1919 sonunu bulmuş (Ten Days That Shook The World).

“…anlatılanların çoğu kendi notlarımdan doğmuştur. Fakat sürecin neredeyse her gününü rapor eden yüzlerce çeşitli Rus ve İngiliz gazetelerinin dosyalarından, Russian Daily News yayınlarından, ayrıca Journel de Russie ve Entente adlı iki Fransız gazetesinin haberlerinden de yararlandım… Bütün bunları harmanlayarak 1917 baharından Ocak 1918 sonlarına kadar olan süreçle ilgili neredeyse tam bir dosya elde ettim.” (s. 29)

Kitabı okuyan ve çok beğenen Lenin, 1922 baskısına önsöz yazarak “milyonlarca adet sattığını ve bütün dillere tercüme edildiğini görmek istediğim bir kitap” ifadeleriyle esere övgüler yağdırmış. Yazar, Dünyayı Sarsan On Gün’ün basımından kısa bir süre sonra ABD’yi terk ederek Rusya’ya gitmiş. Eserinde, yer yer bu kitabın devamı niteliğinde bir başka kitap (Kornilov to Brest-Litovsk) yazmayı planladığını belirtse de ömrü buna yetmemiştir (öl. 1920).

Bugünden bakarak Rus Devrimi’ni yorumlamak gayet kolay görünse de devrimin yaşandığı zaman diliminde o günleri yorumlamak ve yazmak pek de kolay olmasa gerektir. Reed, Bolşeviklerin yükselişini, sadece Rus ekonomisinin ve ordusunun Kasım 1917 şartlarına bakarak değil, 1915’ten başlayan ve yozlaşmayla şekillenen bir sürecin mantıksal sonucu olarak değerlendiriyor (s. 14). Bu bakış açısını, eserin alt başlıklarına da yansıtıyor.

Öncelikle Rusya’nın o dönemdeki şartlarında etkili tüm aktörleri ve dönemin idari yapısını, “Notlar ve Açıklamalar” ile olduğu gibi aktarıyor. Siyasi partiler (Monarşistler, Bolşevikler, Menşevikler, Kadetler, Halkçı Sosyalistler…), parlamento, halk örgütleri, merkez komiteleri, anlattıklarından bir kısmı. Kopacak fırtına öncesinde, devrimin adımları atılırken arka planda olanlar, zenginlerin, işçilerin, askerlerin ve köylülerin gözünden ayrı bir başlıkta işleniyor.

“Gıda kıtlığı her geçen hafta biraz daha artıyordu. 250 gramlık günlük ekmek karnesi yarıya indirilmişti ve neredeyse elli grama düşene kadar kademe kademe azaltılmaya devam etti. Sonlara doğru insanlar bir hafta ekmek yiyemez hale geldi… Süt, ekmek, şeker ve tütün için insanın dondurucu yağmur altında saatler boyunca kuyrukta beklemesi gerekiyordu…” (s. 41)

Şubat ve Mart 2017’de artan isyanlar, grevler ve halk olayları neticesinde Çar idaresinin sona ermesiyle Geçici Hükümet’in göreve başlaması (15-16 Mart), ardından değişimin unsurları arasındaki çatışmalarla Geçici Hükümet’in devrilmesi ve Kerenski’nin ortadan kayboluşu (6-8 Kasım), ayrı bir bölümde ele alınıyor (s. 99-160) Bu bölümde ve kitabın genelinde, anlatılanlarla ilgili kararnameler, yapılan bildiriler, beyanlar, broşürler oldukça önemli yer tutuyor. Önemli evraklarla (ve bir kısmının görselleriyle) desteklenerek sürecin işlenmesi, eseri sadece bir hatırat olmaktan çıkarıp tarihi anlamda değerini arttırıyor.

Kitabın izleyen bölümlerinde Bolşeviklerin mutlak iktidarına giden olaylar ve 16 Kasım’da yapılan Köylü Kongresi anlatılarak son sayfalara varılıyor.

Birinci Dünya Savaşı, Rusya, Bolşevik Devrimi üzerine araştırma yapanlar ve dönem meraklıları için önemli bir kaynak olan bu eser, Sovyet yönetmen Sergei Eisenstein tarafından aynı adla filme alındı (1928). Eserden ve yazarın hayatından ilham alarak çekilen Kızıllar (Reds, 1981) ve Sergei Bondarchuk’un yönettiği film (Red Bells 2, 1982), Orson Welles tarafından seslendirilen (1967 tarihli) belgesel de burada eserle bağlantılı olarak izlenebilecek yapımlara örnek gösterilebilir.

Runik Kitap, siyaset serisinde yer verdiği bu eseri, Selim Yeniçeri’nin çevirisiyle tam da devrimin yıl dönümü olan Kasım 2022’de okurlarla buluşturmuştu.

İyi okumalar!

Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu eser Roma İmparatoru olmasının yanında kimi kesimlerce filozof olarak da kabul edilen Marcus Aurelius'un fragmanlar halinde kaleme aldığı ve aslında birilerinin okuması amacı taşımayan, daha çok kendi özüyle muhakemelerini içeren on iki kitaptan oluşur. Stoacı geleneğin iskeletini oluşturduğunu gördüğümüz kitapta iki bin yıl öncesinden günümüze ışık tutacak argümanlar var. Özetle en çok aklımda kalanlar; ölçülü ol, her şey akar ve değişir, bu sebeple her şey geçicidir, bizler doğanın (evrenin, tanrının) parçasıyız dolayısıyla ondan gelen bize zarar veremez, düşün, sorgula, dingin şekilde yaşa.

"Evren sürekli bir dönüşüm, hayat bir fikirdir." (Sayfa 46)
Yanıtla
11
0
Destekliyorum  8
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Elvan Kaya Aksarı'nın ikinci romanı Saatçi İbrahim Efendi Tarihi, daha kapağı, iç tasarımı, kitap içi görselleri ve kurmaca arka kapak yazılarıyla okuru metne giriş yapmadan tarihi atmosferin günümüzle buluşmasına davet ediyor. Sanki 19. yüzyıl romanlarından çıkma ama esasen 1939 doğumlu olan karakterimiz saatçi İbrahim Aslan devletine ömrü boyunca hiç yük olmamış sade bir vatandaştır. Ama tıpkı Gogol ya da Aziz Nesin öykülerinden fırlamışçasına sahneye çıkan bürokrasinin ana karakterimizin hayatını toptan değiştirişine şahit oluyoruz. Romanda postmodernizm günümüz zamanıyla geçmişin dilini birleştiren "ben" sesli yazar anlatıcının anlatımıyla daha çok görülüyor. Fakat eserin beşinci bölümünde yer alan kum saati şeklindeki metin, bu romanda biçimsel anlamda da postmodernizme yer verildiğini bize gösteriyor. Hem dili hem de anlatım biçimiyle gayet başarılı bir roman Saatçi İbrahim Efendi Tarihi.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Siz sıkı okurlar da bilirsiniz ki Türk edebiyatında fantastik ve bilim kurgu türü henüz tam anlamıyla yer edinemedi ama neyse ki güzel denemelerle bu türlerin de edebiyatımızda var olabileceğini görüyoruz.
Ön yazı da beni etkilemiş olabilir ama ben kitabı okurken sürekli "Bu kitabı ben mi yazdım?" deyip durdum. Sizi bilmiyorum ama ben sürekli bu kitabın gerçek olması ihtimalini çocukluğumdan beri düşünüyorum fark şuradaki yazarla ortak bu düşüncemiz benimki gibi tek bir günle sınırlı değil ve bir maceraya dönüşmüş halde.
Kitapta zombiler, boyutlar arası yolculuklar, aile bağları, aşk ve ihanet... Karışık pizza tadında bitmesine üzüldüğün bir yemek gibi.
kesinlikle tavsiye ederim, okuyun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısaca Osmanlı imparatorluğunda bugünün üniversiteleri diyebileceğimiz medrese sisteminin kurulması, zamanla geliştirilmesi ve özellikle bu üniversitelerde ağırlıklı olarak devletin ihtiyaç duyduğu öğretmenlerin (müderris) ve hukukçuların (kadı), valilerin (kazasker) yetiştirilmesi gibi konuları detaylı olarak anlatan akademik bir çalışma. Zamanın ruhuna uygun olarak bolca eski Türkçe kullanılması sıradan okuyucuyu sıksa da Osmanlı dönemi Türk medeniyetin de önemli bir yer tutan yüksek eğitim sistemi meraklıları açısından ilgiyle okunacak değerli bir çalışma.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın yaşamöyküsünü okurlara sunan Zaman Kaybolmaz, nehir söyleşi lezzetini her yaştan okura tattırırken bir tarihçinin çocukluğunu, eğitim hayatını, yetiştiği iklimi, çevresindeki mizaçları, tutkuya dönüşmüş meşgalelerini, değişen şehirlere ve ülkelere dair gözlemlerini, kısacası hayatın bütününe olan gözlemlerini anlatıyor. Çok güzel bir eser zaman asla kaybolmaz. Biz zamanı iyi değerlendirmemiz lazım. Bu eseri o yüzden okumayı tavsiye ederim. İnsana bilgi olarak çok şey katacağına inanıyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar tarihi terimleri, betimlemeleri ustaca kullanarak okuyucuyu o döneme götürüyor. Cinayetin ardındaki gerçekleri keşfederken, dönemin ruhunu da ustaca betimliyor. Bu sayede tarihsel bir perspektif sunarak, okuyucuyu hikayeye dahil olmasını sağlıyor. Ancak eleştirdiğim bazı noktalar da var.
Kitap çok katmanlı ve karmaşık. Cinayet, rüşvet, hırsızlık, tefecilik derken üstüne bir de aklımda tutmakta zorlandığım bir sürü karakterle boğuşmak zorunda kaldım. Ayrıca dili de beni bir hayli yordu açıkçası. Ancak Ali Cengiz ile Bıdık'ın yaptıkları kitaba ayrı bir renk katmıştı. Satırları gülümseyerek okudum. Ayfer Kafkas polisiye yazarlar arasında saygı duyduğum ender yazarlardandır. "Eşrefzade İdris Bey'in Maceraları" serinin ilk kitabı olan Kızıl Şebeke muhteşemdi. Divina'nın Bileziği bir tık düşük olsa da benden geçer not almıştı. Fakat bu kitap beni üzdü açıkçası. Olsun, yine de Ayfer Kafkas okumaya devam. Takipteyim
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın olay örgüsü gizem ve dram üzerine kurulu. Ancak, bu kitabı okurken gerilim ya da korku beklemeyin.
“Bir anne, evladını geçmişten ne kadar koruyabilir?” sorusuna cevap arayan kitaplardan biri. Hepimizin büyük ya da küçük sırları vardır. Ancak, Rose’nin çok büyük bir sırrı var, kızının asla bilmemesi gereken sırlar. Kitabı okudukça, sırlarla ve yalanlarla dolu bir havuzun içinde kulaç atıyorsunuz. Rose, geçmişini kızından yalan katmanlarıyla başarıyla gizlemiş. Ancak, sır saklamak ağır bir yük. Zamanla bu sırlar vücudumuzun bir parçası haline geliyor; ne var ki gerçekler gün yüzüne çıktıkça inkâr ve yalanlar devreye giriyor.Kitapta elbette eleştirilecek noktalar var. Evet, yazarın tarzını bilenler için bu kitap bir hayal kırıklığı olabilir; bunu kabul ediyorum. Ama bazı insanları öyle çok seversiniz ki onların hataları size dokunmaz, batmaz. Onları yargılamadan, sorgulamadan seversiniz. Gece Gidenler benim için tam olarak böyle bir kitap oldu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir