Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnez'in Sezgisi
Elimden bırakamadım, bitiverdi. Benim bu Fuentes aşkım ne olacak hiç bilmiyorum, durulacağına alevleniyor yıllar geçtikçe. Fuentes her zamanki destansı diliyle şiddeti, tutkusu, lezzeti çok yerinde bir şey yazıp kucağımıza bırakmış. Zamanla ve mekânla oynayan bir aşk hikâyesi ama aşk hikâyesi demek yetersiz kalır, insanlığın bitmek bilmeyen oyunlarının, çözümsüzlüklerinin, oynaşlarının da hikâyesi. Bunu yine “tarif etmesi güç nefis kitaplar” kategorisine koyuyorum. Bininci kez tekrarlayayım: Fuentes seni çok seviyorum. “Görüyorsun ki hatırlamak her zaman iyi değil, bellek çok kötü olabilir; içinde yaşadığımız unutuşa şükretmeli ve onu özlemeliyiz çünkü bu unutuş sayesinde biz bir aradayız, ayrıca ‑bunu ben söylüyorum sana‑ yeniden karşılaşan bir kadının ve erkeğin anıları eşit değildir, birinin anımsadığını öteki unutmuş olabilir ya da tam tersi; bazen de unutulur çünkü anımsamak acı verir, olmuş olanın hiçbir zaman olmadığına inanmak gerekir, en önemli anı unutulur çünkü bu aynı zamanda en ıstıraplı anı olabilir. Bana, benim unuttuğumun ne olduğunu söyle.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tekil Kalabalık & Şair Yazar Entelektüel ve Anlatıcı Murathan Mungan
Tekil Kalabalık’ı, Murathan Mungan’ı ağırladığımız Pandora’nın Merakı bölümünde biraz konuştuk ama burada da olsun istiyorum; çünkü memleketimizin yaşayan yazarlarına hakkını teslim ettiği nadir anlardan birinin nişanesi bu kitap, o nedenle çok kıymetli.

Geçtiğimiz yıl (2025) Mimar Sinan Üniversitesi’nde, Mungan’ın 70. yaşı ve yazarlıktaki 50. yılı nedeniyle düzenlenen sempozyumdaki konuşmaların kitaplaştırılmış hali bu. (Konuşmacılar: Ayşenil Şamlıoğlu, Bahanur Garan-Gökşen, Behçet Çelik, Deniz Durukan, Doğan Yaşat, Fatih Özgüven, Fatmagül Berktay, Gaye Boralıoğlu, Haydar Ergülen, Mahmut Mutman, Murat Özyaşar, Murathan Mungan, Müge İplikçi, Orhan Kâhyaoğlu, Savaş Kılıç, Sema Kaygusuz, Sevin Okyay, Sırma Köksal, Sibel Irzık, Sylvain Cavaillès) O tarihlerde yurt dışında olduğum için sempozyuma katılamamıştım ve içime dert olmuştu, dolayısıyla kitap çıkınca büyük bir heyecanla okudum.

Ne diyebilirim, nefis. Kimi sunumlar müthiş ufuk açıcı, kimininse duygusu çok kuvvetli. Yani karşımızdaki kuru bir teknik edebiyat analizi değil, edebiyata dair edebi metinlerden müteşekkil bir kitap bu, şahane.

Kitap dört bölümden oluşuyor: İlk üç bölümde (Yazar ve Entelektüel, Şair, Anlatıcı) Mungan’ın türlü eserleri ve 50 senelik yazarlık geçmişinde tavır koyduğu meseleler üzerinden bir portresini okuyoruz. Mungan’ın Dikkatleri başlıklı dördüncü bölümse en sevdiğim bölüm oldu zira programda da bir kısmına tanıklık ettiğimiz uçsuz bucaksız zihinsel dünyasını besleyen şeylere bakıyor bu bölümdeki konuşmacılar. Sempozyumun sonunda Mungan’ın yaptığı çok sahici kapanış konuşmasıyla da bitiyor kitap.

Bir insan 50 sene boyunca yazıp sesini yükseltince, onun tarihine bakmak memleketin de tarihine bakmak oluyor elbette, bir anlamda cumhuriyetin yarı ömrü de akıp gidiyor satır aralarında. Mungan’ın okurlarını olduğu kadar, yazmaya dair akıl yürüten insanları da tatmin edecek, çok kapsamlı, çok heyecan verici bir çalışma bu.

Kitaba adını veren, Mungan’ın Pavese’nin Günlükleri şiirinde yer alan ifade de ne kadar yerinde. Gaye Boralıoğlu’nun konuşmasında dediği gibi: “onun mucizesi tek başına büyük bir çoğulluk oluşturmasında” sahiden.

İyi ki okudum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Değişmek
Edouard Louis’nin dilimize son çevrilen (yine Ayberk Erkay’ın şahane çevirisiyle okuyoruz, şanslıyız), 2021 tarihli kitabı Değişmek kafamı fazlasıyla karıştırdı. İzah etmeye çalışayım bakalım.

Can Yayınları Louis’nin eserlerini orijinal sırasıyla yayınlamadı ama bu kitap, dilimizde önceden yayınlanan eserlerinden sonra yazdığı bir metin. Normalde buna takılmam ama bu kitaplar özkurmaca olduğu ve yazar özellikle bu kitapta kendi dönüşümünü anlattığı için bence önemli. Açıkçası Louis’nin gitgide kendini tekrar etmeye başladığını düşündüğümden, bu kitapta da yeni bir şey bulamayacağımı düşünüyordum ancak öyle olmadı. Hatta bu kitabın satır aralarında geçen türlü karakterleri ve anları okuyunca, genç yaşına rağmen daha kendi hayatından süzeceği çok fazla hikâye olduğunu fark ettim, zannediyorum bazılarının genişletilmiş hallerini ayrı kitaplar olarak da okuyacağız ileride. Yani genel kanının aksine ben bu kez bu kitapta yine aynı şeyleri okuyormuşuz gibi hissetmedim. Evet yine çocukluğunu, maruz kaldığı şiddeti, annesini, babasını anlatıyor ama burada asıl kendini yeniden doğurmak için ne yaptığını dinliyoruz ki bilmediğim çok şey vardı bu metinde.

Bilmediklerimin başında Edouard Louis’nin bu kadar büyük bir proje olduğu geliyordu mesela. Bunu bizzat kendisi böyle söylediği için ben de aktarabiliyorum. Görünüşünden gülüşüne, adından konuşmasına; her şeyini büyük bir efor ve iradeyle yıllar içinde inşa etmiş, sahiden kendinden yeni birini doğurmuş. Açıkçası bir insanın kendiyle ilgili böyle bir hikâyeyi bu açıklıkla yazmasını müthiş buldum, insan okurken zaman zaman bir tür öfke ve tiksinti duyuyor ve fakat kendisi de kendisine aynı şeyi hissettiği için bu his şefkate dönüşüyor sonra. Tuhaf bir deneyim.

Ancak... Ben artık bugünkü Louis’nin sesini duymak istiyorum. Evet, bunların hepsini bugünden bakarak yazıyor şüphesiz ama söylediğim bu değil. Geçmişe dair değil artık bugüne dair (geleceğe ya da ama o da şart değil) konuşması, sesini bu biçimde zenginleştirmesi lazım bence. Bu duyguyla okurken kitabın son sayfasında “şimdiki zamanı özlüyorum” yazdığını gördüm, sanıyorum o da farkında durumun. Umarım ileride o sese de kavuşuruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Edebiyat Ne İşe Yarar?
Edebiyatın bir işe yaraması şart mıdır? Bence hiç değildir ama çok işe yaradığı da muhakkaktır. Üzerine çok düşündüğüm bu soruyu kendine isim seçmiş bir kitap olduğunu öğrenince alıp okumam şarttı, yaptım.

Epey zorlu bir okuma olduğunu baştan söyleyeyim. Yazar son 60 yılın sosyoloji, antropoloji ve siyaset bilimi kuramlarına aşina olduğunuz ön kabulüyle yazıyor. Michel Foucault, Gilles Deleuze, Nancy Fraser, Chantal Mouffe gibi isimlerin ve tabii Marx'ın, Adorno'nun, Benjamin'in tezlerine dair bilgi sahibi olmak, Proust'u, Woolf'u, Baudelaire'i, Mann'ı, Flaubert'i, Ibsen'i biraz da olsa okumuş olmak lazım tadına varmak için.

Ben edebiyat teorisi okumayı pek sevmem aslında çünkü "her şeyi de yapısöküme uğratmasak olmaz mı ya" gibi bir yerde duruyorum, neyse ki Rita Felski yapısökümcü çıkmadı, şükürler olsun. Yapısökümcü eleştiriler üzerine akıl yürütüyor elbette ama metne teknik bakan eleştirmenlerin kaçırdığı / küçümsediği dört maddeye odaklanıyor asıl, fenomenolojiyi inkar edemeyiz diyor ve bence derdini çok iyi anlatıyor. Felski'nin edebiyatla kurduğumuz ilişkiye dair sıraladığı dört madde şöyle:

1. Tanıma: İngilizcesinden daha iyi anlaşılacak gibi; "recognition". Hem bir kitapta kendimizi bulmak / tanımak, hem kitapla başkalarını tanımak hem de bir kamusal talep olarak "tanınmak" - bu bölümde Ibsen'in Hedda Gabler'i üzerinden anlattığı savı nefisti.
2. Büyülenme: Weber'in büyü bozumu kavramı üzerinden okurun kitapla kurduğu yeni bağlama gelip, büyü bozumunun eş zamanlı bir yeni büyülenme hali de yaratan / kurucu bir versiyonunu tanımlıyor, buna da bayıldım.
3. Bilgi: Bu bence en zayıf bölümdü, kurmacadan epistomolojik anlamda ne öğreniriz / nasıl öğrenirize dair.
4. Şok: Bugünün edebiyatının şokla kurduğu ilişki bize ne yapıyor, bu çağda yaşayan ve artık "şok bağımlısı" haline gelmiş bizler edebiyata neden hala şaşırırız, orada hangi mekânizma çalışır sorusu üzerine akıl yürüten son bölüm yine çok ufuk açıcıydı.

Zor ama çok iyi bir metin bence bu. Çok fazla kavram ve kuram içerse de yazarın konuşma diline yakın biçimde yazmış olması okumayı kolaylaştırıyor. Bu konuları didikleyenlerin ilgisini çekecektir. Arz ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okumamak
Edebiyata dair bu biçimde yazılmış eserleri çok seviyorum. Büyük analizler yapmadan, büyük iddialar ortaya koymadan, yapısöküm filan işlerine girmeden: hisler, kitaplardan kalan duygular, tetikledikleri düşünceler, o kitaba dair kişisel hatıralar… Edebiyat üzerine yazılacaksa böyle yazılmalı bence. Okumamak, Zambra’nın, çoğu vaktiyle gazetede yayımlanmış küçük denemelerinden müteşekkil bir kitap. Zambra okumak her zaman güzel; yazıların önemli bir bölümü dilimize çevrilmemiş ve/veya okumadığım yazarların eserleriyle ilgili olsa da her birinden ayrı tat aldım. Okumaya ve yazmaya & bunların motivasyonlarına ve bıraktıklarına dair bunca kafa yoran Zambra’nın lezzetli kelimelerini okumak nefisti. Okumanın tuzaklarına ve edebiyatın hayatıma sızdığı yerlere dair çok aydınlatıcı bir okumaydı benim için. (Bir de bundan hemen önce okuduğum Jorge Barón Biza eseri Çöl ve Tohumu’na burada rastlamak ne güzel bir tesadüf oldu!)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mola
Durrell’in büyük görkeminden sonra bambaşka bir yere götüren sakin, yumuşak, yalın bir kitaptı Mola, iyi geldi. Aşık olan yaşlı adamlar meselesi malum; edebiyatın sevilen konularından biri, Benedetti de bu mevzuya el atmış. (Yeri gelmişken sevdiğim diğer örneklerinden bazıları: Wilhelm Genazino – Aşk Aptallığı ve Romain Gary – Biletiniz Buraya Kadar) Kendinden oldukça genç bir kadına aşık olan Martin Santome’nin günlüklerini okuyoruz. Kendine duyduğu acıma, değersizlik hissi, “olamamışlık” endişesi; tüm bunların hayatına ve çocuklarıyla ilişkilerine yansıması… İnsanda hem şefkat, hem öfke uyandırıyor Santome, işte bu nedenle diyorum ki: Bence çok gerçek bir roman Mola. Çok samimi, çok içten. Bu kadar süssüz biçimde yazıp insanın içine böyle işleyebilmek de ayrı bir meziyet elbette. Bir de - öyle akışkan bir çeviri ki sanki çeviri değil anadilinde okuyormuşum hissi verdi, ritmimi bozan tek bir kelime, tek bir düşük cümle çıkmadı karşıma. Ne büyük şans. Uruguay edebiyatını keşif turlarım devam edecektir, arz ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kum Koleksiyonu
Dünyaya Calvino’nun gözünden baktım, kendisiyle sergiler, şehirler, ülkeler gezdim – ne güzel oldu. Kendisinin kurgu eserlerini her zaman daha çok sevsem de, denemeleriyle de arada haşır neşir olmak iyi geliyor, zira bu kadar büyük bir entelektüel (ve hatta zaman zaman ansiklopedik) birikimden faydalanmak lazım bence. Olmayan ülkeler için hayali pullar yapan bir adamla, mor kimonolu bir Japon kadınla, perilerle filan tanıştım. (Zaman zaman Borges’i andıran bölümler de okudum diyebiliriz aslında.) Bana kalan, ağaçların “kaotik savurganlığına” bakıp sorduğu şu soru oldu: “Bir anlamın aktarımı, kendini sergilemedeki ölçüsüzlükle, kendini dile getirmedeki bollukla, ne olursa olsun kendini dışarı atmayla mı sağlanır?” Calvino cevabı söylemiyor. Ben de bilmiyorum, ama her ne kadar bizler ağaç olmasak da hepimizle ilgili bu sıra sorduğum sorulara çok benzediği için bu soruyu alıp kucaklıyorum. İşte böyle.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Teke Şenliği
Dün gecenin bir vakti bu kitabı bitirdiğimden beri ne yazacağımı, yaşadığım şeyi nasıl anlatacağımı düşünüyorum. Aklıma kelimeler değil ünlemler geliyor: küçük sesler; acı, şaşkınlık, hayranlık, dehşet, haz, saygı inlemeleri. Bu kitabı okumadım, içtim: 550 sayfayı, kitabı elimden bırakamadığımdan 3 günde okudum. Şimdi hafızamı kaybetmek, unutmak istiyorum: hem bu kitabı en baştan okuyabilmek için, hem de okuduklarımın dehşetinden kurtulabilmek için; Llosa bana işte bunu yaptı. Hüngür hüngür ağlayarak kitap bitirmeyeli epey olmuştu. İsmi yanıltmasın, “Teke Şenliği” bir dehşet abidesi: dehşetli güzel, dehşetli korkunç. Dominik’in 30 sene hüküm süren korkunç diktatörü Rafael Trujillo’nun hayatının son aylarını yakın çevresindeki farklı kişilerden (bunların kimi onu öldürmeye çalışan suikastçiler) ve kendisinin gözünden okuyoruz. Tarihsel roman, politik roman tam da bu olmalı, yazılabiliyorsa böyle yazılmalı. Yeşil Ev’i okurken çok zorlandığım zamanda gidiş gelişleri burada ustalıkla kotarıyor Llosa ve bizi diktatörlüğün kabusunun, acımasızlığının, kanının, vahşetinin, katliamlarının tam ortasında bırakıyor. Çok kişisel öykülerle çok dev bir toplumsal panorama anlatmayı başarmış kendisi. Diktatörlerin tek tek bireylere ve toplumlara ne yaptığını, nasıl yaptığını, kurdukları büyüleyici ihtişamın yıkıcılığını muazzam anlatıyor. Bir de sıvılar kaldı aklımda, bunu da eklemeli sanki. Kitabın içinden sıvılar akıyor. Kan, iltihap, ter. İnsanlardan ve sistemden akan sıvılar. Daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum. Sanırım Llosa’ya teşekkür ederek bitirebilirim. Çünkü gerçekten müteşekkirim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları
Dostoyevski’nin Yeraltı Notları’nın öncülü sayılan eseri. Avrupalılarla ilgili gözlemlerinin kimileri oldukça ilginç olsa da özellikle etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Fyodor amcamız Rus gözüyle bir nevi “batının ahlaksızlığını” anlatıyor. Sosyalizm ve burjuvazi kısımları kafa açıcı ve provoke ediciydi ama biraz fazla serbest akış, kendisinin düşüncelerini takip etmekte zaman zaman zorlandığımı belirterek bunu da bitiriyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yeraltından Notlar
Dostoyevski külliyatını tamamlama serüvenim Yeraltından Notlar ile sürüyor. Burada da yazdım zaten, kendisinin erken dönem romanlarını biraz yabancılaşarak, biraz zorlanarak, biraz içine giremeyerek okudum ama bu kronolojik yolculukta sonunda beklediğim sapağa geldim; sene 1864. Sibirya'daki kürek mahkûmluğu (bu arada o dönemki hatıralarından devşirdiği Ölü Bir Evden Hatıralar da nefistir) sonrası artık yavaş yavaş eski romantik karakterleriyle vedalaşan ve bambaşka metinler yazan bir Dostoyevski doğacak, her ne kadar yazıldığı dönemde kıymeti anlaşılamamışsa da Yeraltından Notlar da o yeni Dostoyevski'nin aslında kendini ilk gösterdiği kitap, ki zaten hemen ardından Suç ve Ceza gelecek.

Kıymeti zamanında anlaşılamamış çünkü epey örtülü bir roman bu, son sözde Joseph Frank da zaten yazarın bir daha bu kadar "kapalı ve dokundurmalı" bir roman yazmayacağını söylüyor. Fakat malumunuz, zaman içinde bu kitabın ne söylediğine dair çokça kafa yoruldu ve "yeraltı adamı" bir tipolojiyi tarif etmek üzere bir tanım ve kalıp olarak kullanılır oldu.

Kötücüllüğünün farkında olan ve hatta bu karanlık tarafından haz duyan, yaptıklarının sorumluluğunu almak gibi bir derdi olmayan, eylemsizliğini kabullenmiş, öfkeli, sevilmeyi de sevmeyi de bilmeyen, belki artık bugün dinamiklerini büyük ölçüde çözdüğümüz, üzerine çokça yazılıp çizildiği için bize çok tanıdık gelen "yeraltı adamı"nı ilk kez tüm tutarsızlıkları ve karmaşasıyla ortaya koyuyor yazar. (Bundan beş sene önce yazdığı Stepançikovo Köyü ve Sakinleri'nin boğmak istediğim unutulmaz karakteri Foma Fomiç'te yeraltı adamının ham bir yansımasını gördüğümüzü söyleyebilir miyiz? Bence söyleriz.)

Neyse, uzun uzun yazmayacağım, zaten üzerine çokça konuşulmuş bir kitap bu; malumunuz oyunlara, filmlere filan da konu oldu kendisi. Anlattığı yeraltı adamını sevmek pek mümkün değil (ancak entelektüel ve ahlaki çelişkilerini böyle dürüst şekilde itiraf ettiği için belki kendisini takdir etmeliyiz) ama bunu yazdığı için Dostoyevski'yi çok sevmek anlaşılır ve doğal bence.

Şimdi sırada 20 sene önce okuduğum Suç ve Ceza'yla tekrar buluşmak var. Çok heyecanlıyım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir