Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Minima Moralia, varoluşçuluk ve psikanaliz gibi bir dizi düşünce disiplininin yanı sıra; Kant, Nietzsche, Heidegger gibi birçok düşünürle yapılan eleştirel diyalogun ürünüdür. Adorno'nun kendine özgü yöntemi, bu kitapta yine tamamen özgün olan üslubuyla kendini gösterir. Adorno, ilk bakışta önemsiz görünen bir olay ya da nesne üzerinden (örneğin astroloji ya da hediyelik eşya) toplumsal ve tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak kullanır. Adorno'nun amacı, "her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya" ulaşmaktır.

Minima Moralia, felsefe, günlük yaşam, siyaset, edebiyat, müzik, psikoloji gibi birçok alanı kapsayan ve her biri derinlikli bir analiz sunan bir kitaptır. Bu kitapta Adorno'nun düşüncelerini takip etmek için belli bir sıra izlemek gerekmez; her bölüm kendi başına okunabilir ve anlaşılabilir. Minima Moralia, Adorno'nun başyapıtı olduğu kadar, modern felsefenin de en önemli eserlerinden biridir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap üç ana bölümden oluşur: "Özgürlük Ağacı", "Adem'in Laneti" ve "İşçi Sınıfının Varlığı". Bu bölümlerde Thompson, işçi sınıfının öncülleri olan zanaatkarlar, köylüler ve madencilerin yaşadıkları dönüşümleri, sanayileşmenin getirdiği sorunları, işçilerin hak arama mücadelelerini, sendikaların ve siyasi partilerin kuruluşunu, işçi sınıfının kültürünü ve bilincini ele alır. Kitapta ayrıca önemli işçi liderleri, hareketleri ve olayları hakkında da bilgi verilir.

Kitap, tarihyazımında yeni bir yaklaşım getirmesiyle de önemlidir. Thompson, işçi sınıfının tarihini onların kendi sesleriyle yazmaya çalışır. Şarkılar, ilahiler, şiirler, yeminler, günlükler ve gazeteler gibi birçok kaynağı kullanarak işçilerin duygu, düşünce ve deneyimlerini aktarır. Thompson'un yazdığı ve insan olmanın erdemleri kadar zaaflarını da sergilediği işçi sınıfının kendi kendini oluşturması tarihi, bugün tüm canlılığıyla okunmayı hak eden uzun bir romandır aslında
Yanıtla
6
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce yayınlanmış üç kitap tek kitapta toplanmış.Kitap 5 bölümden oluşuyor; Hareket, Aralıklı ve çeşitli beslenme, Olumlu ve zengin sosyal ilişkiler, Düşük stresli yaşam, Sınırları aşmak. Ciddi araştırma ve emek ürünü bir eser. Yazar insana, sağlıklı yaşama dair önemli bilgileri farklı bir bakış açısıyla aktarıyor. Her fırsatta bizi düşünmeye, kendimizi anlamaya ve geliştirmeye davet ediyor.
Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan birisi diyebilirim. Kitabın altını çizerek ve bazı yerlerini birden fazla okuyarak anlamaya çalışmak lazım. Herkese tavsiyemdir. Okunması gereken eserlerden birisi. Bazen teknik detaylar ve tekrarlar olması kitabın değerini azaltmıyor. Belki de tekrarlar iyidir.
Yanıtla
24
1
Destekliyorum  11
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sultan Baybars hakkındaki bu roman, daha çok Baybars'ın çocukluğundan Ayn Calut Savaşı'na kadar olan süre zarfını romanlaştırmış. Geri kalan kısımdan ise birkaç sayfada kısa cümlelerle bahsedilmiş.

Açıkçası roman, beklentimi karşılamadı. Baybars'ı karizmatik bir lider olarak “kusursuz” imajıyla gösterilmesi bir yana, anakronik kurgular da mantık hatası içeriyordu. Baybars'ı “Turancı” gösterme gayreti yahut Baybars'tan müneccim yaratıp Osmanlı'nın kurulacağını bilmesi gibi mesnetsiz kurgular, romana olan inandırıcılığı zedelemiş. Ancak adı üstünde: Roman... Bu yüzden pek kızmaya hakkımız yok sanırım. Sonuçta ispatlamak gibi bir kaygı yok ve olaylarda istenildiği gibi oynama yapılabilir.

Okuyacak kişilere edebî olarak kesinlikle romanı tavsiye edebilirim. Çünkü kurulan diyaloglar ve üslubun akıcılığı, romanı okunur kılıyor. Üstüne kendisine de bağlıyor... Fakat tarihî olarak görüşüm olumsuz yönde.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ötekinin Gözünden Türkler
Günümüzden yüzyıllar öncesinde herhangi bir kavmin mensuplarından önce, mezkur kavim hakkında söylenenlerin hızlı bir şekilde yeryüzünde yayıldığı görülür. Misal, Moğol istilasından evvel yayılan Moğol söylemi, psikolojik savaşın ilk numunesi olacak şekilde dünyayı korkuya salar. Hatta Moğollar savaşlara bu söylentilerin sayesinde önde başlarlar. İşte, hurafe dozu fazla bu söylemlerin sıkça tekrarlanması, önce bireyin sonra ise toplumun tasavvurunda saplantıya dönüşür. Korkunun eşlik ettiği düşünceler ilerleyen zamanlarda yalanın ve yanlışın egemen olduğu fikri tasarımlarla kendisini gösterirler.

Türkler, Moğol istilasının batıya doğru uzandığı yıllarda bu Moğol saplantısından mustariplerdir. Pax Mogolica’nın (Moğol Barışı) sona erdiği dönem de ise batıya doğru fetih hareketlerini arttıran Türkler, artık Avrupa için saplantıya neden olmaktadırlar. Bu bakış açısıyla Türkler saplantının hem nesnesi hem öznesi olurlar. Bu nedenle tarih disiplininin ışığında bir etnik unsura karşı yapılan çözümlemeler farklı sonuçlara gebedir. Misal, mevzu Türklerdir, ama Avrupalıların nazarında etnik bir ayrım yapılmaksızın bütün Müslümanlar Türk adı altında isimlendirilir. Türk ve Müslüman kimliğinin bütünleştiği bu algının üzerinde yapılan analizler ise bambaşka tabloların ortaya çıkmasına neden olur.

Buradan hareket eden İtalyan araştırmacı Giovanni Ricci, Türklerin İtalya’nın Ferrara şehrinde 15 ve 18. yüzyıllar arasında oluşturdukları algıyı eldeki belgelerin dilinden çözmeye çalışır. Esasında ötekini anlamlandırma aşamasında, günümüzde dahi çok boyutlu sorunların olduğu düşünülürse Ricci’nin bu iyimser amacını takdir etmek gerekir. Hatta eserde ötekine ilişkin oluşan düşmanca tasavvurun tarafların kim olduğu fark etmeksizin pek fazla değişmediği, etnik taassubun rijit halinin ilk aşamada tavrın sahibinin adını kirlettiği anlaşılır.

Eser, giriş dahil 12 bölümden oluşmakla birlikte her bir bölüm mikro tarih çalışmasını andırır. Zira tarihin genel anlatımından ziyade detaya inen sıradan hayatlar ve olaylar ele alınır. Bu açıdan eserin klasik tarih kitaplarından farklı bir üslupla sunulduğunu belirtmek gerekir. Aslında tarihin merak edilen yönü, genel anlatısından ziyade özel yönüdür. Yazar özel yargılardan genele ulaşmaya çalışır. Misal, eserin giriş kısmında Nikos Kazancakis’in Müslümanlara karşı bireysel yargısına yer verilir. Kitabın diğer kısımlarında ise benzer yargıların bazı ortak paydalarda birleştiği fark edilir.

Konunun merkezinde Ferrara şehrinin olması, bu şehir devletinin Akdeniz (Adriyatik) kıyısında bulunması, eserin coğrafi merkezinin Romalıların Mare Nostrum (bizim deniz) dedikleri Akdeniz’e kaymasına neden olur. Tabii 15. ve 18. yüzyıllar arası Akdeniz, güneyinde Müslümanların kuzeyinde Hristiyanların olduğu iki kutuplu bir hal alır. Ricci, bu aşamada sadece “biz” diyerek kuzeyden ses verir. Bunun bazı sakıncaları olmakla beraber Ricci, eldeki tek yönlü belgelerin kendi panzehrini oluşturacağını düşünür. Yani Ricci’nin tasavvuruna göre, o günün dünyasında ötekine nesnel bakmak olanaksız olup tarihi olayları anlamak yeterlidir. Belki de bu yüzden kitabın kapağında yazan korku, nefret ve sevgi kelimeleri arasında sevginin yok denecek kadar az olduğu görülür.

Tarihi olaylara günümüzden bakıldığı gibi bir de devrinden bakılmaktadır. İletişimin günümüzdeki kadar yaygın olmadığı bir dünyada, İstanbul’un fethinin ya da Viyana’da Osmanlı ordusunun bozgununun akislerinin ne şekilde olduğunun cevabını ise Ricci’nin eseri verir. Misal, Viyana’da kazanılan Hristiyan zaferinin sembolleri olarak ele geçirilen sancakların İtalyan şehirlerinde gezdirilmesi tafsilatlı bir şekilde anlatılır.

Tabii ötekiyle kültürel etkileşim ve temasın bu dolaylı anlatımlarından ziyade bazen detaya inen söylemlere de eserinde yer veren Ricci, kölelik üzerinden anlatısını gayet iyi sürdürür. Zira artık birbirine çok yakın olanların hikâye edilmesi söz konusudur. Yeni Çağ Avrupa’sındaki köle pazarlarının durumunu böylelikle anlamak mümkün olur. Kölelerin çektiği çileleri, dönme ve devşirmelerin kariyer basamaklarında nasıl yükseldikleri, köle pazarının ücret tarifeleri, köle kurtarma vakıf ve dernekleri, maceralı kaçış hikayeleri ve esaretten fidyeyle kurtuluş öyküleri sonrasında yapılan kutlamalar eserde kendisine yer bulur. Bu zengin anlatım su katılmamış bir sosyal tarihin ortaya çıkmasına neden olur.

Her eserin sosyal tarihe ilişkin güçlü bir malumat verdiğini savunmak zordur. Ama Ricci’nin kaynakları gayet zengindir. Öncelikle Ricci türü ne olursa olsun yazılı kaynakların izini gayet iyi sürer. Yazının sadece devlet mekanizmasında kullanılmadığı Yeni Çağ Avrupa’sı düşünüldüğünde, Ricci’nin kaynaklar açısından aynı dönemi çalışan Osmanlı tarihçisine oranla şanslı olduğu düşünülebilir. Çünkü, matbaanın yaygın kullanımı kronik yazarlarını ve eserlerini çoğaltır. Hatta Türklerle ilgili mevcut birçok kitap vardır. Ricci, sadece yazılı eserlerle de kalmaz resim ve mimari sanatına dair örnekleri de eserinde inceler. Birinci el kaynaklarla eserini gergef gibi işleyen Ricci yeri gelince kölelerin ayağındaki zincirlerin üzerindeki bilgileri bile es geçmez.

Ayrıntılı tasvirler, Türklerin halk nazarında ne şekilde tecessüm ettiğine dair verileri sunar. Burada dikkat çeken husus halkın geniş merakından ve muhayyilesinden doğanların da satırlar arasında kendisine yer bulmasıdır. Misal kuyruklu yıldızlara yüklenen anlamlar, sembolik cezalandırma seremonileri, şiirlere ve halk söylencelerine girmiş anekdotlar gayet iyi sunulur. Şiirler demişken, yazarın küçük nüanslardan büyük meseleler çıkarmayı layıkıyla yaptığını belirtmek gerekir. Misal 17. yüzyıl sonunda yazılan bir şiirde, Türkler ve Troya arasında kurulan bağlantıdan yola çıkarak günümüze kadar uzanan bir durum değerlendirmesi yapılır. Troya Savaşı’yla Doğu ile Batı’nın (Türklerle Avrupalıların) hesaplaşmasının tarihi dökümü günümüze kadar getirilir. Hatta öyle ki Troya kalıntılarının, Türkiye Cumhuriyeti döneminde Çanakkale’de sergilenmesi dahi kökü Troya’ya ulaşan bir militarist anlayışla bağdaştırılır. Yazarın bu sıra dışı tasavvuru bir tarafa bırakılırsa Türk algısına dair değinisinin ilgi çekici olduğunu kabul etmek gerekir.

Sonuçta, bazen tarih disiplininin savaş cephelerinin içine yerleşen bir anlatım tarzı vardır. Bu orijinden; savaşlar, barışlar, antlaşmalar ve siyasi haritalarının şekillenişi tarih anlatımının ana kolonlarını oluşturur. Ama cephenin gerisinde kendi sistematiğini koruyan, cepheye göre şekillenen fakat cepheden bağımsız bir sosyal alan vardır. Bu saha çoğu zaman tarihçiler tarafından ihmal edilir. Aslında savaş, çatışma ve mücadelenin olduğu cephe hattı buz dağının görünen kısmıdır. Görünmeyen kısımlarda ise birçok hazine saklıdır. İnsanın tarihe bireysel izdüşümü ve bu izdüşümünün toplumsal alana yansıması, tarihin ihmal edilmiş sosyal geri planındadır. Araştırmaya sosyal alandan yola çıkılarak başlanırsa mikro parametrelerle makro yapıların deşifre edilmesinin mümkün olduğu ortaya çıkar. Çünkü tarihteki her devlet; doğup, yaşayıp ve ölen; kişiliği, organizması ve genetiği farklılaşmış bir insanı andırır. Bu yüzden Ricci’nin sosyal hayatın merkezine inen mikro anlatımı oldukça önemlidir. İlerleyen zamanlarda bu anlatım tarzına ilişkin eserlerin artacağı rahatlıkla düşünülebilir.

Yanıtla
7
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Marivaux'un yapıtında Moliere'in etkilerini görüyoruz. Anlaşılır bir şey tabii. Moliere (hele o çağda) Fransız tiyatrosunun kanonu olarak görülmek gerekir. Bununla beraber hayli yavan ve cılız bir oyun. Bu yapıtıyla Marivaux, zamanının aydınlanmacı, cumhuriyetçi anlayışını iyi kavrayamamış olduğunu gösteriyor. Pekala kölelik karşıtı, özgürlükçü cumhuriyet anlayışının hicvi olarak dahi görülebilir. Amiyane tabirle, "ayakların baş olması" nı gülünçleştirir. Herkes yerini bilmeli ama efendiler de kölelerine daha merhametli davranmalı. Zaten tahayyül edilen cumhuriyet de, kölelik düzenini ortadan kaldırmaz, eski kölelerin yeni efendi oldukları bir düzen anlamına gelmektedir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Aralık 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bir solukta bitirdim. zihnim yorulmadı okurken gülen şeytanlar tarihi, erguvaniler i okurken yorulmuştu. bilgiyi net ve az sayıda ama ulaşılır ispatla az sayıda dipnotla yazılmış. bu iyi bir şey ama bilgiye aç kişiler için susuzluğu gidermeyecektir kitap dahası, serisini ister. bu uslup le yazılacak çok sayıda kitap bekliyorum. okuyucu kitlesi gözlük kullanıyordur, bu sebeple kitabın küçülmesi kötü olmuş. görmek zorlaşıyor. teknik olarak tayfur er, mahmut çetin ,kadir mısıroğlu'nun bilgi deneyimi güncel kişi ve durumlarla ile birleştirilmiş ki işte kitabı ehemmiyetli kılan da budur. can beyden ricam geçmişle günümüzü birleştirip her alanı kapsayacak şekilde sağlık eğitim ekonomi güvenlik...serinin devamını getirmesi. kitabı çok beğendim. kadir mısıroğlu'nu aratmayan bir yazarımızın olması ayrı bir mutluluk...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın, 2013 yılında yayınlanan ikinci kitabı Kan Hasadı.
Çocuklukta yaşanan travmalar, telafisi imkansız kişilik bozukluklarına sebep olabiliyor, Ve bu kişilik bozuklukları ileri yaşlarda toplum için ciddi bir tehdit oluşturabiliyor.

Çiftçilikle geçinen bir kasabada, küçük çocuklar belli aralıklarla kilisede yüksekten düşme sonucu ölmektedir. Ölümler kayıtlara kaza olarak geçse de, Ölen çocukların arasındaki bağlantıyı, kasabaya yeni atanan papaz ve olayların mağduru olan ebeveynleri tedavi eden psikiyatrist fark edecektir. Papaz ve psikiyatrist, olayların arkasında yatan sırları ortaya çıkardıklarında kimse gördüklerine inanamayacaktır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın 7 bölümden oluşan Meave Kerrigan serisinin 6. Kitabı "11. Kat"

Yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak, telafisi güç sonuçlara neden olabilir. Eğer yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak, aynı zamanda söylediklerine, ilkelerine aykırı bir yaşam içinde bulunulduğunu ortaya çıkaran bir durum ise, bu daha da vahim sorunlara sebep olabilir.

Bay Armstrong, İngiliz parlamentosunda ırkçı, muhafazakar, ileri derecede tutucu bir milletvekilidir. Bay Armstrong, çıkan bir yangında hayatını kaybeder. Yangının çıktığı yer, bay Armstrong'un ortaya koyduğu siyasi duruşu ile hiç de uyumlu bir yer değildir,
Burada yaşayanlar, Bay Armstrong'un sürekli toplumsal nefret oluşturmaya çalıştığı kesimin yaşadığı bir toplu konut sitesidir.

Dedektif Meave Kerrigan ve çalışma arkadaşı Dedektif Josh Derwant'in, yine iğne ile kuyu kazarcasına mücadele vererek katillere ulaştığı bir vaka.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarla ilk sevgi dostluk ve iyilik masalları serisi (Mutlu Tukan Kuşu, Bilge Kar Baykuşu, Meraklı Ağaçkakan, Yardımsever Geyik, Arkadaş canlısı Tamarin ve Altın Kalpli Kaplan) ile tanıştık, kitapları öyle çok sevdik ki okul öncesi tüm çocuklara hediye ne alsak sorusuna cevap bulduk. Bir Evcil Hayvan İstiyorum, Çocuk Yüreklerde Neşet Ertaş da kütüphanemizde yerini aldı. Yazarın en son kitabı Muhteşem Çocuklar'ı da 8 yaşındaki kızımla birlikte severek okuduk. Yazarın diğer hikaye kitaplarını dört gözle bekliyoruz. Kaleminize, o güzel yüreğinize sağlık sevgili Gülistan Yıldız Menteş:)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir