Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Siberpunk'ın kutsal kitabı
William Gibson’un, yazıldığı zaman (1984) düşünüldüğünde insanı şaşkınlığa uğratan vizyonu ile kendinden sıklıkla söz ettiren kitabı neuromancer (ya da kitaptaki çevirisiyle nöromansçı) siberpunk akımı ile özdeşleştirilmiş dikkat çekici bir yapıt. Bu etiketten de anlaşılabileceği üzere odağına siber dünyayı alan kitap; insan yaşamının ve hatta bedeninin bilgisayarlar ve yapay zekâ ile bütünleşmesi, siber dünyanın öngörülemezliği ve sınır tanımazlığına dair kehanetleri ile gördüğü saygıyı kuşkusuz hak ediyor. Henüz internetin ortada olmadığı ve bilgisayarların sıradan insanın kişisel kullanımına girmediği bir çağda internet ve yapay zekânın geleceğine dair öngörüleri ile şaşırtıcı olduğu kadar, bilimkurguda kendine özgü bir alan açmasıyla da ilginç Neuromancer. Kuşkusuz giderek makineleşen insan ve yapay zekâ bilimkurgu dünyası için yeni temalar sayılmaz ve Asimov ve Heinlein gibi çeşitli yazarlar tarafından çeşitli şekillerde üzerinde durulmuş konular. O halde kitabı sıra dışı kılan ve hak ettiği üne kavuşturan şeylerin neler olduğunu sorabiliriz. Bunun için hikâyeye geçmeden de bir miktar bilgi vermek gerekiyor.

Öncelikle kitabın yarattığı matris (siber uzay) dünyası ve insanın sanal dünyaya entegre olması fikrinden bahsedebiliriz. Evet, kitap matrix filminden on beş yıl kadar önce bu filmdeki bazı fikirlerin çekirdeğini ortaya atmış ve büyük olasılıkla filme de etki etmiş. Kısaca; bağlanarak duyularımızla algılayabileceğimiz bir sanal dünya söz konusu. Elbette durum filmdekinden biraz daha farklı ve bu sanal dünya insanların içinde yaşamasından çok ticari faaliyet amaçlı yapılmış, bir çeşit grafik ara yüzlü internet sistemi; her şeyin bağlı olduğu bir ağ. İnternetten farkı içine ekran yerine duyu organları ile girilebilmesi. İkinci olarak; yine yazıldığı tarih açısından sıra dışılığı ile göze çarpan birkaç fikre özellikle vurgu yapmak gerekir. Bunlar; insan bilincinin tamamen bilgisayar ortamına aktarılabilmesi; insanların beyin implantları aracılığı ile yapay zeka tarafından yönlendirilebilmesi ve başka bir insana bağlanabilmemiz (onun gibi görüp hissetmemiz) olarak ifade edilebilir. Bilinç aktarımı, bir insanı tanımlayan tüm özelliklerin bilgisayar ortamında simüle edilebilmesi anlamına geliyor. Tüm becerileri, zayıflıkları iyi ve kötü yanlarıyla insanı “ben” yapan şey beyinde kodlanmış bilgiler ise bunların bilgisayara aktarılması ve orada tekrar hayata kavuşabilmesi neden mümkün olmasın diye soruyor Gibson. Tabi, aynı nedenlerle insan beyninin yapay zekâyla kontrolü de mümkün oluyor (yapay zekâ için bile zor bir iş olsa da). Yine yaşayan birisinin bedenine girip onunla aynı anda aynı hisleri yaşamak da çipler ve iletişimin halledemeyeceği bir şey değil.

Kitabın gelecek vizyonu burada bitmiyor; İnsan vücudunun modifikasyonu; organların mekanik organlarla değiştirilmesi-geliştirilmesi, yaşlanmanın durdurulması, vücuda takılan implantlar sayesinde ekstra özellikler (parmaklara bıçak takabilme, görüş kabiliyetini arttırma vb.) kazanma, sinir sisteminin modifikasyonu (daha hızlı tepki verme, iş yapabilme becerisini arttırma vb) gibi olaylar (Örneğin terminatörün görüşü gibi bir ekran) geleceğin siber dünyasına dair bir tablo çiziyor. Dahası kriyojeni yani insan dondurmanın ilginç sonuçları ile karşılaşıyor ve yapay zekânın “sınırsızlığına sınır çizmek” için kurulu bir polis birimi olan “Turing” ile karşılaşıyoruz.

Tüm bu fikirlerin bazıları; istediğimiz yere götürebildiğimiz iletişim araçları ile tüm dünya ile bağlantı kurabilen ve bilinçleri evlerindeki film platformları tarafından bilimkurgu-aksiyon filmleri ile tekrar tekrar doldurulan bizler için çok sıra dışı olmayabilir. Ancak 1984’ün dünyasında bunların ne kadar uzakta olduğunu düşünerek Gibson’un öncülüğünü anlayabiliriz. Kaldı ki Gibson’un fikirleri günümüz açısından bile ilginç ve yaratıcı.

Kitabın yarattığı ve adına siberpunk dünyası dediğimiz şey işte tüm bu teknoloji, implant, sanal bağlantı, yazılım, modifikasyon, yapay zeka, hologramlar, teknolojik korsanlık, hırsızlık, virüsler, bilinç nakli, uyuşturucular, Ninjalar, yakuzalar, arka sokaklar, suç, kara para, teröristler, eğlence, ticaret, uzayda yaşam, büyük şirketler ve uluslararası güç mücadelelerinin bileşiminde oluşan bir kaos. Şimdi bu kaostan nasıl bir öykü çıktığına bakabiliriz (bilgi kısmı).

Gökyüzü karlı ekran grisi ve bladerunner (1982) filminden çıkmış bir sahneyi andırır Çiba kentinde başlayan öykümüz, hackerların siber dünyadaki karşılığı olan konsol kovboyluğu (beyni ile bağlantı yapan) yapan Case’in başına gelenler çerçevesinde ilerler. Case Siber dünyada korsanlık yaparak adından bahsettirmişse de açgözlülüğü yüzünden sinir hasarına uğratılmış ve bu sebeple yetilerini kaybetmiş eski bir kovboydur. Geçinmek için cinayet dâhil her işi yapmakta ve giderek tükendiğini hissederek birinin kendisini ortadan kaldırmasını ummaktadır. Sevgilisi Linda ile tabut denilen daracık odalı otellerde, arka sokaklarda ve uyuşturucu çemberinde geçen sefil bir hayat sürmektedirler. Bir gün peşine düşen bir fedai olan Molly onu patronu Armitage ile görüşmeye zorlar. Armitage, Case’e onarılmaz kabul edilen sinir hasarını onarma (ve eski işine geri dönebilme) karşılığında bir iş teklif eder. İşi açıklamasa da bu gökten gelmiş bir mucize gibi teklif Case için bulunmaz nimettir. Böylece tedavi için ameliyatı kabul eder. Gelecekte kara klinik denilen yasal olmayan modifikasyon ve tedavi ameliyatları için merkezler bulunmaktadır. Ameliyat Case’i eski haline getirse de Armitage’ın ona bir sürprizi olacaktır. Öte yandan Molly de aslında Armitage’a şüphe ile yaklaşmaktadır ve Case ile giderek yakınlaşırlar. Armitage’ın kimliğini araştırırlar ve yaralanmış eski bir asker olduğunu öğrenirler. Yine de o hikâye çeşitli sürprizlere gebedir.

Patronları esas hedefini açıklanmaz. İlk işleri bir “inşa” çalmaktır. İnşa, bir insanın bilgisayar dünyasına aktarılmış halidir ve çalacakları inşa, Case’in ölmüş arkadaşı Düzçizgi dixie’ye aittir. Bu işte radikal bir gruptan yardım alırlar. Bu sırada kendisine kışdilsizi diyen birinden mesaj alırlar. Kışdilsizi bir AI yani yapay zekâdır ve sahipleri yörüngedeki şehirde (serbestaraf) yaşayan çok zengin bir şirket olan T-A’nın malıdır.

Kitabın bu noktasında bizim için şaşırtıcı sayılabilecek bir sürprizle karşılaşırız ve siberpunkla özleşmiş öykümüzde geleceğin dünyasında karşımıza neler çıkacağını beklerken bir anda İstanbul’da dolaşmaya başlarız. Kahramanlarımız sonraki görevleri için Beyoğlu'nda gezer, kapalı çarşı, mısır çarşısı, tünel Topkapı derken tuborgları bile gördükleri kısa bir İstanbul turu yaparlar. İstanbul’a hologramlar ile karşısındakinin gözünde istediği sahneyi yaratabilen tekinsiz bir kişi olan Rivieara için gelmişlerdir. Bir Ermeni olan terzibaşçıyan sayesinde ona ulaşırlar.

Operasyonun son halkası, yörünge şehri olan Serbestaraftadır. T-A şirketinin ve yörüngedeki şehrin sahibi olan, kendi içinde üreyen, dondurucuya yatan, dışa kapalı tuhaf bir aile, onların gizemli konakları ve sahibi oldukları yapay zekâlar ile ilgili planları beklediklerinden farklı gelişecektir. Öykü sona yaklaştıkça Armitage’ın şaşırtıcı öyküsü, Molly’nin geçmişi, kışdilsizinin gizeminin arkasında yatanlar ve sona kadar adını bile duymadığımız nöromansçının öyküdeki yeri de anlaşılmaya başlanacaktır.

Neuromancer, ilginç konusu ve geniş vizyonu ile etkileyici bir yapıt olarak görülmekle birlikte bunları sunuş tarzı açısından eleştirilebilir görülür. Metin, yazarın yarattığı terimlerin altını doldurmak, matrisin grafik halini gözümüzde canlandırmak ve öyküdeki muğlak kısımları anlamaya çalışmak açısından yer yer zorlayıcıdır. Olaylar arasındaki ilişkiler çok sıkı kurulmadığından, bazı şeyleri hatırlamak için geriye dönmek de gerekebilir. Sürükleyiciliği sona doğru artsa da genel olarak temposu yavaştır. Öte yandan Gibson’un önsözde de belirttiği üzere bu kadar vizyon sahibi bir eserde halen ankesörlü telefonlar ve kablolu bağlantılar ve eski teknolojiye özgü öğeler görmek de biraz uygunsuz kalır. Her şeye rağmen yalnızca İngilizce baskısı dünyada bir milyon satmış olan ve birçok dile çevrilmiş eser, öncüsü olduğu akımın takipçileri arasındaki “kutsal” yerini günümüzde de muhafaza etmekte ve okuyucusuna alışılmadık bir deneyim sunmaktadır. Bilimkurguya siber dünya cephesinden bakmak isteyenler, etkileri ve esinleri günümüzde de varlığını sürdüren yapıtın önemini takdir edecektir. Keyifli okumalar.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zahiren kısa bir metin olarak görünmesine karşın ihtiva ettiği meseleler itibarıyla ağır meselelerin bir tür özeti ve kendine özgü bir felsefeye giriş kitabı olarak okunabilecek bir metin bu. Çalışkan bir felsefe hocasının kaleminden çıkmış olmasının yanında Diyanet Vakfı yayınları etiketi taşıması da ayrıca önemli. Kitap zaten din ile felsefe arasında -bazılarınca müsellem bir hakikat olarak görülen- uyuşmazlık, çatışma hatta tenakuz olduğu iddiasına mütevazi bir cevap olarak kaleme alınmış. Felsefeye yönelik çarpık algı ve önyargıları bizzat felsefecilere ve güncel felsefi kavramlara referanslarla etkisiz hale getiriyor. Felsefenin mümin olsun olmasın ne işe yarayacağını, okuruna nasıl zengin bir ufuk sunacağını tartışıyor. Lise seviyesinden başlayarak felsefeye mesafeli olan ve kuşkuyla yaklaşan herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğiniz, akademik olmayan dili sayesinde kolayca ünsiyet kurabileceğiniz nitelikli bir metin.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  10
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arkeolojinin olağan sınırlarının ötesinde, başka hangi alanda geçmişin izlerini sürebilirim sorusuna cevaben yazar dil ortamına yönelmiş. Dilbilim ve arkeoloji köprüsü kurmuş. Dil fosillerini arkeolojinin bulguları ve antropolojiyle paralel okuyarak proto-Hint-Avrupa dil ailesinin kökenlerine bakmış. Avrasya Bozkırlarında atın evcilleştirilmesi, tekerlek ve araba icadıyla ilerleyen gelişmelerin dilde bıraktığı izleri göstermiş bize. Kitap kapsamlı ve detaylı bir çalışma. Dilbilim kısmı zorlayıcıydı ama yazar iddialarında beni ikna etti. Ekonomi ve savaşla paralel yenilikler, dilin ve kültürün yayılmasında en güçlü etken. Bozkır nasıl ekolojik bir bariyer olmaktan çıkıp, öngörülebilir ve verimli bir kaynak oldu, nasıl bir kültür sistemi, bir iletişim ve etkileşim koridoru oldu, işte bu sistemi anlatmış kitap. Tavsiye ediyorum.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  6
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fuat Sevimay'ın 2022 Fakir Baykurt Öykü Ödülü'nü kazanan öykü kitabı Gör Bağır, isminin çağrıştırdıklarıyla örtüşen metinlerden oluşan harikulade bir eser. Görüp de bağıramadıklarımızı, yok saydıklarımızı, görmezden geldiklerimizi, sesimizi kısıp tepkimizi içimizden verdiklerimizi bizlere yeniden gösteren, sadece ülkemizde değil dünyanın farklı coğrafyalarında yer alan ülkelerdeki hikayeleri de bize aktaran özel bir kitap. Biri küçürek olmak üzere dokuz tane öykünün yer aldığı bu yapıtta özellikle "Hurda Franco" öyküsü benim için ayrı yeri olan bir metin. Diktatör Franco'nun heykellerinin İspanya'dan kaldırılışı ve isminin her yerden silinişinin anlatıldığı bu metin, kendi açımdan kitabın en öne çıkan öyküsüdür. Kısacası aldığı ödülü hak eden, yer yer mizahi anlatımla bezenmiş, toplumcu öykülerden oluşan nefis bir kitap Gör Bağır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hatırat yazma geleneği maalesef ki kültürümüzde pek oluşmamış. O yüzden bir çok tarihi olay ve tarihi şahsiyetin özel ve insanî taraflarını göremiyoruz. Muallim Rıfat Bilge'de hatıralarını bir gazete köşesinde yazıyor ve anladığımız kadarıyla bu yazılar bilinmeyen bir sebeple yarım kalıyor. Ötüken Neşriyat bu hatıraların gazete köşelerinde yok olmasını önlemek için kitap haline getirmiş. İyi ki de yapmışlar. Bu sayede Osmanlı'nın çöküşü ve Cumhuriyetin kuruluş evresinde insanların kitaba olan ilgi ve sevgi seviyelerini görebiliyoruz. Hem de Divan-ı Lügâti't-Türk gibi Türk dilinin temel kitabının kültür hayatımıza nasıl kazandırıldığını ilk elden müşahede edebiliyoruz.

Hatıratı okurken çok üzüldüğüm konu ise yazarın çevresinde olan yürüyen kütüphane gibi bilgi deryası olan insanların bu birikimlerini yazıya dökmeyip, kendileriyle toprağın altına götürmüş olmalarıdır. Bu durum bizim kültür hayatımızdan çok şey götürmüştür.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar bu eserinde birden fazla yaşanmışlığa yer vermiş. Beden ve ruh arasındaki ilişkinin gerçek olduğunu yaşanmış vakalar üzerinden okuyucularına aktarmaya çalışmış. Henüz toplumda yerleşmemiş olan beden ve ruh arasındaki ilişkinin doğru kullanıldığında ortaya çıkarabileceği güzellikleri sermiş gözler önüne. Ve eğer bedenlerimizle konuşmayı başarabilirsek beden dilimizi ruhumuzun da yardımıyla çözebilirsek çoğu problemin kendi akışında ortadan kalkabileceğini anlatmış. İyi ki öyle yapmış ki haklı bir bakış açısı ve iyi ki de bu alana yönelmiş yazarımız . Evet, ruhlarımızın ve bedenlerimizin onları dinlememize ihtiyaçları var ve eğer doğru bir şekilde dinlemeyi başarabilirsek kesinlikle bizlere karşı sessiz kalmayacaklar ….
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Burak Dalgül'ün eğitimine ve kitabına tesadüfen dâhil olmadığımı düşünüyorum.Zorluklarla dolu bir süreçte, "Başkalarına değil, kendime odaklanmalıyım" diye kendimce dönüşüm yolculuğuma başladım. Daha çok kitap okumaya ve kendimi anlamaya çalıştığımda hızlanmak için "Bunun bir stratejisi olmalı, nasıl?" diye sordum. Zihnim cevabı var etmişti oradaydı; Burak hocamızın kitabı ve eğitimi karşıma çıktı.Kitabını okuma ve eğitimine katılma sürecim aynı anda başladı.
Kitap,yaşamdan keyif almanın mümkün olduğunu bir kez daha hatırlattı. Eğitimine ve kitabına rastlamak harika bir deneyimdi. Dönüşüm devam ediyor,hem de keyifli bir şekilde.Evrenin derinliklerindeki bilgilerin ve sorgulamanın ne kadar değerli olduğunu anladım.Kitap ve eğitim, bazı bilgilere temas ettikten sonra eski bakış açınıza geri dönemeyeceğinizi fark ettiriyor.Hayatı yeni bir gerçeklikten algılamaya başlamak için mükemmel bir eser. Bu kitap,dönüşümün yazıya dökülmüş hali gibi.İçtenlikle teşekkürler Sn. Burak Dalgül.
Yanıtla
14
1
Destekliyorum  63
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuk kitabı olarak görülse de bence bir çocuk kitabı değil. Her yaş grubundan okunabilir. Yazar bence Harry Potter'da olduğu gibi hemen hemen aynı temaları işliyor. Sosyal çürümüşlük ve bozuk adalet anlayışı işlenmiş. Halkın bireyselleştirildiği ve korkutulduğu bir ülkede baskıcı, kukla, beceriksiz yönetim var. Görünürde bir yaratığın avlanma hikayesi ama alt metinleri çok.
Gücü elinde bulunduranın gücü hak etmesi gerekliliği önemli. Toplumsal yolsuzluk ve haksızlıklara karşı durmak ve adalet istemek de öyle. Çocukları sorgulamaya ve düşünmeye yöneltecek harika bir kitap olabilir.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  16
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben John Flanagan hayranıyım. Tüm ortaokul grubuna, genç hissedenlere ve okumayı sevmeyen çocuklara tavsiyedir.
Yazar kitapları kendi cılız ve özgüveni eksik çocuğu için yazmaya başlamıştır. Kahraman Will cılız ve öz güveni eksiktir. Ama o kitabın kahramanıdır. Ona uygun bir meslek vardır. O mesleğin hakkını vermeye çalışarak bir ömür geçirecektir.
Tüm seri akıcı ve olaylar zinciri merak unsurunu koruyor. Belki bir kitap Nezzanin Kumları anlatımı biraz yavaş olabilir. O da farklı bir mekani anlatiyor olduğu için olabilir. Halt ve Willin arkadaşlığı , Horace, Eveleyn ve diğerleri çok iyi kurgulanmış.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
O kadar güzel bir kitap ki en sevdiğim bilim-kurgu kitaplarından biri oldu. Tüm seriyi aldım ve hepsini bir çırpıda okudum. Yazarın oluşturduğu evren çok geniş. Geniş derken abartmıyorum. Bir sürü gezegen, gezegenler arası yolculuk yapılabilecek araçlar, insanımsı robotlar, robotumsu insanlar, robotlar...
Kahramanın bir insan olmaması çok iyiydi. İsmi Katilbot ama dizi izlerken duygulanıyor. Kendisi hakkında oturmamış düşünceleri var.
Kitaplar olay örgüsü açısından mantıklıydı. Gelecekte insanlar nasıl yaşar ?
Yani keşfedilen gezegenlerde yaşam nasıl olur ?
Uzay araçları nasıl olabilir ?
Gelecekteki toplumsal yapılar nasıl olmalı ?
İnsan nasıl insan kalabilir ?
İnsan ile robotlar arasındaki ilişki ne boyutta varacak?
Bilimkurgu deyip geçmemek lazım. Bu türü sevenler bir şans verebilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir