Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
19 yıllık anaokulu eğitmenliğimizde çocuklara Peygamber Efendimiz s.a.v.’i tanıtmak için çok sayıda kitaptan istifade ettik. Ancak “Hayalini Kuruyorum Peygamberimi Tanıyorum” kitaplarının yeri çok başka ve çok kıymetli.. Çünkü tam bir tanışma hikayesi.. Kitapların anlatım dili o kadar güzel ki çocuklarımız tekrar tekrar dinlemek istiyor. Anaokulu seviyesi için 1.kitap ,İlkokul ve üzeri için 2.kitabı tüm ebeveyn ve eğitimcilere kesinlikle tavsiye ediyorum. Sadece çocuklar için değil biz yetişkinler için de okuması çok keyifli ..Bizlere bu kadar kıymetli eserler hediye ettiği için Kıymetli Esra Aksoy hocamıza çok teşekkür ediyorum. Mutlaka alın, okuyun, hediye edin. Her çocuğa bu özel tanışma hikayesi ulaşmalı…
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Peter Fleming'in "Homo Economicus’un Ölümü: İş, Borç ve Sonsuz Birikim Efsanesi" adlı eseri, çağdaş iş dünyasını ve ekonomik sistemleri eleştirel bir bakış açısıyla inceler. Kitap, Homo economicus olarak adlandırılan rasyonel birey modelinin çöküşünü ve kapitalist sistemin paradokslarını araştırır. Fleming, iş dünyasının insanları nasıl etkilediğini ve borç ekonomisinin insanları nasıl esir aldığını inceler. Aynı zamanda, sonsuz büyüme ve birikim paradigmasının sürdürülebilirliğini sorgular. Eser, geleneksel ekonomi teorilerinin ötesine geçerek, insan doğasını ve iş dünyasının psikolojisini derinlemesine incelemektedir. Fleming'in keskin analizleri, okuyuculara çağdaş iş dünyasının karmaşıklığını ve sorunlarını anlama konusunda önemli bir perspektif sunar. Bu eser, ekonomi, işletme ve sosyoloji alanlarında çalışanlar için ilham verici ve düşündürücü bir kaynak olarak öne çıkmaktadır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Joel S. Migdal'in "Güçlü Toplumlar ve Zayıf Devletler" adlı eseri, devlet-toplum ilişkileri üzerine kapsamlı bir incelemedir. Migdal, gelişmekte olan ülkelerde devletin güçsüzlüğünü ve toplumun güçlüğünü vurgular. Eserde, devletin zayıflığının toplumun güçlenmesine nasıl yol açtığı ve bu durumun gelişmekte olan ülkelerin yönetimini nasıl etkilediği incelenir. Migdal, güçlü toplumların devletin rolünü sınırladığı, ancak aynı zamanda toplumun kendi kendini düzenleme ve yönetme yeteneğine sahip olduğunu belirtir. Kitap, devlet ve toplum arasındaki etkileşimin karmaşıklığını anlamak isteyen okuyucular için önemli bir kaynak niteliğindedir. Migdal'ın analitik ve detaylı yaklaşımı, devlet-toplum ilişkileri konusundaki düşünsel çerçeveyi zenginleştirirken, politika yapıcılar ve araştırmacılar için değerli bir rehber sunar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Emmanuel Levinas'ın "Zaman ve Başka" adlı eseri, özgün ve derinlemesine bir felsefi incelemedir. Levinas, zaman kavramını ve diğer insanı ele alırken, zamanın ve diğerinin insan varlığı üzerindeki etkilerini inceler. Eserde, zamanın nasıl deneyimlendiği ve algılandığı, aynı zamanda diğerinin varlığının bireyin kendisini nasıl şekillendirdiği üzerine derinlemesine düşünür. Levinas'ın eseri, zamanın ve diğerinin kavramsal derinliklerini açığa çıkarırken, aynı zamanda insan varoluşunun karmaşıklığını ve zenginliğini de vurgular. Bu eser, Levinas'ın felsefi düşüncesinin temel taşlarından birini oluşturur ve okuyuculara zamanın ve diğerinin anlamını derinlemesine anlamaları için zengin bir felsefi çerçeve sunar.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alfred North Whitehead, "Aklın İşlevi" adlı eserinde, akıl kavramını derinlemesine ele alır. Whitehead, insan aklının işleyişini ve önemini anlamaya yönelik bir çaba içindedir. Eserinde, akılın doğası, yetenekleri ve sınırları üzerine düşünürken, aynı zamanda bilgi, deneyim ve mantık arasındaki ilişkileri de inceler. Whitehead, akıl kavramının felsefi, bilimsel ve pratik boyutlarını tartışarak, okuyuculara zengin bir düşünsel çerçeve sunar. Ayrıca, insanın akıl yoluyla dünyayı nasıl algıladığını ve anlamlandırdığını analiz eder. "Aklın İşlevi", Whitehead'in derinlemesine düşünce tarzını ve zengin felsefi bakış açısını yansıtan önemli bir eserdir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ferenc Molnár'ın "Pal Sokağı Çocukları" adlı oyunu, 20. yüzyılın başında Macaristan'da geçen, sokak çocuklarının yaşamlarını konu alan etkileyici bir eserdir. Oyun, sokaklarda yaşayan gençlerin arkadaşlık, aşk ve hayatta kalma mücadelelerini anlatır.

Oyunun merkezinde, Pal Sokağı'nda yaşayan ve birlikte büyümüş olan bir grup çocuk vardır. Bu çocuklar, sokaklarda yaşamanın zorluklarıyla başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da arkadaşlık bağlarını güçlendirirler. Ancak, bir gün, sokaklarını terk etmek zorunda kaldıklarında, geride kalanları zorlu bir hayatın beklediğini fark ederler.

"Pal Sokağı Çocukları", çocukluğun masumiyeti ile yetişkinliğin acı gerçekleri arasındaki çatışmayı ve yaşamın karmaşıklığını derinlemesine işler. Molnár, karakterlerinin duygusal zenginliği ve hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmeleriyle okuyucuları etkileyici bir yolculuğa çıkarır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kazuo Ishiguro'nun "Beni Asla Bırakma" adlı eseri, distopik bir dünyada geçen ve insan doğasının, hafızanın ve duyguların sınırlarını sorgulayan etkileyici bir roman olarak bilinir. Hailsham adlı özel bir okulda yetişen üç genç arkadaşın hikayesini anlatır. Roman, insan klonlama ve organ bağışı gibi etik sorunlara değinirken, dostluk, aşk ve bağlılık gibi temaları da işler. Ishiguro, okuyucuları duygusal olarak etkileyen bir kurgu ve derinlik sunar.

Beni Asla Bırakma, Kazuo Ishiguro'nun ödüllü ve etkileyici bir eseri olarak edebi dünyada yerini almıştır. Roman, insan doğasının derinliklerine inmek isteyen, etkileyici hikayeler arayan herkes için zengin bir okuma deneyimi sunar.

Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük Bir Roman Olmayı Başarıyor...
On beş yaşında, dünyanın güzel olduğu kadar en sarsıcı duygusu olan aşk ile yeni tanışan, bundan öncesinde hayatının merkezinde sadece ailesi ve okulu olan Michael Berg ile otuz altı yaşındaki Nazi dönemi toplama kampı eski muhafızlarından Hanna Schmitz arasındaki izole dünyayı genç aşığın gözlerinden izliyoruz. Aşk, kadın, tutku, cinsellik, heyecan ile yeni tanışan Michael’in, Hanna ile kurduğu bağ en çok duygusal dünyasında mutlak egemenlik kurmuş olsa da aynı yoğun bağın, zayıf yanını herkesten saklayan ve peşini asla bırakmayan geçmişinin karanlığı sebebiyle aniden giden Hanna yüzünden nasıl yıkıcı etkiye döndüğünü de görüyoruz. Hanna’dan sonra hiçbir kadında aynı heyecanı, mutluluğu ve tutkuyu asla yaşayamayan Michael, bu sarsıntı ile mücadele ederken onun dünyasını izleyen edebiyat tutkunlarına da Yunanlıların “aynı nehirde iki kere yıkanılmaz” felsefesini hatırlatıyor.

Her şeyin ilki asla unutulamıyorsa ve geçmişin karanlık dehlizlerinde, bir kenarda sessizce ortaya çıkmak için hazır kıta bekliyorsa sonradan hayatımıza girenler/yaşananlar “olması gerektiği için” yaşanmış duygular olmuyor mu? Birini unutamadıktan sonra başka bir insanda onun kokusunu, gülümsemesini aramak hayatında olan kişiye ihanet sayılmaz mı? Terk edilen, terk edenin zor zamanlar yaşadığına şahit oluyorsa, imkân olmasına rağmen omuz vermemek intikam mıdır, ihanet mi?

Bernard Schlink kahramanların ufacık dünyasını bize gösterirken, zihnimizde birçok soru işareti bırakmayı, yerine göre kendimize hesap sormamızı sağlamayı da ihmal etmiyor. İşte tam bu sebeple “Okuyucu” genç bir delikanlının, olgun bir kadına duyduğu aşktan daha büyük bir roman olmayı başarıyor.
Yanıtla
5
2
Destekliyorum  1
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar Odası prestijli bir dergi olan “The Paris Review” da yayınlanan farklı edebiyatçılarla yapılmış söyleşileri kapsıyor ve 2 cilt olarak basılmış. İlk ciltteki 9 edebiyatçının bazılarının söyleşileri ilginç. E.Hemingway’in hırçın ve azarlayıcı cevapları, Borges’in konudan konuya sıçrayan ve unutkanlıklarını ortaya çıkaran cevapları, T. Capote’nin hayatı ciddiye almayan light cevapları, G.G.Marquez’in soruya değil kafasındaki konuya cevap vermesi dikkat çekici. Söyleşiler doğal olarak çok eski tarihli, 60-70 yıl önce yapılmış çoğunluğu, pek ilgimi çekmese de 2. cildini de okuyacağım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk Rus psikoloji romanı.
Kitap, anti kahraman Peçorin'in maceralarını dönemin gerçekleri üzerinden, toplumsal bir eleştiriyle sunuyor. Peçorin, hayatına giren herkesi hayal kırıklığına uğratan, kadınları kendi ruhsal zevkleri için kullanan buna istinaden kendini sık sık tehlikeye atan (özellikle eski arkadaşı Gruşmitski'yle yaptığı düello sahnesi oldukça ilginç), bencil, umursamaz ve alaycı genç bir askerdir. Lermontov, Peçorin'in 1830'larda geçen; duygularıyla yüzleşmekte güçlük çeken, çalkantılı kurgusal yaşamını, Kafkasya'nın muhteşem manzaralı betimlemeleriyle okuyucuya aktarıyor. Keyifle okunacak bir klasik.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum 
Bildir