Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu eleştirel yazılarda; “Şiir, geçmişe atıflarla ilerler” Behçet Necatigil sözünün fazlasıyla hakkının verildiğini düşünüyorum. Eleştiriye, tahlile aldığı ilgili şair şiirlerini, İkinci Yeni ve Modern Türk Şiiri temel taşları üzerinden ele aldığını söylemiştik. Bunu, daha çok etkilendiği tanınmış şair ve yazarlar üzerinden yapmaktadır. “Cahit Zarifoğlu, İsmet Özel, Sezai Karakoç, Ahmet Haşim, Turgut Uyar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Edip Cansever, Behçet Necatigil, Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Ahmet Hamdi Tanpınar, İlhan Berk”, hatta ve hatta “Yunus Emre, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Hüseyin Cöntürk” gibi kimi tanınmış isimler üzerinden yapmaktadır. Bunlarla birlikte hemen hemen her tahlil yazısında "T.S. Eliot, Ezra Pound, Arthur Rimbaud, Aragon, Boudelaire” gibi dünya şiirinin temel taşları üzerinden de şiire ve şaire bakış tüm boyutlarıyla ele alınıp işlenmektedir. Beğenerek okuduğum güzel bir eser. Tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar bu eseri ile üç ödül aldı. 2023 yılı Erdal Öz Edebiyat Ödülü, 2023 yılı Sedat Simavi Edebiyat Ödülü ve 2023 yılı Vecihe Hatiboğlu Anma Ödülü.

Çok güzel üç öykü var kitapta.

Bir hiç uğruna yaşanmadan geçirilen, maddi değerlerin her şeyin üzerinde tutulduğu ve mutluluğa uzanmayı biçimlere bağlayan hayatlar. Yok olan zerafetin yerini alan görgüsüzlük, geçmişe duyulan özlemi pekiştirircesine fütursuzca vücûd buluyor.

Çevremizde olan bitene körlüğümüz bitmedikçe, mücadele etme duygusunu ruhumuzda hissetmedikçe, dünya daha güzel olmayacak.

Çok güçlü, çok güzel cümleler ve çok güzel bir anlatım, kurgu, üslup… Muhteşem.

Bana ilham veren az sayıdaki okumadan biriydi. Okumaya doyamadım. Kaybından dolayı çok üzgünüm.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı'nın son döneminde Osmanlıcılık fikrinin çökmesiyle İslamcılık ve Türkçülük fikri ön plana çıktı. Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserde üç fikir akımı tartışılmıştır. Bu eserde ise Üç Tarz-ı Siyaseti adlı eseri de kapsayacak şekilde dönemin düşünce yapısını fikir adamlarının perspektifinden detaylı bir şekilde kaleme alınmıştır. Örneğin Türkçülüğün önemli fikir adamlarından olan Ziya Gökalp başta olmak üzere Mehmet Emin Yurdakul gibi kişilerin görüşlerine yer verilmiştir. Şehbender Zade Ahmed Hilmi, Mehmet Akif gibi İslamcı kişilerin görüşleri derinlemesine değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler yapılırken karşılaştırmalara da yer verilmiştir. Milli Mücadele Dönemi, Halide Edip Adıvar'ın fikirlerine yer verilmiş ve yine İslam'ın modernleşmeye karşı bakış açısı gibi konular bilimsel bir şekilde tartışılmıştır. Konu hakkında yazılmış en kapsamlı eserlerden birisidir. İlgili arkadaşlara tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
John Verdon'un en sevdiğim yanı diğer polisiye romanlarına nazaran baş karakterin ruhsal çöküntüsünü çok iyi işlemesi ve insani duyguları inanılmaz derecede güzel aktarmasıdır. Baş karakterimiz dedektif Dave Gurney'in eşi ile olan sıkıntılarını, yaşadığı ruhsal bunalımları, kafasına çöken sorunları betimlerken sanki siz oradaymış gibi hissediyorsunuz. Ayrıca yazarın diğer polisiye romanlarından farklı olarak baş karakter hep sorunlarla uğraşırken hata da yapabiliyor ve bu hatalar bazen yoğun bakımlık olmasına bile sebep olabiliyor. Bu gerçekçilikten ötürü kitap inanılmaz derecede sürükleyici. Bunun akabinde olaylar hep beklemediğiniz şekillerde gelişirken size verdiği detaylar sizi bir taraftan alıp bir başka tarafa götürüyor bu da kitabı elinizden düşürmek istememenize sebep oluyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Siyasallaşmaması gereken şeylerin bile siyasallaştığı yeryüzünde, siyasetin birçok şeyi şekillendirdiği bir ortamda ve tarihte; en kullanışlı alanlardan biri de hiç şüphesiz din kurumu olmuştur. İslâm özelinde, bundan namaz gibi özel bir ibadet dahi kurtulamamıştır. İslâm tarihinde; bilhassa cuma namazlarındaki hutbelerde Hz. Ali ve Muaviye döneminden başlamak üzere karşılıklı lanetlerin okunduğu, siyasi propagandaların yapıldığı tarihi bir hakikattir. Bilhassa Emeviler döneminde camiler ve namazlar adeta siyasete göre de dizayn edilmiştir diyebiliriz. Mesela cuma namazlarında hutbelerin namazdan sonra okunduğu ama sonraları bu uygulamanın değiştirildiği ve namazdan önceye alındığının söylendiği, hutbeler daha dinamikken sonraları ağızdan çıkan bir harfin bile günah sayıldığı bir şeye dönüştüğü vb. birçok meselenin altı geniş geniş, türlü türlü doldurulabilir. Velhasıl namaz hakkında derli toplu tarihi bilgilerin yer aldığı bu eseri öneririm.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Körelmiş Bıçaklar 5 öyküden oluşan bir öykü kitabı. Yazarın ilk kitabından sonra öykülerini okumak oldukça zevkli bir deneyimdi.

İlk öykü, kitabın da ismi olan Körelmiş Bıçaklar. Tezgah üstünde asılı duran ve kullanılmamaktan körelmiş bıçakların hikayesi. İkinci öykü Damak Tımarhanesi. Michelin Yıldızlarını kaybeden şefin eş zamanlı olarak aklını da kaybetmesini anlatıyor. Ve üçüncü öykü, Epikür'ün Sofrası. Hikaye genç kadını masalarına davet eden yaşlı adamın gastronomi öğretileriyle başlıyor. Ve sonuncu hikaye, Aç Bebek. Henüz anne rahmindeki bebeğin oburluğunu okuduğumuz keyifli bir öykü. 5 hikaye boyunca unutulmak, delirmek, açlık, kan, aşerme gibi konuları okurken duygudan duyguya geçeceksiniz. Tüm hikayelerde israfa, insanlığa dair birçok alt metin okuması yapılarak çok fazla şey alınabilir bu öykü kitabından. Sanırım Emre Turan ismini çok güzel yerlerde birçok defa duyacağız. Yine çok fazla yerde özeleştiriye kapı açan çok keyifli bir okumaydı, keyifli okumalar diliyorum.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, bilimsel veriler kullanarak, çağımızın en büyük hastalıklarından birisi olan (ve maalesef şahsımın da muzdarip olduğu) mükemmeliyetçilik hastalığını (M.H.) ve çözüm yollarını gayet akıcı bir dille tahlil etmiş. M.H. ile sosyal medya ve reklam silahlarının, bireylerde yetersizlik duygularını pekiştirerek tüketim çılgınlığını beraberinde getirdiğine vurgu yapmış. Ayrıca M.H. ile erteleme hastalığının bağlantısını gözler önüne sermiş. Şöyle ki; her yaptığı işin mükemmel olmasını isteyen bireyler, mükemmelliği yakalayamama endişesiyle işe başlamaktan korkmakta, bu korku neticesinde işi sürekli ertelemekte, sonunda birikmiş işler yığınının altında ezilip kalmaktadır. Siz de çağımızın bu en büyük hastalığından az ya da çok muzdaripseniz kendinize bir iyilik yapıp bu kitabı altını çize çize, sindire sindire okuyun ve sevdiklerinize de okutun.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Pal Sokağı Çocukları," yaşadığımız şu dünyada eskiden çocukların birbirine nasıl bağlı ve sadık kaldığını, aralarındaki olayların onlarda nasıl etki bıraktığını ve bir arsanın onların hayatındaki önemini anlatan güzel bir hikaye olarak karşımıza çıkıyor. Okurken sonunda ne olacağını tahmin ederek devam ediyorsunuz, ama kitabı bitirdiğinizde yazarın anlatım gücüyle olayın sizi çok etkileyeceğinin farkına varıyorsunuz. Benim gibi çocukluk hayatını mahallesinde arkadaşlarıyla birlikte geçiren biri için çok normal gelen olaylar, günümüz çocuklarının (çoğunluğu evde elektronik eşyalarla vakit geçiren) okuyarak eski arkadaşlıkları ve çocukların ilişkilerini anlaması açısından onlara kesinlikle öneririm.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı okurken İttihat ve Terakki yönetimine karşı saygım yine arttı. Birinci Dünya Savaşı sırasında bile Roma dönemine ait olsa da tarihi eserlere verilen değer ve kıymet, ITC yönetiminin gerçekte dönemin şartlarına göre daha elit bir yapıda olduğunu gösteriyor.Üç Paşaların sonuncusu Cemal Paşa'nın Suriye'de bulunduğu 1916-17 yıllarında bölgenin önemli tarihi eserleri kıymetli bilim adamlarını görevlendirip belgeledikleri (resim) ve bilgi aktardıkları güzel bir çalışma olmuş. Aralarında Halep, Şam gibi kadim şehirler dışında, Antik dönemin gözdesi Palmyra ve Baalbek'e ait de yeterince görsel mevcut. Günümüzde Antik Roma döneminden kalma eserlerin nasıl Almanya'da sergilendiğini de şimdi daha iyi anladım. Bu da biraz dönemin yönetiminin hatası diye düşünüyorum. Restore etmek için götürdükleri tarihi eserleri geri getirmemişler. Her şeye rağmen savaş şartlarında bile tarihi eserlere verilen bu önem ve kısıtlı bütçeden paraya ayırıp restore ettirmeleri şapka çıkartılacak bir hareket.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kendini hamile olarak resmeden ilk kadın ressam Paula M. Becker. Rilke ve Rilke'nin eşi Clara'nın yakın dostu. Rilke ile mektuplaşmaları ve ressamın erken yaşta ölümü üzerine Rilke'nin yazdığı şiir kaynaklarda geçiyor.

Çok da ünlü olmayan kadın ressamın hayatını yine bir kadın yazıyor. varlığını yaşatmak istediğinden. Erken yaşta ölmüş olması en büyük etkenlerden. Yirmi altı yaşında günlüğüne ölümü düşündüğü ve mezarının nasıl olması gerektiğini hayal ettiğini yazdıktan altı yıl sonra ölüyor.

Çok keyif alarak okudum. Biyografi unsurları taşıyan deneme ve anlatı türünde bir eser. Bir kadının kendini arama yolculuğu, sanat, evlilik, çocuk sahibi olma fikri, özgürlük konuları merkezde. Kadın hikayeleri ve gerçek bir şeyler okumak isteyenlere tavsiyemdir...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir