Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şiir tekniğinden, hece ve kafiye düzeni gibi kalıplardan ziyade şiirlerin daha çok özüne, derinliğine ve anlatımına odaklanmak istiyorum izninizle. Şu kadarını söyleyebilirim ki şiirlerin geneli dörtlüklerden oluşmaktadır. Beyit tarzı, beşli, üçlü mısra formunda yazılmış şiirler de yer almaktadır. Satırlar dolu dolu ve anlatım derinliği taşımaktadır. Şiirlerde abartılı tezyinler içermez. Zarifoğlu’nun tabiriyle “ayran kabartan” hamaset taşıyan şiirlerinden değillerdir. Ayakları yere basan dinginliktedir şiirler. Son zamanlarda okuduğum en güzel hece şiirlerinden diyebilirim. Kitapta daha çoğunlukta konulu şiirleri görmekteyiz. Şairin genel manada bir kültür şiiri yazmış olduğunu söylesek yanlış olmaz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
okul öncesi dönemde yoğun kullanılabilecek bir kitap. benim oğlumun sayılara merakı başlayınca parmak hesabı yapabilmesi için tercih ettim ve 2 buçuk yaşındaki bir çocuk da dahi başarılı oldu. bir sınıf öğretmeni olarak bazı çocuklara parmaklarını kullanmayı öğretmek bile zaman alıyor. parmaklarıma bakıp taklit ederek 3 yapamayanlar oluyor mesela ince motor kasları okul öncesi dönemde geliştirmedikleri için. 1. sınıfta da sınıfımda özellikle çoğaltarak kullanacağım. bazı çocuklara çok iyi gelecektir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir şeylere odaklanmakta zorluk çekenlere önerilecek kitap düşüncesi ile kuzenim için aldım ve önce kendim okumaya karar verdim. O kadar çok altını çizdiğim yerler oldu ki kitabı kendim için sakladım ve yeni siparis verdim. Kitabın adı herşeyi özetliyor: çalınan dikkat. Dikkatimiz neden çalınıyor ve biz buna neden/ne ölçüde izin veriyoruz? Yazar Hari, “dikkatimizi bizden çalan kuvvetlerle kolektif olarak yüzleşip onları değişime zorlamamız gerektiğini” vurguluyor. Okunması gereken bir kitap tavsiye ederim.
Yanıtla
21
1
Destekliyorum  11
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
*Eserlerinde sürekli bir "arayış " göze çarpan hocamın -bundan sonra fikir adamı tabirini kullanacağım- bu eserinde de yine anlam arayışı var
*Neyi arıyor? Toplumdaki boşluğu görüyor: adalet, hak, hukuk gibi evrensel değerlerden uzaklaşmayı...
* Bunları yeniden tesis etmek istiyor fikir adamı sağır kesilenlere
*Romanlarında da bunu çok güzel işliyor
*Kısa ama bir solukta okuyup geçmeyin lütfen. Arada durup düşünelim.
*Uzun bir giriş ile neredeyse eserin 1/4 ü bitmiş.
*Girişte Seneca 'ya teşekkür etmesi hoşuma gitti (Bir çok kişinin ismi de geçiyor)
*En sonda 289 eserin yayınevleri ile verilmesi şık olmuş
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muhteşem, şahane, harikulade bir eser. Yazarın hayal gücü oldukça etkileyici. Asıl kurgunun, asıl karakterin etrafında dönse de hikaye yan karakterler, gruplar, mekanlar öyle güzel işlenmiş ki hayran bırakıyor sizi. Ana karakterin gördüğü rüya, ustasının boğaz tıkanıklığı, dilenciler birliği gibi yardımcı unsurlar sanki ana unsur gibi muhteşemdi. Bir yemek düşünün ana yemek üzerinden değerlendirme yapılırken bu kitapta salata apayrı bir dünya, tatlı muhteşem, yemek öncesi atıştırmalıklar olağanüstü. Marifet iltifata tabidir. Bu eserin edebiyatımıza katkısı bence mühimdir.
Yanıtla
2
3
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Samed Behrengi İran da Şahlık rejiminin muhalif yazarı. Küçük Kara Balık da en büyük eseri. Derede yaşamaktan sıkılan küçük kara balık "Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü?” diyerek dereden denize açılmak ister. Hiç kimsenin lafını dinlemeden hayallerinin peşinden gitmeye cesaretle karar verir. Özgürlüğü, nefes alabilmeyi, hiç kimsenin etkisi altında kalmadan hareket edebilmeyi ,adaleti, eşitliği, hep birlikte bir olmayı ve kalıplaşmış düşünceleri içerisinde barındıran 64 sayfalık dev eser. Mutlaka okuyun.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Stoacılığın en önemli kaynaklarında bir olan bu kitap ; erdemli yaşam idealinin temel ilkelerini anlatan bir “rehber” görevini görür.

Stoacılık adı ile alınan felsefe okulu Kıbrıslı Zenon tarafından kurulmuş yaklaşık olarak 500 yıl varlığı sürdürmüş oldukça etkili bir felsefi akımdır. Epiktetos’un derslerine katılan öğrencisi Lucius Flavius Arrianus, tarafında derlenerek günümüze ulaştırılmıştır.
Epiktetos’un asıl düşüncesi insanın gerçek hayatta neyi kontrol edip neyi kontrol edemeyeceğidir. Kontrol edilmeyecek şeyler için acı ve ızdırap çekilmesini yanlış bulur ve doğru yaşamanın doğaya uygun yaşamakla olacağını savunur.

Stoacılık felsefesine ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir eser.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Geçmişten Geleceğe Genel Türk Tarihi
Geçtiğimiz yüzyılın ikinci çeyreğinin başında büyük Türk tarihçisi Zeki Velidi Togan’ın girişimleriyle İstanbul Darülfünunu'nda Umumi Türk Tarihi Kürsüsü kurulur. İlerleyen yıllarda diğer üniversitelerde Genel Türk Tarihi Ana Bilim Dalı olarak isimlendirilen bu sahaya ilişkin araştırmacılar ve akademisyenler yetişmeye başlar. Yapılan araştırmaların gün geçtikçe artmasıyla beraber Türk tarihiyle ilgili bilinmezlerin sert kabuklarını kıran, anlayışları değiştiren yeni bilgiler ortaya çıkar. Üstelik yabancı tarihçilerin istediği gibi at oynattığı bir sahada bundan böyle Türk tarihçiler yeni tezleriyle kendilerini gösterirler. Bu sahada yapılan çalışmalar yeni metodolojik problemleri de beraberinde getirir.

Araştırmacı sayısının artmasına ek olarak Genel Türk Tarihi konularındaki zenginliğe ve genişliğe bağlı olarak ortaya çıkan yeni problemlerin çözümlenmesi için ilki 2017 yılında düzenlenen çalıştaylar yapılmaya başlanır. Dördüncü çalıştay Kahramanmaraş’ta 2022 yılında yapılır. Bu çalıştayda sunulan bildiriler 2023 yılında kitaplaştırılarak, “Genel Türk Araştırmaları ve Günümüzdeki Durumu” ismiyle raflardaki yerini alır. Doksan bilim insanının katıldığı bu çalıştayda sunulan bildirilerle alanı daha iyi bir konuma getirme amacı ilk aşamada göze çarpar.

Altı oturumda tasarlanan dördüncü çalıştayda GTT ( Genel Türk Tarihi-yazıda bundan böyle bu şekilde kullanılacaktır) çeşitli başlıklarla masaya yatırılır. Her bir oturum ayrı bir bölüm olarak kitapta yerini alır. Sunulan 27 farklı bildiri ilgili bölüm altında sınıflandırılır. Bu bölümlerden ilki oldukça dikkat çekicidir. Geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden GTT alanında kıymetli hizmetleri olan Enver Konukçu, Abdulkadir Donuk, Mustafa Kafalı ve Salim Cöhce gibi müstesna Türk tarihçileri öğrencileri tarafından biyografik olarak ele alınır. Vefayı önceleyen bu güzel başlangıcın başarıya giden yolda yeni tarihçileri motive edici yönünün olduğunu da kabul etmek gerekir. Zira hedeflerine yönelen yolda sebatkar davranarak Türk tarihinin kilometre taşlarını döşeyen bu isimlerin çalışkanlıkları, azimleri, ilmi yöntemleri ilgililere çok şey anlatır.

Eserin diğer bölümlerine bakıldığında, GTT ilmi sahasının metodolojisi üzerine yeni önerilerin olduğu görülür. Misal ikinci bölümde GTT’nin zamansal ve mekansal sınırları üzerine derin tespitler yapılır. Türklerin geniş coğrafyaya yayılması, geniş zaman dilimlerinde adlarından söz ettirmesi aslında bu konuda konuşmayı ve tartışmayı zaruri kılmaktadır. Burada dikkat çeken husus Türk tarihini kendi kalıplarına oturtmaya çalışan Batılı tarihçilere karşı tezlerin bu alanda sunulmasında yatmaktadır. Alanın (GTT) zamana ve mekana dair sınırlılıkları, ortak tarih anlayışlarının tekamülü, başka tarihi ekollerin etkileri vb. konuların sayfalara yansıdığı bu bölümde ufuk açıcı birçok bilgiyi edinmek mümkündür.

Yeni bilgilerin yeni sahaları da beraberinde getirdiği vakidir. Misal eserin üçüncü bölümünde Türk tarihinin hedeflerine dair tespitlerin yapıldığı önemli bildiriler yer alır. Öncelikle GTT alanıyla ilgili konulara bakıldığında, belli coğrafya ve devletlere yoğunlaşıldığı görülür. Fakat kıyıda kalmış yüksek önemi haiz daha az çalışılmış bölge ve siyasi oluşumlara yönelmek gerekmektedir. Bu GTT’nin hedeflerine uygun bir yaklaşımdır. Misal İran, Sibirya ve Hindistan gibi Türk tarihinin ciddi manada teşekkül ettiği alanlara dair yapılan sunumlar hem coğrafya millet ilişkisini ortaya koyar hem de tarihçiye yeni bakış açıları kazandırır. Ayrıca arkeoloji tarih ilişkisini anlatan bildiride olduğu gibi yeni metodolojik yaklaşımların GTT’nin bakir alanlarında nasıl kullanılacağına dair tüyolar verilir.

Eserin dördüncü bölümü ise, tarihin olmazsa olmazlarından en önemlisi olan kaynaklara ayrılır. GTT’nin kaynak dökümünün tahmin edilenden daha fazla olduğunu kanıtlayan bu bölümde, başta bilinenler olmak üzere adından daha az söz edilen kaynaklar da masaya yatırılır. Misal Çin kaynaklarını ele alan bildiride okuyanı yönlendiren ve yardımcı olan bir bilimsel metot izlenir. Çin kaynaklarının efektif kullanımına dair bu bildirinin rehber olma açısından fazlasıyla pragmatik olduğu dikkat çeker. Ek olarak kaya resimleri, Soğd belgeleri, İdil-Ural Tatar süreli yayınları, SSCB arşiv kaynakları, Kilise kayıtları vb. kaynaklar detaylı ele alınır. Her zaman her yerde rastlanmayan bu kaynaklara dair yapılan tespitlerin tarihçinin ufkunu genişleteceğine şüphe yoktur. Üstelik bu kaynak dökümünün GTT sahasının olanaklarını artıracağını, araştırmaları zenginleştireceğini, okuyanı spesifik alanlara yönlendireceğini düşünmek olasıdır.

Eserin beşinci bölümü ise daha özelleşmiş konulara ayrılır. Başka bilimsel ortamlarda da sunulmasında herhangi bir sakınca olmayan bu bildiriler GTT’nin araştırma sahasının zeminin ne şekilde işlediğini kanıtlamaktadır. Özellikle coğrafya ve konu bağlamındaki çeşitliliği gösteren bu sunumlardan Genel Türk tarihçisinin olaylara yaklaşımını algılamak mümkündür. Aslında bu kısım GTT alanında çalışan tarihçileri Türk tarihinin diğer alanlarında ter dökenlerden hangi yönleriyle ayrıldıklarını da ispat etmektedir. Misal kabaca 19. yüzyılda Bulgarcılık akımı, Babür ordusundaki ortaya çıkan bir çatışma, Farsname-i Nasıri isimli eserdeki Türk izleri, Türkistan’ın Rusya tarafından sömürüsünün yazılı izleri gibi mikro düzeye inen araştırma konularının incelenmesi GTT sahasının ne kadar geniş ve güçlüklerle dolu olduğunu göstermektedir.

Eserin son bölümünde ise, günümüzde GTT’nin ne durumda olduğu ele alınmaktadır. Bu bölümde Türk üniversitelerinde GTT alanına giren derslerin müfredattaki konumu ve durumu hakkında bilgi verilmektedir. Tablolarla zengin bir bilgi aktarımının söz konusu olduğu makale yardımıyla akademik dünyada GTT’nin artıları ve eksileri ortaya çıkmaktadır. Bu bölümdeki bir diğer makale ile GTT derslerinin diğer tarih derslerine nazaran durumunu da takip etmek mümkündür. Esasında çalıştayın işlevsel olarak kendini en iyi gösterdiği oturumun, bu bölüm başlığında düzenlendiğini düşünmek yanlış olmaz.

Eser her ne kadar birbirinden bağımsız konular üzerine bilimsel gelişmeyi sağlamaya çalışan ilim insanları tarafından sunulan bildirilerden oluşsa da Türk tarihine hizmet şiarı noktasında önemli çalışmalar için kıvılcım kabilinden bir etkiye sahiptir. Üstelik sunumlarının didaktik yönüne binaen alanın mensupları için bildirilerin fazlasıyla doyurucu olduğu görülmektedir. Yirmi yedi yazarın ayrı ayrı tezleri, bilgilendirmeleri, önerileri, metodolojik yaklaşımları, analitik değerlendirmeleri alan için çok önemli bir kazanımdır.

İlgili literatür düşünüldüğünde bu tarz çalıştayların kitap haline getirilmesi alanda uzmanlaşacaklara mühim katkılar sunacağı açıktır. GTT alanında eser vereceklerin kaynaklara, teorik yaklaşımlara, metodolojik görüşlere, yeni çalışma sahalarına hakim olmaları için eserin ehemmiyeti inkar edilmez. Ayrıca eserde makalesi bulunan akademisyenlerin çalışmalarına olan ilginin artması olasıdır. Üstelik sadece eserlere değil, Türk tarihinin zengin geçmişine dair önemli araştırma konularındaki çalışılmamış sahalara ilgiyi kanalize eden çalıştay bildirilerinin yeni eserleri müjdelediğini düşünmek mümkündür.

Eserin bilimsel bir toplantıda akademik bir topluluğa sunulan bildirilerden oluşmasına karşın dilinin ağır olduğu ya da fazla terminoloji içerdiği söylenemez. Bu nedenle eserin derin ihtisas konuları hariç genel okuyucu kitlesine uygun olduğu savunulabilir. Bununla beraber eserin bu güçlü yönlerine nazaran bazı ufak tefek eksiklikler de yok değildir. Misal bildiri sahiplerinin sadece çalıştığı üniversite ve akademik unvanlarının verilmesine karşı kısa biyografik bilgileri yoktur. Oysaki bu tarz bilgilendirmeler okurun daha fazla bilgi edinmesini sağlayabilirdi.

Son olarak, GTT konusunda ümitvar olmamızı sağlayacak güçlü bir kadronun ülkemizdeki tarih disiplinini iyi noktaya getireceğini düşündürecek çok şey vardır. Geçmişle kıyaslandığında iyi bir noktada olduğumuz eserdeki bildirilerden anlaşılmaktadır. Yine GTT alanında dirsek çürüten ama çalıştaya katılamayan akademisyenlerimizin olduğu da bilinmektedir. Yapılan çalışmalar sempozyum, konferans, kitap, makale, çalıştay vb. gibi düşünüldüğünde son zamanlarda Atatürk’ün “tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir” sözünün altının doldurulduğu görülür.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevilen, Toni Morrison'ın en sevdiğim romanıydı. Ötekilerin Kökeni'ni de Sevilen''in referansıyla okumaya karar verdiğimi söyleyebilirim. Ama bana biraz ağır geldi. Ne çok etkileyiciydi ne de süper akıcıydı. Kurguyu isi fazlasıyla beğendim. Okurken çok sinirlendim bu da kurgunun gerçekten fazlasıyla gerçekçi olmasıydı. Irkçılığa maruz kalan, aşağılanan, köleleştirilen, haksızlığa uğrayan, dövülen ve hayatı mahvedilen insanlar. Bunları okumak elbette ki kolay değil. Kitapta da bunları görmek sadece kurguda değil gerçekte de olduğunu bilmek kolay sindirilebilecek bir şey değil. İnsan olarak bunları görüyor ve yapanların sıradan insanlar olduğunu, yanımızda yürüdüklerini biliyoruz. Ancak kim olduklarını bilmiyoruz. Morrison'da insanların kusurlarını ortaya dökme konusunda çok başarılı. Ötekileri yazdığı için Morrison'a şükran duyuyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Ocak 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Emile Zola'nın az sözle çok şey anlatabilmesi çok etkileyici. Daha önce Nasıl Ölünür'ü okuduğumda ölümün psikolojik, sosyolojik ve tarihi yanlarını öyküleyerek nasıl anlattığına hayran kalmıştım. Suçluyorum'da da Fransız Genelkurmay’ına yönelik “Suçluyorum” başlıklı açık mektubuyla, Dreyfus’e yapılan haksızlığın karşısına dikilen Fransız aydınlarının sözcüsü oldu. Hukukun sosyolojik olarak eleştirilmesi, temsili değil çok gerçekçi yapılması ve Fransız hukuk sistemine doğrudan sorular sorması harika bir okuma deneyimi sunuyor bence.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir