Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öykülerdeki temiz dil göze çarpıyor. Farklı anlatıcı tipi kullanımlarında da aynı güzel dil devam ediyor. Kitapta ilk öyküdeki Ayhan karakteri gibi bir yerinden kırılmış insanların hikâyelerini görüyoruz. Öykülerde biçimsel deneyişler mevcut. Bu türde pek kullanılmayan metin içi başlıkları kitaptaki bazı öykülerde görüyoruz. Bunun anlatıma hareket kattığını düşünüyorum. Örneğin "Yılan Kokusu" öyküsünde normal anlatımla italik yazı bir arada kullanılmış. Bu metinde karşılıklı olarak devam eden çift anlatıcı mevcut. İlk iki öyküdeki finallerin daha fazlasını istediğini düşünüyorum. Biraz daha hacimli olabilirlerdi. Kimi öykülerde kurgusal boşluklar bulunuyor. Evet, öyküde boşluk bırakmak okura alan açar. Temelde iyi bir şey olmakla birlikte yine de anlatılmak istenen her neyse okura da verilebilmeli. Bundandır ki bazı öykülerde neyin ne olduğunu tam olarak anlaşılmıyor. En çok "Narkolepsi" öyküsünü sevdim. Uyurgezer karakterin yaşadıkları harikulade anlatılmış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mustafa Kemaller Yirmi Yaşındadırlar
Gazeteci ve yazar Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal ile ilk kez Balkan Savaşı sonlarında karşılaşmıştır. Bu karşılaşma, adını hayatının sonuna dek gururla telaffuz edeceği Atatürk ile esas tanışması değildir. Mustafa Kemal'i Birinci Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde takip eden gazeteci, Kurtuluş Savaşı boyunca yazıları ile milli mücadelenin koyu bir destekçisi olmuştur. Hakkında Damat Ferit Hükümeti tarafından 'behemehâl idam edilmesi' istense de İkinci İnönü Zaferi'nden sonra kurtulmuştur.

Büyük Taarruz'un sonunda İzmir kurtulduğunda, yakın dostu Yakup Kadri ile Mustafa Kemal'i karşılamaya gelenler arasındadır Falih Rıfkı. Mustafa Kemal'le asıl tanışmanın yaşandığı bu karşılama, Falih Rıfkı'nın milletvekilliği yolculuğunun da başlangıcıdır. Cumhuriyet Dönemi'nin önemli isimlerinden olan yazar, 1923-1950 yılları arasında milletvekili olarak görev yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarına, Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş günlerine tanıklık eden Atay, Mustafa Kemal'in devrimlerinin uygulanmasında aktif rol oynamıştır. Atatürk'ün ölümüne dek yanında yer almış, aynı zamanda Atatürk'ün başyazarlığı görevini de üstlenmiştir. Falih Rıfkı, Atatürk'ü en iyi tanıyanlardandır.

Mustafa Kemal Atatürk'ü tanıma ve anlama yolunda okunması gereken önemli eserlerden biri olan Çankaya, Falih Rıfkı Atay'ın 1952'de Dünya gazetesinde yayınlanan hatıralarının gözden geçirilerek 1968'de yeniden yayınlanan hâlidir. Çankaya - Atatürk'ün Doğumundan Ölümüne Kadar- alt başlığıyla Pozitif Yayınları'ndan çıkan bu edisyon her yaştan ve her görüşten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kitaplığında yer almalıdır.

Çankaya için bir Atatürk biyografisi demek yanlış olmasa da bu tanımın eksik kalacağını belirtmekte fayda var. Salt bir hatırat değil, tarihi bir belge niteliğindedir bu eser. Osmanlı Devleti'nin son yıllarını, Kurtuluş Savaşını, Cumhuriyetin kuruluş ve yükseliş yıllarını, Mustafa Kemal'in hep yanı başında bulunmuş, tarihi olaylara göz tanıklığı etmiş usta bir yazardan dinliyoruz Çankaya'da.

Çankaya'nın, sonraları Kemalizmi benimseyecek olan bir Mustafa Kemal taraftarı tarafından yazıldığının da bilinmesi gerekmektedir. Bu durum yine de Kemalizm karşıtlarının kitabı okumasına engel değildir. Bizler bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında, Atatürk düşmanlarının onu anlamaya yanaşmaması kadar Atatürk'ü sevenlerin dahi onu yeterince anlayamadığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bugün en önemli mesele bir taraf seçmekten çok anlama çabası olmalıdır. Peki, nereden başlamalıyız? Bu sorunun yanıtı birden fazladır ancak ilk sıralarda elbette Nutuk ve Çankaya gelir.

Çankaya Mustafa Kemal'in çocukluğu ve ilk gençlik yılları ile başlar. Burada çocuk Mustafa'nın ders kitaplarında ezbere bilinen yaşamının detaylarına değinilir. Önce askeri okul, sonrasında bir Osmanlı Paşası olduğu yıllar, içine fırlatıldığı dünyanın tüm griliği ile verilir. Gerçek şudur ki Mustafa, daha çocukluk yıllarında güçlü bir kişiliğe sahip önemli bir dehadır ve 'Kemal'i hak edendir. Bir sonraki bölüm Meşrutiyet ve ardından Birinci Dünya Harbi'ne sürükleniş. Mustafa Kemal'in askerliği ve düşünceleri ile nasıl sivrildiği ve bu yükselişin pek çoklarının hoşuna gitmediği, ilk dostların, ilk düşmanların kazanıldığı dönemdir. Çanakkale Harbi'nde ortaya konan askeri deha ve başarının yanında Atay'ın da şiddetle eleştireceği Sarıkamış faciası kitapta önemli yer tutmaktadır.

Çanakkale Zaferi büyük bir başarı olsa dahi 'Çökme' önlenememiş ve 'Milli Mücadele Devri' belki de "Gerilla Dönemi" başlamıştır. Tarih sahnesinde çok önemli zıtlıkları bir arada göreceğimiz Kurtuluş Savaşı'nda, Mustafa Kemal'le tamamen farklı düşünen insanların düşmanlıklarını anlayabilirken, onunla aynı ülküyü taşıyanların düşmanlıklarını anlamakta zorlanmamak elde değildir. Manda seviciler, Halifelik sevdalıları, hür, tam bağımsız, laik bir Türk devleti hayali ile çarpışanları elbette benimsemeyeceklerdi. Ancak Mustafa Kemal'in askeri ve siyasi liderliğini hazmedemeyenler çok daha fazladır. Tarih sahnesinde yalnız, yapayalnız bir Mustafa Kemal ve umutsuz bir Türk halkı vardır.

Falih Rıfkı Atay, Çankaya'da, okuyanlara salt bilgi vermekle kalmayacak, onları hiç kuşkusuz pek çok araştırmaya yönlendirecektir. Kurtuluş Mücadelesi'nde "Gerilla Devri"nden düzenli orduya geçiş süreci en az işgal kuvvetleri ile mücadele kadar yorucudur. Mandacı mütefekkirler, yararlı ve zararlı cemiyetler ve özellikle çetelerin nasıl zararla karışık yarar sağladığı özel araştırma konusu olmalıdır. Kuvâ- yi Milliye ve Kuvâ-yi Seyyâre'yi, Çerkez Ethem, Yörük Ali ve Topal Osman'ın rollerini hayretle okuyacaksınız Çankaya'da. Çerkez Ethem ve kardeşinin Mustafa Kemal'i öldürmeye geldiği o 'an' ki zamanın göreceliğinin en önemli örneğidir. Düzenli ordunun taarruzuna son ana dek inanamayan, yorgun ve çaresiz halkın, Yunan Komutanı Trikopis'in Uşak'ta yakalandığı müjdesine erişmesi sanki aylar, haftalar değil de asırlar sürmüştür.

Çankaya'yı iki bölüme ayırmak gerekseydi Kurtuluş Dönemi ve Yeni Devir olarak bölümlendirilmesi makbul olurdu. Yeni Devir, zafer sonrası Türkiye Cumhuriyeti'ni kurma adımları ve irtica ile mücadele dönemidir. Yönetim şeklinin belirlenmesi, yeni başkent Ankara'nın başkentliğe uygunluğuna varan detaylı düşüncelere yer verir yazar. Saltanat ve Halifeliğin kaldırılması, Kemalizm ve beraberinde gelen iç didişmeler, Mustafa Kemal'i öldürmek için yapılan suikast girişimi, devrimler, laisizm ve ekonomi... En az Kurtuluş Savaşı'nda olduğu kadar düşmanlarla iç içe yeni bir hayat kurma çabası. Tüm mücadelesi ve sonsuz yalnızlığı sonunda, hissizliği ile kırmızı böceklere yenik düşen Ata...

Çankaya, Atatürk'ün son zamanlarının ardından, Atay'ın anı ve fıkraları ile sonlanıyor. Bir bütün olarak bakıldığında Çankaya'da Falih Rıfkı'nın Atatürk ile uyuşan ideolojik görüşlerinin yanı sıra Atatürk'e eleştirel bakabildiğini de görmek mümkündür. Özellikle Serbest Fırka konusunda tamamen ayrı düşünürler. Neticede Atay bir Atatürkperest ve aynı zamanda bir Enverland düşmanıdır. Çankaya yalnız Atay'ın anılarından oluşmuyor, Atatürk'ün sesinin yanında pek çok ismin mektuplarına da yer veriliyor, özellikle karşı kutuptan Yüzbaşı Armstrong gibilerin mektupları ve düşünceleri dikkate değer.

Mustafa Kemal Atatürk'ün yanı başında, sofrasında, çalışma masasında uzun yıllar yer alan yazarın Atatürk'ün kişisel özelliklerini çok iyi tanıması doğaldır ama bu özellikleri edebi bir dille aktarabilmek güç olsa gerek. Şahsen Atay'ın üslubunu çekici buldum. Kitapta zaman zaman vurgu amaçlı da olsa tekrarlar bulunmakta ve kitabın sonunda yararlanılan kaynaklar belirtilse de Falih Rıfkı Atay'ın bize bir kaynakça ve de dizin borcunu göz ardı edemeyiz. Atatürk'ün özel yaşamına bu kitapta neredeyse hiç yer verilmemesi de bir diğer eksiklik.

Tarih yazımının güçlüğü herkesçe bilinmektedir ve tarafgir anlatıların gerçekleri ne kadar yansıttığı daima tartışma konusudur. Burada bir tarafı suçlamak ile ancak zaman kaybedilir. Okur daima uyanık olmalı ve olayları çok yönlü tartmak için çaba harcamalıdır. Neticede Çankaya, Atatürk'ün yakınında olan bir isim tarafından yazılmış olsa dahi Atay, Atatürk'ü pek çok yönden eleştirmiştir. Kişisel okuma deneyimimde Falih Rıfkı sayesinde Atatürk'ün kişiliğine, küçük, büyük olaylara her yaşında verdiği tepkilerle, aklımdaki Atatürk yargıları değişmedi, aksine güçlendi. Kitabı okurken sık sık Platon'un ideal hükümdar filozof düşüncesini sayıkladım.

"Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı."

Nitekim bugün 100. yılını kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin aydınlığını her şeye rağmen kaybetmeyişini biz bu filozof liderin fikirlerine borçluyuz. Elbette eleştirilecek pek çok husus, politik hatalar var ama o noktaya gelene kadar Selanikli, yapayalnız bir yetimin yarım asır boyunca durmadan halk için nasıl çalıştığını anlamaya çalışmalı... Nedeni anlamak, sonucu karalamaktan daha zor olsa da...

"Mustafa Kemaller yirmi yaşındadırlar" diyerek veda ediyor ve özellikle gençleri bu yolculuğa davet ediyorum.

Yanıtla
7
1
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, Amerikan anayasasının kurucu ilkelerini ve yapılarını açıklar ve bu yapıların demokratik olup olmadığı konusunu tartışmaya açar. Dahl, Amerikan demokrasisinin temel değerleri olan eşitlik, özgürlük ve adaletin anayasanın nasıl yansıtıldığını incelerken, aynı zamanda siyasi ve ekonomik güç dengelerini de göz önünde bulundurur.

Kitap, Amerikan demokrasisinin tarihsel evrimini ele alırken, anayasal reformların ve değişikliklerin demokratik sürece nasıl etki ettiğini analiz eder. Dahl, Amerikan demokrasisinin mevcut durumunu değerlendirirken, siyasi katılımın ve temsilin ne kadar etkili olduğunu, çıkar gruplarının ve lobilerin nasıl bir rol oynadığını ve ekonomik eşitsizliklerin demokratik sürece nasıl yansıdığını inceler.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, uluslararası ilişkilerin tarih boyunca nasıl şekillendiğini ve uluslararası sistemdeki yapısal değişimlerin nasıl etkiler yarattığını araştırır. Hobson ve Hobden, uluslararası ilişkilerin sadece devletler arası ilişkilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda kültürel, ekonomik, ve toplumsal faktörlerin de önemli rol oynadığını vurgularlar. Eser, modern uluslararası ilişkilerin kökenlerini antik çağlardan günümüze kadar olan süreçteki dönüşümlerle ilişkilendirir ve bu dönüşümlerin bugünkü uluslararası sistemi nasıl etkilediğini analiz eder.

Hobson ve Hobden, uluslararası ilişkilerde güç, hegemonya, ve kimlik gibi kavramların tarihsel ve sosyolojik kökenlerini incelerken, aynı zamanda uluslararası toplumun yapısını ve işleyişini de detaylı bir şekilde açıklarlar. Eser, uluslararası ilişkiler teorisindeki geleneksel yaklaşımların yanı sıra, post-yapısalcı ve eleştirel teorileri de ele alarak, disiplinin farklı bakış açılarını okuyucuya sunar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, çağdaş siyaset ve felsefe literatüründe önemli bir yere sahiptir. Galston, liberal çoğulculuğun temel teorik yapılarını analiz ederek, bu yaklaşımın pratik uygulamalarındaki sonuçlarını derinlemesine inceler.

Eser, liberal çoğulculuğun temel ilke ve kavramlarını ele alarak, bu doktrinin temel felsefi dayanaklarını açıklar. Galston, bireysel özgürlük, eşitlik, ve çeşitlilik gibi kavramların liberal çoğulculuk içinde nasıl değerlendirildiğini detaylı bir şekilde ele alır. Ayrıca, çoğulcu demokrasinin ve toplumsal adaletin bu çerçeve içinde nasıl kurgulandığını inceler.

Eserde dikkat çeken bir diğer nokta, liberal çoğulculuğun pratik uygulamalarıdır. Galston, bu doktrinin toplumsal ve siyasal alanlardaki gerçek hayattaki etkilerini tartışır. Özellikle, kültürel çeşitlilik, kimlik politikaları, ve azınlık hakları gibi konularda liberal çoğulculuğun nasıl bir yol haritası sunduğunu ele alır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umberto Eco'nun okuduğum ilk kitabı, yazarın öyle geniş bir hayal dünyası var ki olaylar ortaçağ karanlık İtalya'sında geçmese gerçekten oradaymış diye düşünecek insan. Kütüphane anlatılırken oturup kalem kağıtla çizim yapma ihtiyacı hissettim. Ayrıca Latince, her ne kadar ölü bir dil de olsa gerek İspanyolcayı gerek İngilizceyi müthiş beslemiş bu kitap bunu bir kez daha fark ettirdi bana. Çevirmen bazen günlük Türkçede neredeyse hiç kullanmadığımız kelimeleri kullanmayı tercih etmiş, güzel zengin bir çeviri elbette, TDK Türkçe-Türkçe sözlük kulandım zaman zaman.
Konunun içeriğine gelecek olursak dogmalar, batıl inançlar baskıcı dini kurumlar kitapta bir Hıristiyan gruba addedilmiş, fakat zaman, mekan, tarih hatta din değişse de bu olanlar defalarca ve defalarca yaşanılmış, yaşanan veya yaşanılası şeyler. Bir solukta okunabilecek polisiye bir roman olsa da Hıristiyanlık ve Ortaçağ İtalyası hakkında edebi bir şölen adeta.
Yanıtla
3
2
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Klasik Yunanca’da “efendi, bey” manasına gelen “tyrannos” kelimesinden türemiş olan tiran kelimesi ile Antik Yunan medeniyetinde alt sınıfların itimat ve muhabbetini kazanarak ve bu alt tabakalara isitnad ederek bir hükümet darbesi sonucunda iktidara çıkan, tek başına saltanat sürmeye başlamış kişiler kastedilmiştir. Yazar kitabında tiranlardan nasıl korunabilirizin cevabını arıyor..yapılacakları 20 başlık altında sayıyor.. nazizm, faşizm ve komünizmin idare tarzlarından ve liderlerinden çarpıcı örnekler veriyor.. gerçek olaylardan yola çıkarak muhakeme ve istidlal yoluyla düşünsel bir geziye çıkarıyor okurlarını..Trump iktidarı döneminde yazıldığını dikkate alarak okunmalı..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzaklar 2, tıpkı Uzaklar 1 gibi oldukça sürükleyici bir yol kitabı. Akdeniz’den çıktıktan sonra Kanarya Adaları, Brezilya, Uruguay, Arjantin ve Antarktika maceralarını içeriyor. Buzlu kıta ziyareti sonrası, Patagonya, Falkland Adaları sonrası zorlu bir yolculukla Akdeniz’e geri dönüyorlar. Antarktika’da bir Türk Bilim Üssü kurulmasıyla Osman Atasoy’un başlattığı süreci ilgiyle okuyoruz. Başlı başına bir kitap konusu olması gereken “Deniz Adabına Dair” kısım çok güzel. Atasoy’un "bir şeyin hayalinin ona ulaşmaktan daha değerli oluşunu" irdelediği gezi kitabının pek çok yerinde mizah var. Mizah, macera dolu bir yolculuk.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hakkında her şey yazılabilecek bir kitap diyerek söze başlayabilirim. Her kitabın önsözünü okurum başlarken ama bu sefer önsöz spoiler veriyor gibi hissettiğim için yarısında atlayıp kitabın kendisine geçtim. İlk kısımdan sonra önsözü bitirip öyle devam ettim okumaya. Bilim-kurgu türünde bir kitap okuyacağım beklentisiyle türünü kendi içimde asla belli bir yere oturtamayacağım bir kitaba dalmış buldum kendimi. Öncelikle bir kitap hem nasıl sıkıcı aynı zamanda eğlenceli olur ya da hem sizi başından kaldırmazken hem bu kadar canınızı sıkabilir gibi kendi içinde çelişkili soruların cevabını arıyorsanız bu kitap tam size göre. Çünkü nefret etmekle hastası olmak arasında ben kendi adıma kararsız kaldım. Sonuç olarak sonuna kadar bitirip yazarların yeni bir kitabına başlarken kendimi buldum. Bu yüzden şiddetle okumanızı hem tavsiye ederim hem de etmeyerek böyle bir sorumluluk altına girmekten kaçınırım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Şubat 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Normal olmak kime göre anormal, normalliğin sınırlarını çizen kim ? Toplum mu? Yakınlarımız mı? Arkadaşlarımız mı? Kişi kendine göre mutlu bir hayat sürüyorsa ve bu sürdüğü hayat şekli kendini rahatsız etmiyorsa, bundan rahatsızlık duyanlar için insan hayatını değiştirmeye çalışmalı mı? Veya toplumun beklentilerini karşılamıyor diye düzenini değiştirmeli mi? Sayaka Murata kitabında bu sorulara cevap arıyor.

Bir markette yarı zamanlı olarak 18 yıl çalışan 36 yaşında evlenmemiş ana karakter Bayan Furukura kasiyer olarak çalışmaktadır. Bunca yıldır ne kasiyerlik mesleğini değiştirmeyi, ne tam zamanlı çalışmayı, ne de evlenmeyi düşünmüştür. Tüm bunlar onun için çok normaldir ama çevre baskısı da ona iyice huzursuzluk vermeye başlar. "Normal " bir şey yapmaya karar verir ki çevresi onu normal görsün ve bir ani bir karar verir...

Etkileyici, yalın ve bir çok değer yargılarına eleştiri getiren başarılı bir yapıt. Tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir