Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tocqueville’in "Amerika’da Demokrasi" kitabından alıntılar ile derlenmiş bu kısa kitapçıkta bir kavram olarak eşitlik irdeleniyor. Bir dayatma olarak kullanıma sokulduğunda eşitlik olgusunun hürriyeti kısıtladığı, farklı olan kişileri dışladığı, herkesi ‘tektiplik’ noktasına götürdüğü anlatılıyor. Kamu güvenliği ve huzuru ile çıkılan yolda bu mutlak eşitlik merkezi iktidara kontrolsüz bir güç kazandırırken, korkunç neticeler üreten kör bir tutku olarak telakki ediliyor yazar tarafından. Kargaşadan duyulan kaygı neticesinde merkezi iktidarın her alana girmesine, her şeye müdahale etmesine izin veren süreci eleştiriyor. Tektipliğin dayatıldığı sosyal süreçte haklar konusunda güvencenin bağımsız ve tarafsız medya ile yargı olduğunu ifade ediyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ilk olarak #hayaletadam kitabını okumuş ve bu kitap için beklentimi yüksek tutmuştum.

Düşündüğüm gibi oldu, hatta tekrarlar olmasa daha bile güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.

#polisiye sevenlere tavsiyemdir...


Covid19 salgını döneminde İrlanda'da geçiyor. Baş karakterlerimiz Ciara ve Oliver ile kitap geçmiş ve günümüz olarak geçişlere sahip. 56 gün diyor olsa da 78 gün kadar geriye gidiyoruz.

Bulunan çürüyen cesetle günümüz olay örgüsü başlarken, Ciara ve Oliver'in tanışmasıyla geçmişe(78 gün) dönüyoruz. Tüm olay 17 sene önceye bağlanıyor ve ters köşe oluyorum.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap ismi ve kapağının verdiği ipuçlarıyla bizleri çoğumuzun bildiği mahalle kültürü, lakap takma ve dedikodu gibi toplumu içten içe yiyip bitiren hastalık gibi, ölüme götüren imgelerle, başlangıç veriyor zihinlerimize.
Kahramanımız kuru kız. Etrafında isimsiz ama simgeledikleri ile kardeş anne baba komşu gelin, köfteci ve diğerleri. İyi mi kötü mü bilinmez varlıkları ile daima etrafı rahatsız edici bir sıkı fıkılık derdinde olan mahalle insanları.
Ufuk açıcı, umut verici.
Yaşın 40 olsa da yaşayacak, 40 yıl var diyerek dünyanın sonuna bile gidecek kadar cesur olmalı insan. Yalnızlık korkutucu olmaktan öte tercih edilesi bir özgürlük.
Sorgulayıcı bir bakış açısı ile zaman zaman üzücü bile diyeceğimiz gerçeklikte.
Müthiş bir kadın ve toplum portresi.
Ayfer Tunç aynı kalitede yazarken bu kez alıntılık cümleler yerine akıp giden betimlemeleri ile görsel bir anlatım tercih etmiş ki bu da kalemine çok yakışmış.
Kuru kız yalnız ve cesur kadınların bir başkaldırısı.
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Siyerle ilgili son dönemde hazırlanmış en nadide ve kaliteli eserlerden biri. Eserin yazarını ve çevirisini yapıp Türkçemize kazandıran Muhammed Emin Yıldırım beye teşekkürler. Eser hem baskı kalitesi hemde içerik olarak çok güzel. Haritalarla, şemalarla, resimlerle, kavram haritaları ve krokilerle zenginleştirilmiş olup kronolojik bir sistem takip edilmektedir. Özellikle tarihi açıdan Arapların soyları ve bunlar arasındaki irtibat ve bağlantılar ilgi çekici. Eserin son bölümünde şemail-i şerifin yer alması gayet yerinde olmuş. Kısacası eser siyere ilgi duyan her öğretmen-eğitimci, okuyucu ve araştırmacı için vazgeçilmez ve mutlaka kütüphanelerine bulunması gereken eserlerden biri belki de en başta gelenlerinden olmalıdır
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Murathan Mungan’ın farklı tarih ve yerlerde yaptığı 6 konuşma ile 3 farklı çalışma için yazdığı sunuş yazılarından oluşan, onun dilimize ve sorunlarımıza hakim kaleminden çıkmış birbirinden etkili ve bilgilendirici yazıları yer alıyor “Güne Söylediklerim”de. Özellikle “Ezidi”leri merceğine aldığı 2013 yılında yazdığı kitaptaki ilk okuma metninden çok şey öğrendim. Türkiye’nin “odak ülke” olarak katıldığı 2013 Londra Uluslararası Kitap Fuarındaki kapanış konuşması da çok güzel. Keza Sevim Burak ile ilgili konuşma ve “karşılaştırmalı edebiyat” ile ilgili bir kongrenin kapanış konuşması da çok düşündürdü beni. Kısaca bir M. Mungan klasiği, tam okunmalık.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, Spinoza’nın yalnızlık içinde geçen hayatını, Alfred Rosenberg’in Nazi macerasını sıra dışı bir kurguyla yan yana getirmiş. Kitap, neredeyse 300 yıllık bir zaman aralığı bulunan bir zamansal kurguda geçiyor. 1600’ler ila 1900’ler. Yahudi düşmanı olan Hitler'in sağ kolu olan Rosenberg'in ve ondan çok çok önce yaşamış Spinoza'nın yaşamını anlatan biraz hakikat biraz da kurgu dolu bir roman. İki isim arasındaki zıtlıktan önemli bir felsefi problem yakalamış Yalom. Bir insanı birey yapan nedir? kurgu ve yan karakterlerin diyaloglarıyla bu vakanın derinliklerine iniliyor. Son derece akıcı ve sürükleyici bir dil, felsefeye, tarihe, psikolojiye ilgisi olan herkese tavsiye edilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Ra"nın Gözü
"Tanrıların ve Firavunların Dili" adlı kitap, Nurihan Fattah tarafından kaleme alınmış ve Antik Mısır hiyerogliflerinin gizemli dünyasını derinlemesine keşfeden bir eserdir. Yazar, hiyerogliflerin sadece bir yazı sistemi olarak algılanmaması gerektiğini ileri sürerek, bu eski yazıların aynı zamanda firavunların ve tanrıların dilini temsil ettiğini savunmaktadır.

Fattah'ın kitabında, Antik Mısır hiyerogliflerinin ötesinde bir anlam taşıdığına dair iddialarını destekleyen bir dizi argüman bulunmaktadır. Yazar, hiyerogliflerin sadece bilgi aktarmak için kullanılan semboller olmadığını, aynı zamanda bir iletişim aracı olarak firavunlar ve tanrılar arasında kullanıldığını öne sürmektedir. Bu bağlamda, hiyerogliflerin sadece yazılı bir dil olmanın ötesinde, aynı zamanda görsel bir ifade biçimi olduğunu vurgulamaktadır. Kitap, okuyuculara Antik Mısır'ın kültürünü, inanç sistemini ve günlük yaşamını anlamak için hiyerogliflerin nasıl kullanıldığını göstererek, bu yazı sistemini çözmenin ötesinde bir anlam dünyası barındırdığını açıklamaya çalışır. Fattah, hiyerogliflerin sadece tarih öncesi bir yazı sistemini değil, aynı zamanda medeniyetin taşıyıcısı olarak Antik Mısır'ın mistik ve dini yönlerini ifade etmede önemli bir rol oynadığını iddia eder.

Ayrıca, kitapta Antik Mısır hiyerogliflerinin nasıl evrildiği, farklı dönemlerde nasıl kullanıldığı ve zamanla nasıl değiştiği gibi konulara da odaklanılmıştır. Yazar, okuyucuları bu eski yazı sistemini anlama ve çözme konusunda kılavuzlarken, hiyerogliflerin sadece dilbilgisel bir yapı olmanın ötesinde, bir kültürün ifadesi ve bir medeniyetin anlatım aracı olduğunu vurgular.

Bu bağlamda, "Tanrıların ve Firavunların Dili" adlı bu kitap, Antik Mısır hiyerogliflerinin sadece bir yazı sisteminden ibaret olmadığını, aynı zamanda bir dil, kültür ve inanç sistemi taşıdığını savunarak, okuyuculara bu gizemli dünyanın kapılarını aralamaya çalışmaktadır.

Kitabın bölümlerine bakacak olursak; beş bölümden oluştuğunu söyleyebiliriz.

1. Bölüm: Dil Teorisi

Bu bölümde Nurihan Fattah, dilin evrimi ve farklı diller arasındaki ilişkiler hakkında genel bir çerçeve çiziyor. Dilbilimdeki güncel teorilere ve araştırmalara değinerek, hiyerogliflerin sadece bir yazı sistemi olmadığını, aynı zamanda bir dil ve kültürün taşıyıcısı olduğunu gösteriyor.

Fattah, dilin sadece kelimelerden ve gramer kurallarından oluşmadığını, aynı zamanda düşünme, algılama ve anlam oluşturma biçimimizi de etkilediğini savunuyor. Hiyeroglifleri bu bağlamda inceleyerek, Antik Mısırlıların dünyayı nasıl algıladıkları ve anlamlandırdıkları hakkında ipuçları veriyor.

2. Bölüm: Phaistos Diskinin Çözümü

Phaistos Diski, Girit adasında bulunan ve üzerinde bilinmeyen bir yazıyla yazılmış bir kil disktir. Fattah, bu bölümde diskin üzerindeki yazıyı çözmeye yönelik kendi teorisini sunuyor. Hiyeroglifler ve diğer eski yazı sistemleriyle karşılaştırmalar yaparak, diskin üzerindeki sembollerin anlamlarını ve dilbilgisi kurallarını çözmeye çalışıyor.

Fattah'ın Phaistos Diski çözümü, dilbilim ve tarih alanlarında tartışmalara yol açmış olsa da bu gizemli esere dair yeni bakış açıları sunması bakımından önemlidir.

3. Bölüm: Grit ve Atlantid

Fattah, bu bölümde Grit ve Atlantid efsanelerini hiyeroglifler ve diğer eski metinlerle ilişkilendiriyor. Bu efsanelerin gerçek tarihi olaylara dayanıyor olabileceğini savunarak, hiyerogliflerin çözümünün bu olayların aydınlatılmasına yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Fattah'ın iddiaları, arkeoloji ve tarih alanlarında tartışmalı olsa da, bu efsanelerin kökenleri ve anlamları hakkında yeni bakış açıları sunması bakımından önemlidir.

4. Bölüm: Avrupa’nın Üstatları- Romalılar

Fattah, bu bölümde Roma İmparatorluğu'nun hiyeroglifleri nasıl kullandığını ve bu yazı sisteminin Romalıların dil ve kültürüne nasıl etki ettiğini inceliyor. Romalıların hiyeroglifleri sadece bir yazı sistemi olarak değil, aynı zamanda bir sanat biçimi olarak da benimsediklerini gösteriyor.

Fattah'ın araştırmaları, hiyerogliflerin sadece Antik Mısır'a ait bir yazı sistemi olmadığını, aynı zamanda Avrupa'nın kültürel ve entelektüel gelişiminde de rol oynadığını gösteriyor.

5. Bölüm: Eski ve Esrarengiz Mısır

Fattah, bu bölümde Antik Mısır'ın dil, kültür ve inanç sistemini hiyeroglifler ışığında inceliyor. Hiyerogliflerin sadece günlük yaşamda değil, aynı zamanda dini törenlerde ve ritüellerde de önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Fattah'ın araştırmaları, hiyerogliflerin sadece bir yazı sistemi olmadığını, aynı zamanda Antik Mısırlıların dünya görüşünü ve inançlarını anlamak için de önemli bir anahtar olduğunu gösteriyor.

Genel Değerlendirme:

Nurihan Fattah'ın Tanrıların ve Firavunların Dili kitabı, hiyerogliflerin sadece bir yazı sistemi olmadığını, aynı zamanda bir dil, kültür ve inanç sistemi taşıdığını savunarak, okuyuculara bu gizemli dünyanın kapılarını aralamaya çalışmaktadır. Kitap, dilbilim, tarih, arkeoloji ve din gibi farklı disiplinlerden yararlanarak, hiyerogliflerin çözümü ve anlamlandırılması konusunda önemli bilgiler sunmaktadır.

Fattah'ın araştırmaları ve yorumları, bazı alanlarda tartışmalı olsa da hiyeroglifler ve Antik Mısır hakkında yeni bakış açıları sunması bakımından önemlidir. Kitap, hiyeroglifler ve Antik Mısır'a ilgi duyan herkes için keyifli ve bilgilendirici bir kaynak olacaktır.

Kitabın Önemi:

Tanrıların ve Firavunların Dili, hiyeroglifler hakkında Türkçe yazılmış en kapsamlı kitaplardan biridir. Yazar, hiyerogliflerin sadece bir yazı sistemi olmadığını, aynı zamanda Antik Mısır kültürünün ve inancının önemli bir parçası olduğunu gösteriyor.

Kitaptan Çıkarılan Dersler:

Hiyeroglifler sadece bir yazı sistemi değil, aynı zamanda firavunların ve tanrıların dilidir.

Hiyeroglifler sadece sesleri değil, aynı zamanda kavramları ve fikirleri de temsil eder.

Hiyeroglifler günlük yaşamda ve dini törenlerde önemli bir rol oynamıştır.

Kitabı Tavsiye Etme Sebebim:

"Nurihan Fattah'ın 'Tanrıların ve Firavunların Dili' isimli eseri, Ural-Altay eteklerinin Türkler'in ata yurdu olduğu konusunu sorgulayan bir bakış açısı sunar. Yazar, bu konunun önceden de şüpheli olduğunu ancak daha da şüpheli hale geldiğini belirtir. Kitap, Ural-Altayların Türkler'in ata yurdu olduğunu kabul etmekle birlikte, bu durumun belirli bir tarihten itibaren geçerli olduğunu savunur.

Yazar, Tanrı'nın yeryüzünü yarattığından beri Türklerin bu bölgeye yerleştirilip yerleştirilmediğini sorgular ve Batılıların kendilerini üstün kabul eden atalarının neden farklı coğrafyalarda dolaştığını ve Türklerin neden Ural-Altay bölgesine sıkıştırıldığını eleştirir. Batılıların atalarının dünyanın dört bir yanında bulunabileceğini savunurken, Türklerin atalarının sadece belirli bir bölgeyle sınırlı tutulmasını sorgular.

Kitap, Asya'da bulunan Issık Göl ile Strabon'un Anadolu'da bahsettiği İssikos Gölü arasındaki benzerliği ve bu adın nereden geldiğini sorgular. Yazar, bu benzerliğin tesadüf mü yoksa bilinçli olarak yapılan bir tarihi çarpıtmanın sonucu mu olduğunu merak eder.

Nurihan Fattah'ın "Tanrıların ve Firavunların Dili" adlı kitabı, Türklerin tarihi kökenleri hakkında sorgulayıcı bir bakış açısı sunarken, tarihi ve coğrafi bağlantıları irdeleyerek okuyucuları düşünmeye teşvik eder."

Tanrıların ve Firavunların Dili, hiyeroglifler hakkında bilgi edinmek isteyenler için mükemmel bir kaynak. Yazar, karmaşık bir konuyu açık ve anlaşılır bir şekilde ele almaktadır. Kitap, hiyerogliflerin gizemli dünyasını keşfetmek isteyen okuyucular için keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

Yanıtla
6
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bilginin peşinde ABD'ye giden enerjik, hırslı, yenilikçi, öğrenmeye hevesli bir gencin dünya çapında etkili başarma hikayesi.
Bir kıvılcım olarak gittiği yurtdışından Türkiye'nin her köşesine uzanan bir alev olarak dönen girişimci lider.
Biyografi kitabı gibi değil başarılı olan bir insanın hayatını ROMAN tadında anlatan akıcı, etkileyici ve sürükleyici bir eser. okurken kendinize rehber edineceğiz birçok tavsiyeleri de bulacağınız mükemmel bir eser. yazar Fırat DEMİREL kalemine sağlık. Kesinlikle okunmasını tavsiye edeceğim bir eser...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Babaya Mektup" kitabı, babaların çocukları üzerindeki etkisini anlamak ve çocukların babalarını nasıl algıladığını görmek için önemli bir kaynaktır. Kafka'nın babasıyla olan karmaşık ilişkisini anlatan bu mektuplar, babaların çocukları üzerindeki otoritesinin ve davranışlarının nasıl algılandığını ve değerlendirildiğini açıkça gösterir. Bu nedenle, bu kitabı okuyarak babaların çocukları üzerindeki etkilerini ve ilişkilerini daha iyi anlamak mümkündür. Bu eseri babalara şiddetle tavsiye ederim, çünkü çocukların gözünden babalarının davranışlarını ve hareketlerini anlamak, daha sağlıklı ve anlayışlı bir baba olmalarına yardımcı olabilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Milliyetçilik fikri Osmanlı'nın son döneminde ortaya çıkmış ve bazı düşünürler tarafından benimsenmiş önemli bir fikir akımıdır. Ve hala günümüzde de etkisini sürdüren ve tartışılan fikir akımıdır. Ziya Gökalp, milliyetçilik akımının en önemli savunucularından ve fikir babalarından olup birçok eser yazmıştır. Bu eser ise milliyetçiliği anlamak adına en başta okunması gereken eseridir. Çünkü eserin içeriğinde Türkçülüğün tarihi, kültür medeniyeti, yazı ve konuşma dili; tamlamalar, edatlar, kipler vs. konularda bilgiler mevcuttur. Diğer yandan estetik, ahlaki, hukuki, iktisadi, düşünsel ve siyasi Türkçülükle ilgili temel bilgiler ve orjinal çıkarımlar bulunmaktadır.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir