Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sayın Ahmet Türkan bu kıymetli çalışmasıyla önce insanı analiz ve tarif etmiştir. Sonra insanın var olma sorumluluğunu, yaratılış gayesini pozitif/bilimsel verilerle ve asıl olarak da İslâmî kaynaklarla açıklamıştır. Bize kim olduğumuzu, aidiyetimizi hatırlatmış, bilgiler ışığında "önce bizzat kendimizi tanımayı" öğütlemekte, nefsimizi murakabe şuurunu işlemeye özen göstermiştir. Ben kimim? Nasıl bir insanım? diyen herkesin başucu kitabı gibi değerlendirmesi gereken bir eser hediye etmiştir.
Kitap, insanı anlamanın nihai amacı olarak "Kâmil İnsan" tarifini vermekte ve erdemli insanın sıfatlarını açıklamaktadır. İslam âlim ve mutasavvıflarının değerli eserlerinden istifade ile, göz nuru dökülerek hazırlanmış bu eseri kazandırdığı için,
bu abd-i âciz, seksen yaşında bir öğrenci olarak, Sn. Türkân'a teşekkür, başarı, ebedî saadet niyâz ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap aslında Azimli'nin "Siyeri Farklı Okumak" adlı eserine reddiye olarak lanse edilse de daha ziyade Azimli'nin tarih yazımı usulüne bir tenkit ve yazdığı metne bir tashih olduğu görülüyor. Hatırlanacağı üzere eserin ilk baskılarında yer verdiği ve sonradan tashih ettiği bir bölüm, Azimli'nin Türkiye'de giderek güç kazanan tarikat zümreleri ve bunların hakim oldukları ilahiyat çevrelerinde linç edilmesine neden olmuştu. Öz, fikir olarak Azimli ile birçok yerde hemfikir olmakla birlikte, tezlere gidiş yolları, kaynak kullanımı, tarihi olaylara ilişkin yaptığı mantıksal çıkarımları eleştiriyor. Bakış açımı zenginleştiren bir eser oldu bu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünya Sakin Bir Yermiş Gibi, ‘çocuk olamamış bütün çocuklara’ ithaf edilmiş, çok güzel bir öykü kitabı. Alkım Doğan, kendine has üslubu ve yalın diliyle sarıp sarmalıyor insanı, sanki öyküler nefes alıyor, kitap su gibi akıyor.
İnsanoğlunun dünya üzerindeki derin yalnızlığı, (her yaştan insanın içinde saklı) çocuk dilinden, çocuk gözünden en doğal haliyle dile geliyor. Öyle ki hüzünler, kaygılar, korkular, hayal kırıklıkları, hasretler, öfkeler nasıl oluyorsa karartmıyor içimizi, o duyguları derinden hissediyoruz, parça parça kesilen saçlar canımızı yakıyor evet ama sonra güneş parmak uçlarıyla dokunuveriyor sırtımıza ve içimizde bir şeyleri gevşetiyor ;)
Dünya Sakin Bir Yermiş Gibi, Alkım Doğan’ın ilk değil de son çıkan ve ödüllü yeni kitabı olarak okunsa yeridir; hepsi olgun tavırlı, insanı doyuran, samimi öyküler.
Bana armağan edildiğinde çok mutlu olmuştum, ben de sevdiklerime büyük bir keyifle armağan ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Burhan Cahit MORKAYA Osmanlının son dönemini görmüş toplumdaki bozulmaları en iyi şekilde anlatan yazarlardan birisidir. Bu kitabında bu sefer tekke denilen sahte din tacirlerinin insanları kandırdıkları, cahil halkın dini açıdan sömürüldüğü bozuk bir yapıyı anlatıyor. İnsanları susturmak ve gerçekleri görmelerini engellemek için oluşturulan bu cehalet yuvalarında dönen entrikaları ve sahte din yobazlarını okudukça şok olacaksınız. Mustafa Kemal ATATÜRK çok büyük bir liderdi ki Türk halkını sömüren ve cahil kalmalarına sebep olan bu sözde dini kurumları kapatıp bir milletin geleceğini kurtarmıştır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mücadelelerine, yaralarına ve zorluklarına rağmen yoluna devam edenlere armağan edilen bir Melody...
Kahramanımız Melody, harika bir mizah anlayışına sahip, basiretli, şefkatli, cesur ve güzel düşünen on bir yaşında bir kız. Zihni düşüncelerle dolu. Her günün her detayını mucizevi şekilde yakalayıp saklayan bir fotografik hafızaya sahip olan bu kızın, ne yazık ki düşüncelerini seslendirecek bir sesi yok. Fakat daha fazlası var.

Melody, serebral palsi ile doğmuş, beşinci sınıfa giden bir kızdır. Ancak düşünebiliyor ve bunu hiç kimsenin yapmadığı gibi yapıyor. Onun suskun, çoğunlukla etkisiz vücudunun içinde, kavramları ve gerçek bilgileri dehadan başka bir tanım yapılamayacak bir düzeyde kavrayan yüksek bir zihin sıkışıp kalmış. Melody, onu gerçekten tanıma şansı bulamayan birçok gözlemci için çaresiz görünebilir, ancak öğrendiği şeyler için zihinsel kapasite ve halihazırda öğretilenlerin akılda tutulması açısından ölçülürse, o zaman neredeyse tanıdığı herkesi gölgede bırakırdı. Hiç abartmadan, Melody'nin bir mucize olduğunu söyleyebilirim. Melody küçükken ona yan komşusu Violet bakar. Melody'ye yerdeyken nasıl dönebileceğini öğretir. Melody biraz büyüdüğünde ise Violet ona, birisi onu bağlamayı unutursa tekerlekli sandalyesinden nasıl doğru bir şekilde düşeceğini öğretir ve böylece kafasına çarpmadan düşebilir. Özellikle bu ilişki çok etkileyiciydi.

Kitaptaki diğer karakterlerin Melody'yi iletişim kuramadığı için aptal olarak nitelendirdiğini okumak bir okuyucu olarak zordu ve bir anne olarak daha da zordu. Melody'nin düşünce ve fikirleri iletebilmesi çok daha fazlasını gerektiriyor ve kitap boyunca çoğu karakterin Melody'nin niyetini tam olarak anlamadıklarında hayal kırıklığına uğradığını görüyoruz. En basit istekleri iletmek için, o hüsrana uğradıkça ben de hüsrana uğradığımı fark ettim. Melody, iletişim panosunu yükseltme fırsatı bulduğunda bile hâlâ sınırlamalar yaşıyordu. Ama Melody asla pes etmiyordu. Cesareti kırılıyor, sinirleniyor ama buna rağmen zorluklar karşısında gösterdiği azim ve gururun da takdire şayan bir şekilde katlandığını görüyoruz.

Okumaya başladığınızda konu ağır ve hassas olduğu için kayıtsızca okumak çok zor. Aynı zamanda yazar o kadar samimi ve detaylara duyarlı ki, her kelime aktarmak istediği duyguyu tamamıyla karşılıyor. Kitabın orta kısmı biraz sıkıcı ilerliyor ama finali o kadar etkileyici ki umutsuzluktan gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz, güçsüzlükten titremekten kendinizi alamıyorsunuz. Bazen bilmeden takındığımız bencilliğimiz ve sığlığımız hakkında bir kitap olduğunu düşündürdü. Keşke olduğundan daha çok bilinse ve özellikle okullarda zorunlu okuma kitabı olarak belirlense.

Bu incelikle yazılmış kitaplar, orta sınıf romanların sahip olduğu derinliği ve okurlarına empati aşılarken ki zorlu meseleleri çözme yeteneklerini kamçılıyor. Ayrıca kendi önyargılarımızı kontrol etme ve birisini normal kabul ettiğimiz gibi hareket edemediği veya iletişim kuramadığı için yeteneklerine göre nasıl erken yargıladığımızın farkına varmamızı sağlıyor. Bazı bakımlardan üzücü bir farkındalık ama bu kitabın kendi kişisel davranışlar ve bunların nasıl şekillendirilmeleri gerektiğinin farkına varılması üzerine dahice yazılan bir referans olarak görüyorum.

Bizden farklı olan insanlara sempati duyuyor, onlara üzüntü ve kederle yaklaşıyor, çoğu zaman da kendimizi şanslı görüyoruz. Ama özel olan insanların ve yakınlarının beklediği şey sempati değil empatidir. Bu iki kelime arasındaki anlamlı çizginin altını çizmek çok önemli. Bu çizgi unutulmasın diye bu özel duyguyu anlamlı kılarak ifade eden ve bunu tüm insanlığa adayarak ölümsüzleştiren yazar Sharon Draper'a sonsuz sevgilerle...
Yanıtla
23
0
Destekliyorum  6
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünyanın en büyük yelkeni : “Gökyüzü ve yeryüzü öyle büyük ki…”
Konusu etkileyici. Çocukların hayata bakışlarında dünyalarına yeni açılımlar sağlayacak bir kitap. Yazar ve çizer aynı kişi: Quentin Blake, bu aynılıktan ortaya çıkan bir kitap: ”Gökte Bir Tekne”. Bu bağlamda örneğin anlamlı, vurucu ve öz çıkarımlar sunan kitapların yazar ve çizeri Peter H.Reynolds, bizde ise Feridun Oral gibi.

1932’de Londra’da doğan Quentin Blake, dünyaca ünlü bir sanatçı. Roald Dahl ve Joan Aiken gibi yazarlar için sayısız kitap resimledi, çok sayıda derginin çizimlerini üstlendi. 20 yıl öğretmenlik yaptığı Kraliyet Sanat Akademisi İllüstrasyon Bölümü’nün başkanlık görevini yürüttü. Londra’da yaşayan sanatçı, birçok ödülün yanı sıra 2002 Hans Christian Andersen Ödülü’nün de sahibi.

Yazarın, farklı coğrafyalarda yaşayan 1800 (Bin sekiz yüz) çocukla yaptığı görüşmeler sonucunda oluşmuş bir kitapla karşı karşıyayız. Bu konuda projenin hayat bulması için iletişim kurduğu “çocuk edebiyatı grupları”, yazara desteklerini esirgememişler. Sonuçta bu sinerji çok anlamlı ve güzel bir sonuç vermiş. Mutfağında büyük emek olan bir çalışma: ”Gökte Bir Tekne”

Değişik coğrafyalarda çocukların yaşadığı sorunlar; bu sorunlara çocukların verdiği tertemiz ve masum tepkiler yazarın marifetiyle rafine bir metinle ve çizgilerle okuyucuya sunulmuş. Bu okuyucu, kitaptaki yaşıtlarının gözlemlerini kendi dünyası ve çevresiyle karşılaştırıp yorumlayacak yaşıtları.

Çocuk gözünden yeryüzünde yaşanmakta olan sorunların, öncelikli olanlarının öyküsü Isabelle ve Nicolas’ın kumsalda bir tekne enkazına rastlamalarıyla başlıyor; iki arkadaşa Sidonie adındaki insanların tüfek mermisiyle yaraladıkları leylek eşlik ediyor. Ve zamanla teknedeki sayı artıyor diyelim. Sonrasını sizlere bırakalım.

“Gökte Bir Tekne”, 7 yaş ve üzeri çocuğunuzun kitaplığında olmalı. Birlikte okuyup, yorumlayıp ve farkındalık oluşturmanız önerisiyle iyi okumalar diliyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zeytindağı kitabını uzun zamandır okumak istiyordum ve sonunda Kitapyurdu'ndan alıp okudum. Osmanlı'da bir asker, yazar, yaver, insan ve gazeteci olan Falih Rıfkı Atay'ın birebir kendi gözlemlerinden, yaşadığı kesitlerden damıtarak bizlere aktardığı tarihi olayları öğrenme fırsatım oldu. Kitapta öyle noktalara değinmiş ki ben okurken şaşkınlığımı gizleyemedim. Bize öğretilen ile gerçekte yaşananlar çok farklıymış. Geçmişe adeta bir sis perdesinin arkasından bakıyormuşuz. Zeytindağı, her Türk vatandaşının okuması gereken bir kitap. Geçmişte neler olup bittiğini az sayfayla öz bir şekilde insanın suratına tokat gibi çarparak anlatmış.
Yanıtla
8
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Herkesin bildiği en azından adını duyduğu Kaşağı hikayesi yanında 6 tane daha kısa hikaye içeriyor.

Kaşağı: Yazarın çocukluk hatıralarımdan diye anlattığı, yürek burkan aynı zamanda ders veren müthiş bir hikaye.

Koleksiyon: O dönemde Ömer Seyfettin'in henüz yayınlanmamış bir kitabından birkaç sayfa.

Mehmaemken: Bire gemide yeni birlikte doğru yol alan 3 Türk subayının hararetli tartışması ve bu tartışma esnasında aralarından birinin anlattığı kişi ve olaylar.

Baharın Tesiri: 20 yıldır aradığı aşkı tesadüfen bulduğunu düşünen bir adamın, arkadaşının müdahalesiyle bundan vazgeçmesi.

Birdenbire: Biri genç, diğeri ise orta yaşın üstünde 2 kadının aşk üzerine muhabbeti.

Rüşvet: Kurnaz bir köylünün adaleti ve adaletli olmayı savunanları kandırması.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kalemi kuvvetli ama bu kalemi belirli bir etnik köken üzerinden devleti yerden yere vurmak için kullanmış. Dönemin tasvirleri yapılırken yazılanların yarısı bile yaşanılmış ise telafisi artık mümkün olmayan çok ağır sosyolojik travmalar çıkmış olmalı (..)

Ben yine de yazarın kalemini biraz siyasi bulduğumu söylemeliyim. Bu Ülkenin tüm vatandaşlarına karşı adil olmadığını, demokrasi ve hukuk devleti anlayışının henüz tam olarak oturmadığını hepimiz biliyoruz ama kitapta geçen yatılı okul tuvalette gece geçirme cezaları neredeyse her gün bir yerlerde bulunan toplu mezar bulunduğu haberleri, belirli bir etnik kökeni olduğundan daha mağdur gösterme çabası olarak gördüm.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Kasım 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gece nereye iner...
Peter'la Rebecca'nın yaşamlarını dağıtmaya geliyor Mizzy, sıradanın ortasına bomba gibi düşmeye geliyor, aileyi şöyle iyice bir sarsmaya geliyor. "Mistake"in kısaltılmışı "Mizzy", daha baştan aldık mı ipucunu, devam: anlatıcı serbest dolaylı, Peter'ın zihnine ilişik, sanatla biçimlenmiş bir zihnin detaycılığına sahip, yani yoldan geçen bir adamı ünlü bir ressama benzetip o ressamın eserlerinden biriyle Peter'ın galerisinde yer verdiği sanatçıların eserlerini kıyaslayabilir yahut yoldan geçen adamı ünlü bir ressama benzetmekle yetinebilir, o ânın derinliğine bağlı. Okuruz, buna hakkımız var ama alanımız olmayabilir, anlatıcı bu alanı sağlayacak, adeta projektörlerle aydınlatacak kadar mahir. Peter sayesinde, daha doğrusu Peter'ın aktif bilişinin enginliği sayesinde algılanan dünyanın nereye kadar genişleyebileceğini öngörmek zor, yani şehirde bir yürüyüş agorafobiyi uyandıracak kadar derinleşebilirken galerideki bölümler olayların dört duvar arasında döndüğünü hissettiriyor, tabii Peter'ın karakterlerle kurduğu iletişimin niteliğini de katınca ortaya değişken bir üslup çıkıyor, Peter'la Rebecca'nın diyaloglarının arasına paragraflık ayrıntılamalar girerken Uta'nın Alman aksanı, aksanın yarattığı kesinlik duygusu öne çıkıyor, kişiye göre muamele. Mizzy piyasadayken ne var, Peter tam bir şaşkaloza dönüştüğü için kaygı, karmaşa, Mizzy'nin gamsızlığı ortaya çıkınca idrak anlarının parıltıları, hızlı geçişler, tek cümlelik tahliller. Baştan almalı, metni boydan boya bir çırpıda katetmek yaşamların odağını bozuyor. Anlatıcının genişlettiği anlara da bakalım, hikâye sürerken önem kazanacak noktalardır aslında.

Yirmi yıllık evliliğin alışkanlıkları beliriyor arada, birbirlerini kanırtmadıkları için onca yıl beraber kalabilmişler. "Hangi evlilik sayısız eklemlenmeden, jestten oluşan bir dil; diş ağrısı kadar keskin bir tanınma, bilinme duygusu içermez ki? Ve mutsuzluk, elbette. Hangi çift mutsuz değildir ki -en azından, zaman zaman? Hal böyleyken, nasıl oluyor da boşanma oranları, zamane diliyle, tavana vuruyor? Kim bilir ne kadar mutsuz, perişan olmalısın ki, bilfiil ayrılmayı, kendi yoluna gidip hayatını artık seni böylesine mutlak bir biçimde tanıyan birinden yoksun bir halde sürdürmeyi göze alabilesin?" (s.15) İyi bir açıklama gelecek gibi duruyor buna, metnin görmediğimiz uzantısında eylemler bekliyor.

Sanat simsarı mı Peter, sanatçı koçu mu, tüccar mı, muhtemelen hepsi. Galerisi birinci sınıf değil, yine de genç yeteneklerin kendilerini gösterebilecekleri bir mekan, gelecek vadeden sanatçılardan bazılarının yolları buradan geçmiş. Peter'ın duyarlılığının bir sebebi de ömrü boyunca sanatçılarla iletişim kurmuş olması. Her türünü biliyor, müşterileri de biliyor, tarafların aslında ne istediklerini çok iyi bildiği için sergiler, satışlar, her şey dört dörtlük. Birinci lige çıkmak için gereken oyunlara yüz vermiyor Peter, yakın bir arkadaşının kapattığı galeriden gelecek über sanatçıya da temkinle yaklaşıyor mesela, konfor alanından çıkmamak için elinden geleni yapıyor. Proust, Picasso, bir sürü insan geçiyor metinden, Peter'ın sanata bakışıyla yer buluyorlar. Geçmiş kaçmaya meyilli, gerçeklikse üzerinde mutabakata varılmadan meşruiyet kazanmayan bir hikâye, haliyle ayaklarını yere sağlam basıyor Peter, hayalci değil, elindekilerin kıymetini bildiğini söyleyebiliriz. Karakterin özeti sayılabilecek bir alıntıyla bitiriyor, romanı hararetle tavsiye ediyorum, bahsetmediğim kaç numarası var bilmem.

"Matthew'la Dan, henüz tamamlanmamış, henüz kemale ermemişken yeryüzünden silinip giden iki genç adam; işte Peter'ın en dayanamadığı da bu, Matthew'un hayatının boşa harcanmış, bir sonuca ulaşamamış olması; işte bununla, Peter'ın içindeki dürtünün, olağanüstü bir şeyin, kalıcı bir şeyin yaratılmasına katkıda bulunma ihtiyacının ilintili olup olmadığını kim bilebilir -en büyük arzusu, dünyaya (zavallı unutkan dünyaya) unutuluşun her şey demek olmadığını, bir gün birilerine (uzaydan gelme arkeologlar?) gayretlerimiz, özlem ve çekiciliklerimizle var olduğumuzu, sevildiğimizi, sal geride bıraktıklarımızla değil, fani ama onurlu etimizle de önemli olduğumuzu söyleyecek bir şeyin yaratılışına, döllenmesine yardım etmek, aracı olmak değil mi?" (s.185) Sanatçılarına yardım ettiği kadar Mizzy'ye de yardım etmeye niyetlenmesi bundan, Peter kurtarıcı rolüne bürünmeyi seviyor ama dünya kurtarılmak istemiyor, bu da Peter'ın trajedisi.
Yanıtla
1
3
Destekliyorum 
Bildir