Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk olarak 1965 yılında yayımlanan Yanık Saraylar'ın öykücülüğümüzde özellikle yeni biçimlerin kullanılmasında önemli bir yeri bulunmaktadır. İçinde altı öykü yer alan kitap biçimci yanı ve farklı anlatım şekliyle öne çıkmaktadır. Özellikle öykü başlarında manzum formda başlayış, düzyazı halindeyken de noktalama yerine tire işaretinin kullanımı, tamamen büyük harfle yazım, bitişik kelimelerle yazım gibi unsurlar söz konusudur. Keza kitabın en hacimli öyküsü “Ah Ya Rab Yehova”nın baş kısmında Tevrat dilinin kullanımını görürüz. Ayrıca öyküde ana karakter Bilal Bey'in güncesi de yer almaktadır. Bu öykü daha sonra 1982 yılında Sahibinin Sesi adıyla yazar tarafından tiyatro oyununa da uyarlanmıştır. Sevim Burak’ın bu kitaptan yıllar sonra yayımlanan ve deneysellik açısından edebiyatımızda yayımlanmış üst seviye eserlerden biri olan Afrika Dansı’ndaki öykülerin izlerini Yanık Saraylar’da görebiliyoruz. Yanık Saraylar benzersiz, tamamen Sevim Burak’a özgü anlatıma sahip, özel bir yapıt.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sahipkıran, nam-ı diğer Hamzaname,

Sahipkıran’ın kâh ruy-i zeminde kâh kuf-u kaf’ta, hakikatın eline sarılıp tahkiki bir iman ile zalime ve zulme karşı mücahedesi.

Bir anda bizi Peygamber efendimizin dünyayı teşriflerinden öncesi bir zamana götüren, ateşperest Keykubat’ı oğlu Nûşirevân’ı, Hoca-ı Dâna’yı, Amr-ı Ayyar ve daha nicelerinin yer aldığı bu soluksuz seyri sülükta, edebinden zerrece şaşmayan bir gönül hikayesi de mevcut.

Bize de bolca nasihat eden ve de yol gösteren nadide bir eser, hem zengin bir anlatıma tanıklık etmek hem de içinde barındırdığı derin mesajlardan ilham almanız dileğiyle.

Selamlar.
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tam beklediğimi bulduğumu söyleyemem kitapta. Roma, Çin, Hint, Part (İran çevresi), Palmira (Suriye), Yahudiye (Filistin) coğrafyaları ve medeniyetlerinin Milat civarı dini akımları, bu dini oluşumların toplumda nasıl karşılık bulduğu ve yönetimle nasıl ilişki kurduğunu örnekleriyle anlatmış. Romanın çok tanrılı inanç sistemi ile yerel dinlerin etkileşimini, Yahudilerle hangi çatışmalar yaşadığını, Çin'i bir dönem yöneten Wang Mang'ın Konfüçyüsçülüğü kullanarak iktidarı ele geçirdiği ve sonrasında yaptığı hataların hayatına mal olduğunu ve hangi dinamiklerin bu sonuca götürdüğünü detaylıca açıklamış.
Yanıtla
4
2
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Pek çok konuda klişeler görüşümüzü belirliyor. 150'likler denilince dindarlara haksızlık yapıldığı hemen akla geliyor. Oysa listeye bu nedenle giren çok az kişi var. Listede olanların çoğunun yurda döndükten makul bir süre sonra ve hislerinden arınmış şekilde durumlarını değerlendirdiklerinde, sürgüne gönderilmelerinin kendileri için daha iyi olduğu sonucuna ulaşacaklarını düşünüyorum. Bu olmasaydı yürürlükteki kanunlara göre İstiklal Mahkemesinde yargılanacaklardı. Kitap bu ana fikrini sürgün edilenlerin çocuklarının devlet görevi almalarında haksızlığa uğramadığı görüşüyle destekliyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı yetkilileri ile Alman Askeri Heyet üyeleri arasında yaşanan ve diğer örneklerde de görüldüğü üzere iletişim sorunu yani Almanların Türkleri küçük görme eğilimi bu kitapta da kendini gösteriyor. Fakat bu Almanların her istediğini yaptığı anlamına gelmiyor. İmkansızlık ya da yeterli tedbirlerin alınmamasından kaynaklanan sorunlar Almanlar tarafından aynı şeymiş gibi eleştiriliyor. sonuçta bu ilişkiden Türk tarafının önemli çıkarımlar da yaptığını düşünüyorum. Yazar doktor olmasına karşılık, tıp dışında siyasi ve askeri konularda da değerlendirmeler yapmıştır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap iki yönden dikkat çekici. Birincisi Trablusgarp'a sürgün edilen Osmanlı aydınlarının oradaki gündelik yaşamı. İkincisi Mütareke Döneminde ülkesi için mücadele edenlerin sahipsiz kalması sonucu yaşadığı çaresizlikler. Nitekim Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey haksız yere idam edildiler. İdam edileceğine inandığı için hapisten kaçan Diyarbakır Valisi Reşit Bey ise yakalanacağını anladığında intihar etti. öldüğünde üzerinde bulunan hatıra defterinde bazı eksik kısımlar var. Bu haliyle de çok önemli. Tarih ibret alındıkça topluma fayda sağlıyor. Bu küçük kitapta ibret alınacak çok şey var.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı sevdim. Yazar 1900-1901 yıllarında yapmış olduğu bir gezide arkadaşı ile başlarına gelenleri hikayeleştirmiş.

Tuna nehri üzerinde arkadaşı ile kano turu yaparken, şiddetli rüzgar ve suların yükselmesi sonucunda söğütlerle dolu bir adaya sığınmak zorunda kalıyorlar ve olaylar başlıyor.

Gece boyunca rüzgar sesi ile karışan tuhaf sesler, çadırlarının üzerine düşen korkunç söğüt gölgeleri gibi ürkütücü ögeler görüyorlar. Korku ortaya çıkınca akıl da yerinden çıkıyor tabi. Yazarın İsveçli seyahat arkadaşı da korkusunu belli ediyor ve kitabın sonlarına doğru anlattığı düşünceleri yazarı iyice geriyor.

Kitabın sonu da enteresan bir şekilde bitiyor. 80 sayfa boyunca yazarın cümleleri ile kendinizi o mekanlarda söğütlerin arasında hissedebilirsiniz. Çok güzel betimlemeler var. Hayal gücünüz sizi de korkutabilir mi?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Toplumcu gerçekçi bir yazar olan Ümit Kaftancıoğlu, bölgesel ve yerek söyleyişlere yer vermiş on üç öyküsünde. Dipnotlarda ne anlama geldikleri belirtilmiş. Capcanlı bir anlatımi var yazarın. Sanki film izliyorsunuz. Elbette ki toplumsal eleştiri de içeriyor. Ülkemizin zor bir coğrafyasında, yoksulluk, eğitimsizlik ve zor doğa koşulları... DÖNEMEÇ öyküsü TRT ödüllü... Hazıra ve kolaya çabuk alışmış günümüz insanı için, nelerle mücadele etmek gerektiğinin yok haritası sanki. Yazdıklarından hoşlanmayanlarca hedef gösterilip, pusuya düşürülerek öldürülen yazarın anısına saygımla... Lütfen okuyunuz...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aslında bu kitapta bir kitap kurgusunun üstüne bir kurgu yapılması ve kaleme alınmasını görüyoruz. Dünyaca ünlü roman olan Robinson Crusoe kurgusunun üzerine kurgu yazılan ve başarılamışın başarıldığı bir roman.

Foe, kadın bir anlatıcı tarafından anlatılmakta ve ayrıca bu kitapta kölelik, sömürgecilik, Avrupa yaşamının mahalle araları konularından da bahsediliyor.

Kitabın sonu her ne kadar ilginç bir şekilde bitse de, anlatım ve akıcılık olarak anlaşılır bir ifade var ve okunduğu zaman üzerinde düşündüren çok güzel cümleler var.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kitapta kullandığı teknik bilinç akışı tekniğidir ve wirginia wolf bu tekniği bu kitapta en iyi uyguladığı kitaplardan biridir. Bu teknikle birlikte zaman ve mekan iç içe geçtiği için sürekli değişen karakterlerle okuyucu olarak bizler ters yüz olabiliyoruz. Bu sebeple anlaşılması zor bir kitaptır Mrs. Dallowey.

“Tenime ilk kez bir erkek eli değdiği zaman cennetten bir kapı açılır, gülüşü tenime dokununca dünyalar benim olur ve bütün ömrümü ona adarım sanmıştım. Vücuduma bıraktığı tohumun her zerresinin hayat boyu birlikte takipçisi oluruz; kimse kırıp incitmesin diye gözümüzden sakınıp en iyi okulların en iyi sınıflarında yer alması için canımızı dişimize takarız demiştim.

Nereden bilirdim ki bu dünyanın Günahkârlar Sarayı’na tahsis edildiğini...” (syf 43)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir