Akhilleus'un Şarkısı
Çocukluğunda annesinin masallar yerine Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü'nden seçtiği öyküleri anlattığı biri olarak, mesele mitoloji olunca çok objektif olamıyorum, onu baştan söyleyeyim. Anlattığı şey Akhilleus ve Patroklos'un öyküsü olmasa kurgusu ve diliyle belki bende çok da bir iz bırakmayacak olan bu kitap, çok sevdiğim bir hikâyeyi bambaşka biçimde ele alışıyla beni fena halde tavladı; haliyle çok sevdim. Bunda kitabı Troya'yı ziyaret ettiğim gün, bizzat o topraklarda okumaya başlamış olmamın da etkisi olabilir. Binyıllar iç içe geçti, zamanda yolculuk ettim sanki.
Madeline Miller'ın bundan çok daha meşhur olan "Ben, Kirke"sini de sevmiştim ama Akhilleus'un Şarkısı bence ondan çok daha iyi bir kitap. Evet elbette bir İlyada değil, zaten onunla kıyaslamak da yanlış olur diye düşünüyorum - bu bambaşka bir kategori, daha geniş bir okur kitlesine hitap eden bir mitolojik roman. İlyada bir destan, bu ise bir popüler kültür objesi. Peki bu kendisini kötü kılar mı? Bence hayır.
Bir kere dersine çok iyi çalışmış Madeline Miller, orası şüphesiz. İlyada malum, Troya Savaşı'nın sadece 50 gününü anlatır; Miller ise anlatısını çok daha evvelden başlatıyor. Akhilleus'a "fazla yakın" olduğunu bildiğimiz, aşığı olduğu da söylenen Patroklos'un ağzından dinliyoruz öyküyü, roman da onun doğumuyla başlıyor. Akhilleus ile tanışmaları, sevgili olmaları, beraber savaşa gidişleri ve ölümleri. Yine İlyada'nın aksine, Hektor'un ölümüyle bitmiyor roman, devam ediyor ve Akhilleus'un ölümüne dek sürüyor.
Ben Miller'ın günümüz dinamikleriyle yazarken bir mitolojik destan okuduğumuzu unutturmayan süslü dilini seviyorum açıkçası. (Bunda Seda Çıngay Mellor'un kusursuz çevirisinin de payı büyük şüphesiz.) Kitaba "tarihsel gerçekliğe uygun olmadığı" yönünde getirilen eleştirileri de anlamakta güçlük çekiyorum, hangi tarihsel gerçeklik yahu, çıktığı yer mitoloji zaten? Mitolojik bir öyküyü alıp genişletmiş, yeşertmiş, büyütmüş, bir savaş hikâyesi değil bir aşk, vicdan, iktidar ve insan hikâyesi anlatmayı seçmiş yazar.
Benim içime işledi, çok çok sevdim valla. Hem çocukluğumda dinlediğim öykülere gittim, hem de lezzetli, akan giden bir masal dinledim. Mesudum.