Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fernando Pessoa'nın "Huzursuzluğun Kitabı" adlı eseri, modernist edebiyatın önde gelen eserlerinden biridir. Pessoa, kitap boyunca insanın iç dünyasının derinliklerine inerken, varoluşsal soruları sorgular ve evrensel temalara dokunur. Eser, yalnızlık, özlem, aşk, ölüm ve varoluş gibi temalara odaklanırken, aynı zamanda modern yaşamın karmaşıklığını ve belirsizliğini de ele alır. Pessoa'nın benzersiz üslubu ve derin düşünceleri, okuyucuları düşündürürken, aynı zamanda edebi bir ziyafet sunar. "Huzursuzluğun Kitabı", Pessoa'nın edebi dehasını ve insan varoluşunun karmaşıklığını keşfetmek isteyen herkes için eşsiz bir okuma deneyimi sunar.




Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Homeros’un ulu savaşçısı Achilleus… Su tanrıçası Thetis ile Pinthia kralı Peleus’un yarı ölümlü oğlu…Troyalıların korkulu rüyası…

Tüm bu tanımlamarından arınmış, savaş meydanının dışında, kuşandığı zırhından, başlığından, mızrağından ayrı olan yüzünü tanıyoruz onun, aşık kalbine dokunuyoruz.

Tüm hayatını, inişlerini, çıkışlarını, lirinden dökülen şarkılarını dinliyoruz bu kitapta. Her şeyden önüne koyduğu şöhretinin, gururunun, onu ve biricik Patraklos’unun sonunu nasıl getirdiğine tanık oluyoruz. Buzlar kraliçesi Thetis’in bile sonunda bu aşka nasıl boyun eğdiğini acı hıçkırıklarla okuyoruz.

Madeline Miller, Kirke’nin yazarı, betimleme ustası… Achilleus’la Patraklos’un yaşadığı aşk sahnelerini bir nakış gibi işlerken, savaş sahnelerinde yüreği ağza getirmeyi başarıyor. “Çok uzadı bu savaş” dediğiniz sırada aksiyonun tam ortasında buluyorsunuz kendinizi ve kitabı bir çırpıda bitiriveriyorsunuz.

Achilleus’un Şarkısı, dinlemeye değer…
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Didem Kazan Sol, ilk öykü kitabı Kusura Ayna'da özellikle içerik anlamında farklılığı bambaşka bir yere taşımış. Patates tanrısına inanan ve kendini o tanrının elçisi olduğunu düşünen karakterden, gökten kutu kutu yağan rimellere, kuyruklu kadından, hükümdarın kusurlarına ayna olan "r" harfine düşman karaktere, mahallede ansızın kaybolmaya başlayan kedilerden hayalindeki masallarda tatmin olan kadına kadar. Yazarın kaleminin parlak olduğunu, ilk kitabından ışığını verdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bunca farklı öyküyü düşünebilmek ve kurgulayabilmek hakikaten önemli iş. Yazar çoklu anlatıcı kullanmayı seviyor fakat bu tip anlatıcının olduğu öyküler kitapta anlatım açısından sorun yaşıyor. Kitapta çoklu anlatıcının olmadığı öykülere baktığımızdaysa yazarın rahatlıkla birinci şahıs ya da üçüncü şahıs anlatıcıyla iyi anlatıma sahip metinler kaleme alabildiğini de görüyoruz. Yine de ilk kitap olarak başarılı bir eserle karşı karşıyayız.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okumakta zorlanacağımı düşündüm fakat öyle olmadı. Analiz edilen rüyaların ilgi çekici yanı pek olmadığı için ya da belki de aynı şey durmadan tekrarlandığı için bilmiyorum, bir noktada sıkıldığımı hissettim. Yine de elbette yüzeysel bildiğim bu konuda derinleşmemi sağladı. Kendi rüyalarımı incelediğimde bulduğum bağlantılar da hayli sıkıcıydı. Sanırım her rüya sandığımız gibi aşırı derin noktalara temas etmiyor ve incelmesi de pek de gerekli değil. O dönem için bunları nasıl düşünmüş, keşfetmişsin hala şaşıyorum be üstad.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihi hadiseler bazı durumlarda romanlar ile daha güzel anlatılıyor. Açlık sefaletin sonucunda şuurunu yitiren insanlar düşünce melekelerini yitirmişçesine dans ediyorlar. Tabi bu durumun sosyal, ekonomik ve inanç temeli de mevcuttur. O dönemin baskıcı ve reformist akımlarının arasında kalan insanların durumu, romanda ustaca kaleme alınmış. Çeviri eser olduğu için bazı kısımları sıkıcı olsa da okunması gereken bir eser. Eserden dili muhtevasından kısaca örnek vermek gerekirse: "Biri önde öbürü arkada, topuklarını, ahenkle vura vura, parmaklar iç içe geçmiş, birbirlerine bir yaklaşıp bir uzaklaşıyorlar, kendi etraflarında dönüp tekrar birleşiyorlar ve baştan başlıyorlar."
Yanıtla
4
3
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanların avcı toplayıcıdan tarım toplumuna geçişte oluşturduğu kölesel süreçten sanayi devrimiyle emekçiye(proleter) evrilirken daha fazla çalışma fakat daha az kazanç ile daha büyük sefaletin içine düştüğünü , bu çalışma sürecinde yetersiz beslenmeden , olmayan boş zamana kadar doğru eleştirel bakış açısını yansıtan ve şimdilerde kuzey avrupa ülkelerinde uygulanmaya başlayan 4 saatlik çalışma önerisini uygulamaya koymaları bile yazarın doğru bakış açısını göstermektedir. İnce ve çabuk bitsede kitap bizi düşünmeye iten değerli bir yapıt.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazmayı düşünenler için faydalı olacaktır.
Kitap benim için üç kısımdan oluşuyordu. İlk kısmı, yazarın kendi yazma deneyimlerini aktardığı samimi bölüm.
İkinci kısım, yazın sanatıyla ilgili ders kitabı niteliğinde bilgilerin olduğu ve bazı öykülerin analiz edildiği bölüm. Son kısmı, çeşitli yazarlardan alıntıladığı "nasıl yazmalı" sorusuna cevapların ve yazarın edebiyatla ilgili genel yorumlarının olduğu "Ekler" bölümü.
Ayırdığım bu bölümlerden en çok son kısmı beğendim. İkinci kısımın çoğu bölümü fazlalık olmuş. Özellikle mektup ve günlük tanımları gibi bilgiler kitabın amacına ters düşmüş.
Yazarın derlediği geniş yelpazeli alıntılar çok kıymetli, bunun için teşekkür ederim ancak kitabın başlığına ve amacına uymayan bölümler kitaptan çıkarıldığında daha özel bir eser haline geleceği kanaatindeyim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Merve Yakut'un ilk öykü kitabı Caravaggio Kırmızısı on dört öyküden oluşuyor ve tıpkı ismi gibi sanatla iç içe geçmiş öyküleri barındırıyor. Resim tarihinde önemli bir yeri olan Caravaggio’nun aykırı üslubu metinlere sinmiş. Farklı bir zihinden doğduğu çok belli olan bu öyküler, kurguları ve içerikleriyle farkını ortaya koyuyor. Yazarın diliyse genellikle usul usul akıyor. Fazlasıyla estetik bir cinsellik anlatımını görüyoruz. Özellikle kitaptaki ilk öykü olan “La Femme De Chambre” bölümlü yapısı, Fransa’da bir otelde housekeeper olarak çalışan bir kadının yaşadıklarının anlatımı metnin akılda kalmasını sağlıyor. Kitabın açılış öyküsü olarak oldukça güçlü. Yazarın Georges Perec hayranlığını ise “Malum Harfi Hiç Kullanmadan” adlı öyküde görüyoruz. “E” harfini kullanmadan roman yazan Perec’e nazire yaparcasına bu öyküde Merve Yakut, bu harfin lipogramıyla metni kaleme almış. Bu öykü Caravaggio Kırmızısı içinde biçimiyle öne çıkıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Vicdansız saldırı taktiği, acımasız ve kötü niyetli insanların birebir uyguladığı yöntemdir. Kendileri sevgisizliğe, güvensizliğe, terk edilmeye ve çeşitli istismarlara maruz kaldığı için etraflarında mutlu, keyifli, iyi kişiler görmeye dayanamazlar. Onları da kendileri gibi kötü ve karanlık şekilde düşünüp saldırırlar.” (Selim Geçimli, Hayatın Zorluklarına Karşı Güçlenme Sanatı). Yazar, bu kitapta zorluklar karşısında bir rehberlik ışığı sunuyor. Fırtınalı denizlerde limana ulaşmak için nasıl gardımızı almamız gerektiğini anlatıyor. Değersizlik, yalnızlık, sevgiye layık olmama gibi hepimizin yaşadığı duygularla başa çıkmanın ve kendimizi sevmenin yollarını gösteriyor. Yazarın bu kitapla birçok insana ilham kaynağı olduğunu ve hayatlarında önemli bir fark yarattığını görmek mümkün. Zorluklarla mücadele eden, daha güçlü bir insan olmak isteyen, fırtınaların kaptanı olup limana sağ salim ulaşmak isteyen herkes için bir başucu kaynağı. Tüm kitapseverlere tavsiye ediyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İvan İlyiç'in Ölümü, adından da anlaşılacağı gibi nasıl biteceğiyle ilgili hiçbir şüpheye yer vermiyor. Bunun yerine İvan İlyiç adındaki, her yerde karşılaşabileceğimiz 'sıradan bir adamın sıradan ölümüne kadar olanları, hem kendi gözünden, hem de çevresindekilerin bakış açısından tasvirini' okuyoruz. Benim için yavaş ama bol düşünmeli bir okuma oldu. Kelimelerin ardında yatan anlamlar bu düşünme süreciyle derinlik kazandı. Bir bakıma öz eleştiri yapmamı da sağladı. Sonuçta ben de "tüm varlığımla biliyorum bunu. Ne var ki buna bir türlü alışamadığım gibi, bu gerçeği anlayamıyordum da."
Ölüm üzerine, her gün şahit olduğumuz bu olayı bir gün bizim de yaşayacağımızın idraki üzerine; ölen bir adamın penceresinden, neredeyse yaşamış kadar olduğum ve Tolstoy'u bu konuda takdir ettiğim bir romandı.
❝Şimdi buradayım, az sonra da orada olacağım. İyi de orası neresi?❞
❝Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam, bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?..❞
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir