Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sizlere sekiz farklı hikayeden oluşan harika bir kitap ile geldim.

Ben, Maja ve kertenkele yavrusu hikayesi harika. İki yaşlı kadının hayatları hakkında konuştukları aslında hepimize bir ders niteliğinde. Yani hayat o kadar hızlı akıp gidiyor ki. Olaylar da pek değişmiyor aslında. Aynı dili konuşmadığınız ama içten gülümsediğiniz insanla nasıl anlaşabildiğinizi görüyorsunuz. Gerçekten öyle değil mi? Bazen en yakınınız en uzak, en uzağınız en yakın oluveriyor.

Beyaz At hikayesi ise size kalbiniz olduğunu hissettirecek. İyi insanlar olduğunu, hislerimizde yalnız olmadığımızı hatırlatacak. Evet ölmüş bir at canlanır mı diye başında bekleyen çocuğun umudunu içinizde bir yerlerde yaşatacak.

Riko papağanıyla gülümseyecek hatta güleceksiniz. Başka yerlerde hayatın çok daha güzel olacağına dair taşıdığınız inançtan hikaye kahramanı gibi sizde de olduğunu düşüneceksiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ümmetin bilmem kaçıncı yetim coğrafyasına yapılan bir seyahatin; daha doğrusu işgal ve direnişin dünyaya duyurulması için Erdem abi ve arkadaşlarının yolunu anlatan bir kitap...

Orada bir toprak parçası var bizim öz kardeşlerimizin olduğu. Ve biz bu topraktan o kadar uzağız ki artık haritadan yerini bulana ödül verilse gerek...

Neyse, kitapta böyle bir geziyi yada vazifeyi anlatıyor diyelim. Macera romanı olarak bile okunacak kadar güzel ve sürükleyici. Ama ağza sürdüğü balı insanın boğazına da tıkamıyor değil. Ne yapalım, Allah Afgan kardeşlerimizi mücadelelerinde muvaffak eylesin, âmin. Erdem abiye gani gani rahmet eylesin, âmin.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Charles Dickens'ın tüm dünyada en çok okunan efsane romanı, kitabı bitirdikten sonra "Vay be, ne kitaptı ama!" dedirtip hakkını veriyor gerçekten. Çünkü sürükleyici bir kurgusu ve akıcı bir anlatımı var. Fransız İhtilali öncesi ve sonrası toplumda yaşanan sosyal ve siyasi değişimler bir aşk hikâyesi etrafında anlatılıyor, esere ismini veren iki şehir Londra ve Paris. En unutulmaz karakter ise Sydney Carton'du bence, kitabın sonu da çok etkileyiciydi. Klasik sevenler bu romanı mutlaka okumalı.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 kitabını okuduktan sonra okumayı kafaya koyduğum kitaptı. Kitapta yazarın değişik zamanlardaki 16 öyküsü var. Bunlardan 11 tanesi Fahrenheit 451 gibi, kitapların yakıldığı distopik bir gelecekte geçiyor. 3 tanesi bağımsız öykü. Diğer 2 öyküye ise Fahrenheit 451’in ilk versiyonları, bir nevi taslak ve daha sonra yazarın geliştirdiği değiştirdiği versiyonları diyebiliriz. Yazarın zaman içinde değiştirdiği karakter isimlerini, değiştirdiği kitap alıntılarını, farklı hikaye örgüsünü görmek güzeldi. Hatta buradaki iki versiyonu (Geceyarısından Epey Sonra ve İtfaiyeci) ile asıl kitabı karşılaştırarak okuyup değişmiş yerleri fark etmek epey eğlenceliydi.

Diğer hikayelere gelecek olursak güzel hikayeler olduğu gibi bana sıkıcı gelen hikayeler de oldu. Ama zaman kaybı olarak düşünmedim.

Kitapların yakılmadığı ve bu kadar pahalı olmadığı bir dünya dileğiyle…

Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
14 YAŞINDAKİ GENÇ BİR KALEMİN İLK ROMANI

14 yaşındaki lise öğrencisi İREM KURT'un birkaç ay önce Odessa Yayınevi tarafından okuyucularla buluşturulan "ÖLÜ BEDENLER KAYIP RUHLAR" adlı 439 sayfalık kitabını, büyük bir heyecanla ve zevkle okudum.

Yalın, duru ve akıcı bir dille yazılmış bu edebi romanda gençliğe adım atan Dolunay'ın, hüznün ve yalnızlığın bir türlü bitmek bilmeyen kesif girdabında kendi iç ülkesine yapmış olduğu yolculukları okuyoruz. İrem Kurt, etkileyici bir uslupla okuyucuyu bir mıknatıs gibi kendine çekiyor. İnsanın ruhundaki labirentler ve hudutları belirsiz iç ülkemizdeki çalkantılar ve çarpışmalar, yalnızlık duygusu ve hayal kırıklıklarıyla atbaşı giden arayışlar ve sorgulamalar öyle derinliğine işlenmiş ki, bu kitabın, bir psikoloğun kaleminden çıktığını zannediyorsunuz...Halbuki bu roman, 14 yaşındaki genç bir kaleme ait...



Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okuduğunuzda rüyalarda ki belirli motiflere ve sembollere bakarak analiz yapabileceğinizi düşünüyorsanız hayâl kırıklığına uğrarsınız. Yazar temkinli bir yaklaşımla terapistlerin analiz süreçlerinde rüyaların çok yardımcı olabileceğini , bunun için uygulanması ve kaçınılması icab eden olguları anlatıyor. Kitabın başında Jungiyen ekolünün temellerini anlamamıza yardımcı olacak terimleri anlatıyor. Psikolojiye ve özellikle analitik psikolojiye az çok ilginiz varsa kitabı beğenebilirsiniz.Kolay anlaşılır ve akıcı bir dili var
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ebu Gudde hocanın zamanın kıymeti ve onu değerlendirme muhtevalı, hacmi küçük lakin ilmi bol bir eserini okumak nasip oldu, hamdolsun.

Eser zaten adı üzerinde bizim hiç ama hiç değerini kıymetini bilmediğimiz en büyük nimetlerden olan "Zaman"ın kıymetini anlattığı gibi "Zaman nasıl değerlendirilir?" meselesini de çok güzel izah ediyor. Öyle ki bu kitabı ciddi mana da okuyan kardeşler "boş vakit" kelimesini herhalde lügatlerinden çıkarmak zorunda kalacak kadar.

Ben kitapta "Zamanın Kıymeti" yanında bu güne kadar İslam'ın gelmesinde emeği olan ulemanın da kıymetini ayrı bir anlamış oldum. Nasıl da hayatlarının her ânını Allah'a adamışlar, izahı kabil değil. Mevlam cümlesine gani gani rahmet eylesin. Yollarını takip etmek ihsan eylesin. Kitabın müellifi Ebu Gudde hocamıza da gani gani rahmet eylesin, âmin.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birinci cildi yayınlanan, “Teftiş yalnızlığı” adlı kitaba baskı hazırlığı öncesinde, son okuma, redaksiyon desteği sunmuştum. Meslek hayatının büyük bir kısmı, müfettiş olarak ülkemizin her bölgesinde geçen Yazar Fazlı Köksal; görev bilincinin yanında, çalışma aşkı, heyecanı, kalite, planlama ve adaletli bir yaşam tarzının zihinsel kodlarını vermektedir.

Askerlik vazifemi yaparken öğrendiğim bir kural vardı, yaşamın her zaman ve zemininde geçerli olabilecek bir anlayış: “Denetlenmemiş bir iş, yapılmamış sayılır.” Çünkü doğru yaptığımızı zannettiğimiz bir şey, işin ehli bir şahsiyet tarafından denetlendiğinde hatalarımız ortaya çıkmaktadır.

Önerim odur ki; devletin istihdam politikasında denetimin ayrı ve özel bir yeri olmalıdır:

Adalet Akademisi, Güvenlik Akademisi gibi Denetim Akademisi de kurulmalıdır. Mesleğe kabul edilen her müfettiş, bu akademide ileri düzey eğitim almalı, sonrasında görev verilmelidir.
Yanıtla
9
0
Destekliyorum  8
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İvo Andriç'in kaleminin kuvvetli olması bu eserinde de açıkça görülüyor. Eserde anlatılan öyküler gayet edebi ve birçok paragraf şiirsel biçimde yazılmış; durum böyle olunca bu kitabı okumak şahsıma gayet keyif verdi. Kitap ile ilgili söyleyeceğim tek olumsuz konu (ki bunun tam olarak çevirmenden mi yoksa yayınevinden mi kaynaklandığını bilmiyorum) birçok imla hatasının bulunmasıdır ki bu durum da çok fazla tolere edilmeyecek durumda değil. Kitap tedarik edip okumak isteyen herkese tavsiye derim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek'e Dair...
İlk kez 2006 yılında yayınlanan Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek, farklı yayınevlerinden elliden fazla baskı görmüş, Almanca, Fransızca, Arapça ve Yunancanın da içinde yer aldığı 10'dan fazla dile çevrilmiş, Osmanlı Tarihi hakkında sağlıklı bilgi sahibi olmak isteyenler için bir önemli bir başlangıç kitabı. İlber Ortaylı'nın Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek'i yazma sebebi, kıymetli hocası Halil İnalcık'ın "Osmanlı Tarihi'nde Efsaneler ve Gerçekler" kitabını kaleme alma gereksinimi ile ortak. Bu kitapları yazılmaya iten başlıca sorun, insanların tarihi bilginin gerçekliğini idrak edememesinden kaynaklanmaktadır.

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, toplamda yirmi bir başlıkta Osmanlı İmparatorluğu'nu gerçek bir sahnede ele almaktadır. Bu başlıklardan bazıları: İstanbul Tarihinden Esintiler, Mimar Sinan, Osmanlı'da Devşirme, Osmanlı'da Aile Kurumu, Fatih ve Fetih, Enderun, Osmanlı Kadısı, Osmanlı Seyahatnameleri, Osmanlı Mutfağı, Bab-ı Ali, Âsâr-ı Atika, Son Roma İmparatorluğu vd. Kitap son derece rahat okunurken kitapta yer alan yabancı ressamların tabloları da okura görsel kazanımlar sağlamaktadır.

2000'li yıllar ilerlerken, Türkiye dünyaya daha hızlı ayak uydurmakta ve maalesef hızlanan bu adımlar pek çok tökezlemeyi ve düşüşü de beraberinde getirmektedir. Popüler kültür özellikle sahne ve gösteri sanatlarında hiç olmadığı kadar konu fakirliğine düşülmüş, senaristler çareyi tarihi olayları yeniden kurgulamakta bulmuştur. Tarih yazımı başlı başına pek çok sorun teşkil ederken bir de tarihi olayları kendi amaçları doğrultusunda kurmacaya dönüştürenler, izlediğine inanan insan yığınında korkunç bir bilgi kirliğine sebep olmuştur. Dizi ve filmlerdeki şaşaalı sahneler, prekaryada özenti yaratmış, bazıları kendi tahtını inşa etmeye çalışmıştır. Burada insanların tarihe olan merakının arttığını söylemekte bir beis görmüyorum. Ancak doğru okuma alışkanlığı edinemeyen insanlarda sağlıksız ideolojilerin doğduğu da pek açık. İlber Ortaylı, bu kitapta Osmanlı İmparatorluğu hakkında son derece kıymetli bilgiler verirken, insanların tarihi doğru şekilde öğrenme zarureti üzerinde duruyor. Kitabın getirdiği son noktada bir diğer önemli mesele dikkat çekiyor: kültürel miraslara sahip çıkılması ve en önemlisi bilinçli nesiller yetiştirilmesi.

Ders kitaplarındaki ihtiyacımızı karşılamayan bilgilerin çok ötesinde, tarih kitaplarına da yaklaşmaya korkan okurlara, son derece tartışmalı olsa da "Son Roma İmparatorluğu" Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi, kültürel ve sosyolojik yapısının, Osmanlılar, bugünün Türkiyesi ve dış dünya için ne anlam ifade ettiğini bu kadar küçük hacimli bir kitapta mümkün olduğunca ifade ediyor İlber Hoca. Bir makaleler toplamı olduğu belirtildiği üzere, her makalede çok önemli çıkarımlar yapmak ve yeni kaynaklara yönelmek kaçınılmaz. Bağlam içinde değerlendirmeyi uygun bularak Fatih ve Fethin dünya tarihi için öneminin yanı sıra Roma ve emperyalizm kavramlarının değişen anlamları son derece önemli konular. Sınırları kıtalar aşan bu büyük imparatorluğun bağımsız eyaletlerinin nasıl yönetildiği daima derin okuma gerektirmekteydi, burada kısaca değinmeyi elzem bulmuş Ortaylı. Sanıyorum en çok padişah ve haremi ilgi çekmekteydi dizi izleyicileri için. Padişahları yalnız romantik bir karakter haline getiren anlayışa tepki olarak padişahların meslekleri hakkında verilen örnekler de son derece şaşırtıcı. Yalnız saray ve yönetim çevresinin değil, imparatorluk sınırlarında sade vatandaşların aile yaşamından, mutfak kültürüne halk çeşitliliğini de hesaba katarak ele almaya çalışsa da Ortaylı, yine de görece dar alan kaplıyor halk mevzusu. Bu kadar farklı rengin bir arada nasıl yaşayabildiği ve birbirini farklı inanışlara rağmen nasıl beslediği "Volksfrömmigkeit" (Halk imanı) örneği ile açıklanmış.

Önce bir okur ve sonra seyirci olmayı tercih etmiş biri olarak Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili sağlıklı bir dizi çekilse bunun "Devşirme Sistemi ve Enderun" üzerine olmasını dilerdim. Osmanlı "Saray" eğitim sisteminin son derece özel yapılanması ve gelişiminin bizlere önemli işaretler vereceğini düşünüyorum. Böylece, bugün en ücra köylerdeki çocukların dahi eğitime ulaşabilirliği için henüz otuzlu yaşlarındayken imparatorluğun en zorlu bölgelerinde görev yapmış bir Osmanlı Paşası olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün çok daha iyi anlaşılacağına eminim. Askerlik, yönetim, adalet, sanat, edebiyat, mimari konuları genellikle aşina olduğumuz alanlarken özellikle yabancı seyyahların görüşlerine yer verilmesi, dışardan bir bakışa kulak vermemiz için önemli. İsraf mı güç gösterisi mi, tartışmalarına sıradışı bir yanıt olarak pek çok Osmanlı mimari eserinin dünya ile kıyaslandığında mütevazı kaldığının belirtilmesi de hayli enteresan.

Ve en önemlisi Âsâr-ı Atika.

İlber Ortaylı'nın tahammülsüz olduğu noktaları hemen herkes bilir. Bu kitap da cehalete bir cevap niteliğindedir esasında. Bizim için de pusuda bekleyen önemli bir mesele her zaman olduğu gibi devam ediyor. Türkiye gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, aynı zamanda asırlar süren Son Roma İmparatorluğu'nun miraslarını taşıyan her bakımdan önemli ülke, miraslarını yitirmek ile karşı karşıya. Tıpkı geçmişte bilinçsizlikle yitirdiği pek çok tarihi eser gibi. Bugün modern Türkiye'nin silüeti hiç olmadığı kadar değişirken, korunamayan, restore edilemeyen hatta yok edilen pek çok kültürel ve mimari eser, ortak hafızamızda büyük tahribatlar yaratıyor. İlk Âsâr-ı Atika Nizamnamesi'nin arkeolojik mirasımızı koruyamayan maddelerini çoktan silip atsak da bugün hâlâ çalınan tarihi eserler mevcut. Tarih kaynaklarının kısıtlılığına rağmen yeterince okunamaması en önemlisi anlaşılamaması çok daha büyük bir sorun. Telafi edilmesini diliyor İlber Ortaylı, aynı umudu taşırken, kitabı herkese tavsiye ediyorum.
Yanıtla
7
1
Destekliyorum 
Bildir