Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ebu Gudde hocanın zamanın kıymeti ve onu değerlendirme muhtevalı, hacmi küçük lakin ilmi bol bir eserini okumak nasip oldu, hamdolsun.

Eser zaten adı üzerinde bizim hiç ama hiç değerini kıymetini bilmediğimiz en büyük nimetlerden olan "Zaman"ın kıymetini anlattığı gibi "Zaman nasıl değerlendirilir?" meselesini de çok güzel izah ediyor. Öyle ki bu kitabı ciddi mana da okuyan kardeşler "boş vakit" kelimesini herhalde lügatlerinden çıkarmak zorunda kalacak kadar.

Ben kitapta "Zamanın Kıymeti" yanında bu güne kadar İslam'ın gelmesinde emeği olan ulemanın da kıymetini ayrı bir anlamış oldum. Nasıl da hayatlarının her ânını Allah'a adamışlar, izahı kabil değil. Mevlam cümlesine gani gani rahmet eylesin. Yollarını takip etmek ihsan eylesin. Kitabın müellifi Ebu Gudde hocamıza da gani gani rahmet eylesin, âmin.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birinci cildi yayınlanan, “Teftiş yalnızlığı” adlı kitaba baskı hazırlığı öncesinde, son okuma, redaksiyon desteği sunmuştum. Meslek hayatının büyük bir kısmı, müfettiş olarak ülkemizin her bölgesinde geçen Yazar Fazlı Köksal; görev bilincinin yanında, çalışma aşkı, heyecanı, kalite, planlama ve adaletli bir yaşam tarzının zihinsel kodlarını vermektedir.

Askerlik vazifemi yaparken öğrendiğim bir kural vardı, yaşamın her zaman ve zemininde geçerli olabilecek bir anlayış: “Denetlenmemiş bir iş, yapılmamış sayılır.” Çünkü doğru yaptığımızı zannettiğimiz bir şey, işin ehli bir şahsiyet tarafından denetlendiğinde hatalarımız ortaya çıkmaktadır.

Önerim odur ki; devletin istihdam politikasında denetimin ayrı ve özel bir yeri olmalıdır:

Adalet Akademisi, Güvenlik Akademisi gibi Denetim Akademisi de kurulmalıdır. Mesleğe kabul edilen her müfettiş, bu akademide ileri düzey eğitim almalı, sonrasında görev verilmelidir.
Yanıtla
9
0
Destekliyorum  8
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İvo Andriç'in kaleminin kuvvetli olması bu eserinde de açıkça görülüyor. Eserde anlatılan öyküler gayet edebi ve birçok paragraf şiirsel biçimde yazılmış; durum böyle olunca bu kitabı okumak şahsıma gayet keyif verdi. Kitap ile ilgili söyleyeceğim tek olumsuz konu (ki bunun tam olarak çevirmenden mi yoksa yayınevinden mi kaynaklandığını bilmiyorum) birçok imla hatasının bulunmasıdır ki bu durum da çok fazla tolere edilmeyecek durumda değil. Kitap tedarik edip okumak isteyen herkese tavsiye derim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Murat Gülsoy'ın farklı bir tarzı var. Postmodern bir yazar ve entelektüel bir akademisyen. Ama her romanı her eseri farklı. Ayfer Tunç ile ortak projelerinden ötürü birinin adını duyduğumda diğeri aklıma geliyor.Tarz olarak elbette farklılar. Yazarın bu eseri güzel ve yazarın eserlerini merak edenler için bu eserden başlamak okuyucuda yazarla ilgili pozitif etki yaratabilir. Belki bir iki eserine şans vermek iyi olur. Gölgeler ve Hayaller Şehrinde vb. gibi.Fakat Nisyan eseri ile başlarsanız yazarı anlamayabilir ve artık okumak istemeyebilirsiniz.Aklınızda soru işaretleri varsa bir kitapçıda biraz incelemenizi öyle almanızı tavsiye ederim.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, lise felsefe derslerinde değinilen (en azından ben lise çağlarımdayken değiniliyordu) panteizm inancını merkezine alarak tasavvuf inancının temeline odaklanıyor. Tasavvufa dair kulaktan dolma bilgilere ve yerleşik, sorgulanmamış, dogmatik tasavvuf algısına savaş açıyor adeta. Kolay okunan bir eser. Yazarın dili de gayet eğlenceli. Yazara sosyal medyadan vs. aşina iseniz kitabı okuma deneyiminiz özellikle daha hoş bir hâl alıyor.

Müslüman olma yolculuğumu zamanında zorlaştırmış olan zihniyet bozukluğunu çok güzel kelimelere dökmüş bir eser. Eserin dili bir nebze profesyonellikten uzak gelebilir bazılarına fakat samimi bir dilde yazıldığından kimse şüphe edemez. Yazarın yer yer öfkeli bir hâl almasını ise samimi bir inanan olmasına ve dine dair yalan ve iftiralarla dolu bir dünyada yaşamamıza veriyorum, zira ben de benzer öfke hâllerine iç dünyamda yer yer kapıldım ister istemez.

İyi okumalar.
Yanıtla
19
5
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ankara. Kıtır, Tunalı, Kuğulu Park ya da Dost. Bir yerlerde onunla denk gelme ihtimaliniz çok yüksek. Ama ben bu buluşmaları hep öteleyen taraftayım.

Biliyorum daha fazla seveceğim kitaplarını. Onu tanıdıktan sonra. Biliyorum daha fazla anlam taşımaya başlayacak kitapları bende. Onu tanıdıktan sonra.

Kitap fuarında da kaçırdık buluşmayı. Neyse.

Telef’e gelelim. Nahif bir eser elinizde. Cumartesi’lerin yalnızlığına iyi niyetli mesajlar var burada. Anneler.

Anlatılar kısa; ama adımlar net. Yukarıda söyledik. İyi niyetli olanlar. Acı fazlasıyla. Seveceksiniz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Geleneksel yazı, yazar, anlatı, anlatıcı, kişilik, öykü kavramları da bir bir değişikliğe uğratılıyor Gece’nin söylem serüveninde.” ifadelerini kullanıyordu Akşit Göktürk giriş yazısında.

Aslında Karasu’nun yazınında sıkça rast geldiğimiz bir hal bu. Üzerinde uzun uzun düşünülüp yazılan metinler ya da parçacıklar. Gece ise bunu örnekleyen öncül metinlerden.

Her kalemde vardır biraz anlaşılmak tasası; ama sanki burada kayıplarda o tasa.

Hani ‘usta işi acemilik’ diyor ya Karasu. Bunu derken dilini de yorumlayacak pekala:
“Benim dilim çiçek dermek üzere eğilip kalkan bir gövdenin yumuşaklığına, dalgalanışına ulaşmalı.”

Velhasıl. Gece çetin ceviz, dost. Bilge Karasu’ya adımlayış için yanlış, onu tanımak için doğru adım naçizane. Buyurun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ölüm olmazsa ne olur? Sorusuna verilen cevabı okurken ikinci bölümde de; "Ben ölüm, gelmeden bir hafta önce sana mektup göndereceğim bakalım tutumun ne olacak?" Sorularının cevaplarını okuyoruz satırlarboyu...Okurken düşünüyoruz, düşünürken de yazarın anlatmak istediği nedir acaba deyip daha çok anlamaya çalışıyoruz. Bu durum beni inanılmaz keyiflendirdi. Hikaye içinde kapitalizm sisteme, yönetime, dine, iki yüzlülüğe ince ince dokundurarak yaptığı eleştiriler muazzamdı.
"ÖLÜM" kelimesinin ö harfinin küçük yazılması hikaye boyunca noktalama işaretlerini çok fazla kullanmaması bile yazarın gösterdiği tepkidir aslında. Ölümü ben önemsemiyorum, sizde önemsemeyin der gibi okurlarına mesaj göndermesi de çok özgündü.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitap tamamen tasavvuf ehli zatların alıntılarından oluşuyor. nadiren kendi yorumuyla bazı açıklamalar yazmış cemalnur hanım. yüzyıllar öncesinin edebi anlatımındaki yoğun sembolizmi, teşbihleri ve soyut açıklamaları anlamak pek kolay değil günümüz dili ve algılayışıyla. "kastedilen derinlikli bir şeyler var ama acaba nedir?" diyerek okudum kitabın çoğunluğunu. anlamayarak okumak da yoruyor haliyle. mesela "rekatların sayısı, meleklerin kanatlarının sayısına benzer" şeklinde anlatıyor İsmail Hakkı Bursevi hazretleri "rekat" kavramını. bir gün bu sembolik dili idrak etme seviyesine gelir miyim bilmiyorum. namazın hakikatini idrak etmek için kelimelerden öteye geçmek, pratik etmek, yaşamak, kendi iç sesini takip etmek gerektiğini hatırlattı bu kitap bana tekrar ve tekrar. kelimeleri okuyarak idrake ulaşabileceğimizi sanıyoruz bazen, ama sevmek de yaşamak da böyle bir şey değil :) hakkımızda hayırlısı, emeğine sağlık cemalnur hocanın
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuması keyifli bir kitap. İnsanlar yaşanmaz hale gelen dünyalarından kaçıp dört koloniden biri olan Amatka'nın da bulunduğu bu isimsiz diyara geliyorlar. Bu diyarda nesneler, isimleri sık sık anıldıkça var olabiyorlar. Eğer düzenli olarak bu "işaretleme" yapılmazsa nesneler bir balçık maddeye dönüşüyorlar ve karakterlerin tepkilerinden anladığımız kadarıyla bu durum varoluşu ve gerçekliği tehdit ediyor. Yani insanlar kendi gerçekliklerini kendileri var ediyorlar. Peki bu gerçeklikte insanlar ne kadar özgürler? Roman bu soruyu tam olarak cevaplamadan biraz ucu açık bir son ile bitse de yine de dil ve gerçeklik arasında kurduğumuz ilişkiyi sorgulatmada oldukça başarılı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir