Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için alınacak kitapların arasındadır bu kitap. Dikkat çeken görselleri, uygun yazı stilleri, konusu tamamen çocuklara özel. Özellikle ilkokul seviyesinde eğlenceli kitaplar arıyorsanız hemen kaydedin.
Kitabın içeriği ise çocukların hayal gücünü geliştiren ve düşünmeye sevk eden yapıda. Okumak diyince akla sadece kitap, dergi, günlük gibi klasik şeylerin yanında aslında çevredeki her varlığın okunabileceğini gösteriyor.
Benim çocuğum sevdiği için tavsiye ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapları okuyucuda ufuk açan Nurettin Topçu kimdir bu kitapta bunu öğreniyoruz. Aslında sadece onun değil döneminin fikir adamlarının ahlâk, maneviyat ve duruşlarını, ülkemizin günün şartlarında nerede nasıl anlaşıldığı ve aslında kimliğimizi yitirmek ve batılılaşma çabamızın nasıl da yanlış bir yön çizdiği anlatılıyor. Bunu yeri geliyor bir çağın filozoflarından yeri geliyor ülkemizde sade yaşayan bir öğretmenin anlatımından dinliyoruz. Arayışı hiç bitmeyen, yeniliği itmeyen ama onu nasıl ve nerede kullanacağını bilen, sorgulayan bu sorgusunda haddi aşmamaya çalışan Topçu özellikle neden akademik olarak daha yükselmek varken gençleri seçtiğini de burada bize açık ediyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İyi ki roman yazmış. Yoksa zaman nasıl geçerdi. Hayata mizahla dayanırız. İstediği gibi Roman olmayan roman yazmış. Samimiyetle hayatını kurgulayan bir Rock star, çok okuyan, yalnız olmak isteyen ama yalnız ölmekten korkan, çevresindeki insanları üzmek istemeyen, yıllarca biriktiği dostları olan, iyi giyinmeyi, ayakkabıları seven, iyi bir baba olmaya çalışan ama hep yetersiz hisseden. Argo dili bol. Derinliği olan bir kitap bulacaksınız. Final yine kafede kitapevinde. Hayatın anlamını çok kitap okuyarak ulaşmaya anlamlandırmaya adanan bir ömür
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Afgan Türkistanı'nda Bir İngiliz
Milletlerin dünya sahnesindeki rekabetleri hiç bitmez. Coğrafi keşiflerle başlayan sömürgecilik yarışı sonrası dünyayı paylaşamayan emperyalistler gözlerine kestirdikleri coğrafyalara tüm güçleriyle yüklenirler. Altın yumurtlayan kaz gözüyle baktıkları ülkeleri üzerinde tüy kalmamış kazlara çeviren sözde hümanist Batılılara onlardan olduğunu iddia eden Rusya’da katılır. Rusya’nın ilk ve kolay hedefi Türkistan’ın önünde üzerinde güneş batmayan bir sömürge imparatorluğu kurarak Hindistan’ı mesken tutan İngiltere vardır. İngiltere ve Rusya’nın Asya’daki temas noktası ise Afgan Türkistanı’dır.

Türkistan üzerinde iki emperyalist devletin karşılaşmasında ilk aşamada çatışma zuhur etmez. Sun-Tzu’nun prensibi gereği savaşmadan kazanmanın peşinde olan Rusya ve İngiltere emperyal planlarına diplomasi yoluyla ulaşmayı hesap ederler. Zira büyük coğrafyaları kısıtlı askerle kontrol etmek zorunda olan İngiltere de bazı bölgelerde taşeron kullanmayı uygun görür. En nihayetinde diplomasi yoluyla kendilerinin olmayan toprak üzerinde sınır çizmek isteyen iki sömürgeci güç antlaşma masasına oturur. Her antlaşmanın temiz bir masası olduğu gibi çileli de bir sahası vardır. İşte sahaya çıkan subaylardan birisi Charles Edward Yate Rus-İngiliz subaylarından oluşan Afgan Sınır Komisyonu’nda görev yapar. 1885’ten itibaren yaklaşık iki yıllık görev süresince ülkesine izlenimlerini mektup şeklinde yollar.

İlk aşamada yazılanların mektup olması akla gayri resmi bir üslubu getirebilir. Ama işin aslı mektuplar ciddi ve resmi özelliğe sahip rapor şeklinde kaleme alınır. Yate’nin sınır tespit komisyonun İngiliz tarafının başındaki isim West Ridegeway’in yardımcısı olması olayın birinci elden anlatımını olanaklı kılar. Yate her şeyden önce bölge konusunda zengin donanımıyla öne çıkar. Kitapta hayatına dair detaylı bir özgeçmiş olmamasına karşın yazdıklarından diplomatik ve askeri yetenekleri anlaşılır. Ama buna karşın Türkçe bilmemesi handikaptır.

Yate yorumlarını dile getirirken yüksek gözlem gücünü sürekli kullanır. Her ne kadar anlattığı olayın ana teması sınır tespiti olsa da çoğu zaman merkezden uzaklaşarak yorumunu farklı konular üzerine de görüş bildirir. Bu açıdan eseri seyahatname özellikleri gösterir. Misal karşılaşılan sosyal konular ve gündelik yaşama ilişkin anlatılar ihmal edilmez. Rusların ve İngilizlerin tabiiyetindeki insan gruplarına ilişkin değerlendirmeler ise çok detaylıdır. Misal Rus Kozakları nerdeyse her şeyleriyle tanıtılır.

Yazarın asker olması anlatısının şekillenmesine en etkili amildir denilebilir. Zira coğrafi bilgisi her satırda kendisini gösterir. Topoğrafik bilgisi ile komisyonda ne denli etkili olduğu anlaşılır. Zaten Yate, arkadaşlarıyla sınırı belirleyen taşları yerleştirirken sık sık coğrafi bilgilendirme yapar. Bakış açısını İngilizlerin avantajlarına ve dezavantajlarına odaklayan Yate güçlü anlatımıyla öngörülerini okuruyla paylaşır. Bölgedeki aşiret, boy ve halkların İngilizlere karşı tutumunun ne olduğu sık sık belirtilir. Yine bölgede Afganların eliyle Ruslara karşı bir cephe kurma fikriyle hareket eden İngilizlerin Afganlarla olan ilişkisine geniş yer ayrılır. İngilizlerle Afganların arasının iyi olduğu fikrini vermek isteyen bunu açıkça belirten Yate, bazen karşılaştıkları olumsuzlukları da ifade etmekten geri durmaz. Yani dikkatle bakılırsa Afganların İngilizlerden rahatsızlığı zımnen de olsa Yate’nin yazdıklarının alt metninde kendisini gösterir.

Yate her ne kadar İngiliz tarafını anlatsa da Rus tarafının başarılı faaliyetlerinin altını özellikle çizer. Bu yaklaşım denenmiş uygulamaların yansıtılması açısından İngiliz tarafına örnek gösterme çabası şeklinde ele alınabilir. Zira sömürü prensiplerinin uygulayıcıdan bağımsız bir halde esasta uyuştuğu bilinir. Bununla birlikte askeri bilgiler istihbarat dökümü şeklinde anlatılır. Bu bilgilerden yola çıkarak Rusların zaaflarını bile tespit etmek mümkündür. Rusların zaafları İngilizlerin işini kolaylaştırması muhtemel etmenler üzerinden sunulduğundan Yate’nin pragmatik hedefleri yer yer açığa çıkar.

Yate, Afganistan’ın yerli unsurlarına askerce bir bakış atarak sosyal yapının röntgenini çeker. Bu açıkçası coğrafyadaki demografik dağılımın en ince detaylarına kadar inildiğinin göstergesidir. Anlatanın istihbaratçı kapasitesi hesap edildiğinde, mektupların normal seyahatname statüsünden çıkması normal karşılanabilir. Bir asker için zinde bir idman sayılan avın sürekli yapılması, bölge yerlilerinin savaş esnasındaki yaklaşımlarını çözümleme çabası olarak yorumlanabilir. Her etnik grubun İngilizlere karşı sosyal tepkisi ölçülürken askeri kapasite de dikkatten kaçırılmaz.

Anlatımın bölge tarihine güçlü değiniler içermesi Yate’nin Afganistan’ın geçmişine dair zengin bir okuma tecrübesini kanıtlar. Bazen kendisinden önce gezen seyyahları referans göstermesi onun donanımını vasatın üstüne çıkarır. Yazar sadece siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel yapı gibi bir raporun ana bölümlerini ele almakla kalmaz. Bazen mitolojik bir anlatım, menkıbe, efsane ya da dini inanışı bile satırlarına taşıyarak anlatısını çok boyutlu hale sokar. Bu yoğun anlatının içinde günlük yaşantı, karşılaşılan ilginç olaylar, sohbetler, iklimden ve yolculuktan kaynaklanan sorunlar da yer yer satırlar arasında kendisini gösterir. Anlatının bir mektup ya da yaşantı içeren bir günlük hüviyetine büründüğü bu kısımlar askeri bir raporun serencamından okurun uzaklaşmasına sebep olur.

Bölge coğrafyasının eski-yeni yerleşim yerlerine ve etnik dağılımına dair birinci elden bilgiler içermesi eserin kaynak kıymetini arttırmaktadır. Özellikle Türkmen kabilelerin yerleşimi Türkistan’ın tarihine dair önemli bilgileri muhatabına kazandırmaktadır. Yine eserin ehil bir el tarafında tercüme edilmesi, okura ve araştırmacıya ilişkin kolaylıkların bu sayede okuma tecrübesine eklenmesini sağlayıp, Yate’nin yazdıklarını sıradan mektup olmaktan çıkarıp önemli bir kaynak yapar. Misal Afgan Türkistanı’nda bir boy ya da yer üzerine çalışma yürütenlerin Yate’nin notlarına bakmadan araştırmasını sonuçlandırması beklenmez.

Sonuçta bir İngiliz subayının ülkesinden binlerce kilometre uzakta kar-kış ve soğuk-sıcak demeden yüksek görev bilinciyle hareket ederek yazdığı mektuplarından oluşan eser Türk okurunun ilgisine sunulmuştur. Aslında dikkat çekilmesi gereken konu buradan zuhur etmektedir. Soydaşlarımızın olduğu coğrafyayı emperyalistlerin eline düşmeden önce araştırmak Türk bilimine düşer. Ama bu konuda geride kalmamız bir İngiliz’in bakış açısına göre ata toprağımızı tanıma talihsizliğine duçar olmamıza neden olur. Buna rağmen eserin tercüme edilmesi en önemli teselli konumuna yükselir. Zira bu tarz eserlerin literatürde artması her türlü takdire şayandır. Bu eserler arttıkça ata toprağımız okurumuz ve Türk insanı için daha çok manidar hale gelecektir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okul öncesi ve birinci sınıf çocukları için satranca giriş kitabı. Bol resimli, dinamik bir anlatımı var. Taşları, temel hamleleri bir satranç büyükustasının gözünden ve hayatından yola çıkarak anlatıyor. Çocuklara gerçek başarı örnekleri ve alanında kendini kaıtlamış isimlerin biyografilerini okumayı faydalı buluyorum, tabii yaşlarına uygun şekilde. Kitabın sonunda satranç terimleri için iki sayfa ayırmış. Çocuğun merak duyması ve ilgi alanını keşfetmesi için imkân tanıyor bu kitap da. İllüstrasyonları sade ve güzel. Çevirisi Mehmet Erkurt'a ait, kolay anlaşılır ve yetkin. Satrançla ilgili nitelikli çocuk kitabı bulmak zor olabiliyor ama bu iyi bir örnek, Türkçe yayımlanması beni sevindirdi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tekin Şener’in şehir odaklı denemeleri, insanı, zamanı, hafızayı ve mekanı bir arada düşünerek kentin özüne dair güçlü bir bakış sunuyor. Sivas’ta yaşayan hocamız, şehir konusunun her meselenin ortasında durduğunu belirterek çok yönlü bir anlatımla şehir yazılarına odaklanıyor. Yazma amacını ise kenti her yönüyle düşünmek, tartışmak ve politik, düşünsel, edebi bir mesele haline getirmek olarak ortaya koyuyor. Şehre kulak vermenin gerekliliğini vurgulayan bu yaklaşım, kentlerin yalnızca fiziksel mekanlar değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın ve insan varoluşunun merkezleri olduğunu hatırlatıyor.
Kitabın başlangıcındaki tanım ise oldukça etkileyici: “Benzerliklerin benzemezlikleri kuşattığı ama bastıramadığı insan yerleşimine şehir denir.” Bu cümle, şehrin hem farklılıkları barındıran hem de onları kuşatan bir bütün olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ömer Erdem’in kalemi, çocukluk ve modern zamanlar arasında kurduğu köprüyle insanın varoluşuna dair derin bir bakış sunuyor. “Günler Çözüldükçe” kitabıyla tanıdığım Erdem, bu kitabında çocukluğunun doğasına dair gözlemlerini de incelikle işliyor. Onun yazılarında çocuk, yalnızca bir dönem değil, insanın anayurdu olarak beliriyor. “İnsanın anayurdu çocukluğudur” cümlesi, geçmişin izlerini bugüne taşıyan güçlü bir hatırlatma. Modern zamanların oyunu yeniden kurduğunu, anne ve babasıyla oynamadan büyüyen çocuğun başkalarının oyuncağına dönüşeceğini vurgularken, aslında insan eylemlerinin kalıcı ve ahlaki değerinin çocukla başladığını söylüyor. Çocuk, bütün sebeplerden sıyrılmış ortak bir varoluş olarak, insanın en saf ve en güvenilir kaynağıdır. Erdem’in bu gözlem gücü, ayrıntılardaki gizemi anlamlandırma yeteneğiyle birleşerek edebiyatın özünü hatırlattığını düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok güzel bir kitap, herkesin okumasını isterim. Gerilim olarak yavaş bir ilerleyişi olsa da heyecanı hiç eksilmedi. Gizem-gerilim-psikoloji üçlemesine güzel bir örnek oluşturuyor. Kitap; cinayet soruşturması ile psikoterapi arasında, akıcı, merak duygusunu hep canlı tutan, sıkılmadan okunacak bir eser. Anlatımı oldukça akıcı, finali gerçekten çok başarılı ve tam anlamıyla ters köşe bir kitap. Ters köşe sonlardan hoşlanıyorsanız, çok seversiniz. Sonuna kadar merakınızı yüksekte tutuyor. Güzel kitap. Polisiye ve gizem seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Agatha Christie hayranı olarak bu kitaba puanım 10/6 oldu. Açıkçası ilk 100 sayfası benim için biraz yavaş ilerledi. Cinayet işlendikten sonra tempo toparlanır gibi oldu fakat bir süre sonra tekrar durağanlaştığını hissettim. Ayrıca karakter sayısının fazla olması bazı yerlerde kafa karıştırıcıydı ve bu yüzden okurken biraz karışık geldi.

Yine de trende işlenen bir cinayet olması bana biraz Doğu Ekspresinde Cinayet atmosferini hissettirdi, bu kısmı hoşuma gitti. Katili ise tahmin edemedim; aklımda başka biri vardı ama yine şaşırttı.

Bir de kitabı, Agatha Christie’nin hayatında zor bir dönemden geçerken yazdığı bir eser olduğunu düşününce, bence ortaya etkileyici bir hikâye çıkmış. Her ne kadar benim için çok akıcı bir okuma olmasa da, yarattığı atmosfer ve finaldeki şaşırtıcılığıyla kendini tamamlayan bir kitaptı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her şeye rağmen Svetoslav Milarov'un hayatı ve zindanlardaki 2,5 yılını okumak güzeldi. Ben eserde biraz daha 1870'lerdeki zindanların detaylarını ve Osmanlının durumunu bekliyordum, fakat pek öyle ilerleyen bir metin olmadı. Bulgar yazar daha çok zindanlardaki mahkumların hayat hikayesine yer vermiş. Bu hususta bazı hikâyeler ilgimi çekse de bazıları sıkıcıydı. Kitap Yayınevi'nin kitaplarını yakından takip ediyorum, daha önce 4-5 kitabını daha okumuştum, çok değerli kitaplar yayımlıyorlar. Bu kitabı da çevirmeleri çok kıymetli.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir