Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cortázar'ın öykücülüğü, dilin ve anlatının sınırlarını zorlar. Öykülerinde postmodern bir yaklaşım benimser ve geleneksel anlatı tekniklerini sorgular. Anlatıcı perspektiflerini değiştirir, zaman çizelgelerini karıştırır ve okuyucunun aktif bir şekilde metne katılmasını sağlar.

Cortázar'ın öykücülüğü, edebi ve entelektüel bir zenginlikle birleşir. Eserlerinde varoluşsal sorunlar, toplumsal eleştiri ve insan ilişkileri gibi derin konuları ele alır. Aynı zamanda sanat, müzik ve oyunlar gibi konulara da sık sık atıfta bulunur.
Yanıtla
0
2
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben Hayatta Kalmak Değil Yaşamak Istiyorum
Yazar Solomon Northup'un anı olarak kaleme aldığı muhteşem otobiyografik bir roman... Evli, mutlu, çalışkan ve özgür bir insan olan Solomon, çalışmak için gittiği yerde ihanete uğrayarak gözünü açtığında kendini zincirlere bağlanmış halde bulur. Kendisinin esir olmadığını, yanlışlık yapıldığını, kendisinin hür biri olduğunu dile getirir, fakat bu isyanına kırbaçla karşılık verilir...

12 yıl boyunca esir olarak yaşamına devam eden Solomon'un aklında ailesine olan özlemle sadece kaçma düşüncesi vardır. Bunun zor olduğunu, kaçmanın cezasının ölüm olduğunu da çok iyi bilir. Yıllarca esir tacirlerine satılarak en sonunda efendilerine hizmet etmenin doğru olacağını düşünür. Bu sebeple efendilerinin gözüne girip kaçma düşüncelerine çoğu zaman bir yenisini ekler. Fakat siyahi olduğu için izin kağıdı veya özgürlük belgesi olmadan beyaz tenlilere yakalanması, sonrasında kırbaçlanarak ölmesi kaçma fikirlerine gölge düşürür...

Özgür olduğunu kanıtlamak için arkadaşlarına, eski dostlarına ve ailesine mektup yazmak ister, fakat esir olduğu için ne kağıt bulabilir ne de kalem. Bu gerekçeleri bulması dahi 12 yıl sürer...

Beyaz tenlilerin efendi, siyahi kişilerin köle olarak kabul edildiği 1800'lü yılları konu alan bu otobiyografik roman ırkçılık, özgürlük ve yaşama arzusunu okurlarına titizlikle aşılıyor...

Kitaptan alıntılar ise şu şekilde;

"Ölüm, önümüzde yaşamayı bekleyen günlerden daha az korkutucuydu.." (s.62)

"Yaşam, yaşayan her varlık için değerli; yerde sürünen solucan bile yaşamak için çabalar..." (s.195)

"O zamanlar insanın insana zulmünün sınırlarını öğrenmemiştim..." (s.196)

Kendini özgürlüğe adamış ve umudunu hiç kaybetmemiş karakterimiz, yaşantısını okurlarına derinlemesine işleyerek, filme konu olmuş ve Oscar ödülü almış bir başyapıt ile karşımızda... Mutlaka okumanızı tavsiye ederim, şimdiden keyifli okumalar...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nabızade Nazım'ın Karabibik'in mücadelelerini ve hayallerini tasvir etmesi, köy dinamiklerine dair içten bir bağ sunduğu için beni derinden etkiledi. Kitapta kullanılan dili az çok da olsa anlamam, kendi toplumumun tanıdık konuşmalarını ve lehçelerini yansıttığı için büyük bir keyif verdi. Köylülerin gündelik zorluklarını ve özlemlerini yansıtan bu roman, gerçekçilik ve natüralizmin özünü yakalayan Türk edebiyatında bir köşe taşı olarak bence okunmalı. Karabibik romanı, kırsal yaşamın görüngülerine ışık tutup canım Antalya'mın manzaralarını çok iyi yansıttığı için bence Türk edebiyatında kalıcı bir iz bıraktı. İlk okurken tabii ki kitabın çok çok kısa olduğunu fark edince kısaltılmış baskı alıp almadığımdan korktum. Ancak sanırım dönemin roman anlayışı böyleymiş, İş Bankası Kültür Yayınları'nın da yanlış bir iş yapacağını sanmıyorum. Tabii ki olay örgüsü o kadar ilgimi çekmedi, o yüzden 4 yıldızı verdim, ancak döneme çok iyi ışık tuttuğunu düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Samurayların kısa tarihi...
Japonya'da Osaka Üniversitesi'nde profesör olan yazar, samurayların Japon tarihindeki yerini anlatıyor kitapta. Kitabın anlatım dili doğal olarak biraz akademik olmuş. Japon tarihi konusunda genel bir bilginiz olsa dahi kitapta adı geçen kişi, yer ve olayları anlamak ve yorumlayabilmek için kitabın dışında ciddi anlamda ek araştırma yapmanız gerekebilir.

Yazar kitabın ilk bölümünde samurayların ortaya çıkışını ve Japonya'nın farklı dönemlerinde sivil, askeri ve siyasi hayattaki önem ve etkilerini anlatıyor.

Kitabın orta kısımlarında samurayların kişisel özellikleri, aile hayatları, kültürleri, toplumdaki yerleri gibi konular anlatılıyor.

Kitabın son bölümlerinde ise özellikle Japonya'nın yabancı ülkelerle ilişkilerinin gelişmesi ve buna bağlı olarak ateşli silahlar gibi savaş tekniklerinin ilerlemesiyle samurayların etkin konumlarının zayıflaması ve halk arasındaki üstün sosyal statülerinin sona ermesi anlatılıyor.

Samurayların ülke yönetimlerine ve siyasi hayata olan etkilerinin anlatıldığı bölümler Osmanlı İmparatorluğu döneminde yeniçerilerin statülerinin devlet yönetimine olan etkilerini akla getiriyor.

Japon tarihi konusunda ortalamanın üstü bilginiz varsa veya ek araştırma yaparak okumayı seviyorsanız kitap ilginizi çekebilir.

"... kılıç, samurayın hayatındaki en önemli mülktü; her kim kılıcını kaybederse, onurunu yitirmiş sayılırdı." (s.50)
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi isimli bu eserine demokrasi kavramının ne demek olduğunu açıklayarak başlıyor. Türklerde demokrasinin nasıl uygulandığını dönemsel olarak vurguluyor. Osmanlı Devleti'nde devlet-halk bağlantısını, Osmanlının bu bağlantıyı ihmal ettiğinde neler olduğunu akıcı bir üslupla aktarıyor. Osmanlı'da oluşan orta sınıfın hem demokratikleşme çabalarına hem de milli mücadele dönemindeki halkın gayretlerine etkisini çarpıcı şekilde ifade ediyor. Çok Partili rejime geçişte nelerin etkili olduğunu da belirtiyor. Türk Demokratikleşme faaliyetlerini başka eserlerden okumuş olanlara bir de bu eserden okuma yapmalarını tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı çok güzel tanıtan bir önsöz var oradan bir paragraf alarak başlayayım. "İsimleri Carmen, Fidelito, Svetlana, Li Na, Kolya..Tarih ders kitapları onları yazmadı. Oysa hepsinin bir ortak noktası var : Bu kişiler geçen yüzyılın en büyük diktatörlerinin varisleri. En eskileri arasında Mussolini, Stalin, Mao, Çavuşesku, en güncel olanları arasında ise Beyaz Rusya'da Lukaşenko, Kuzey Kore'de Kim Hanedanı, Suriye'de Beşşar Esad'ın olduğu diktatörlerin..."

Gazetecilerin yazdıkları yazıların özel bir derlemesi olmuş kitap. Kitabın üstündeki isimler derlemeyi oluşturan kişiler. Sıkıldığım bir iki bölüm oldu o kadar. Haiti, Şili, Küba ve Afrika diktatörleri ile ilgili kısımlarda sıkıldım. Geriye kalan kısım çok ilgi çekiciydi. Sonda yazıların sahipleri için mini bir biyografi kısmı ve kitapta adı geçen çocuklar ile babalarının mini bir albümü de mevcut. Ben beğendim konu ile ilgilenenler için eşsiz bir eser olmuş.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dört Anlaşma & Toltek Bilgelik Kitabı'na bir değerlendirme...
Don Miquel Ruiz’in "Dört Anlaşma & Toltek Bilgelik Kitabı" ince olmasının yanı sıra acele etmeden, yavaş yavaş ve sindire sindire okunması gereken, hayat boyu güncelliğini yitirmeyecek içeriğe sahip, yardımcı bir kitap. Tüm bunların yanı sıra uygulamasının çokta kolay olmadığına, güçlü bir tekrar ve arınma gerektirdiğine inanıyorum.

Spiritüel bilgileri ve uygulamaları araştırmak ve korumak için bilim insanlarından oluşan Toltek öğretisi bir yaşam sanatı olarak tanımlanır, ruhu kucaklar, mutluluk ve sevginin peşinden gidebilmenin yolunu kolaylaştırır. Aynı zamanda bu yol özgürlüğün yoludur. Yaşadıklarımızın inanç sistemlerimizi ele geçiren toplumsal rüyamızın bir ürünü olduğunu, algılamalarımızın ve varsayımlarımızın henüz daha çocukken toplumun bize bir tepside sunduğu ve geri çevirme seçeneğimizin olmadığı kodlamalardan oluştuğunun farkında mıydık? Çocuk olarak inançlarımızı seçme olanağımız yoktu ve bu bilgiler bize öğretilerek toplumla anlaşmaya katılmamız sağlandı. Şimdi bu anlaşmadan çekilerek, benimsediğimiz toplumun kararlarını kendi kararlarımıza dönüştürme zamanı.

Toltekler tüm yaşam rüyamızı kontrol eden, bizim nasıl insan olmamız gerektiğine karar veren ve bizi ehlileştiren bir parazitle yaşadığımızı fark ettikten sonra yapabileceğimiz bazı anlaşmalar olduğunu ileri sürüyor. Bu anlaşmalar sayesinde parazitlerden ve kodlamalardan arınıp, kendi özgürlüğümüzün ve seçimlerimizin bilincine ulaşacağız. Bu sebeple yapılacak dört anlaşma var.

İlk anlaşma ‘’Kullandığın sözcükleri özenle seç.’’ Niyetimiz söz aracılığıyla şekil bulduğu ve sözlerle yaşamımızdaki olayları yarattığımız için kullandığımız sözcüklerde kusursuz olabilmek önemlidir. Fikirlerimiz bakış açımızdan başka bir şey değildir ve bireysel rüyamızdan kaynaklanır.

İkinci anlaşma ‘’Hiçbir şeyi kişisel algılama.’’ Egonun hakim olduğu bireysel önemlilik ve kişisel algıladığımız bakış açıları toplumun ehlileştirme sürecinde bize öğrettiği ve bizimde bireysel rüyamızı yansıtan zehirlerden bir diğeridir. Karşı tarafın bize yaklaşım biçimi bizimle değil onunla alakalıdır. Bu kitapla ilgili artık şuna eminim ki karşımdaki insanın hem kızgınlığı hem sevgisi, onun deneyimlerinden doğan bireysel rüyasının ürünleri, senin değil. Sorumlu seçimler yapabilmek için kendimize güvenmeliyiz fakat başkalarının davranışlarından biz sorumlu değiliz. Unutmayın ki bizim tarafımızdan kabul görmeyen zehir, göndericisi üzerinde daha büyük bir etki yaratır. Yapmamız gereken şey kişisel algılamadan ve bir başkasının onayına muhtaç olmadan ilerlemektir.

Üçüncü anlaşma ‘’Varsayımda bulunma.’’ Var olmayan, var olduğuna dair bir kanıt bulunmayan bir çok şeye varmış gibi inanarak bir zehir yaratırız. Bu varsayımlar olumsuz olduğu kadar olumlu da olabilir. Örneğin birini değiştirmeyi varsaymak gibi bir hata karşısında Don Miguel Ruiz gerçek sevginin insanları değiştirmeye çalışmadan onları oldukları gibi kabul edebilmeyi içerdiğini söyler.

Dördüncü anlaşma ‘’Daima yapabildiğinin en iyisini yap’’ Bu anlaşma ise ilk üç anlaşmanın çalışır duruma gelmesidir. Kitap, elimizden gelenin ‘’en iyisini’’ yaptığımızda vicdan kavgalarımızın dineceğini ve bu üretkenliğin bizi mutluluğa ulaştıracağını söyler. Güzel bir haberim var; risk alıyorsak ve rüyamızı ifade ediyorsak canlıyız demektir.

Yaşamın bizden aldıklarının peşinden koşmak, geçmiş rüyalarımızda yaşamak hayatımıza haksızlık etmek değil mi? Olduğumuz anın tadını, olduğumuz biz ile çıkarmanın keyfine varma zamanı. Bunun için gereken, bu alışkanlıklarda aksiyonu yaratan tekrarı unutmamak ve inanç sistemimizi yenileyerek kurban rolünden çıkıp yargıcın elinden kurtulmak. Tüm bu anlaşmaları alışkanlığa dönüştürdüğümüzde yaşamımızda dönüşmeye başlayacak. Unutmayalım ki kendimize duyduğumuz öz sevgi ne kadar çoksa, öz zarar o kadar az olur.

Tüm bu değerli bilgileri hayatımıza uygulamak kitapta anlatıldığı kadar kolay değil ama en azından bu yolda çabalamak bile bize iyi gelebilir. O sebeple belki de başucu eşlikçiniz olabilecek bu kitabı okumak için gecikmeyin.
Yanıtla
17
0
Destekliyorum  6
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kırılan Hayallerin Öyküleri
80'li ve 90'lı yılların sinemasına baktığımızda özellikle sol cenahın darbe sonrası hayal kırıklığını, ideallerinin nasıl yıkıldığını, davasını terk edip sistemin göbeğine konanları görürüz. Bu kitap bahsettiğim hikâyenin muhafazakar cenahtaki izdüşümü. Din temelli ideallerle düşlenenlerin askeri darbe sonrasında nasıl terk edildiğini, siyasete nasıl bulaşıldığını ve refah uğruna fikirlerin tam tersi yönde hareket edilebildiğini anlatıyor. 80'li yıllarla birlikte değişen mütedeyyinlerin durumunu görüyoruz.

Öyküler teknik olarak birbiriyle zincirli. Sanki bir yapbozun parçalarını okuyor ve son öykülerde de bunları birleştiriyoruz. Yazarın doğal anlatıcılığını öykülerde rahatlıkla görebiliyoruz fakat söylem tarafı o kadar baskın ki kurmaca yapı neredeyse tüm öykülerde bozulmuş durumda. Özellikle italik kısımlarda sloganvari ideolojik bir söyleme geçiş yapılıyor. Muhafazakar camiada değişen insanların eleştirisini gayet iyi şekilde görüyoruz belki ama söylemin baskınlığı edebi açıdan öykülere zarar veriyor. Sanki bir öykü kitabını değil de yazarın fikirlerinin yer aldığı metin parçalarından oluşan bir eseri okuyoruz. Bu nedenle de ne yazık ki karakterlerin inandırıcılığı okurda kalmıyor.

Öykülerdeki anlatım sıçramalı olarak ilerliyor. Bu da yer yer karakterlerin ve olayların anlaşılmasını zorlaştıran bir durum. Ama tüm öyküler birbiriyle ilişkili olduğu için kitaptaki genel akışa hakim olabiliyorsunuz.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dilini anlamakta açıkçası zorlandım ama çaba göstermeye değiyor. Çarpıcı tespitler ve varoluşun sorunlarını derinlemesine ele alması bir yana, bunları kavranan hakikatlerde görülen samimi bir üslupla aktarıp meseleyi son noktada çözüme vardırabilmesi ( tabi böyle karmaşık bir yaşam sorununda çözüm ne kadar formülize edilebilirse) kitabı değerli bir konuma yükseltiyor bana kalırsa.

Aklın bilime insaflı bakışı ve tasdik edilecek olana yükselip orada çaresizliğini ve inanmaya muhtaç olduğunu kabullenmesi gibi algıladım sonuç olarak.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nöro-roman Rüzgarı
Serkan Karaismailoğlu’nun okuduğum ilk romanı bu. Nöro-roman, sinirbilimsel gerçeklerin belirli bir kurguyla okuyucuya aktarılması olarak geçiyor. Yazarın bu alanda oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Romandaki karakterler, karakterlerin isimleri, yaşayış biçimleri sizi hemen içine alıyor. Romanı okurken sayfalar akıp gidiyor adeta. İnsan kendini çok iyi kurgulanmış bir bilimkurgu filminde gibi hissediyor. Ayrıca kitapta anlatılan bilimsel deney ve uygulamaların gerçekte de var olması da kitabın akıcılığına büyük katkı sağlıyor. Okumaya başladığınız ilk sayfadan itibaren sizi içine alan bu roman, adeta bilimsel kurguların adeta vücut bulmuş hali gibi. Kitapta dünya nüfusunun kalabalık oluşuna ve buna yönelik yaklaşımına dair yapılan eleştiri de açıkçası çok hoşuma gitti.

Kitapta bilimsel deneylerden ve bilimsel çalışmalardan oldukça sık bahsediliyor; ancak, burada kullanılan dil okuyan herkesin anlayabileceği ölçüde basitleştirilmiş, herkes bu basitleştirilmiş terimler sayesinde kitaptaki bilimsel deneyleri ve bilimsel uygulamaları kolay bir şekilde anlayabilir. Bu nedenle de nöro-roman yani bilimsel gerçeklerin belirli kurguyla okuyucuya aktarıldığı bu tarz romanlardan birisi olan kitaptaki dilin ağır olup olmadığına dair okuyucunun herhangi bir endişe taşımasına gerek yok.

Akademisyen olan yazar, aslında kendi alanındaki bilimsel gelişmeleri son derece etkileyici bir kurguyla bizlere aktarıyor.
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  1
Bildir