Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rachel L. Carson, doğa yazarı. Doğaya, biyolojiye ve yazmaya tutkusunu birleştirerek detaylı bir bilim anlayışıyla bize sunmuştur.
Bu kitabından; denizde hiçbir şeyin israf olmadığını, okyanusları, yosunları, planktonları, balinaları, denizin hayalet tabanını, çıtçıt karidesleri, mürekkepbalıklarını, kıta sahanlığını, kıta yamaçlarını, deniz çukurlarını, deniz dağlarını, derin deniz akıntılarını, yankı sondajını, ölü suyu, grunion balığını (çok ilginç bir balık, ama burada yazmayacağım, merak eden kitabı okusun) okyanustaki mineral zenginliğini öğreniyoruz. Okurken “vay be” dediğiniz yerler çokça mevcut. Yaşadığımız dünyayı tanımamıza yardımcı olacak muhteşem bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Veba gerçekten de çok etkileyici ve düşündürücü bir kitap. Corona günlerinde yaşadıklarımızı anımsatması kaçınılmaz. Salgın hastalıklar karşısında bireyin ve toplumun tepkilerini, çaresizlik duygusunu, alışkanlıkların nasıl değiştiğini ve insanların zamanla bu korkuyu nasıl kanıksadığını gözler önüne seriyor.Salgınlar sadece bedenleri değil, hayatlarımızı da alıp götürüyor. Camus, Veba’yı 1947’de yazdı. Roman, 1849’da Cezayir'in Oran kentinde yaşanan kolera salgınından esinlenilmiş gibi görünse de aslında İkinci Dünya Savaşı’na, Nazi işgaline ve faşizme bir alegori olarak da okunur. Fakat bugün, özellikle COVID-19 sonrası, romanın gerçek anlamıyla bir salgın anlatısı olarak da ne kadar güçlü olduğu ortaya çıktı. Camus'nün bireyin trajedisini ve toplumun tepkilerini böylesine zamanüstü bir şekilde betimleyebilmesi, onun derin gözlem yeteneği ve insan doğasını kavrayışındaki ustalıktan kaynaklanıyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başarısızlığı koca bir felaket gibi gören, “Başarısız oldum, bittim, mahvoldum!” diyen bizlere aslında başarısızlığın ne kadar doğal, hatta bazen ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Hayatta kimse hep kazanmıyor. Hatta büyük başarılara imza atmış insanların çoğu, defalarca dibe batıp geri çıkmıştır hepimiz biliriz. Ama biz nedense sadece başarı hikâyelerini görüyoruz, o başarısızlıkları görmezden geliyoruz. Bu kitap işte bu farkındalığı kazandırıyor bize. “Hata yaptım, denedim ve olmadı, peki şimdi ne yapacağım?” sorusunun cevabını buluyoruz. Anlatım dili çok samimi. Hani biriyle oturup dertleşirken, onun sana “Boş ver, hayat devam ediyor!” demesi gibi bir his veriyor kitap bize. Öğrencilerimle birlikte çok sevdik, sizlere de tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar..
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabımız sürekli mükemmel olmaya çalışmanın bizi nasıl tükettiğini, toplumsal baskıların bizi nasıl şekillendirdiğini ve aslında mükemmelliğin bir yanılsamadan ibaret olduğunu anlatıyor. “En iyisi olmalısın, hata yapmamalısın, zirveye çıkmalısın!” gibi şeyler öğretiyoruz farkında olmadan öğrencilere ya da çocuklara. Ama hiç kimse “Mutlu musun?” diye sormuyor. İşte bu kitap, tam da bu soruyu soruyor.

Hayatta her şeyin yolunda gitmesi gerektiğine inanan, hata yapmaktan korkan, başkalarının onayını almadan kendini değerli hissedemeyen insanlar… Belki de farkında olmadan siz de bu insanlardan, bu kulüpten birisiniz. Kitap, bazen insanı sarsan, bazen de gülümseten bir dille bu farkındalığı bize kazandırıyor.

Öğrencilerim severek okudular. Sizlere de tavsiye ediyorum.

“Mükemmel olmayan bir dünyada her şeyin mükemmel olmasını sağlayamayız.”
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İktisat fakültesi mezunuyum, antropoloji, ekoloji, arkeoloji, perma kültür konularına çok meraklıyım, şu aralar "Tarım Teknolojileri" bölümünde öğrenciyim. Tüm bunlardan dolayı kitabın konusuyla ilgili, yerli ve yabancı yazarlardan birçok kitap okudum ve okuyorum. Yazılanlar, anlatılanlar hep aynı buna şaşırmamak lazım, bu kitapta da aynı, zaten yazar kitabın ilk sayfalarında " bu proje, bilinçli biçimde, türev niteliğindedir. Kendi içinde yeni bir bilgi üretmemektedir ve en iddialı haliyle amacı, aydınlatıcı veya akıl çekici bir şekilde mevcut bilgi noktalarını birleştirmektir " diyor. 

Bilgiler aynı olmasına rağmen, çok beğenerek okudum. Tarihe bir de James C.Scott gözüyle bakmış oldum. Benim için verimli bir okuma oldu, çeviri de oldukça başarılı. Bu değerli kitabı dilimize kazandıran Sayın Akın Emre Pilgir'in emeklerine sağlık .

İktisat tarihi, antropoloji, tarih, tarım, arkeoloji meraklılarına, hatta bu konular üzerine yeni yeni ilgi duymaya başlayanlara tavsiye ederim . 
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İtalo Calvino'nun kurgu şaheseri. Okuma sürecim çok hızlı ve akıcı olmasa da, doluluğuyla, sıradışı kurgusuyla en'lerimin toplandığı bir kitap oldu: Okuduğum en ilginç, en müthiş zeka ürünü, ve okumak eğer zekayı geliştiriyorsa beynimin sınırlarını zorlamasıyla zekamı en çok geliştirdiğini düşündürdü bu kitap. Okur ve yazarlık, okuma ve yazma eylemleri üzerine geniş ufuklar kazandırdı. Ayrıca hakkında onca şey okuyup da ne olduğunu tam olarak çözemediğim postmodernizmin ne olduğunu da tane tane anlatmış. Hatta bu kitap postmodernizmin sadece kağıda ve mürekkebe dökülmüş değil, adeta ete kemiğe bürünmüş, can bulmuş hali demek mümkün. İyi bir okur iddiasına olanların ve belki bir gün yazar olma umudu taşıyanların başucu kitabı olmalı.
Yanıtla
8
0
Destekliyorum  4
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin ilk kitabından çok daha başarılı
Serinin ilgimi çekmesinin nedeni nöroroman türünden çok etkilenmeme rağmen aslında bu türde ne kadar az okuma yaptığımı fark etmiş olmamdı. Ancak yazarı tanımadığım için bu kadar ilgiyle okuyacağımı düşünmemiştim. Anladığım kadarıyla alanında takdir edilen, takip edilen biri. Ben de bu kitap vesilesiyle tanışmış oldum.

Serinin kitapları sırasıyla Pia Mater, Arachnoid Mater ve Dura Mater. Bunlar aynı zamanda beyni ve omuriliği kaplayan koruyucu zarların adıymış. Araştırınca öğrendim. Zaten kurguda yer alan pek çok şeyde bu şekilde atıf göreceksiniz. Mesela beynin arka tarafında yer alan ve vücudun çeşitli bölgelerine sinyaller gönderen 12 çift sinire verilen adı, kurduğu evrende benzer bir görev yüklediği kişilere rütbe olarak vermişti. Bence bu açıdan Ian McEwan'ın -ki türün önemli temsilcilerindendir- romanlarından farklı bir şey sunuyor. Bu yüzden değerli buldum bu seriyi. Ian McEwan'ın Cumartesi romanını Darwinci bakış açısıyla incelemiştim lisans tezim için ve bu serinin bu kitabında bu bakış açısına da gönderme olduğunu gördüm, burada ona bir alternatif sunuluyor ki bunu bir eleştiri olarak okuyup okuyamayacağımızı düşündürdü bana. Okurken çok kez durup araştırma yapma ihtiyacı hissettim ve referans olarak verilen bilgilerin ne kadarının kurgu ne kadarının gerçek olduğunu keşfedebildim. Böylelikle alana dair daha fazla bilgi sahibi olmuş oldum ve yazarın kurgudaki becerisini de daha iyi değerlendirme fırsatı edindim. Zaten bu bilgileri herkesin anlayabileceği şekilde, basitçe veriyor, öyle boğulmadan okuyabiliyorsunuz. Bu da yazarın hikâyeciliğindeki pürüzleri tolere etmenize yardımcı oluyor.

Serinin ilk kitabına nazaran kurgu çok daha iyiydi. Elbette iyileştirilmesi gereken noktalara dair pek çok notum var ama akış birinciye nazaran daha rahattı ve elementler çok daha yerli yerinde gibi görünüyordu. Ayrıca aksiyonun fazla olması da sürükleyiciliğini desteklemiş oldu. Arka planda bırakılan o merak duygusu da sayfaları daha hızlı çevirme konusunda insanı kesinlikle motive ediyor ve bunu klişe bir yolla yapmıyor.

Kitabın önemli noktalarından biri de farklı karakterlerin bakış açısından olayları sunarken size zaman çizgisini takip etmenizi sağlayacak girişi sunması. Bu da hangi olayın ne zaman olduğunu anlayabilmenizi sağlıyor. Normalde bu kadar belirgin verilmesi rahatsız edici olabilirdi ama yazarın, kitabın bir kimliği hâline getiren bir istikrar sağlanması bunun aslında değerli bir etmen olabileceğini düşündürdü. Zira yazar zihnimizi bir sürü bilgiyle meşgul ederken bununla da cebelleşmemizi istememiş olabilir. Aynı şey olacaklara, karakterlerin akıbetine dair önden bilgiler vermesi için de geçerli. Bu sürpriz bozan detayların okuma keyfinden beni mahrum bırakacağını düşünmüştüm ama öyle olmadı. Çünkü ne olacağını söylemesine rağmen o kadar fazla değişkenle karşılaştım ki bunun aslında bir önemi olmadığını o zaman anladım. Bu açıdan okurlara ön yargılı olmamalarını tavsiye edebilirim.

Türü sevmemin bir nedeni de verdiği bilgilerin bana katkıları. Zira pek çoğu dünyaya bakış açımı genişletti. Bilhassa son zamanlarda kafamı oldukça karıştıran dünyadaki değişen dengeler konusunda bana bir cevap da sundu diyebilirim. En azından neden bu kitle birdenbire hedef olmuş olabilir ki soruma en azından bir tane muhtemel neden buldum. Bu anlamda insanın kendini ve dünyayı sorgulamasına neden oluyor. Diğer yandan da daha çok bilme istediğimi tetikledi.

Betimlemelerini oldukça canlı ve etkili buldum. Hatta bu anlamda çok şaşırdığımı söyleyebilirim çünkü bilim insanının bu kadar başarılı betimlemeler yapmasını gerçekten beklemiyordum. Bu başarılı betimlemelere rağmen elbette bazı zayıf noktalar da vardı. Bilimsel gerçekleri sunarken hikâye içinde eklenti gibi durması bunlardan biriydi. İlk kitapta bu bilgiler hikâye içine biraz acemice yerleştirilmişti ama ikinci kitapta bu anlamda gelişme olduğunu gördüm. Çok didaktik, zorlama görünüyordu ilk kitapta ama ikincisinde daha rahattı.

İlk kitaptaki en büyük problemlerden bir diğeri de anlatıcıydı. Çok kez kafa karışıklığı yaratacak şekilde anlatıcılar iç içe geçiyordu. Anlatıcı değişse de dilin, ton aynı kaldığı için kimin konuştuğunu anlamak zorlaşıyordu. Herkes aynı gibiydi. Anlatıcı mı karakter mi konuşuyor anlayamıyordunuz. İkinci kitapta bunun daha az hissedilmesinin nedeninin genellikle ilahi bakış açısıyla ele alınmış olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bir kısmı da flashbacklerle verilmişti. Zaten bu açıdan ilk kitaptan hemen kanıya varmak istememiştim çünkü yazarın bir şekilde elinin alışacağını ve bunun serinin devamında çözebileceğini düşünmüştüm ki öyle de olmuş gibi görünüyor.

Aslında çok fazla notum var ama okuyucuya az çok fikir verecek önemli detaylardan bahsettiğime inanıyorum. Özetle dünyasına bir şekilde inandırdı ve karakterlerde bir değişim/gelişim görebildik. Çok fazla ters köşeye yatıran bir hikâye akışı var ve ilerledikçe derinleşen bir yapıya sahip. Bazı karakterler iki boyutlu gibi hissettirse de ait olduğu dünyada o yapaylığa ihtiyaç var gibi düşündüm. Elbette daha önce bahsettiğim gibi anlatıcı dilinin yer yer tekdüzeliği, herkesi aynı kişi konuşuyormuş gibi hissetmemiz de buna neden oluyor olabilir. Bir laboratuvar sterilliği de var diyaloglarda, karakterlerde. Defolarını gördüğümüz anlarda bile o tat geliyor ne yazık ki ama buna rağmen bilimsel gerçeklerle bağlanan kurgu seni içine çekmeyi bir şekilde başarıyor. Genel olarak hikâye ilgi çekici. İyi bir film yapılacak kadar detaylarla beslendiğini, güzel bir dünya yaratıldığını düşünüyorum.

Bir editör olarak naçizane bir eklemem daha olacak. Eğer yayınevi tekrar basıma gidecek olursa kitapların editörden tekrar geçmesinin daha iyi olacağını düşünüyorum. Bilhassa ilk kitapta akışı zorluyordu. İkinci kitap görece daha iyi durumdaydı ama yeniden okunursa bence iyileştirilebilir. Bendeki 34. baskı. Yakın zamanda serinin İngilizce basımı da duyurulduğuna göre daha çok baskısının olacağını öngörmek yanlış olmaz. Okuru bol olsun diyelim.
Yanıtla
17
1
Destekliyorum  31
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1950 yılında Gouncourt Ödülü'nü kazanan asıl adı Louis Poirier olan yazar Julien Gracq'in başyapıtı Sirte Kıyısı, modern edebiyatın anlatım yönüyle en özel romanlarından biri olarak öne çıkıyor. Orsenna ve Fargistan adlı iki hayali ülkenin üç yüz yıllık soğuk savaşının anlatısı olan bu metne ismini veren Sirte, Lİbya'nın Akdeniz kıyısında bir kenttir. Ana karakter Aldo'nun dilinden bizlere aktarılan metinde, miskin bir bekleyiş içinde olan askeri birliğin ve yöre halkının yaşanan olaylar sonucunda yeniden tetiklenişi gerçeküstü öğelerin varlığıyla birlikte anlatılmaktadır. Zaman olarak tahminen Ortaçağ'ın son dönemlerinde geçen romanı, tarihsel üstkurmaca bir metin olarak ifade edebiliriz. Bu romanın çevirisi de harikadır, kitabın çevirmeni Aykut Derman'a ayrıca teşekkür ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eğer elinizde bir Kristin Hannah kitabı tutuyorsanız, kendinizi ağlamaya hazırlasanız iyi olur. Hannah özellikler kadınların yaşam çizgilerini o kadar başarılı ve gerçekçi bir kurguyla kaleme alıyor ki, tüm kitaplarında karakterlerin hislerini ruhunuzda hissedebilirsiniz. Tam da bu nedenle bana göre Hannah, kadınları en güzel anlatan yazarlardan birisi. Kış Bahçesi ise, birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip iki kız kardeş ve annelerinin hikayesini anlatıyor. Bazen karşımızdaki insanın davranışlarını anlamlandıramayız. Mesela anneniz sürekli olarak yiyecek depolasaydı ve hiç bitmeyecek kadar reçeliniz olsaydı, bunun nedeni ne olurdu? Ve aslında anneniz, sizin bile bilmediğiniz hüzünlü bir geçmişe sahipse, ne hissederdiniz? Kitabı bitirdiğinizde, çok küçük ayrıntıların bile kalbinizde yer ettiğini keşfederseniz şaşırmayın. Ve yine bence dünyanın en tatlı aşk hikayelerinden biri de bu kitapta geçiyor. Bu kitabı okumuş ya da okuyacaklara 434. sayfadaki gibi bir aşk diliyorum.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahmet Şimşek hocamın editörlüğünde hazırlanan Kavram çalışmaları her zaman önemli olmuştur. Her dönem, mekân, siyaset, bilim-eğitim, devlet-bürokrasi gibi çeşitli sahalarda 22 farklı kavramın analizini içeren Kavram Tarihi Çalışmaları kitabı da şüphesiz dikkat çekici konuları ele almıştır. Bu eser, kavramların tarih içinde nasıl şekillendiğini ve anlamlarının nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. Kavramların içinde yolculuğa çıkarıyor. Ayrıca bu eseri okuyunca çok güzel bilgiler veriyor. Bu güzel eseri tarih sevenlerin ve Tarihçilerin okunmasını gerektiğini düşünüyorum. Tavsiye ederim. Hocamızın başarıları daimi olsun.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  11
Bildir