Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zweig’in Avrupa medeniyetine duyduğu bağlılık, onun eserlerinde ve düşünce yapısında derin izler bırakmış, bu mirası yüceltirken zaman zamanda günümüz ifadesi ile fanatizme yaklaşan bir bakış açısına da sahip olduğunu rahatlıkla söylenebilir. Avrupa sömürgeciliğinin dünya üzerinde getirdiği olumsuz sonuçları ile pek yüzleştiğini göremeyiz yazılarında ama O'nun Avrupa’ya olan tutkusu, diğer taraftan iyi niyetli bir bakış açısı ile aşırılıkla değil, insancıl bir idealizmin ifadesi olarak da değerlendirilebilir.

Sonuç olarak üstadın kalemine, anlatım becerisine duyduğumuz saygı sürekli yücelttiği Avrupa toplumu bakış açısını görmezden gelmemize fazlası ile yeter diye düşünüyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Bazı insanlar usta unvanını hak etmezler.” dedi.
“Görünen o ki pideci öyle biri. Adam kendi çocuğu için aynı yaştaki çırağını imzaya gönderir mi, hadi gönderdin, kendine de bir kitap al, demez mi? Demek ki hayatta bazı çocukların üstü hâlâ çiziliyor. Ama harfler böyle çocukların sesi olmak için var, yeter ki o çocuklar harflere tutunsunlar.”
Miyase Hanım yine yapmış yapacağını… Çocuklara: “Kitap okuyun.” demeden kitap okutmanın bir yolunu bulmuş, bu kitabı yazmış. Kitapta fazlasıyla içimizden biri olan İlhami, kitap okumayı hiç sevmiyor hatta Türkçe öğretmeninin verdiği kitap okuma ödevleri ona zulüm gibi geliyor, derken olanlar oluyor ve semtlerindeki sirk çadırından geriye kalan bir telefon kulübesiyle bakış açısı değişiyor. “Bir telefon kulübesi mi, ne alaka?” diyenleri kitabı okumaya davet ediyorum. Kitap boyunca birbirinden ilginç ve esrarengiz hikâyelere tanıklık edeceksiniz. Kitapla kalın.
Yanıtla
5
2
Destekliyorum  15
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“.... Roma ordusundaki her bir erin özel bir ada sahip olduğuna inanmak bize zor gelir, çünkü bağımsız bir karaktere sahip olduklarını düşünemeyiz. Şimdi tek gerçek adlar, lakaplardır. Şaşırtıcı bir enerjisi olduğu için, oyun arkadaşlarının Yaman adını taktığı bir çocuk tanımıştım, bu lakap onun asıl adının yerine geçmişti. Bazı seyyahlar, Kızılderililere doğar doğmaz isim verilmediğini, adlarını kazanmaları gerektiğini, bu adın onların şanı olduğunu, hatta bazı kabilelerde, her başarıyla beraber yeni bir adın daha kazanıldığını anlatırlar. Ne ad ne san kazanabilmiş birine, sadece kolaylık olsun diye bir bir isim verilmesi ne kadar da acınasıdır.”

mesela bana “özgür” demiş babam doğduğumda… ama bakıyorum… hayatım boyunca hiçbir zaman gerçekten özgür olamadım galiba.. thoreau ne kadar da haklı…insan adını kendi kazanmalı...bunun için hayatını yaşamalı.. kaç insan istediğini hayal ettiğini yaşayacak kadar cesur...
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  3
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap boyunca klostrofobik bir hava var. Bastırılmış anılar, yoğun duygular ve psikolojik çatışmalar. Bir de işin doğaüstü kısmı var tabii. Ben şahsen korkmadım ama hikâyeye iyi yedirilmiş. Özellikle anne-kız ilişkisi çok gerçekçi anlatılmış. Hikâye tamamen Alison’un gözünden aktarıldığı için, onun yaşadığı içsel çatışmalar ve tedirginlik doğrudan okura da geçiyor. Akıcı bir anlatımıyla da okuru içine çekmeyi başarıyor. Korku dozu bana hafif gelse de, bazı okurları gerebilir. Bence vakit ayırmaya değer. Okuyun derim...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İyiler kendini belli eder biliyor musunuz? İyi insanların yüzleri, bakışları, sakinlikleri, neşeleri, cümleleri, bir çocuğun yüzü, bakışı, hâli, sesi, neşesi gibidir.
Gerçek şu ki zorbalar, kendilerinden farklı olan hiç kimseye tahammül edemezler.
Masalları gerçekten seviyorum. Eskiden masalların büyülü dünyası beni çok etkilediği için severdim. Zamanla masallar hakkında okuduğum çok farklı kitaplarla masalların aslında gözüktüğü gibi masum olmadığını öğrendim. Ondan sonra da masalları eleştirel gözle okumayı daha bir sevdim. Şimdi, oldukça farklı bir bakış açısıyla popüler masalları yeniden okumuş oldum bu kitapla. Yalnız büyük bir farkla! Bu sefer çocukluğumuzdan beri okuyup da masallarda hiç ama hiç dikkatimizi çekmeyen, hatta varlığını bile sorgulamadığımız, kahramanların gözünden okudum aynı masalları. Eğer siz de masal dinlemekten, okumaktan, anlatmaktan hoşlanıyorsanız bu kitaba bir göz atın derim. Kitapla kalın.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum  19
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazmak ağrısı çekenlerin de istifade edebileceğini düşünüyorum. Yazarlık Atölyesi bahar dönemi kitabı olarak seçilmişti, bu sebeple aldım. Şiirle çok ilgili olmamama rağmen ilginç bir şekilde hoşuma gitti. Kitap genelde yazmak, özelde şiir üzerine Behçet Necatigil'in tavsiyeleri ve denemelerinden oluşuyor. Bazen dil kullanımı ve yazıya dair teknik bilgi, bazen işin duygu ve düşünce dünyasına dair ipuçları ve kişisel deneyimler yer alıyor.
Şiir yazmak bir tarafa şiirle alakalı bir insan da değilim ama bu kitap beklentimin çok üstünde çıktı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın orijinali, büyüleyici bir tarihin edebi bir anlatısı. Ancak Türkçeye aktarır iken, Türk okuyucunun gereğince faydalanabilmesi hususu düşünülmemiş. Çok sayıda orijinal adları ile verilen yer, kavram ve kişi isimleri hakkında dipnot veya bir sözlük ilave edilmemiş. Tek bir harita bile konmamış dört ciltlik kitaba (iki kere taradım göremedim). Çeviriye gelir isek, dilbilgisi yönünden bence başarılı sayılmalı. Okuduğum bölümlerde, beni rahatsız eden bozuk bir cümle dikkatimi çekmedi. Ancak (belki de altmışımı geçmiş biri olduğum için) çok kullanılan, alıştığımız kelimeler yerine az kullanılan yeni sözcüklere de çeviride yer verilmesi (ılımlaştırmak, imgeleme, gönenç, istenç, özdeksel) dikkatimi dağıttı, kitabın –içinde solumak istediğim- tarihi havasını bozucu geldi. Sonuç olarak derinliğine kavramak ve o tarihi yaşamak isteyenler için ek kaynaklara başvurarak okunması gereken bir kitap (Ve devam etmek isteyeceğim kadar değerli.)
Yanıtla
11
0
Destekliyorum  8
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her kitabı sizi derinden etkileyerek hayattan dersler çıkarmanızı sağlayarak, yer yer sorgulama yaşatarak ama her seferinde ne kadar kaliteli yazdığını kanıtlayarak iyiki okudum dedirten bir yazar. Hiç bir eserinde keyif almadığım bir an olmamıştır. Bu eseri de batılılaşma peşinde, felsefesi kendi günahlarının affına olacak şekilde çıkarlar peşinde koşan, hataları ile etrafındaki herkesin hayatını paramparça eden, aile saadeti ve kavramlarını sevda sandığı zevk ve sefalar için mahveden bir adamın hikayesini okuyoruz aslında. Türk toplumunun din, aile, modernist bakış açısı gibi konulara olan yaklaşımını eleştiren ve onlara cahil gözüyle bakması da cabası.
Kaybettiklerinin kıymetini başkaları onlara değer verdiğinde anlayan ve yalanla geçirdiği hayatının sefalet meyvelerini yiyen Kenan beyin, sana müstehak bunlar dedirten hayatı.
Okuması çok kıymetli, bir kitabı Hüseyin Rahmi Gürpınar yazdıysa şüphe etmeden alın ve okuyun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarı instagramındaki paylaşımlarıyla tanıdım, kitabını görünce hemen alıp okumaya başladım. Kitap çok akıcı öncelikle, her bölüm kendi içinde bağımsız. Genel anlamda çoğu yazılan bizim için basit düzeyde kalsa da bazı yerlerde bir farkındalık oluşturuyor ve gerçekten artık başkası için değil de kendin için bir şeyler yapmaya başlıyorsun. Başkalarına koştururken kendimizi niye ihmal ettiğimizi, bunun çocuklukla olan bağlantısını fark ettikten sonra bir iç huzur, rahatlama geliyor ve ayrıca ilişkiler açısından vermiş olduğu tavsiyelerle de bir aydınlanma yaşıyorsun, artık kendini kullandırmamayı öğreniyorsun. Kısacası; kısa sürede okunup ruhsal yaralarımıza bir nevi pansuman yapacak bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Nisan 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Harbiye Nazırı Nazım Paşa
Yirminci yüzyılın başında Osmanlı’nın son dönemlerine giriş yapılır. Bu devrin en önemli özelliği ömrüne çok zaman biçilmeyen hasta adamın nasıl şifa bulacağına kafa yoran devlet adamlarının tarih sahnesine hızlı giriş çıkış yapmalarıdır. Yönetim erkinin monarşiden meşrutiyete evirilmesiyle -eskilerin deyimiyle- kul taifesi hiç olmadığı kadar önem kazanır. Son dönem askeri okullarında okumuş Avrupa’da mürekkep yalamış Osmanlı entelijansiyası artık yönetimde söz sahibidir. Yönetimde söz sahibi olanlar çok olmakla birlikte idaredeki kaotik durum askerleri de mesuliyet noktasında tarih sahnesine taşır.

Harbiye Nazırı Nazım Paşa da devleti için sorumluluk alan Osmanlı’nın önemli devlet adamı ve askerlerinden birisidir. Devletin en zorlu zamanlarında gücü elinde tutan Nazım Paşa bazı emsallerinin aksine akademik ve popüler tarih yazınında fazla yer almaz. Bunu fark eden Ender Korkmaz ismi çok geçen fakat pek tanınmayan Nazım Paşa üzerine yetkin ve kapsamlı bir çalışma yaparak, Osmanlı’nın çöküş döneminde görev alan bir asker ve devlet adamı profilini netleştirmeyi amaç edinir. Zira bu konuda farklılık arz eden ve birbiriyle alakasız anlatılar tarih literatüründe kendisini gösterir.

Değişken siyasi zemin üzerinde birden fazla tarihi olayda rol oynayan bazı şahsiyetlerin sadece devrinin belirli bir dilimi hedef alınarak üretilen kısmi çalışmaların tarih okurunu yanlış yönlendirdiği muhakkaktır. Bu yüzden her devlet adamı ya da askerin bütüncül bir bakış açısıyla doğumundan ölümüne kadar farklı siyasi tablolarda verdiği çeşitli renklere göre değerlendirmek zaruridir. Osmanlı’nın son döneminde hain ve kahraman lafzının bir şahsiyete birden fazla kez sıfat olduğu düşünülürse demek istenilen daha rahat anlaşılır.

Nazım Paşa da Osmanlı’nın son dönem olaylarında -özellikle 31 Mart Vakası ve 1. Balkan Savaşı olmak üzere önemli roller oynar. Ama Paşa’ya verilen mühim görevlere karşın hakkında tarafsız bir tarih anlatısı oluşturulmaz. Ya peşin hükümle suçlanır ya da hakkı verilmek adına tarih tahrif edilir. Bu tarz yanlış algıların yıkılması tarihçinin görevidir. Her tarihi şahsiyet katıksız tarihi duruşu itibarıyla bütün yargılamalardan bağımsız bir biçimde karakterize edilmelidir. Böylelikle yapılacak çalışmalarda son yorumlar okura bırakılır. Tarihi referans noktaları ve eldeki malumat zaten karaktere nihai şeklini layıkıyla verir.

Düşünüldüğünde Nazım Paşa hakkında ince elenip sık dokunarak bir araya getirilen veriler onun hayatının değişken grafiğini tüm netliğiyle ele verir. Bu hassas biyografik sunumun tali olarak ikinci bir faydası da vardır ki kimlik deşifre edildiğinde oynanan kilit role binaen önemli tarihi olaylar da afişe edilir. Bu açıdan Paşa’nın yaşam hikayesi Korkmaz’ın titiz çalışması mucibince 31 Mart Vakası, Balkan Savaşı ve Bab-ı Ali Baskını gibi olayların geri planını da aşikar kılar.

Osmanlı tarihine ilişkin eserler incelendiğinde, yapılan bazı araştırmaların olay merkezli olduğu görülür. Fakat olay anlatımı ne kadar detaylı olursa olsun, olayların merkezindeki kişinin bakış açısı yüksek önem arz eder. Bu nedenle bazı biyografiler şahsın olaydaki rolünü göstermekle hedeflerine ulaşırlar. Hatıratlar ve anılar otobiyografik olarak iyi bir rehber olmakla beraber her zaman bu şahsi yorumlara ulaşmaya imkan yoktur. Nazım Paşa da araştırmacıya deyim yerindeyse kendi diliyle fazla tüyo vermez. Bu yüzden daha fazla çalışarak çerçeveyi özelden genele doğru iyi çizme zarureti vardır. Böylece elde edilen ayrıntılar vasıtasıyla üzerine yoğunlaşılan şahsiyetin olaydaki rolü belirgin hale getirilir. Korkmaz, Nazım Paşa’nın çevresindeki dünyayı o kadar güzel inşa eder ki Paşa’ya söz verilmeksizin sunulan bilgilerden olayların iç yüzü anlaşılır.

Ayrıca Paşa’nın hayatı detaylandırıldığı zaman hiç hesapta olmayan bilgiler ve tarihi görünümler de ortaya çıkar. Misal Paşa’nın Bağdat valiliği ve 6. Ordu komutanlığı anlatılırken Osmanlı bürokrasisinin son dönemlerdeki ahvaline değinilir. Bu anlatımın kitabın üçüncü bölümünü kapsayacak şekilde detaylandırılması Osmanlı’nın başta yönetim sorunları olmak üzere birçok problemini de ayyuka çıkarır. Böylelikle devletin bir bölümündeki imar-iskan çalışmaları, iktisadi teşekkülleri, uygulamaları, askeri teamülleri ortaya çıkar ki atılan yanlış adımların devleti nasıl etkilediği ders verir tarzda gözlemlenir.

Ayrıca siyasi ilişkiler doğası gereği değişkendir. Paşa’nın yaşamı boyunca hesaplı hesapsız politik tavırları kayda alındığında bazı siyasi teşekküllerle bağlantıları olduğu bilinir. Bu bağlantılara bakıldığında bazı grupların ya da güç odaklarının anlatılması zaruridir. Çünkü bir şahsiyetin siyasi faaliyetlerinin bütünü gösterilmek isteniyorsa, detaylı bir anlatımın benimsenmesi okura resmin tamamını görme olanağı sağlar. Böylelikle hiç tahmin edilmese de siyasi ya da askeri bir grubun faaliyetleri anlatının göbeğine oturur. İşte bu açıdan bakılırsa döneminde İttihat ve Terakki’ye karşı kurulmuş Hürriyet ve İtilaf’a bağlı Halaskar-ı Zabitan grubunun oluşumu ve etkinlikleri ortaya çıkar ki eserin biyografi kalıplarını kıran yönü de bu tarz bilgi sunumlarıyla zuhur eder. Ayrıca Halaskar-ı Zabitan’la ilgili dişe dokunur bir çalışma literatürde azsa ya da yoksa, bu durum eserin hanesine artı olarak yazılır.

Nazım Paşa’nın ülkenin yönetiminde söz sahibi olan etkin bir şahsiyet şeklinde ön plana çıkmasından mütevellit resmi evraklar ve basın yayın organlarında sıkça ismi anılmaktadır. Bundan dolayı Paşa hakkında yapılacak olan araştırmaların yüksek titizlikle ve mümkün mertebe kaynakların tamamını kapsayacak şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Bu açıdan eserin doygun bir potansiyel ortaya koyduğu söylenebilir. Zira Paşa’nın hayatındaki bütün adımlar yazılı kaynaklarla takip edilmektedir. Kaynakların karşılıklı kullanımı birbirlerini teyit etmelerinin önünü açarken, Paşa’nın hayatının gizil kalmış yönlerindeki sır perdesi de yer yer aralanmaktadır. Fakat yine de buna rağmen sürgün yılları gençlik dönemleri ile ilgili doğal olarak fazla bir bilgi yoktur.

Paşa’dan yola çıkılarak anlatılan son dönem Osmanlı tarihinin önemli olayları benzer eserlerdeki gibi kısa geçilmez. Olaylar bütün teferruatıyla verilmekle birlikte özgün ve muadil çalışmalarda rastlanmayan ezber bozan bilgileri içerir. Örneğin, 31 Mart Vakası sadece siyasi bir hizipleşmenin çatışmaya dönüşmesinden ziyade, bütün sosyal tabakalarda derin akisleri olan çok yönlü toplumsal bir olay şeklinde sunulur. Olayın öncesi, oluşumu ve sonrası ayrı başlıklarla kırılma anlarıyla izah edilir. Böylelikle sadece Paşa değil, Osmanlı tarihinin de bir bölümü detaylandırılır.

Sonuçta; Nazım Paşa, Osmanlı’nın son dönemlerinin kayda değer figürlerinden birisidir. Misal Balkan Savaşı gibi dünya ve Avrupa tarihine etki eden önemli bir olayda Paşa Osmanlı ordusunun başındadır. Fakat buna karşın Nazım Paşa’nın oynadığı etkin role nazaran hayatını kapsamlı içeren bir akademik çalışma yapılmamış olup, Korkmaz’ın eseri literatürde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Devlet adamı veya asker olsun tarihi şahsiyetlerin mercek altına alınan hayatlarından önemli dersler çıkarmak mümkündür. Tarihi zemin ve zaman değişmekle beraber insanın doğası pek değişmemektedir. İnsani zaafların etkisiyle düşülen hataların geçmişten geleceğe uzanan silsilesine bakıldığında ortaya çıkan benzerlikler ders almanın zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır ki; Nazım Paşa bunun için iyi bir örnektir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir