Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken kendimi çocuklukla yetişkinlik arasında bir yerde hissettim. Karel Čapek’in masalları ilk bakışta sade ve naif görünüyor ama satır aralarında ince bir mizah ve düşündüren bir derinlik var. Her masal kısa ama etkisi uzun sürüyor; bitince insanın aklında küçük bir soru ya da tebessüm bırakıyor.
En çok hoşuma giden şey, masalların klasik iyi-kötü ayrımına sıkışmamasıydı. Daha çok insan doğasına, zaaflara ve gündelik hayatın tuhaflıklarına odaklanıyor. Bu da kitabı sadece çocuklara değil, aslında büyüklere de hitap eden bir hale getiriyor.
Dili oldukça akıcı, anlatımı ise yormadan ilerliyor. Ama o sadeliğin içinde zekice kurulmuş bir dünya var. “Bir fazlası” dediği kısım da kitaba küçük bir sürpriz gibi eklenmiş, hoş bir dokunuş olmuş.
Genel olarak sakin, düşündüren ve yer yer gülümseten bir kitaptı. Kısa kısa okumalık ama etkisi kalıcı bir şey arayanlar için güzel bir tercih bence.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın temel konusu; Antikçağ ve Ortaçağ’da çeşitli ırkları içinde barındıran çokuluslu ve uluslararası büyük bir uygarlığın merkezi olan İslam dünyasının neden geri kaldığına ilişkindir. Yazar bu sorunun cevabını ararken; Batı Emperyalizmi, Batı’nın Doğu’ya göre daha hızlı ilerlemesi, Müslümanlar tarafından benimsenen yabancı düşünce ve uygulamalar, dini otoritelerin (ulemanın) bağnazlığı ve siyasi düzendeki yeri, Yahudiler ve Amerika, Laiklik vs gibi nedenler üzerinde tahliller yapıyor. Yazar, sorunu kesin bir sonuca bağlamayarak bizi düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyor. Ve İslam dünyasının “Bunu bize kim yaptı” yerine “neyi yanlış yaptık ve nasıl düzeltiriz” sorularına cevap araması gerektiğini ifade ediyor.
Bu kitapla birlikte, Ahmet T. Kurunun ; “İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık” ve F. Starr’ın “Kayıp Aydınlanma” kitaplarını birlikte okursanız aydınlatıcı ve faydalı olur. Çünkü üç yazar da bu soruna farklı açılardan yaklaşıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şimdi bu kitabı anlatmaya nereden başlasam diye düşüyorum:) çok katmanlı, Ben Lerner’in zihin yapısına ulaşmak için epey gayret sarfetmemiz gereken hacimsiz ama hacminden büyük bir kitap.

Lerner, anlatmış ve durmuş, başka konulara girmiş, ana karakterin oğluna, ailesine ve torununa döndürmüş anlatıyı gibi gözükse de “bağ” kavramı orada inanılmaz coşmuş hatta belki de kendinde olan bir travmayı yansıtmış, bilemiyorum. Okurken yutkundum, boğazım düğüm düğüm oldu.

Gelelim Oğul Max ve Anlatıcı arasındaki ilişkiye :

-Hangisi gerçek oğul , kan bağı ile maddi mirası devralan mı yoksa manevi (entelektüel) mirasın sahibi anlatıcı mı? Birisi sahipleniyor biri devralıyor :) özellikle belirttim ki bu durumu benden sonra okuyanlar sorgulasın diye. İkisi birbirine rakip mi yoksa hayatın ayrı yönlerini temsil eden gelecek kuşak mı?

Hafıza? Gerçek mi yoksa bizim işimize gelen mi?
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Abartıldığı kadar değil ama güzel bir eser. Zülfü Livaneli’nin Bekle Beni kitabını okurken sadece bir hikaye değil bir duygunun içine giriyorsun gibi hissediyorsun fakat ara ara kopukluklar var. Satır aralarında kayboldukça insan kendi geçmişine kaçırdıklarına ve beklediklerine dönüp bakıyor. Ben kitabı okurken en çok “zaman” kavramı üzerinde düşündüm. Ne kadar hızlı geçiyor ve biz bazen o hızın içinde kendimizi kaybediyoruz. Bunu sade ama derin bir dille anlatmış bazı cümleler uzun süre zihnimde kaldı ama genel klişe bir anlatım tarzıydı. Kitap bittiğinde içimde hem bir hüzün hem de bir huzur kaldı okunmaya değer mi değer. Sanki yazar bana “geçmişi affetmeden bugünü yaşayamazsın” demek istemişti bu da bana vermiş olduğu en güzel mesajdı
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Can Borcu, duygu yoğunluğu yüksek, akıcı ve insanın içine dokunan bir roman. Karakterlerin yaşadıkları ve hissettirdikleri gerçekten etkileyici. Ancak kitaptan önce Piraye’nin Seyir kitabını okuduğum için beklentim ister istemez çok daha yüksekti.

Yer yer aynı duyguların ve düşüncelerin sık sık tekrar edilmesi okuma temposunu biraz düşürdü. Bu yüzden bazı bölümlerde sıkıldığımı ve kitabı bitirirken biraz zorlandığımı söyleyebilirim.

Buna rağmen verdiği duyguyu sevdim. Eğer Piraye ile ilk kez tanışacaksanız güzel bir başlangıç olabilir; ama benim favorim hâlâ Seyir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin bir kitabı dışında hepsi kitaplığımızda. Oğlum tam bir Tarçın hayranı... Her yeni kitap eline geçtiğinde gözlerindeki heyecanı görmek tarifsiz bir mutluluk.

Tarçın ve arkadaşlarının sıcacık dünyasında dostluğun, sevginin, paylaşmanın, vefanın ve birbirine değer vermenin en güzel hâline şahit oluyoruz. Bazı kitaplar sadece okunmaz; kalbe dokunur, insanın içine usulca yerleşir. Tarçın da bizim için tam böyle bir dost oldu.

Bir anne olarak, oğlumun böylesine güzel değerlerle büyümesine katkı sağlayan bu seriyi her okuduğumuzda içim umutla doluyor. Eminim yıllar geçse de Tarçın ve arkadaşları, çocukluğunun en güzel hatıralarından biri olarak kalbinde yaşamaya devam edecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyülü Gerçekçilik akımıyla tanıdığımız Latin Amerika edebiyatında farklı yerde duran bir eser Mezarımdan Yazıyorum. Adı üstünde ölmüş birinin Bras Cubas'ın yazdıklarını okuyoruz. Öldükten sonra yazdıklarını okuduğumuzdan roman en başından itibaren ilgi çekici. Buna, tıpkı Laurence Sterne'ün Tristram Shandy romanını hatırlatan mizahi dil, anlattığı hikayeden çıkıp başka hikayelere giriş yapan bir anlatım, yer yer okuruyla konuşan bir kalem eklenince enteresan bir kitap ortaya çıkıyor. Elbette 19. yüzyılın son döneminde yazıldığını düşünürsek dönemine göre ileri bir eserdir diyebiliriz. Roman boyunca bekar vefat etmiş Cubas'ın aşk hikayelerini okuyoruz. Tabii ki bunu okurken klasik bir aşk hikayesi anlatımından uzak, kimi zaman romantik kimi zaman mizahi bir dille karşılaşıyoruz. Kısacası adına rağmen keyifli bir roman Mezarımdan Yazıyorum. Çok bölümden oluşan yapısıyla okuması rahat, dili gayet akıcı, çevirisi de güzel.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar Menderes Çil’in mesleki olarak PDR olması, karakterlerin iç dünyalarını, baba-kız ilişkisindeki bağımlılık düzeyine varan duygusal bağları ve travmaların insan üzerindeki etkilerini analiz ederken belirgin bir avantaj sağlamış bu güzel. "Birine aşırı bağlanmanın getirdiği kırılganlık" teması oldukça baskın. Özellikle aile dramı ve melodrama yakın kurguları seven okurlar için çabuk okunan bir tempoya sahip bence. Sadece, puan kırmama sebep olan durum; mekan ve çevre betimlemelerinin (örneğin ev veya mutfak detaylarının) hikâyenin temposunu biraz yavaşlatması. Buna takılmazsanız gayet güzel bir kitap. Keyifli okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ergün Kazanır’ın önceki kitaplarını sevdiyseniz, bu kitabını da gözünüz kapalı alıp okuyabilirsiniz. Sıcacık, samimi ve dili o kadar sade ve o kolay okunuyor ki... Sanki karşımıza oturmuş bizimle sohbet ediyor gibi yazıyor. (keşke adalet tohumu kitaplarını özellikle tüm ilkokul öğrencilerine okutulsa)

​Son kitabı Çok Şık Hayaller’de de yine döktürmüş. Yeni okullarında dışlanan ve zorlanan iki yakın arkadaşın, Betül ve Mustafa’nın hikâyesini anlatıyor. Ama pes etmek yok! Zekice planlar yapıp dostluklarıyla her şeyin üstesinden geliyorlar. Ayrıca yazar o akıcı anlatımıyla bize şunu çok güzel hissettiriyor: Hayal kurmak harika bir şey ama dostlarla omuz omuza verip o hayal için çabalamak çok daha güzel.

​Kesinlikle okumalısınız, biz kızımla birlikte okuduk tüm kitaplarını. bayılıyoruz dilinin sadeliğine. herkese yüzde yüz tavsiye ....
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken sanki birinin anılarına değil de, kendi içimde sakladığım duygulara dokunuyormuşum gibi hissettim. Bige Güven Kızılay’ın dili öyle sıcak ve samimi ki, daha ilk sayfalardan itibaren mesafe diye bir şey kalmıyor. Anlatılanlar yabancı değil; aksine fazlasıyla tanıdık.
Kitapta en çok hoşuma giden şey, o küçük anların kıymetini hatırlatması oldu. Büyük olaylardan çok, gündelik hayatın içindeki ince detaylar, unutulmuş duygular ön planda. Okurken bazen gülümsedim, bazen de durup düşündüm. Özellikle bazı cümleler var ki, sanki altını çizmek için yazılmış.
Yazarın okura yukarıdan bakmayan, aksine yanına oturup anlatıyormuş gibi bir hali var. Bu da kitabı daha da “yakın” kılıyor. Abartıya kaçmadan, sade ama etkili bir anlatım kurmuş. Bitirdiğimde içimde yumuşak bir his kaldı; hani uzun zamandır görmediğin biriyle güzel bir sohbet etmişsin gibi.
Kısacası, çok büyük iddiaları olmayan ama kalbe dokunan bir kitap. Sıcak, samimi ve insanın içinde bir yerlere sessizce yerleşen türden.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir